<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sufizm.gen.tr -Düşünebilen Beyinlere. &#187; Tanrı</title>
	<atom:link href="http://www.sufizm.gen.tr/tag/tanri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sufizm.gen.tr</link>
	<description>sufizm, islam ve bilim.. sadece gerçeği arayanlara..</description>
	<lastBuildDate>Tue, 16 Mar 2010 23:00:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Seviyorum, ama Kimi ?</title>
		<link>http://www.sufizm.gen.tr/mert-kilic-tefekkur/seviyorum-ama-kimi/</link>
		<comments>http://www.sufizm.gen.tr/mert-kilic-tefekkur/seviyorum-ama-kimi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Feb 2010 19:57:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mert Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[algı]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Manset]]></category>
		<category><![CDATA[seviyorum]]></category>
		<category><![CDATA[sevmek]]></category>
		<category><![CDATA[sufizm]]></category>
		<category><![CDATA[Tanrı]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sufizm.gen.tr/?p=1139</guid>
		<description><![CDATA[Seviyorum, ama Kimi ? En değerli BİRini. Nasıl anlatsam sana ? İlk harflere baksana..! Her halde çoğumuz ilkokul çağlarında duyduk bu dizeyi. Sevmek kelimesini genelde tek olarak kullanmayıp, ille de önüne yada arkasına bir özne koymaya o zamandan şartlanmışız. Hemen çıkıverir ağzımızdan “seni seviyorum” , “seviyorum sizi” gibi şekillerde de, acaba işin aslı böyle midir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><span style="text-decoration: underline;"></p>
<div class="wp-caption alignleft" style="width: 89px"><strong><span style="text-decoration: underline;"><img src="http://www.tasavvuf.gen.tr/mert-kilic.jpg" alt="Mert KILIÇ" width="79" height="116" /></span></strong><p class="wp-caption-text">Mert KILIÇ</p></div>
<p>S</span></strong>eviyorum, ama Kimi ?
</p>
<p style="text-align: center;"><strong> <span style="text-decoration: underline;">E</span></strong>n değerli BİRini.</p>
<p style="text-align: center;"><strong> <span style="text-decoration: underline;">N</span></strong>asıl anlatsam sana ?</p>
<p style="text-align: center;"><strong> <span style="text-decoration: underline;">İ</span></strong>lk harflere baksana..!</p>
<p>Her halde çoğumuz ilkokul çağlarında duyduk bu dizeyi. Sevmek kelimesini genelde tek olarak kullanmayıp, ille de önüne yada arkasına bir özne koymaya o zamandan şartlanmışız. Hemen çıkıverir ağzımızdan “seni seviyorum” , “seviyorum sizi” gibi şekillerde de, acaba işin aslı böyle midir ? Yoksa aslında biz sevmeyi/sevme halinde-şeninde olmayı mı seviyoruzdur? Peki onu, bunu, şu hali, bu hali severiz de kendimizi sever miyiz ? Hiç düşündük mü ? Kendi adıma ben söyleyeyim ki sevilecek hiçbir tarafım yok. Cahilliğim, edepsizliğim, nankörlüğüm, sinirlenmem gibi bir sürü eksikliğim var çünkü. Neyimi seveyim ? Sevsem sevsem başkasını severim ben. Bu eksiklikleri olmayan ALLAH ehli kişileri, ancak onlar sevilir. Dolayısıyla ben de öyle olmaya çalışmalıyım düşünceleri, belki çoğunuza şimdi olmasa bile geçmişinizden tanıdık geliyordur&#8230;<span id="more-1139"></span></p>
<p>İnşallah/ALLAH dilerse bende öyle sevilecek biri olurum bir gün, derken bir şeyin oluşması için, ALLAH tarafından dilenmiş olmasını kabul ederiz ama, mevcut halimize bakıpta, bunun da ALLAH&#8217; ın dilemiş olduğunu düşünmeyiz genellikle. Önce deriz ki; ALLAH&#8217; ın bilgisi ve isteği dışında hiçbir şey olmaz. Ama buna rağmen kilitlenmişlikle, ALLAH kötüyü dilemez, onda eksik haller olmaz, O Süphandır der ve iyilikleri O&#8217; na verir, kötülükleri ise şeytana, nefse yada kendimize alırız. O&#8217; na sınırsız derken, sadece bize göre olan iyilikler ile sınırlarız. O&#8217; nu böleriz, karşına da kendimizi, nefsimizi yada şeytanı koyarız, hem de ağzımızda şirkten ALLAH&#8217; a sığınma kelamları varken. Nitekim ALLAH ehli algısına oturtamadığımız davranışlar sonrası yaşadığımız; bu hareketi nasıl yapar, acaba gerçekten ehil bir zat mı sorgusunun temelinde de, ALLAH’ a sadece iyilikleri, güzellikleri isnat etmemiz vardır. Sanki iyilikleri yaratan ALLAH ta, kötülükleri yaratan şeytanmış gibi. O&#8217; nun asıl süphan olması iyilik ve kötülük kavramlarından/tanımlamalarından münezzeh olmasıdır diyemeyişimiz belki bizi şirke götürür, şirkte mutsuzluğa, kendimizi sevmemezliğe&#8230; Ne zaman  fark ederiz ki, şu anda bulunduğum hal tamı tamına aynen ALLAH&#8217; ın istediği ve OLuşturduğu bir haldir, o zaman başlarız kendimizi sevmeye, huzura ermeye. Ne zaman anlarız ki kendini sevmek demek, et kemik bedeni sevmek değil de, bilişinin, bilişini bilişinin, bilişinden isteyişinin, isteyişini gerçekleştirişinin her anda bilgi ve yaşayış olarak algılanış hallerini sevmek demek&#8230; O zaman kendimizi severken her şeyi manası ve sureti ile sevdiğimizi ve dolayısıyla et-kemik bedenimizi de bildiklerimizi yaşamayı, şahid olmayı gerçekleştirdiğinden severiz&#8230; O zaman başlamış olan huzur, artarak devam eder&#8230; O zaman kurallar değişir/yada değişik algılanır, ateşler yakmaz, çünkü ortada ateş kalmamıştır&#8230;</p>
<p>Tıpkı sevmediğimiz yönleri olan, yanlışlar yapan, eksikleri olan bir birimin kalmamış olduğu gibi&#8230;</p>
<h5 style="text-align: right;"><em><strong><em><strong><em><strong><em><span style="text-decoration: underline;"><strong><span style="color: #003366;">Mert Kılıç<br />
mslmert@gmail.com</span></strong></span></em></strong></em></strong></em></strong></em></h5>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sufizm.gen.tr/mert-kilic-tefekkur/seviyorum-ama-kimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Manzara…</title>
		<link>http://www.sufizm.gen.tr/hakan-turkmen/manzara%e2%80%a6/</link>
		<comments>http://www.sufizm.gen.tr/hakan-turkmen/manzara%e2%80%a6/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Feb 2010 19:49:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hakan Türkmen]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[İman]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[kader]]></category>
		<category><![CDATA[Manset]]></category>
		<category><![CDATA[manzara]]></category>
		<category><![CDATA[seyir]]></category>
		<category><![CDATA[seyr]]></category>
		<category><![CDATA[sufizm]]></category>
		<category><![CDATA[Tanrı]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sufizm.gen.tr/?p=1135</guid>
		<description><![CDATA[Manzarayı daha önce görenler var… Onlar hep anlatır&#8230; Tek tek târif ederler bildikleri gördükleri yerleri&#8230; “Deniz aşağıdan başlıyor&#8230; İleride bir girinti var&#8230; Haritadaki girinti tam orası işte&#8230; Fakat şimdi sis olduğu için bir şey görünmüyor&#8230; ” Siz de bilmediğiniz ve bilmemenin doğal sonucu olarak görmediğiniz için sıcacık sesleriyle size manzarayı anlatanlara îman edersiniz… Hayatınızda ilk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-caption alignleft" style="width: 123px"><img src="http://www.tasavvuf.gen.tr/hakan-turkmen.jpg" alt="Hakan TÜRKMEN" width="113" height="93" /><p class="wp-caption-text">Hakan TÜRKMEN</p></div>
<p>Manzarayı daha önce görenler var… Onlar hep anlatır&#8230; Tek tek târif ederler bildikleri gördükleri yerleri&#8230;</p>
<p><em>“Deniz aşağıdan başlıyor&#8230; İleride bir girinti var&#8230; Haritadaki girinti tam orası işte&#8230; Fakat şimdi sis olduğu için bir şey görünmüyor&#8230; ”</em></p>
<p>Siz de bilmediğiniz ve bilmemenin doğal sonucu olarak görmediğiniz için sıcacık sesleriyle size manzarayı anlatanlara îman edersiniz…</p>
<p>Hayatınızda ilk ve tek olarak gelmişsiniz bu yere, nasıl sorgularsınız “<strong>yerliler</strong>”i? Siz “<strong>yabancı</strong>”sısınız o yerin… <span id="more-1135"></span><br />
Güvendiğinize bırakın kendinizi&#8230; Onlar sizi gezdirir&#8230;</p>
<p>Size anlatırlar bilmeniz gerekenleri, gösterirler görmeniz gerekenleri&#8230; Tabi ki siz de isterseniz… Zâten istediğiniz kadarını alıp gidersiniz&#8230; Tabi ki onlar da vermek istiyorlarsa… Karşılıklı uyum şart!</p>
<p>Manzarayı târif, su içmek kadar basittir onlar için&#8230; Sis var demiştik fakat her ne kadar sis olsa da sisin hafiflediği yerlerden yakaladıkları küçük şeylerle resmin tamamını görebilir onlar&#8230; Görmeseler nasıl târif edecekler sizin göremediklerinizi?.. Olaya “<strong>îkan</strong>” kazanmışlar&#8230; Bizim gibi “<strong>kör</strong>” değil onlar&#8230; Körün inandığı ve uyduğu şeye denir “<strong>îman</strong>”…</p>
<p>Göz var ama görmüyor bizde&#8230;</p>
<p>Görmüş, görüyor ve görecek onlarda&#8230;</p>
<p>Bu sebeple “<strong>îman</strong>” edelim görenlere!..</p>
<p>Fakaat&#8230; Manzaradan bihabersin!..<br />
Önce, bunu kabullenmen gerekiyor!</p>
<p>Görenler görmüş manzarayı…Keyfini sürmüş, sürüyor ve sürecek..</p>
<p><strong>Senin de keyif sürmeni istemişler&#8230;</strong> Ki anlatıyorlar sana! “Laf olsun” diye değiller yanında!</p>
<p>Eğer onlara “<strong>îman edersen, zamânı gelince sen de görürsün</strong>” görmen gerekeni!,</p>
<p>Gözlerin hâla varsa, şartlar müsaitse, gidersin bir gün görürsün manzarayı!</p>
<p>Zor bir şey değil&#8230; Sâdece îman ehli olman gerekiyor… Ki zamânı gelince gidip göresin&#8230; Îman etmezsen ne diye gidesin manzarayı göreceğin yere! Çünkü görmeyeceğine inanmışsın&#8230; Orada istediği kadar güzel bir şey olsun fark etmez&#8230; Senin için “yok”tur&#8230; Gitmezsin senin için vâr olmayanı görmeye&#8230; Fakat gerçek indinde sen “yok” dediğin, gerçek indinde “<strong>var</strong>”dır, oradadır&#8230;</p>
<p>Sen istediğin kadar “yok” de… Görmüş, anlatıyor <strong>istediği zaman manzaranın keyfini sürenler</strong>!.. Senin “yok” deyişin onlar için hiçbir şeyi değiştirmez&#8230;</p>
<p>Bir kere gördüğün zaman, zâten sen de görenlerden olursun, bilenlerden olursun&#8230;</p>
<p>O zamâna kadar OKUmaya çalış… OKUyana uy… Sana anlatılanı sen de başkasına anlatabilirsin&#8230; Fakat “<strong>senin anlatman</strong>&#8221; ile “<strong>görenin anlatması</strong>” aynı şey mi acabâ?</p>
<p>Zâten görmediğin manzaranın ne kadarını anlatabilirsin ki? Sana anlatılan kadarını bildiğine göre, sen de ancak o kadarını anlatabilirsin.. O yüzden <strong>görmediğin şeyleri görmüş gibi târife kalkma</strong>!..</p>
<p>Sana anlatılmayan bir şeyi sorarlarsa sonrası zor olur senin için… Gören, bilen sormaz sana manzarayı! O keyfiyle meşguldür&#8230;</p>
<p>En iyisi, anlatabiliyorsan, görene kadar bildiğin (sana anlatılan) yerleri anlat, görmek isteyenlere!.. Görenlere yönlendirmeyi de ihmâl etme sakın!</p>
<p>Başkaları için <span style="text-decoration: underline;">şu durumda</span> yapacağın en güzel iş bu olacaktır&#8230;</p>
<p>Kendin için ise görenlere sarılman gerekiyor… Fakat onları hesâba çekmemek îcap eder&#8230;</p>
<p><strong>Görenler sorgulanmamalı!</strong></p>
<p>Anlamak için istediğin kadar sorarsın&#8230; Ona kimsenin bir şey dediği yok! Fakat bilesin ki, kesinlikle onlara muhalefet etmemen gerekiyor!</p>
<p>Onlara îman et!.. Çünkü ancak ve ancak o ettiğin <strong>îman ile göreceksin</strong>… Ancak o îman ile manzaranın keyfini süreceksin… Evde tıkılıp kalmak istemiyorsan bu işler böyle&#8230; Başka türlü değil…</p>
<p>Manzaranın yanında değil evin! Çok uzaklarda… O yüzden ya manzaranın yanında olman gerek ya da manzarayı bilenleri dinleyip daha sonra görmek için çalışmalar yapman gerek… <span style="text-decoration: underline;">Nasipse</span> manzaranın keyfini de sürersin zâten&#8230;</p>
<p>Selam olsun ehl-i keyfe… Selâm olsun göreceklere…</p>
<p><span style="color: #000080;"><strong><em>Selâmetle&#8230;<br />
Hakan TÜRKMEN</em></strong></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sufizm.gen.tr/hakan-turkmen/manzara%e2%80%a6/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tırtıldan Kelebeğe</title>
		<link>http://www.sufizm.gen.tr/hakan-turkmen/tirtildan-kelebege/</link>
		<comments>http://www.sufizm.gen.tr/hakan-turkmen/tirtildan-kelebege/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Jan 2010 21:19:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hakan Türkmen]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[İman]]></category>
		<category><![CDATA[kader]]></category>
		<category><![CDATA[Manset]]></category>
		<category><![CDATA[seyir]]></category>
		<category><![CDATA[seyr]]></category>
		<category><![CDATA[sufizm]]></category>
		<category><![CDATA[Tanrı]]></category>
		<category><![CDATA[tasavuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sufizm.gen.tr/?p=1101</guid>
		<description><![CDATA[Değerli dostum.. Ömür kısa.. Buralardan ne zaman çekilip gidilir bilinmez.. Herkes çok samimi çok içten.. Birbirimizle konuşurken, muhabbet ederken dünyayı bir kenara itiyoruz ve ilmin mi dersin muhabbetin mi dersin yoksa sendekinin bendekinin cazibesi mi dersin, ne dersin bilemiyorum fakat aramızda veya başkalarıyla aranda bir yakınlık, bir sevgi oluştu.. Oluşmaya devam ediyor.. ‘Bu sevgi akışı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.tasavvuf.gen.tr/hakan-turkmen.jpg" alt="" width="102" height="84" />Değerli dostum..</p>
<p>Ömür kısa.. Buralardan ne zaman çekilip gidilir bilinmez.. Herkes çok samimi çok içten.. Birbirimizle konuşurken, muhabbet ederken dünyayı bir kenara itiyoruz ve ilmin mi dersin muhabbetin mi dersin yoksa sendekinin bendekinin cazibesi mi dersin, ne dersin bilemiyorum fakat aramızda veya başkalarıyla aranda bir yakınlık, bir sevgi oluştu.. Oluşmaya devam ediyor.. ‘Bu sevgi akışı bir yana, dünya bir yana’ dedin.. Gözün her yerde bu sevgiyi aradı..</p>
<p>Fakaaat..<span id="more-1101"></span></p>
<p>Sevgin kâh hayatına sindi kâh hayattan kopardı seni.. İlim adına, herkese VERİCİ olacağın yerde, gittin herkese HULUSİCİLİK taslamaya başladın.. Veya MEVLANACILIK vs.. Bunda o kadar iddialıydın ki seni anlatırken görenler; ciddiyetine, bilgine hayran olmaktan alamadılar kendilerini.. Kimisi de ‘ne diyor bu, ben kendimle mutluyum, benim programım bundan ötesine elvermez, sen bana benim cennetimden bahsetsene’ diye lisanı haliyle haykırdı!! Fakat sen: ‘Allah iyi yaratamamış, İLİM İÇİN YARATMALIYDI’ dedin.. Ve karşındakini yok saydın.. Kendin var ama O yok&#8230;</p>
<p>Her İLİM anlatma girişiminde sana ‘istemiyorum’ dendi. Fakat sen, her seferinde zorbacılığına devam ettin..</p>
<p>Yaşlıya tasavvuf, cemaatçiye tasavvuf, ona tasavvuf buna tasavvuf.. Elinden gelse yedi milyar insana tasavvuf anlatacaksın.. Elinden gelse yedi milyar insandan tasavvufi bir yaşantı bekleyeceksin!..</p>
<p>Ama olmaz!</p>
<p>Bunlar hayal bile değil!</p>
<p>Hamhayal!!!</p>
<p>Öncelikli hedefin anlatmak değil zaten.. Senin tek hedefin aldığın ilmi yaşamaya çalışmak.. İlmin hakkını yaşayarak vermek..</p>
<p>Sana kimse demiyor: ‘Herkese vaaz ver’ diye.. Bana da kimse demedi.. Demez.. Çünkü OKUmayana, aklı başında olan hiç kimse ‘Git, anlat’ demez.. Diyemez… Nasıl desin?</p>
<p>Sistemin ‘S’sini görmemiş, anca kulaktan duyma, kitaptan görme bilgilerle tasavvuf lakırdısına devam eden, din hobisiyle meşgul olana ‘seslenişe vesile ol’ demezler.. Denildiği zannedilir..</p>
<p>Sesi duymamış olan nasıl SES olsun?!!</p>
<p>Sistemi OKUyan gördüğünü DİLLENDİRİR.. Sistemi OKUyamayan ise kozasında VAİZliğine devam eder.. Önüne gelene din anlatır, tasavvuf anlatır..</p>
<p>Kendini keşfedemeyen VERİCİ olduğu zanneder.. Bize zamanında ‘VERİCİ ol’ dediler.. Biz ne yaptık? O sözü aldık, şöyle tercüme ettik: ‘HERKESE DİN ANLAT,HERKESE DİN VER, TASAVVUF VER’</p>
<p>Sence doğru mu yaptık?</p>
<p>HERKESE DİN ANLATAMAZSIN!</p>
<p>HERKESE TASAVVUF HİÇ ANLATAMAZSIN!</p>
<p>Çünkü cennet; kat kat!</p>
<p>Senin ilmin, yüksek olabilir fakat sen, söylediğin değil yaptığın şeysin!</p>
<p>İlmin diyor: ‘Herkesi hoş gör’</p>
<p>Sen ise: ‘Herkes ilimle ilgilenmeli’ diyerek; içinde, çok derinlerde bir yerlerde ilimle ilgilenmeyenleri horluyorsun..</p>
<p>Yedi milyar insan var yeryüzünde!</p>
<p>Hristiyanı, yahudisi, budisti, cemaatçisi, tarikatçısı, satanisti, şiisi, sünnisi, delisi, egoisti, çucuğu, yaşlısı, kadını erkeği çeşit çeşit insan var şu yeryüzünde…</p>
<p>Hepsinin yaratılış amacı farklı farklı!!!</p>
<p>Cemaatten birine kolay gelen; insanları günahlardan korumak için cemaate çağırmak.. O’nun seviyesi bu işte! Sen bu kişiye ‘Sorgula, düşün, niye namaz, niye oruç’ vs soramazsın.. Bu soruyu sorman demek hem senin çok samimi olduğunu gösterir hem de sendeki GENELİ GÖREMEME olayını gösterir!</p>
<p>ABD’de doğup büyüseydin tüm herkese İSLAMIN DERİNLİĞİni anlatmayı bırak, İSLAMIN ŞEKİLSEL YANINI bile anlatamazdın!! Orada doğaydın ne olurdun, orası da ayrı bir konu fakat demek istediğim ŞARTLANMALARımız epey çok..</p>
<p>Hepimiz bir tırtılız.. Kelebek olmamız gerek..</p>
<p>Kozamızı delelim artık..</p>
<p>Yedi milyar, yedi buçuk milyar insandan bahsediyoruz.. Biz ise herkese CENNETLİKLERİN İÇİNDE BİLE BİR AVUÇ OLAN MUHAKKİKliği dayatıyoruz..</p>
<p>HAMALLIK YAPIYORUZ!!</p>
<p>Başkalarının düşüncelerini alıyoruz KENDİ DÜŞÜNCELERİMİZ diye pazarlıyoruz.. Hem kendimizi hem de çevremizi aldatıyoruz..</p>
<p>ÖZden konuşmak yerine İLMEL YAKİN olmak yerine, DUYMAL YAKİN olmak bize yetiyor, hatta artıyor bile.. Ne kadar DUYarsak o kadar mutlu mesut oluyoruz.. Ne kadar DUYarsak o derece HAMALLIK yapıyoruz..</p>
<p>Kitap yüklü eşeği eşkiyalar alırsa halimiz nice olur :)</p>
<p>Herkesin MUTMAİNNE olmasından falan bahsetmiyorum..</p>
<p>Demek istediğim; MUHAKKİK olmak için uğraştığını zanneden ben ve benzerlerimin MUKALLİTliği artırmak dışında bir şey yapmadığımızı anlamamdır..</p>
<p>Kimseye anlayışımı dayatmıyorum.. Sadece ‘LA İKRAHE FİD DİYN (Dinde zorlama yoktur)’ diyorum..</p>
<p>Marifet; ‘Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler’ diyebilmektir.. Şimdiye kadar lafını çok yaptın ‘Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler’in.. Fakat bu sözü yaşamına geçirmeyi düşündün mü hiç?</p>
<p>Din isteyene din anlat!</p>
<p>Tasavvuf isteyene tasavvuf anlat!</p>
<p>Çocuğa şeker ver, başını okşa, yanağını sık.. Yaşlıya hal-hatır sor.. Paraya ihtiyacı olana para ver.. Tebessüme ihtiyacı olanın yanına uğra sık sık.. Cemaatçiye, köylüye, tarikatçıya Allah korkusundan bahset, namazın, orucun faziletinden bahset.. Hristiyana O’nun penceresinden hitap et, yahudiye de.. Veya tüm diğerlerine..</p>
<p>HERKESE VERİCİ OL!</p>
<p>Avrupalıya avrupalıca, amerikalıya amerikalıca, doğuluya doğuluca, şehirliye şehirlice, köylüye köylüce, yaşlıya yaşlıca, çocuğa çocukça..</p>
<p>Lütfen herkesin göz hizasına gel.. Kimseyi horlama! ‘Hoş görelim sakızı’ karın doyurmuyor!!! Hoşu görme zamanı geldi. MUTLAK BİRLİK zamanı geldi çattı..</p>
<p>Hor görmeme ne demek çok iyi düşün..</p>
<p>Hor görmemek ‘BUNLAR DİN İSTEMİYOR, NE YAPALIM DİNLEMEZSE DİNLEMESİNLER, ZORLAMAYAYIM’ demek değildir!</p>
<p>Hoş görmek; OLDUĞU GİBİ KABUL Etmektir..</p>
<p>DİKEY YÜKSELME yaptıramazsın kimseye! Yaptıracağın şey; YATAY GENİŞLEME! Bunlar ne demek çok iyi biliyorsun.. Kimsenin imanıyla oynama.. Çok büyük vebal!!!</p>
<p>Lafı da fazla uzatmayalım..</p>
<p>Kendine iyi bak dostum.. Kendini keşfet.. İyi yönlerini, kötülerini gör.. İnsanlara insan olduğu için yaklaş..</p>
<p>Samimiyetinden şüphem yok.. Öyle olsaydı bu yazıyı paylaşmazdım.. Fakat samimiyet sonuç değil.. EVRENSEL İNSAN için belki de araç: SAMİMİYET..</p>
<p>Hadi kal sağlıcakla..</p>
<p style="text-align: right;"><strong><em>Sevgilerle..</em></strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong><em>Hakan TÜRKMEN</em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sufizm.gen.tr/hakan-turkmen/tirtildan-kelebege/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Olduğu Gibi Kabul Et!..</title>
		<link>http://www.sufizm.gen.tr/hakan-turkmen/oldugu-gibi-kabul-et/</link>
		<comments>http://www.sufizm.gen.tr/hakan-turkmen/oldugu-gibi-kabul-et/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Jan 2010 22:59:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hakan Türkmen]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[İman]]></category>
		<category><![CDATA[kader]]></category>
		<category><![CDATA[Manset]]></category>
		<category><![CDATA[seyir]]></category>
		<category><![CDATA[seyr]]></category>
		<category><![CDATA[sufizm]]></category>
		<category><![CDATA[Tanrı]]></category>
		<category><![CDATA[tasavuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sufizm.gen.tr/?p=1081</guid>
		<description><![CDATA[Yıllardır bir çok insan tanıdık.. Hepsi farklı farklıydı.. Kimisi yaşını put yapmış.. Kimisi tecrübesini put yapmış.. Kimisi cinsiyetini put yapmış.. Kimisi sağdan soldan duyduklarını gerçek putu yapmış.. Kimisi çevresini put yapmış.. Kimisi burcunu put yapmış.. Kimisi bedenini put yapmış.. Kimisi kalemini put yapmış.. Kimisi parasını put yapmış.. Kimisi de tüm bunların ötesinde gerçeği objektif olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.tasavvuf.gen.tr/hakan-turkmen.jpg" alt="" width="167" height="138" /></p>
<p>Yıllardır bir çok insan tanıdık.. Hepsi farklı farklıydı..</p>
<p>Kimisi <strong>yaşını</strong> put yapmış..<br />
Kimisi <strong>tecrübesini</strong> put yapmış..<br />
Kimisi <strong>cinsiyetini</strong> put yapmış..<br />
Kimisi sağdan soldan <strong>duyduklarını</strong> gerçek putu yapmış..<br />
Kimisi <strong>çevresini</strong> put yapmış..<br />
Kimisi <strong>burcunu</strong> put yapmış..<br />
Kimisi <strong>bedenini</strong> put yapmış..<br />
Kimisi <strong>kalemini</strong> put yapmış..<br />
Kimisi <strong>parasını</strong> put yapmış..<br />
Kimisi de tüm bunların ötesinde <strong>gerçeği objektif olarak değerlendirmiş…</strong><span id="more-1081"></span></p>
<p>Aynı hikâye şu anda devam etmektedir, devam da edecektir&#8230; Bu sistem realitesidir.. Allah her şeyi bir kaderle yaratmış.. Mis kokulu gül bahçeleri olduğu gibi gübre yığınları da vardır..</p>
<p>Bizim amacımız ne bir kimseyi değiştirmek ne de ukelâlık yapıp birilerine akıl vermek.. Bizim amacımız bunlar değil.. Kendi fark ettiğimiz şeyleri paylaşmak dışında bir şey yapmıyoruz.. Bir şeyi yazdığımızda hiçbir zaman dayatma yapmadık.. Bundan sonra da yapmayacağız inşallah.. Bir şeyi anlatırken olabildiğince neden-niçinleriyle yazmaya çalışıyoruz..</p>
<p>Bâzen ‘sen dili’ bâzen ‘ben dili’ bazen ‘siz dili’ bazen de ‘biz dili’ kullandık.. Bunlar hiçbir zaman ‘bir siz var bir de biz varız’ veya ‘bir sen var bir de ben varım, size veya sana akıl vereyim, akıl verelim’ anlamına gelmemelidir.. Çünkü ortada böyle bir şey yok..</p>
<p><strong>Bir araya gelme amacımız bilgi paylaşımı dışında bir şey değildir.. </strong></p>
<p>Hiç kimsenin Allah’a yakınlığı bilemem.. Hiç kimse de benim Allah’a yakınlığımı bilemez..</p>
<p><strong>Allah’a yakınlık bilgiyle veya o bilginin açıkça ifadesiyle alakalı değildir..</strong></p>
<p><strong>Allah kalplere bakar kalplere!!!</strong></p>
<p>Bizim işimiz ‘ben yakınım, sen yakınsın, o yakın değil’ değildir.. Bizim işimiz SADECE BİLGİ PAYLAŞIMIDIR!!! Bilgimiz varsa paylaşırız, yoksa bilgisi olan birinden dinleriz.. Herkesi dinleriz ve kendi yolumuzu kendimiz çizerek sonuçlarını da paşalar gibi yaşarız.. Çünkü ancak ellerimizle yaptıklarımızın sonuçlarını yaşadık, yaşıyoruz ve yaşayacağız..</p>
<p>Elbette bilgi edineceğiz.. En nihayetinde amellerimizle bir şeyler kazanıyoruz.. Amelin anahtarı bilgidir.. O sebeple bilgiyi amel için öğreneceğiz..</p>
<p><strong>ALLAH RESULÜNÜN YURDU, entelektüel kapasiteye, kapasite katılsın diye bilgi öğrenenlerin diyarı değildir.. Bir insanın Allah Resûlü’ne yakınlığı bilgisi ölçüsünde değildir.. Yakınlık, iman ve o imanın sonuçlarının yaşanıp yaşanmadığından başkaca bir şeyle belirlenmez!!! </strong></p>
<p>Bu sebeple, kendimizi çeşitli aynalar vesilesiyle görmeye çalışalım&#8230; ‘Ne durumdayım, nereye doğru gidiyorum, eksik yönlerim, iyi yönlerim’ bunlarla uğraşalım.. İnsanlarla uğraştığımız yeter artık..</p>
<p>Herkes, bilgiye hücum ediyor.. Fakat bilgiye yönelmek yerine, mevcut bilgilerini yaşamaya çalışsalar Allah’ın öğreteceği bilgiye kapı aralarlar. Çünkü hadiste: <strong>“Kul, bildiğiyle amel ederse, ALLAH O’NA BİLMEDİĞİNİ ÖĞRETİR” </strong>deniliyor.. Demek ki, her bilgilinin bilgisi, amel neticesinde oluşmamış.. Demek ki, her bilgiliyi, Allah’a yakın zannedemeyiz..</p>
<p>Allah’a yakın olanlar, bildiklerini yaşayanlar ve yaşamaya çalışanlar dışındaki kimseler değildir..</p>
<p>Kaderle kafayı yemiş diyecekler olabilir fakat yine kader konusuna gelmeden edemeyeceğim.. Çünkü <strong>“Allah’a imanın anahtarı kadere imandır!” </strong></p>
<p>Değerli dostum..<br />
Her gün onlarca, yüzlerce insan görüyoruz.. Bu insanların etiketleri vs. senin için önemli değil.. Senin için önemli olan, onların insan olduğu.. Sen çok samimiyetle onlara faydalı olmak derdindesin.. Fakat onlara faydalı olmanın ilk şartı: <strong>“ONLARI OLDUĞU GİBİ KABUL ETMEK” </strong>tir..</p>
<p>Eğer sen, insanları olduğu gibi kabul etmeyip, onları değiştirmeye çalışırsan, Allah’ın her şeyi bir kaderle yarattığını göz önünde bulundurmazsan, kadere imanlı olup olmadığını kendine bir sor derim..</p>
<p>Yukarıda bilgiden bahsedip durdum.. Amele yöneltilmeyen bilgi, insanı hem kaderden hem de amelden kopartır..</p>
<p>Bilgi peşinde koşan insan, git gide peşinde koştuğu şeyi PUT haline getirir.. Ve kendisini toplumdan soyutlar..</p>
<p>Bilgisi kadar üstün olduğunu zanneder..</p>
<p>Hiç kimsenin göz hizasına gelemez..</p>
<p>İnsanların çoğu; din, tasavvuf bilgisayarıdır.. Fakat tasavvufun ilk kıyafetini giymeden meydana çıkmışlardır..</p>
<p><strong>“Tasavvuf: Kâl ilmi değil hâl ilmidir.” </strong></p>
<p>Madem lak lak değil tasavvuf, neden hâla bilgimizi arttırmaya yöneliyoruz?</p>
<p>Olay; 10 bil, 1 yap değil ki!..</p>
<p>Bildiğin kadarını uygulamaktan geçiyor Allah dostlarına yaklaşmak..</p>
<p>&gt;&gt;&gt; <strong>Yetmiyor mu şu anda vâr olan Allah ehlinin açıklamaları?</strong> &lt;&lt;&lt;</p>
<p><strong>Neden, ‘OKUmamış insanları okuyarak OKUma öğreneceğim’ zannına kapılıyorsun ki? </strong></p>
<p>Demediler mi sana: <strong>“Yüzme bilmeyenden yüzme öğrenilmez” “Anadan doğma körden gökkuşağı târifi bekleme” </strong>diye.. Amacın OKUmaksa, OKUyan birine yapışacaksın.. OKUma bilmeyenden OKUma öğrenmiyorsun.. OKUmamış birinden OKUma öğrenilmez.. OKUmayı OKUma bilen, OKUmuş biri öğretir!!</p>
<p>Biraz gerçekçi olursan o kadar kapılar açılacak ki sana..</p>
<p>Ah biraz gerçi olsak neler değişecek?</p>
<p>Ama biz, kendimizi kandırmasını öyle çok seviyoruz ki, başımıza tokmakla vurulsa yine de vazgeçmiyoruz bu putumuzdan..</p>
<p>Kimsenin değişmesini bekleyemeyiz.. Sadece, değişecek olanlara vesile olmak için uğraşıp duruyoruz.. Allah sisteminde sihirli değneğe yer olmadığı için O’nun sebeplerinden bir sebep olmak için uğraşıyoruz.. Dilerse vesile kılar, dilerse de &#8216;bugünde bunları yazmış&#8217; dedirtir ve yine bu kullarına biraz daha dedikodu ham maddesi çıkartır..</p>
<p>Yazımızı çok değerli insan <strong>Yılmaz Dündar</strong> hocamın sözleriyle bitiriyorum:</p>
<p><strong>“Kaderi anlayan, birilerini değiştirmeye çalışmaz. Herkesi olduğu gibi kabul eder. Tanrı</strong> (Allah’tan müstakilliğini ilan etmiş, gizli müşrik), <strong>hep birilerini düzeltmeye çalışır. Narsist tanrılar</strong> (güç, kudret sahibi gizli müşrikler) <strong>hep başarılı olur.” </strong></p>
<p>Saygı ve sevgilerimle..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sufizm.gen.tr/hakan-turkmen/oldugu-gibi-kabul-et/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kayıp Tanrılar Nerede ?</title>
		<link>http://www.sufizm.gen.tr/bilimsel/kayip-tanrilar-nerede/</link>
		<comments>http://www.sufizm.gen.tr/bilimsel/kayip-tanrilar-nerede/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Sep 2009 15:59:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[Adamu]]></category>
		<category><![CDATA[Manset]]></category>
		<category><![CDATA[Mesih]]></category>
		<category><![CDATA[Nefilimler]]></category>
		<category><![CDATA[Nibiru]]></category>
		<category><![CDATA[Niburu]]></category>
		<category><![CDATA[Nuh Tufanı]]></category>
		<category><![CDATA[Tanrı]]></category>
		<category><![CDATA[Tanrılar]]></category>
		<category><![CDATA[Ufo]]></category>
		<category><![CDATA[Uzaylılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sufizm.gen.tr/?p=966</guid>
		<description><![CDATA[İnsanoğlu geçmişte Dünya dışından etki ve müdahale görmüştür, bu müdahaleler hala devam etmektedir. Yaradılışımıza dair geleneksel öyküyü hepimiz biliriz. Adem ile Havva, yılan-iblis, yasak elma, Nuh tufanı, melekler, şeytan, günahlar, cennet- cehennem gibi olgularla dolu dine dayalı eski var oluş hikayelerinin karşısına Evrim teorisi denen ve bilimsel platformda ciddi kabul gören bir sav çıktığından beri, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px;"><span style="font-family: Times New Roman;"> <span style="font-size: 16pt;" lang="TR"> İnsanoğlu geçmişte Dünya dışından etki ve müdahale görmüştür, bu  				müdahaleler hala <img class="alignright" src="http://indigodergisi.com/45/nesrin_012.jpg" alt="" width="214" height="329" />devam etmektedir.</span></span><span style="font-size: 16pt; font-family: Times New Roman;"><span lang="TR"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px;"><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><span lang="TR">Yara</span>d<span lang="TR">ılışımıza  				dair geleneksel öyküyü hepimiz biliriz. Adem ile Havva,  				yılan-iblis, yasak elma, Nuh tufanı, melekler, şeytan, günahlar,  				cennet- cehennem gibi olgularla dolu dine dayalı eski var oluş  				hikayelerinin karşısına Evrim teorisi denen ve bilimsel  				platformda ciddi kabul gören bir sav çıktığından beri,  				yaratılış öyküsü ile Darwinizm savaşır durur. Çünkü dinler, bir  				yaradan tarafından ideal olarak birden yaratıldığımızı, Evrim  				ise tek hücreden bugüne dönüşerek ve evrimleşerek uzun zamanda  				kendiliğinden oluştuğumuzu söyler. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px;"><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><span lang="TR">İnsanlığın kökeni  				ve gelişimiyle ilgili bu alışılmış düşünceler, 21.yüzyıl adına  				artık yeterli görünmüyor ve Evrim’cilik ve Yaratışcılığın  				yazdığı geriye dönük olası senaryoların verdiği cevaplar,  				tarafsız beyinlerde soruların tam karşısına oturamıyor. Çünkü  				iki taraf tüm kanıtlarını sunsa da parçalar arasındaki boşluk,  				bugünkü insanın dünya üzerindeki geçmişini mantıklı bir düzleme  				koymamıza engel oluyor. Şüphesiz ki eldeki somut verilerle  				gerçeğin tamamına erişmemiz henüz söz konusu değil ama bu durum,  				bizim bazı olasılıkları yok saymamızı gerektirmiyor. Sıra dışı  				senaryoların gerçek olabilme ihtimalini düşünmeden edemiyoruz.  				Geçmişimiz üzerinde tartışmaya, düşünmeye, araştırmaya elbette  				devam edeceğiz, ta ki somut ve tam gerçeğe ulaştığımızı bütün  				insanlık olarak kabul edene kadar. Tabii ki mevcut sistemik  				rantlara tehdit oluşturan sıra dışı fikirleri dile getirenlerin  				tarihte başına gelenleri bilmemize rağmen… <span id="more-966"></span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px;"><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><span lang="TR">Metafizik  				olguların; insanın yaratılışına dair geleneksel bilgilerin  				içinde, tek tanrı tarafından yaratılmışlık ya da Evrimcilik  				kalıbından taşan bambaşka bir savunusu var ki, o da insanın  				yaratılışında bir takım dış etkilerin bilinçli müdahalesi  				olduğudur. Güncel söylemiyle UFO’lar ya da uzaylılar tarafından  				ademoğluna etkilerde bulunulduğu düşüncesi son yıllarda çok  				fazla taraftar buldu ve işte bu noktada son elli yıldır  				yaratışçılık ve evrimcilik söyleminden çıkıp metafizik bir bakış  				açısına yönelme yolu açıldı: </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px;"><span style="font-family: Times New Roman;"> <span style="font-size: 16pt;" lang="TR"> <img src="http://indigodergisi.com/45/nesrin_001.jpg" border="0" alt="" hspace="8" vspace="2" width="227" height="144" align="right" /></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px;"><span style="font-family: Times New Roman;"> <span style="font-size: 16pt;" lang="TR"> İnsanoğlu geçmişte Dünya dışından etki ve müdahale görmüştür, bu  				müdahaleler hala devam etmektedir.</span></span><span style="font-size: 16pt; font-family: Times New Roman;"><span lang="TR"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px;"><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><span lang="TR">Biraz sıra dışı  				gelse de bu iddia çok ciddi kanıtlarla her geçen gün daha fazla  				gerçekliğiyle karşımıza çıkıyor. Öncelikle arkeolojik keşifler  				reddedilemez durumda artık. Özellikle son otuz yılda, öncelikle  				çok da ciddiye alınmayan Daniken’den sonra Sitchin ayakları daha  				yere basan iddialarda bulundu. 12.Gezegen’le başlayan kitaplar  				dizisi bize Nibiru ve Anunnakiler kelimelerini tanıştırdı.  				Sitchin’in Dünya kronolojisi olarak hazırladığı liste, şimdiye  				kadar bildiğimiz her şeyin üstüne çizik atıyor ve bambaşka bir  				senaryo yazıyor: </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px;"><span style="font-family: Times New Roman;"> <span style="font-size: 16pt;" lang="TR"> <img src="http://indigodergisi.com/45/nesrin_004.jpg" border="0" alt="" hspace="8" vspace="2" width="216" height="216" align="right" />Evrimimiz kendi doğal yolunda değil.</span></span><span style="font-size: 16pt; font-family: Times New Roman;"><span lang="TR"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px;"><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><span lang="TR">Gökyüzünden yere  				inen tanrılar, maymun kadının yumurtası ile kendi spermlerinden  				bir <strong>Adamu</strong> yarattılar ve üreyen yeni ırkla yeryüzünde  				medeniyetler kurdular, şehirler yönettiler. Geçmiş uygarlıkların  				kalıntıları ve genlerimiz onların izlerini taşıyor. Dünyalı ırk,  				Göksel tanrıların medeniyetleri için kölelik yaparken, uzaylı  				tanrılar birbirlerine düştüler, kavgalar ve savaşlar sonucunda  				yeryüzünden çekildiler ve insanoğlunu kendi kaderinle baş başa  				bıraktılar.(ya da biz öyle sanıyoruz!) Ve hala bizi yine “<strong>gözlemeleri</strong>”   				ve kurtarmaları için dönmelerini bekliyoruz, Mesih, Mehdi, İsa  				ya da herhangi başka bir isimle… </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px;"><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><span lang="TR">Çözümlenen  				binlerce Sümer tableti sanki bir bilim kurgu filminin senaryosu  				gibi Sitchin tarafından önümüze atıldı, ister filmin  				kahramanlarından birini oynayın, ister sinema locasından  				patlamış mısır yiyerek seyredin! Seçim sizin… </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px;"><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><span lang="TR">Üstelik Sitchin bu  				konuda yalnız ve desteksiz de değil, Graham Hancock, Peter  				Thomson, D.S Allan gibi isimlerin arkeolojik ve kayıtsal  				araştırmaları mit olarak kabul edilen bazı gerçeklerin kabulünü  				sağlamaya yardımcı oldu. Çünkü sadece Sümer’ler değil, mevcut  				dinlerden önceki diğer eski mitlerin ve uygarlıkların gizemleri  				de, “dış müdahale” savunusunun altını hızla dolduran hikayeler  				içerir. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px;"><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><span lang="TR"> <img src="http://indigodergisi.com/45/nesrin_005.jpg" border="0" alt="" hspace="8" vspace="2" width="186" height="244" align="left" />Uçan Tanrılar,  				insanla konuşan kanatlı melekler, gökyüzünde giden ateş  				arabaları, tanrının ateş saçan okları, denizin üstünde  				dolaşabilen, gökyüzünden insana korkunç seslerle seslenebilen  				tanrılar gibi mitsel olgular eskisi kadar hayal ürünü sayılmıyor  				artık. Hint &#8211; Maya &#8211; İnka –Sümer- Göktürk  vb. bir sürü  				yaratılış efsanesindeki göksel etkiler, birbirinden epey uzak  				coğrafyalarda bile ortak noktalar taşır. Birçok efsane ve mit;  				köklerimiz ve medeniyetlerimizin başlangıç noktasında göklerden  				gelen bir takım sıra dışı tanrısal olgulardan bahseder. Bu  				hikayelerde dünyayı ziyaret eden göksel tanrıların, birbiriyle  				gökte savaştığı, insanlara teknik ve yaşamsal bilgiler verdiği,  				insanlarla cinsel ilişkiye girdiği, dünyada medeniyetler ve  				hanedanlıklar kurduğu anlatılır. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px;"><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><span lang="TR">Dünyanın pek çok  				yerinde hala ayakta kalan olağanüstü mimari taşıyan eserlerin  				nasıl yapıldığı gerçek anlamda bir sır. Mısır’daki piramitler,  				Lübnan’daki Baalbek, Bolivya’da Titicaca gölü yakınındaki  				Tiahuanaco, Peru’daki Machu Picchu, Kamboçya’daki, Angkor Wat  				tapınağı, Meksika ve merkez Amerika’daki büyük tapınaklar,  				Çin’deki piramitler örnekleri teşkil etmektedir. Türkiye’deki  				8000 yıllık Çatalhöyük’te son derece iyi parlatılmış obsidiyen  				ayna, modern teknoloji ile yapılabilecek küçük delikleri olan  				taş boncuklar ve madenlerin eritilip kullanılması ile ilgili  				mevcut bilimin kabul ettiği hiçbir mantıklı açıklama yoktur.  				Somut arkeolojik eserler kadar bilim, matematik, astronomi,  				takvimler ve ezoterik bilgiler ile ilgili ilk kaynakların yolu  				hep gökyüzünden gelen tanrılara çıkar.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px;"><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><span lang="TR"> <img src="http://indigodergisi.com/45/nesrin_006.jpg" border="0" alt="" width="278" height="138" align="right" /></span></span><span style="font-size: 16pt; font-family: Times New Roman;"><span lang="TR">Anunnakiler  				kimdi? </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px;"><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><span lang="TR">Birçok uzman ve  				araştırmacıya göre Sümer tarihindeki anlatılar Tevrat’a oradan  				da İncil’e aksetmiştir. Ve Sümer yazıtları “dış müdahale”nin en  				ayrıntılı kanıtlarıdır. Sümer’lere göre; Güneş sisteminin bizim  				tanımadığımız bir gezegeni olan Nibiru ‘dan gelen Anunnaki’ler  				dünyadaki altını çıkarmak üzere işçi yaratmak istemiş. Dünyadaki  				ilkel dişinin yumurtası ve Anunnaki spermlerinin birleştirilmesi  				ile laboratuar koşullarında oluşan zigot, (bugünkü tüp bebek)  				taşıyıcı Nibiru kadının rahmine yerleştirilmiş ve güçlü maden  				işçisi yaratılmış (homo sapiens sapiens olduğu düşünülüyor). İlk  				yaratılan erkeklerden sonra taşıyıcı annelerin zorlanması  				sebebiyle kendi kendilerine üresinler diye ilk Adamu’nun  				hücrelerinden dişisi yaratılmış. Bu ilk yaratılan Anunnaki &#8211;  				insan melezi çiftinin kutsal kitaplardaki Adem ile Havva olduğu  				iddia ediliyor. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px;"><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><span lang="TR"> <img src="http://indigodergisi.com/45/nesrin_007.jpg" border="0" alt="" hspace="8" vspace="2" width="155" height="223" align="right" />Kendileri kadar  				uzun ömürlü ve zeki olmasını istemedikleri Adamunun yüzünden,  				Niburu’nun devrik komutanı Anu’un oğulları (Anu dünyayı iki oğlu  				arasında paylaştırmış)  Enlil ve Enki birbirlerine düşmüşler.  				Yeni oluşan insan ırkına yardım eden tanrı Enki olmuş. (zira  				Adem onun genlerini taşıyormuş) Adem ve Havva dünya yüzünde  				çoğalmış ve Anunnakilerden öğrendiği bilgilerle medeniyetler  				yaratmış. Sitchin’in kronolojisinde 300.000 yıl öncesinde  				başlayan bu yeni ırk M.Ö 11.000 de oluşan Tufana kadar, ilkel  				işçi Adamu’dan, düşünebilen, konuşabilen, üreyebilen, olağanüstü  				kentler kuran, astronomi öğrenen, matematik bilen, tanrıları  				adına savaşabilen, tanrılara benzemek için gökyüzüne çıkmanın ve  				ölümsüzlüğün sırlarını bulmaya çalışan, dünyasal hırsları olan  				insana dönüşmüş. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px;"><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><span lang="TR"> <img src="http://indigodergisi.com/45/nesrin_008.jpg" border="0" alt="" hspace="8" vspace="2" width="229" height="172" align="left" />11.000. yılda olan  				(kaçıncı olduğunu tam bilmediğimiz) Tufanın sebebi; Sümer  				yazıtlarına göre geçiş gezegeni olan Nibiru’dur. (Yörüngesi 3600  				yıldır) Onun geçişinden oluşan çekim alanından dünyada meydana  				gelecek etkiler Anunnakiler tarafından bilindiği için dünyalı  				Zuisudra, (muhtemelen Enki’nin dünyalı bir dişiden olan oğlu)  				Enki tarafından gizlice uyarılmış. (Enlil yaratılan Adamu  				ırkının yok olmasını istiyormuş) Zuisudra kendisi ve diğer  				canlılar için Enki’nin tarif ettiği gibi bir gemi yapmış. Tufan  				sonrası ise nehirlerin taşan sularına bentler yapıp, tarım ve  				yerleşim için Zuisudra’ya ve beraberindekilere yardım etmiş.  				Medeniyet yeniden oluşturulmuş ve tarım yeniden başlatılmış.  				Yeni medeniyet döneminde de kardeş komutanlar arasında devam  				eden güç ve paylaşım sorunları bitmek bilmeden uzun sürelerce  				devam etmiş hatta dünya üzerinde bilinen ilk Nükleer savaşa (Sodom  				ve Gomora) neden olmuş. Bugün kutsal kentler olarak bilinen pek  				çok şehir o zamanın uzay üstleri ve kritik komuta  				merkezleriymiş.( özellikle Kudüs) Altının üretim, kontrol ve  				ulaştırma merkezleri olmak üzere kurulan şehirlerde savaşlar  				olmuş. Sina çölünde bugün bile izleri olan ve uzaydan  				görülebilen etkiler bırakan savaş medeniyetin de sonunu getirmiş  				ve Anunnakilerin (M.Ö2023) dünya yönetiminden çekilmesine neden  				olmuş. Tevrat’ta Anunnakilerin adı Nefilimler olarak geçer ve  				İngilizceye “devler” olarak çevrilmesine rağmen gerçek kelime  				anlamı “<strong>gökten inenler</strong>” ve “<strong>gözcüler</strong>”dir. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px;"><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><span lang="TR"> <img src="http://indigodergisi.com/45/nesrin_009.jpg" border="0" alt="" width="160" height="175" align="right" />Anunnakiler,  				yeryüzünden çekilirler fakat bıraktıkları ezoterik bilgiler  				binlerce yıl pek çok kültürün ve topluluğun içinde şifrelenerek  				saklanır. Bu grupların içinde Simyacılar, Mecusiler,  				Kabalistler, Gnostikler, Şövalyeler ve masonlar vardır.  				Masonluğun kurucusu kabul edilen Hiram Abif, 3000 yıl önce  				Küdüs’te Solomon tapınağını yaparken gerçek Anunnaki ile  				İsrailoğullarının YHVH adını verdiği tanrı arasındaki bağlantıyı  				biliyordu. Bu bilgisi yüzünden İsrailoğullarıyla ters düştüğü  				için öldürüldü. Ve bu bilgilerin hala sır olarak Masonlarda  				olduğu söylenir. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px;"><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><span lang="TR">Eski mitlerden  				sonra var olagelen dinlerde ise dış dünya müdahalesi  				peygamberler aracılığıyla devam eder. Örneğin Ezekiel peygamber  				“ alevli bir arabayla” yukarıya kaçırılmıştır. (İncil 8. bölüm)  				Nuh ve Enoch’un da uzaya götürüldüğünden bahsedilir. Kutsal  				kitaplarda ve dinlerde yer alan Tanrı, melek, şeytan, günah,  				cennet, cehennem gibi olguların ilk çıkış noktaları dünya dışı  				varlıkların dünyalı ile oluşan ilişkisi sonucu meydana gelen  				olaylardadır. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px;"><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><span lang="TR"> <img src="http://indigodergisi.com/45/nesrin_010.jpg" border="0" alt="" hspace="8" width="263" height="191" align="right" />Uzaylı tanrılar  				kendi aralarında paylaşım ve iktidar kavgaları yaparken  				insanoğlu da bu kavgalardan nasibini farklı şekillerde almış.  				Kendi bilinci yükseldikçe bağımsızlığı için verdiği tepkiler  				ortaya çıktıkça dost olan Anunnaki’lerden de yardım almaya devam  				etmiş. İyi tanrılar insana yardım ettiği için kötü tanrılar  				tarafından sürgüne gönderilmiş ve tarih her seferinde kazanan  				tarafından yeniden yazılmış. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px;"><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><span lang="TR">Tanrıların  				çekildiği M.Ö 2023 den itibaren dünya çok hızlı değişimler gördü  				ve terk eden tanrıların adını kullanıp korku yaratarak, Adem  				ırkını kandıran güç merkezleri, kendi aralarındaki ittifaklarla  				4000 yıl içinde inanılmaz ilerleme kaydettiler. Güç sahibi  				olanlar kiliselerle işbirliği yaparak yeni icatları kendi  				lehlerinde kullandılar. Zenginleştikçe halkı etkisiz hale  				getirdiler, aç kalmaktan korkan işçi sınıfı oluştu. Batı dünyası  				yüzyıllarca kilise engizisyonu altında inledi, binlerce kadın  				yakıldı, milyonlarca insan eğitimden, bilgiden uzak kaldı,  				bilgilenmeyi günah saydı. Bilimin, politikanın para tuzaklarına  				düşmesiyle oluşan dar görüşler, metafizik deneyimleri anormal,  				bilincin en önemli unsurlarını ise paranormal olarak  				karaladılar, bireysel bilinç uyuşturuldu ve toplu bilinç  				geriledi. Resmi ve maddeci bilim endüstriyel gücün elinde uşak  				oldu. Şehirsel yanlış büyüme, otobanlar, kutu gibi binalar,  				fabrika ve maden atıkları, çöpler, gürültü ve kirlilikle uçan  				araçlar doğal eko sistemimizi yok etti. 21. yy girdiğimizden  				beri kuantum düşünce ile fizik; bilinci yeniden keşfetmiştir,  				psikoloji insana bütünsel açıdan odaklanmıştır, tıp kendi  				kendini iyileştirme gerçeğiyle karşı karşıya kalmıştır. Doğal  				bilim, spiritüalizm, felsefe hak ettiği yere çıkmaya  				başlamıştır. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px;"><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><span lang="TR">Metafizik ve  				tarihsel kayıtlara göre insanoğlu var olduğundan beri fiziksel  				olmayan varlıklardan bilgi almış, görüntüler görmüş, sesler  				duymuş eterik ya da etten kemikten varlıklarla karşı karşıya  				gelmiştir. Bu bilgilerin doğruluğunu kabul etmeden önce  				gerçekliğini kontrol etmeliyiz ve bunun yolu tüm bilgi felsefesi  				yöntemlerini verimli şekilde kullanmaktan geçer.(epistomoloji)  				Epistomoloji ise bizi eski mitlerden, kutsal kitaplardan, gen  				bilimden, coğrafyadan, arkeolojiden, tarihten, dilbilimden,  				astronomiden metafiziğe kadar geniş bir yelpazede gezdirir. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px;"><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><span lang="TR"> <img src="http://indigodergisi.com/45/nesrin_011.jpg" border="0" alt="" hspace="8" vspace="2" width="150" height="183" align="right" />Bu gezintilerden  				birisi de DNA çalışmalarının takibidir. Science dergisince “kafa  				karıştırıcı buluş” olarak adlandırılan bir açıklama yapıldı.  				İnsan genetik yapısında bulunan 223 genin, genetik evrim  				ağacında bulunması gereken evrimsel öncelleri yoktu! İnsan, bu  				genleri nereden almıştı acaba? Bakteriden omurgasızlara ve  				nihayet modern insana doğru uzanan evrimsel gelişmede, bu 223  				gen omurgasız aşamada hiçbir biçimde yoktu. Bu nedenle, bilim  				adamları bu genlerin varlığını açıklamakta zorlanıyorlar ve  				tahminlerde bulunmaktan başka bir şey yapamıyorlar. Daha önce  				yapılan çalışmalarda Mitokondriyal DNA ile yapılan tespitlerde  				tek bir kadından ürediğimiz kesinleşmişti ve 223 farklı gen  				açıklaması ile Evrim teorisi bir yara daha aldı. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px;"><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><span lang="TR"> <img src="http://indigodergisi.com/45/nesrin_002.jpg" border="0" alt="" hspace="10" vspace="2" width="222" height="214" align="left" />Bilimsel  				çalışmalar birbirinden ilginç sonuçlarla her geçen gün dünya  				dışı varlıklar mitine bizi biraz daha yaklaştırırken son  				yıllarda raporlanan UFO olayları resmi olarak ülkelerce kabul  				edilmeye başladı. Geçtiğimiz yıl ülkemizde (Kumburgaz) Yalçın  				Yalman tarafından çekilen UFO görüntüleri araştırmalara göre  				bilinmeyen varlıklara ait. Kabul edilen bilinç henüz dünya dışı  				yaşamı kabul etmese de evrendeki yerine ait parçaları bir araya  				getiren yenilikçi ve bağımsız düşünürler çok boyutlu, bilinçli,  				çok varlıklı bir evrende yeni bir kozmolojiyi gözümüzün önüne  				seriyor. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px;"><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><span lang="TR"> <img src="http://indigodergisi.com/45/nesrin_003.jpg" border="0" alt="" hspace="8" vspace="2" width="258" height="178" align="right" />Matematiksel  				gerçeklere göre de evrende yalnız olmamız mümkün değil. Bütün  				kanıtların gerçekliğine rağmen insan tarihinde gelişmiş dünya  				dışı varlıkların etkisini yok sayıp başımızı kuma gömmeye devam  				edebilir miyiz? Yoksa çok boyutlu ve bizden başka varlıkların da  				yaşadığı evren gerçeğini kabul etmeye başlayacak mıyız?  				Türümüzün bölünmüş kişiliğini doğal bütünümüze tamamlamaya  				çalışacak mıyız? </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px;"><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><span lang="TR">Kayıp Tanrılar  				şimdi neredeler, bizi ziyaret etmeye devam ediyorlar mı? </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px;"><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><span lang="TR">Bekleyip  				göreceğiz…</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px;">
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px;"><a href="http://indigodergisi.com/" target="_blank">Kaynak : İndigo Dergisi &#8211; Nesrin Dabağlar</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sufizm.gen.tr/bilimsel/kayip-tanrilar-nerede/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tanrının Zerrecikleri</title>
		<link>http://www.sufizm.gen.tr/bilimsel/tanrinin-zerrecikleri/</link>
		<comments>http://www.sufizm.gen.tr/bilimsel/tanrinin-zerrecikleri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Jan 2008 14:30:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editr</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünülesi Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Tanrı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tasavvuf.gen.tr/bilimsel/tanrinin-zerrecikleri/</guid>
		<description><![CDATA[Haber: Nesrin Dabağlar Tanrının Zerrecikleri Paralel evren teorisinin belki de ispatı için bir basamak olacak olan anti-madde deneyi devam ederken bilim adamları yepyeni bir konuyu açıkladılar: İnsan hücrelerinin yıldırımdaki kadar güçlü içsel elektrik alanlarına sahip olduklarını keşfedildi. Tanrı, Allah, Eloha, Yaradan, Brahma, Rab, Rahman, Kadir’i Mutlak&#8230; Bu kelimeler; bizi yarattığına inandığımız, her şeyin sahibi, ezeli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font face="Verdana"><strong><span style="font-size: 10pt">Haber</span></strong><span style="font-size: 10pt" lang="TR"><strong>:</strong>  	Nesrin Dabağlar </span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px"> 	<font face="Verdana"> 	<span style="font-size: 16pt; font-weight: 700" lang="TR">Tanrının  	Zerrecikleri</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px"><strong> 	<font face="Verdana" size="2"><span lang="TR">Paralel evren teorisinin belki  	de ispatı için bir basamak olacak olan anti-madde deneyi devam ederken bilim  	adamları yepyeni bir konuyu açıkladılar</span>:<span lang="TR"> </span> 	</font><font face="Verdana"> 	<span style="font-size: 10pt; color: black" lang="TR">İnsan hücrelerinin  	yıldırımdaki kadar güçlü içsel elektrik alanlarına sahip olduklarını  	keşfedildi. </span></font></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px"> 	<font face="Times New Roman"><span style="font-size: 18pt" lang="TR">Tanrı,  	Allah, Eloha, Yaradan,  Brahma, Rab,</span><span style="font-size: 18pt"> 	</span><span style="font-size: 18pt" lang="TR">Rahman, Kadir’i Mutlak</span><span style="font-size: 18pt">&#8230;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px"> 	<font face="Trebuchet MS" size="2"><span lang="TR">Bu kelimeler; bizi  	yarattığına inandığımız, her şeyin sahibi, ezeli ve ebedi, her şeyi görüp  	duyan, cennetin, cehennemin ve tüm alemin tek hükümdarı olduğuna inandığımız  	o büyük gücün değişik dillerde isimleridir. Sonunu ve başını merak edip,  	gizemlerini bulmaya çalıştığımız evrenimizin çözemediğimiz pek çok özelliği  	var. Bazen bizim algılarımız ve idrakimizin çok üstünde olan kâinatın  	sırlarına eremediğimiz noktalarda onun adının altında çaresizce bitiririz  	sorgulamalarımızı ve teslim oluruz Tanrının bilinmezliğine… </span></font><span id="more-383"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px"> 	<font face="Trebuchet MS" size="2"><span lang="TR"> 	<img src="http://indigodergisi.com/anti%20madde%2028%20%2817%29.jpg" align="left" border="0" height="280" hspace="10" vspace="2" width="182" />Güya  	ona ulaşma ve bilme yolunda geçilen yollarda neler yoktur ki yerlere  	serilen… Milyonlarca insanın kanı, acılar, adaklar, savaşlar, kinler,  	bölünmeler, parçalanmalar… Ve sonuçta ortaya çıkan bugünkü dünyamız… Bir  	yanı (güya) aydınlık, güllük gülistanlık, bir yanı açlık, susuzluk ve  	karanlık…  </span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px"> 	<font face="Trebuchet MS" size="2"><span lang="TR">Tanrıcılık yani Teizmin  	tarihçesine baktığımızda önceleri her olağanüstü olayın kahramanı olan  	farklı tanrılar üretildiğini görürüz… (<strong>Politeizm</strong>)  </span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px"> 	<font face="Trebuchet MS" size="2"><span lang="TR">Güneş, ay, rüzgar,  	gökyüzü, yeryüzü, adalet,  zafer, bahar, şimşek, deniz gibi isimler alan  	tanrılar var edilmiş tapınmak ve inanmak için. Çözülemeyen olay ve nesneler  	korkudan tanrısallaştırıp tapınılmış. Gazaplarından korunmak ve  	ödüllendirilmek için hayvan, eşya, çiçek ve hatta insanlardan kurbanlar  	sunulmuş. Sırları çözülüp korkular bittikçe hepsine ayrı ayrı inanmak terk  	edilip her şeyin sahibi ve yaratıcısı diye düşünülüp tek tanrı ( <strong> 	Monoteizm</strong>) inancına dönülmüş. Bu sefer de tek tanrıya inanmayanları  	inanmaya ikna etmek için inanılmaz kanlar akıtılmış yüzyıllarca.  </span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px"> 	<font face="Trebuchet MS" size="2"><span lang="TR"> 	<img src="http://indigodergisi.com/42-18223690-1.jpg" align="left" border="0" height="152" hspace="10" vspace="2" width="218" />Bilinen  	ve kabul gören ilk yaygın tek tanrılı din olarak Musa’nın dini kabul edilir.  	(Kadim uygarlıklardan, MU kıtasında tek tanrı inancı olduğu iddia ediliyor  	olsa da  kıtanın varlığı henüz bilimsel olarak ispat edilmiş sayılmıyor.)  	Tek tanrının kurallarıyla insanoğlunu doğru davranmaya yönlendiren bu ilk  	din olan Museviliğin ardından İsa’nın dini Hıristiyanlık, onun ardından da  	Muhammed’in dini Müslümanlık sıralanır. </span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px"> 	<font face="Trebuchet MS" size="2"><span lang="TR">Dünya nüfus çoğunluğunun  	inandığı bu üç büyük dinin inandığı tek Tanrı, bütün kainatın yaratıcısı,  	maddenin ve ruhun hâkimi olarak kabul edilir.  Özellikle son din olan  	Müslümanlıkta, Allahın bir olma ve her şeye kadir olma özelliği son derece  	belirgin olarak vurgulanmıştır. Allahın özellikleri olarak tanımlanan Esma-ül  	Hüsna’da doksan dokuz isimle; tanrının varlık, birlik ve teklik olgusu  	zirvededir.  </span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px"> 	<img src="http://indigodergisi.com/kubbet%20el%20sahra%20dome%20the%20rock.jpg" border="0" height="260" width="475" /></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px"> 	<font face="Trebuchet MS" size="2"><span lang="TR"> 	<img src="http://indigodergisi.com/anti%20madde%2028%20%2822%29.jpg" align="right" border="0" height="203" hspace="10" vspace="2" width="203" />Esirgeyen,  	bağışlayan, koruyan, yaratan, doğmayan, doğurmayan, ezeli, ebedi, her yerde,  	her şeyde var olan, cezalandıran, ödüllendiren, cennetin ve cehennemin  	sahibi, evrenin, canlının, insanın yaratıcısı ve koruyucusu gibi doksan  	dokuz özelliğin tanımlanması gerçek anlamda düşünüldüğünde her beyinde  	farklı anlamlara bürünür Tanrı aslında. Çoğunlukla bu yüzden dinler kendi  	içlerinde bile bölünmeler yaşamış ve mezhepler ortaya çıkmıştır. Farklı din  	kavgaları yetmezmiş gibi, dinler içi mezhep kavgaları yüzünden yanan  	canların acısını en iyi ülkemiz bilir.  </span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px"> 	<font face="Trebuchet MS" size="2"><span lang="TR">Teistlerin hepsinin tek  	tanrıya inanma olguları ortak olmasına rağmen, aralarında güya kendi “ <strong> 	tek tanrı</strong>”larını diğerlerine kabul ettirmek için yaptıkları savaşların  	ganimetleri ise; inanç değişikliklerini sağlamaktan çok “ <strong>madde</strong>”  	kazanımı olmuştur nedense!  </span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px"> 	<font face="Trebuchet MS" size="2"><span lang="TR"> 	<img src="http://indigodergisi.com/anti%20madde%2028%20%2819%29.jpg" align="left" border="0" height="400" hspace="10" vspace="2" width="193" />Baskın  	gelen tarafın silahları altında din değiştirmiş görünen pek çok topluluk,  	ellerindeki eşya, hazine ve toprak gibi maddeleri teslim etseler de  	ruhlarındaki kendi tanrılarının inancını teslim etmemişlerdir kolayca. Dünya  	tarihi bunun değişik örnekleriyle doludur. Başka dinin ve milletlerin  	hakimiyeti altında olsa da kendi din ve inanışını korumak için türlü hileye  	ve yönteme başvurmuştur pek çok insan… </span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px"> 	<font face="Trebuchet MS" size="2"><span lang="TR">Maddenin de asıl sahibi  	olduğu söylenen Tanrı, manada arandığı kadar maddede de gizlidir aslında.  	Bütün büyük dinler insandan madde ve malın bağımlısı olmamasını ister ama  	tatlıdır madde denilen şey, kolay vazgeçilmez ondan…  </span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px"> 	<font face="Trebuchet MS" size="2"><span lang="TR">Ona sahip olmak bazen bir  	ibadet gibi huzur verir insana nedense. Kolay değildir <strong>mal’</strong>dan  	vazgeçmek, canın yongasıdır çoğunlukla… Sanki tanrısal bir büyüsü vardır  	maddenin. Belki de asla “<strong>madde</strong>” olmadığı iddia edilen Tanrının sırrı  	yine maddede çözülecek bir gün… <strong>“Dünyaya in, maddeye yani vücuda bürün  	ama maddenin kölesi olmaktan kurtulup, beni manada bul ve sonunda bana dön” 	</strong>diyen Allah ne demek istedi acaba bize<strong>?  </strong></span><strong> 	<span lang="TR"> </span></strong></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px"> 	<font face="Trebuchet MS" size="2"><span lang="TR">Maddenin manyetik  	alanından çıkıp kölesi olmaktan kolay kurtulamayan insan, maddenin  	oluşumunun sırrını çözme yolunda ilginç bir noktaya geldi ve bir zerrecik  	madde yaratıp bir an bile olsa ya Tanrının kimliğine bürünecek, ya da kendi  	kendini yok edecek…  </span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px"> 	<font style="font-size: 16pt" face="Times New Roman"><span lang="TR"> 	<img src="http://indigodergisi.com/goktasi%20meteor%2028.jpg" align="right" border="0" height="267" hspace="10" vspace="2" width="218" />İnsan,  	tanrıcılık oyununu başaracak mı? </span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px"> 	<font face="Trebuchet MS" size="2"><span lang="TR">Dünya üzerinde var olan  	ve tanrının yarattığına inanılan maddeler bir insandan diğer insana el  	değiştirerek savaşlara, acılara neden oluyor binlerce ve hatta milyonlarca  	yıldır. Madde, elinde olana aslında geçici mutluluk yaşatırken, bir zerrecik  	yeni madde yaratabilmek ve “ <strong>tanrıcılık</strong>” oynamak için dünyanın bir  	köşesinde uzun yıllardır ilginç bir çalışma yapılıyor ve beklenen sonuca az  	kaldı artık.   </span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px"> 	<font face="Trebuchet MS" size="2"><span lang="TR">Bütün maddelerin yapı  	taşı olan atom çekirdeklerinde elektrondan daha küçük maddeler vardır.  	Bunlar çekirdek içerisinde bazen var, bazen yok 	<a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/olabiliyor/" style="color: blue; text-decoration: underline"> 	<span style="color: #6f0000; text-decoration: none">olabiliyor</span></a> ;  	başka boyuta geçiş yapabiliyor, maddeden çıkıp kayboluyor ve tekrar maddeye  	dönebiliyor. Bir takım titreşimler, ışık hızının üç dört katını aşıyor. Işık  	hızı aşıldığında da, maddeden çıkıp madde ötesine geçiliyor. İnsan; en, boy,  	zaman, mekan gibi dört boyutu aşıp beşinci boyuta (manyetik eylem boyutuna)  	geçerse zamana tabi olmadığını görecek yüksek ihtimalle. Atom altı  	parçacıklar denilen bu küçük partiküllerle ilgili hesaplamalarda <strong> 	anti-madde </strong>denilen bir olguya ulaşıldı kırk yıl önce.  </span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px"> 	<font face="Trebuchet MS" size="2"><span lang="TR">Sırrı henüz çözülmeyen,  	hatta var olup olmadığı kesinleşmeyen,evrenin ve fizik biliminin en gizemli  	sorunlarından biri olan <strong>anti-madde</strong>&#8216;nin İsviçre`in atom altı parçacık  	hızlandırıcı laboratuarında elde edilmesi için çalışmalar son hızla sürüyor</span><strong>.</strong></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px"> 	<font style="font-size: 16pt" face="Times New Roman">CERN <span lang="TR"> 	Laboratuar</span>lar<span lang="TR">ı</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px"> 	<font face="Trebuchet MS" size="2"><span lang="TR"> 	<img src="http://indigodergisi.com/anti%20madde%2028%20%284%29.jpg" align="right" border="0" height="136" hspace="10" vspace="2" width="136" />Kısa  	adı <strong>CERN</strong> (Conseil Europeen pour la Recherche Nucleaire: Avrupa  	Nükleer Araştırma Kurumu) olan, Cenevre`deki Avrupa Atom altı Parçacık  	Fiziği Laboratuarında bilim adamları, anti-madde gizemini çözmek için büyük  	uğraş veriyorlar. Fizikçilerle astrofizikçiler, anti-maddenin evrendeki  	geleneksel maddenin karşıtı olmanın yanı sıra <strong>ayna</strong>sı olduğunu  	düşünüyorlar.  </span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px" align="center"> 	<img src="http://indigodergisi.com/CERN%2028.jpg" border="0" height="198" width="418" /></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px"> 	<font face="Trebuchet MS" size="2"><span lang="TR">Evrenin doğum anına  	ilişkin kuram olan <strong>Büyük Patlama</strong> ile birlikte eşit oranda madde ve  	anti-maddenin boşluğa (uzaya<strong>) bir noktadan</strong> yayıldığını düşünen bilim  	adamları, yalnız maddeden oluşmuş görünen <strong>bugünkü</strong> evrende kayıp  	anti-maddenin nereye gittiğini araştırıyorlar. Modern fizikte ilke olarak  	madde ve anti-maddenin birbirini yok etmiş olması gerektiği de düşünülüyor.<strong>  	Büyük Patlama</strong>dan sonra evrenin yapımı için yeterli madde kalmıştı diyen  	astrofizikçiler, kaybolan anti-maddeye ait izlerin bugün sadece evrenin  	derinliklerinden gelen kozmik ışınlarda ve yeryüzündeki parçacık  	hızlandırıcılarında görülebileceğini hesaplıyorlar.</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px"> 	<font face="Trebuchet MS" size="2"><span lang="TR"> 	<img src="http://indigodergisi.com/avrupa%20nukleer%20arastirma%20CERN28.jpg" align="right" border="0" height="183" hspace="10" vspace="2" width="275" />Tam  	27 kilometre uzunluğunda çevresi olan dev laboratuar aygıtı atom altı  	parçacık hızlandırıcısıyla ünlü CERN`de, anti-maddenin inceleme kaydı için  	uzun süreli anti-madde elde edilmesi amacıyla çalışıyor. CERN yetkilileri;  	bir amacımız, Evren sırf anti-maddeden yaratılmış olsaydı bugünkü evrenle  	aynı olur </span></font><font face="Trebuchet MS" size="2"><span lang="TR"> 	muydu sorusunun yanıtını da almaktır diyor ve şunu ekliyor: Anti-madde,  	maddeden yüz milyarda bir oranında bile değişik çıkarsa, bu evrenin neden  	maddeden yapıldığını, anti-maddenin niçin yok olduğunu açıklayabilecektir.</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px"> 	<font face="Trebuchet MS" size="2"><strong><span lang="TR"> 	<a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/tanri/" style="color: blue; text-decoration: underline"> 	<span style="color: windowtext; text-decoration: none">Tanrı</span></a>nın  	zerrecikleri ya da tozu </span></strong><span lang="TR">da denilen,  bilimsel adı 	<strong> 	<a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/higgs/" style="color: blue; text-decoration: underline"> 	<span style="color: windowtext; text-decoration: none">Higgs</span></a>  	Boson</strong> zerreciği olan bu anti-madde partikülleri deneyle bulunursa, bilim  	belki de uygarlığın en önemli keşfini yapacak; evrenin ve maddenin temel  	yapı taşı saptanacak </span></font></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px"> 	<img src="http://indigodergisi.com/anti%20madde%2028%20%2824%29.jpg" align="left" border="0" height="154" hspace="10" vspace="2" width="191" /><span style="font-size: 10pt; font-family: Trebuchet MS" lang="TR">Son  	teknoloji ürünü süper iletkenlerin bulunduğu 27 km’lik bir tünelde, 	<a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/eksi/" style="text-decoration: underline"> 	<span style="text-decoration: none"><font color="#000000">eksi</font></span></a>  	271 derecede yapılan çalışmalarda elementin atom altı parçacıkları ışık  	hızına çıkarılarak, tünelin ortasında kafa kafaya çarpıştırılacak. Uzun  	borular içinden geçirilen hızlandırılmış partiküllerin çarpışması, tıpkı  	evrenin oluşmasına yol açan </span><strong> 	<span style="font-size: 10pt; font-family: Trebuchet MS; color: windowtext" lang="TR"> 	<a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/big-bang/" style="color: blue; text-decoration: underline"> 	<span style="color: windowtext; text-decoration: none">Big Bang</span></a> (</span></strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Trebuchet MS; color: windowtext" lang="TR"><a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/buyuk-patlama/" style="color: blue; text-decoration: underline"><span style="color: windowtext; text-decoration: none">Büyük  	Patlama</span></a></span><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Trebuchet MS" lang="TR">)</span></strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Trebuchet MS" lang="TR">  	gibi bir durum yaratacak.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px"> 	<font face="Times New Roman"><span style="font-size: 16pt" lang="TR">Kara  	Madde’nin ipuçları </span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px"> 	<span style="font-size: 10pt; font-family: Trebuchet MS" lang="TR">Muazzam  	proje kapsamında gerçekleştirilecek deneyler esnasında minyatür kara  	deliklerin ortaya çıkması ve evrenin sürekli genişlemesine neden olan kara  	maddeye dair yeni ipuçlarının elde edilmesi hedefleniyor. Cihaz  	çalıştırıldığı zaman, mıknatısla tünelde hızlandırılarak yaklaşık ışık  	hızına ulaşacak protonlar, karşı yönden gelen protonlarla çarpışacak. Bir  	saniyede 800 milyon çarpışmanın beklendiği deney esnasında her proton,  	saatte yaklaşık 200 km hız yapan 400 ton ağırlığında bir trenin çarpmasına  	eşit bir darbeye maruz kalacak. Çarpışma sonrasında ortaya çıktığı öne  	sürülen 	<a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/tanri/" style="color: blue; text-decoration: underline"> 	<span style="color: #6f0000; text-decoration: none">Tanrı</span></a>’nın  	zerrecikleri tünelin içine yerleştirilen </span><strong> 	<span style="font-size: 10pt; font-family: Trebuchet MS; color: windowtext" lang="TR"> 	<a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/atlas/" style="color: blue; text-decoration: underline"> 	<span style="color: windowtext; text-decoration: none">Atlas</span></a></span></strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Trebuchet MS" lang="TR">  	dedektörü tarafından tespit edilecek. Bu asrın en iddialı bilimsel projesi  	olan deneyde Tanrı zerreciklerinin varlığının 	<a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/ispat/" style="color: blue; text-decoration: underline"> 	<span style="color: #6f0000; text-decoration: none">ispat</span></a>  	edileceği an, Tanrı’ya muhtemelen en çok yaklaşılan an olacak.</span></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px"><font style="font-size: 16pt"> 	<span style="font-family: Times New Roman"> 	<img src="http://indigodergisi.com/anti%20madde%2028%20%2821%29.jpg" align="left" border="0" height="162" hspace="10" vspace="2" width="209" />Higgs  	Boson nedir?</span></font><span style="font-size: 16pt; font-family: Times New Roman" lang="TR"> 	</span></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px"> 	<span style="font-size: 10pt; font-family: Trebuchet MS; color: windowtext" lang="TR"> 	<a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/edinburgh-universitesi/" style="color: blue; text-decoration: underline"> 	<span style="color: windowtext; text-decoration: none">Edinburgh  	Üniversitesi</span></a> teori</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Trebuchet MS" lang="TR">k  	fizikçilerinden </span> 	<span style="font-size: 10pt; font-family: Trebuchet MS; color: windowtext" lang="TR"> 	Peter 	<a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/higgs/" style="color: blue; text-decoration: underline"> 	<span style="color: windowtext; text-decoration: none">Higgs</span></a></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Trebuchet MS" lang="TR">`in  	60`lı yıllarda ortaya attığı </span> 	<span style="font-size: 10pt; font-family: Trebuchet MS; color: windowtext" lang="TR"> 	<a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/higgs-boson/" style="color: blue; text-decoration: underline"> 	<span style="color: windowtext; text-decoration: none">Higgs Boson</span></a>  	(<a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/tanri/" style="color: blue; text-decoration: underline"><span style="color: windowtext; text-decoration: none">Tanrı</span></a>’nın  	zerrecikleri), 	<a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/buyuk-patlama/" style="color: blue; text-decoration: underline"> 	<span style="color: windowtext; text-decoration: none">Büyük Patlama</span></a>‘dan  	sonra ortaya çıkan parçacıkların adıdır. 	<a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/higgs/" style="color: blue; text-decoration: underline"> 	<span style="color: windowtext; text-decoration: none">Higgs</span></a> `e  	göre kainat; Higgs Alanı adını verdiği bir enerji tarafından yaratıldı. Söz  	konusu enerji, 	<a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/buyuk-patlama/" style="color: blue; text-decoration: underline"> 	<span style="color: windowtext; text-decoration: none">Büyük Patlama</span></a>  	sonrası ortaya çıkan parçacıklarla etkileşime girerek 	<a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/higgs-boson/" style="color: blue; text-decoration: underline"> 	<span style="color: windowtext; text-decoration: none">Higgs Boson</span></a>   	adı verilen zerreciklerin meydana gelmesine neden oldu. Bu zerrecikler  	maddeye kütle kazandırdı. 	<a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/higgs/" style="color: blue; text-decoration: underline"> 	<span style="color: windowtext; text-decoration: none">Higgs</span></a>`in  	bu 	<a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/teorisi/" style="color: blue; text-decoration: underline"> 	<span style="color: windowtext; text-decoration: none">teorisi</span></a> o  	dönemde klasik fizik dünyasının bazı kesimlerinde ilgi görmemişti. Aradan  	geçen kırk yıllık sürede onun ortaya attığı parçacık teorisi CERN’ deki  	çalışmayla önümüzdeki mayıs ayında belki gerçeğe dönüşecek.</span></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px"> 	<font face="Trebuchet MS" size="2"><span lang="TR">Bu deney; tam olarak  	gerçekleştiğinde büyük patlamanın küçük bir örneğini yaratacağından dünyanın  	sonunu getirebilir endişesini taşıyan bir sürü kişiye rağmen son hızla  	çalışmalar sürüyor ve yapılan açıklamalarda zerreciklerin çarpışmalarında  	ortaya çıkacağını düşünülen yüksek enerjinin zararını engelleyebilecek bir  	yöntem geliştirildiği bildiriliyor. </span></font></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px"> 	<font style="font-size: 16pt" face="Times New Roman"> 	<img src="http://indigodergisi.com/anti%20madde%2028%20%2826%29.jpg" align="right" border="0" height="173" hspace="10" vspace="2" width="222" />K<span lang="TR">uantlar  	arası tünel</span></font></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px"> 	<font face="Trebuchet MS" size="2"><span lang="TR">Antik Yunan filozofları  	ve ezoterik kadim okullar  ise var oluşun özü kabul ettikleri ve ‘Hill’  	adını verdikleri, ilksel bir enerjinin varlığından ve bu enerjinin ne  	olduğunu anladığımızda yaradılışın sırrını çözeceğimizden hep söz ettiler.  	Sürekli dönüşen kara enerjinin kara delikler yaratarak, paralel evrenlere  	geçiş kapısı olduğunu, enerjinin o çökme anında başka bir evrende yeni bir  	başlangıca neden olduğunu ve tek bir evren değil,  <strong>evrenler </strong>olduğunu  	iddia eden bilim adamları da var.</span><strong><span lang="TR"> </span></strong></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px"> 	<font face="Times New Roman"><span style="font-size: 16pt" lang="TR">Isparta  	uçağı kazası </span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px"> 	<font face="Trebuchet MS" size="2"><span lang="TR">2008 yılının mayıs ayında  	sonuçlanacağı düşünülen CERN çalışmasının üyesi olan yirmi ülkeden altı bin  	bilim adamının değerli çalışmaları tüm dünya tarafından merakla  	bekleniyorken geçtiğimiz ay</span> <span lang="TR">ülkemiz</span>de<span lang="TR">  	bu konuda çalışan değerli bilim </span>insanlar<span lang="TR">ı</span>  	hayat<span lang="TR">ı</span>n<span lang="TR">ı kaybetti. Isparta’da düşen  	uçağın içinde bulunan yeri dolmaz isimlerin geçirdikleri kaza gerçekten  	enteresan bir tarihte ve şekilde oluştu. Akıllara değişik senaryolar getiren  	kaza hakkında gerçeği sanırım hiçbir zaman bilemeyeceğiz.  Onları rahmet ve  	üzüntüyle anmadan geçemezdik Tanrının zerreciklerinde.</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px"> 	<font face="Trebuchet MS" size="2"><span lang="TR">Paralel evren teorisinin  	belki de ispatı için bir basamak olacak olan anti-madde deneyi devam ederken  	bilim adamları yepyeni bir konuyu açıkladılar</span>:<span lang="TR"> </span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px"> 	<font face="Times New Roman"> 	<span style="font-size: 16pt; color: black" lang="TR"> 	<img src="http://indigodergisi.com/CU944060.jpg" align="left" border="0" height="225" hspace="10" vspace="2" width="169" />İnsan  	hücrelerinin yıldırımdaki kadar güçlü içsel elektrik alanlarına sahip  	olduklarını keşfedildi. </span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px"> 	<font face="Trebuchet MS" size="2"><span style="color: black" lang="TR"> 	İnsanoğlunun en küçük zerreciği diyebileceğimiz hücre ile yapılan deneylerde  	yeni bir noktaya gelindi.</span><span lang="TR"> </span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px"> 	<font face="Trebuchet MS" size="2"><span lang="TR">Daha önce, hücre  	zarlarındaki elektrik alanlarını ölçebilmek mümkün olmuştu, hücrelerin ana  	gövdesi içindeki elektrik alanları ölçülememişti. Bilim adamları hücrelerin  	içsel bir elektrik alanına sahip olduklarını bile bilmiyordu. </span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white none repeat scroll 0% 50%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px; -moz-background-clip: -moz-initial; -moz-background-origin: -moz-initial; -moz-background-inline-policy: -moz-initial"> 	<font face="Trebuchet MS"><span lang="TR"><font size="2"> 	<img src="http://indigodergisi.com/anti%20madde%2028%20%2810%29.jpg" align="right" border="0" height="150" hspace="10" vspace="2" width="200" /></font></span></font><font face="Trebuchet MS" size="2"><span lang="TR">Bu  	keşif hücre araştırmacıları için şaşırtıcı oldu. Bilim adamları inanılmaz  	güçlü alanlara neyin neden olduğunu veya neden orada olduklarını bilmiyor.  	Ama şimdi yeni voltaja – hassas boyalar gibi nano aletler kullanarak, en  	azından bu elektrik alanlarını ölçmeye başlayabiliyorlar. Araştırmacılar bu  	minik ama güçlü elektrik alanlarını inceleyerek kanser gibi hastalık </span> 	</font><font face="Trebuchet MS" size="2"><span lang="TR">durumları ile  	ilgili daha fazla bilgi öğrenebileceklerine inanıyorlar.   </span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white none repeat scroll 0% 50%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px; -moz-background-clip: -moz-initial; -moz-background-origin: -moz-initial; -moz-background-inline-policy: -moz-initial"> 	<font face="Trebuchet MS"><span lang="TR"><font size="2"> 	<img src="http://indigodergisi.com/anti%20madde%2028%20%288%29.jpg" align="left" border="0" height="278" hspace="10" vspace="2" width="206" />Profesör  	Raoul Kopelman’ın başkanlık yaptığı Michigan Üniversitesi araştırmacıları  	voltaja – hassas boyaları  sadece 30 nanometre çapındaki polimer kürelere  	yerleştirdiler. Bu nano parçacıkları beyin – kanseri hücrelerinin içsel  	sıvısında test ederek, Kopelman elektrik alanlarının 15 milyon volt/mt kadar  	güçlü olduğunu keşfetti, bu alan yıldırımda bulunan elektrik alanından beş  	kat güçlü. Ancak, bu keşif inanılmaz ilginç olmanın ötesine geçiyor; bulgu  	muhtemelen araştırmacıların hastalıklara bakma şeklini değiştirecek.  	Kopelman bulduğu sonuçları bu ay Amerikan Hücre Biyolojisi Topluluğunun  	yıllık toplantısında sundu. Kopelman “Ölçümler ile ilgili şüpheler olmadı”  	diyor. “Ama bir yorumumuz yok.</font></span><strong><span style="font-size: 10pt" lang="TR">”</span></strong></font><span style="font-family: Trebuchet MS" lang="TR"><font size="2"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white none repeat scroll 0% 50%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px; -moz-background-clip: -moz-initial; -moz-background-origin: -moz-initial; -moz-background-inline-policy: -moz-initial"> 	<strong><span style="font-family: Trebuchet MS" lang="TR"><font size="2"> 	<img src="http://indigodergisi.com/anti%20madde%2028%20%2823%29.jpg" align="right" border="0" height="220" hspace="10" vspace="2" width="161" /></font></span></strong><font face="Trebuchet MS" size="2"><span lang="TR"><strong>Hücre  	ile ilgili bölüm Sevgili Saffet Güler’in çevirisinden taze taze alıntıdır.  	Bu yazıya başladığımda Isparta uçağı henüz düşmemişti, Saffet’in çevirisi  	geldiğinde ise yazı bitmek üzereydi. Derler ya aslında hiçbir şey tesadüf  	değildir… Ben izninizle hücre enerjisi keşfiyle ilgili naçizane bir yorum  	yapmak istiyorum şimdi.</strong></span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white none repeat scroll 0% 50%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px; -moz-background-clip: -moz-initial; -moz-background-origin: -moz-initial; -moz-background-inline-policy: -moz-initial"> 	<strong><span style="font-family: Trebuchet MS" lang="TR"><font size="2">CERN’de  	tanrının zerrecikleri yaratılıp beşinci boyuta geçmeye çalışılırken  	insanoğlunun zerreciklerindeki enerjinin, hücrenin içinde Big Bang yaratmak  	ve paralel evrene geçişini sağlamak için insan tarafından kullanılmadığını  	veya kullanılmayacağını kim bilebilir ki? </font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white none repeat scroll 0% 50%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px; -moz-background-clip: -moz-initial; -moz-background-origin: -moz-initial; -moz-background-inline-policy: -moz-initial"> 	<strong><span style="font-family: Trebuchet MS" lang="TR"><font size="2">Tanrının  	Mucize Zerrecikleri İşte!</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white none repeat scroll 0% 50%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px; -moz-background-clip: -moz-initial; -moz-background-origin: -moz-initial; -moz-background-inline-policy: -moz-initial"> 	<font face="Trebuchet MS" size="2"><strong><span lang="TR">Nameste</span>.</strong></font></p>
<hr align="left" size="1" width="33%" />
<p class="MsoNormal" style="background: white none repeat scroll 0% 50%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 2px; -moz-background-clip: -moz-initial; -moz-background-origin: -moz-initial; -moz-background-inline-policy: -moz-initial"> 	<font face="Trebuchet MS" size="2"><span lang="TR">Kaynak</span>lar<span lang="TR">: 	</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white none repeat scroll 0% 50%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 2px; -moz-background-clip: -moz-initial; -moz-background-origin: -moz-initial; -moz-background-inline-policy: -moz-initial"> 	<a href="http://teachers.web.cern.ch/"> 	<span style="background-position: 0pt 50%"> 	<font color="#808080" face="Trebuchet MS" size="2">http://</font></span><span lang="TR"><font color="#808080" face="Trebuchet MS" size="2">teachers.web.cern.ch</font></span></a><font color="#808080" face="Trebuchet MS" size="2"> 	</font></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white none repeat scroll 0% 50%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 2px; -moz-background-clip: -moz-initial; -moz-background-origin: -moz-initial; -moz-background-inline-policy: -moz-initial"> 	<a href="http://www.biltek.tubitak.gov.tr/"> 	<span style="background-position: 0pt 50%"> 	<font color="#808080" face="Trebuchet MS" size="2">http://</font></span><span lang="TR"><font color="#808080" face="Trebuchet MS" size="2">www.biltek.tubitak.gov.tr</font></span></a><font color="#808080" face="Trebuchet MS" size="2"> 	</font></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white none repeat scroll 0% 50%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 2px; -moz-background-clip: -moz-initial; -moz-background-origin: -moz-initial; -moz-background-inline-policy: -moz-initial"> 	<a href="http://www.atominsan.com/anti_madde.htm"> 	<span style="background-position: 0pt 50%"> 	<font color="#808080" face="Trebuchet MS" size="2">http://</font></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Trebuchet MS; color: #808080" lang="TR"><span class="a">www.atominsan.com/anti_madde.htm</span></span></a><span class="a"><span style="font-size: 10pt; font-family: Trebuchet MS; color: #808080"> 	</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white none repeat scroll 0% 50%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 2px; -moz-background-clip: -moz-initial; -moz-background-origin: -moz-initial; -moz-background-inline-policy: -moz-initial"> 	<a href="http://www.fizikkulubu.net/antimadde"> 	<span style="background-position: 0pt 50%"> 	<font color="#808080" face="Trebuchet MS" size="2">http://</font></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Trebuchet MS; color: #808080" lang="TR"><span class="a">www.fizikkulubu.net/<strong>antimadde</strong></span></span></a></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white none repeat scroll 0% 50%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 2px; -moz-background-clip: -moz-initial; -moz-background-origin: -moz-initial; -moz-background-inline-policy: -moz-initial">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="background: white none repeat scroll 0% 50%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 2px; -moz-background-clip: -moz-initial; -moz-background-origin: -moz-initial; -moz-background-inline-policy: -moz-initial">Kaynak : <a href="http://indigodergisi.com/nesrin28.htm" target="_blank">İndigo Dergisi  </a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sufizm.gen.tr/bilimsel/tanrinin-zerrecikleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bakış Açıları: Tanrılar Haline mi geliyoruz?</title>
		<link>http://www.sufizm.gen.tr/bilimsel/bakis-acilari-tanrilar-haline-mi-geliyoruz/</link>
		<comments>http://www.sufizm.gen.tr/bilimsel/bakis-acilari-tanrilar-haline-mi-geliyoruz/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 31 Dec 2007 08:48:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editr</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[Tanrı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tasavvuf.gen.tr/bakis-acilari-tanrilar-haline-mi-geliyoruz/</guid>
		<description><![CDATA[Yazan: Michio Kaku (New Scientist Dergisi, 3 Kasım 2007) Çeviren: Esin Tezer İnsanlık tarihindeki en büyük bilimsel devrimlerin birinin eşiğinde DURUYORUZ. Bilim, çok derin bir dönüşümden geçiyor: Dönüşümü keşif çağından ustalık çağına yapıyoruz. Bu bazılarının ileri sürüp savunduğu gibi ‘’bilimin sonu’’ değil, fakat doğanın dansının pasif gözlemcileri olmaktan onun aktif koreografları olmaya olan tarihsel dönüşümümüzdür. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" align="right"><font color="#3366ff"><span style="font-size: 8pt">Yazan: Michio Kaku  <em>(New Scientist Dergisi, 3 Kasım 2007)</em><br />
Çeviren: Esin Tezer</span></font></p>
<p align="left"><img src="http://yorumsuzblog.adrese.com/wp-content/images/teklik.jpg" align="left" hspace="1" />İnsanlık tarihindeki en büyük bilimsel devrimlerin birinin eşiğinde DURUYORUZ. Bilim, çok derin bir dönüşümden geçiyor: Dönüşümü keşif çağından ustalık çağına yapıyoruz. Bu bazılarının ileri sürüp savunduğu gibi ‘’bilimin sonu’’ değil, fakat doğanın dansının pasif gözlemcileri olmaktan onun aktif koreografları olmaya olan tarihsel dönüşümümüzdür.<span id="more-161"></span></p>
<p class="MsoNormal">BBC4 belgeseli, <em>Geleceğin Geniş Görüşü</em>’nde, kendini açığa çıkaran üç anahtar alanı incelemeye karar verdik: Bilimin üç direği olan zeka, hayat ve madde. Bu dönüşümün temellerinin bu üçüne dayalı olduğunu pek az insan farkediyor.</p>
<p class="MsoNormal">Bilgisayar devrimi ve elektroniğin yaygınlaşmasıyla, zekanın yapay formlarını idare ediyoruz. DNA ve İnsan Genom Projesi’nin çözülmesiyle, genleri sadece kataloglamakla kalmayıp ustalıkla idare ediyoruz ve <strong>Kuantum Teorisi’nin  keşfiyle de, bireysel atomların davranışlarını yönlendiriyoruz.</strong><span id="more-317"></span></p>
<p class="MsoNormal">Zeka devrimiyle başlayalım. Hepimiz biliyoruz ki, bilgisayar gücü her 18 ayda bir ikiye katlanır. Fakat bu üstel patlamanın çevremizdeki her yerde, kıyafetlerimizde, mobilyada, arabalarda, hatta gözlüklerimizde mikroçiplerle katıştırılmış, aynı anda birden fazla yerde olan, hesaplanan bir çağı getirdiği gerçeğinin değeri indirgenmektedir. Elektrik gibi bilgisayar da ‘’ortadan kaybolacak’’ ve zeka her yerde ve hiçbir yerde, duvarlarda ve hayatlarımızın yapısında sessizce isteklerimizi yerine getirecektir. ‘’Bilgisayar’’ kelimesi lisandan bile kalkabilir.</p>
<p class="MsoNormal">Mesela, arabalar kendi kendilerini sürecekler. Serilerde, bu şoförsüz arabaların birini bir metreden az mesafede arabanın yerini kesin olarak saptayabilen bir GPS ünitesinin kılavuzluğuyla ben ‘’sürüyorum’’. Sonunda bu, trafik lambalarını ve hatta trafik kazalarını ortadan kaldırabilir.</p>
<p class="MsoNormal">Şu anda size gülünç gelebilir ama, yakında taktığımız gözlükler tüm internet kapasitesiyle bir ofis gibi olacaklar. Bu gözlüklerin içerisinde insanların yüzlerini de hatırlayan ve bize komut veren, böylece kiminle konuştuğumuzu her zaman bilebileceğimiz tüm ses ve video ev-eğlence sistemine sahip olabilirdik.</p>
<p class="MsoNormal">Sadece çevremiz bilgisayarla-geliştirilmiş olarak kalmayacak, tamamen yapay bilgisayarla-üretilen bir çevre yaratmak mümkün olacaktır. Şimdiden, milyonlarca insan İkinci Hayat gibi olan sanal yerlerde oynuyor, aşık oluyor ve hatta para kazanıyorlar. Yapay zekanın alanında, bilim adamları robotlara duygular katmaya çalışıyorlar, çünkü onlar şimdi fark ediyorlar ki duygular yapay zekanın kayıp anahtarlarının bir tanesini elinde tutabilir.</p>
<p class="MsoNormal">Bütün bunlar çok derin sosyal soruları arttırıyor. Bu teknolojiye daha ne kadar devam etmek istiyoruz? Makineler egemen olup, bizim yerimizi mi alacaklar? Muhtemelen. Fakat konuştuğumuz araştırmacılar alternatif senaryoları da ana hatlarıyla belirttiler: Mesela, kendi zekamızı nerede geliştirdiğimiz, veya, makinelerimizin zekasını sınırlandırmamız, veya hatta buluşlarımızın içine karışıp, kaybolarak son bulmamız gibi.</p>
<p class="MsoNormal"><strong>Biyotek</strong>, bu devrimin ikinci direğidir. Program için kanım analiz edildi ve genomum CD-ROM’a koyuldu. Gelecekte hepimiz, zarar görmüş olan genlerimizi listeleyen bu genetik “kullanıcı el kitabını’’ kullanacağız. Aileme Alzheimer hastalığı uğramış gözükürken, bireylerin Alzheimer hastalığına eğilimini belirleyen <em>Apo</em>E  geni mutasyonunu taşıyıp taşımadığımı bilmekte hevesliydim.</p>
<p class="MsoNormal">Kuzey Carolina, Winston Salem’deki Wake Forest Üniversitesi’ni ziyaret etmek büyüleyiciydi. Oradaki araştırmacılar insan organlarının hücrelerden büyüyebildiği bir ‘’insan vücudu mağazası’’ yarattılar. Deri, burunlar, kulaklar, kemik ve kalp kapakçıkları üretildi. Geçen sene, bu üniversitenin bilim adamları dünyanın ilk fonksiyon gören idrar torbasını yarattıklarında haber manşetlerine çıkmışlardı. Şimdi karaciğer üzerinde çalışıyorlar.</p>
<p class="MsoNormal">Başka bir yerde, araştırmacılar yaşlanmayı etkileyen genleri ayırmada çok şaşırtıcı gelişmeler kaydediyorlar. Binlerce yaşlı insandan genleri tarayıp ve onları genç insanların genleriyle karşılaştırarak, yaşlanmanın bütün genetiğini ayırabiliriz. İnsan ömrünü uzatmak artık çılgın bir konuşma olmayabilir.</p>
<p class="MsoNormal">Bu teknolojiyi ne kadar uzağa götürebiliriz? Hastalığı tedavi etmek bir şeydir, fakat kendimizi ve çocuklarımızı kozmetik için veya egoist nedenlerden dolayı geliştirmek ise kesin bir olasılık. Programda, genetiksel olarak gelişmiş fareleri olağanüstü hafıza ve kuvvetle gösteriyoruz. Bu genlerin kopyaları vücutlarımızda mevcut, öyleyse bizi bebeklerin tasarımını yapmaktan ne durdurabilir?</p>
<p class="MsoNormal">Kanunlar bu teknolojinin çalışmasını düzenlemek için geçmiş olabilirler, fakat toplumumuz uyuşturucu ticareti gibi olan diğer sosyal problemleri kontrol etmede acınası bir iş yapmıştır. Yasal olmayan genlerde ticaret yapılırsa ne olur? Şimdiden Olimpiyat Komitesi, genetiksel olarak geliştirilmiş atletleri meydana çıkarmanın yollarını araştırmak için bir çalışma grubunu kurmuştur.</p>
<p class="MsoNormal">Üçüncü direğimiz kuantum devrimidir. Bu bütün bilimin temelini şekillendirir: Bu da bilgisayar devriminin modern elektronik ve lazer aracılığıyla, biyoteknik devriminin DNA ve proteinlerin tam 3D atomik yapısını bize vermesiyle mümkün olmaktadır. Şimdi kendi görünümlerini açmaya hazırlar.</p>
<p class="MsoNormal">Mesela, bir zamanlar görünmezlik olanaksız olarak düşünülmüştü. Bunu öğrencilerime kendi fizik derslerimde söylerdim. Ancak olanaksız olan şu anda mümkün hale geldi, en azından mikrodalga radyasyonu için. Maddenin ‘’meta maddeler’’ diye adlandırılan yeni tipleri, objenin mikrodalgalara görünmez hale geldiği şekillerde mikrodalga radyasyonu bükebilirler.</p>
<p class="MsoNormal">Birkaç ay önce, Iowa’daki Ames Laboratuarı’ndaki, Almanya’daki Karlsruhe Üniversitesi’ndeki ve California Teknoloji Enstitüsü’ndeki fizikçiler tamamen görünmezlik olasılığını ileri sürerek bu sonucu görünür ışığa genişletmişlerdir.</p>
<p class="MsoNormal">Işınlanma da bilim kurgu saçması olarak düşünülmüştü, fakat <strong>araştırmacılar şimdi  fotonları ve hatta atomları bir laboratuardan düzenli olarak ışınlıyorlar</strong>. Gelecekte, belki de virüsler ve hatta yaşayan doku ışınlananacak. “Öğrencilerime görünmezliğin mümkün olmadığını olduğunu söylerdim. Fakat mümkün olmayan şimdi mümkün.”</p>
<p class="MsoNormal">Belki  de en büyük gelecek vaat eden şey  <strong>bireysel atomları yönlendirme yeteneği</strong> olan nanoteknolojide yatıyor. Karbon nanotüpler nihayet bir buton dokunuşuyla uzayın içerisine bizi yükseltecek kadar kuvvetli bir ‘’uzay asansörü’’ kurmamıza izin verebilir. Hâlâ onlarca yıl uzakta olan rüya bir objedeki bütün atomları yeniden düzenleyebilen ve sanki bir sihir gibi başka bir şeye döndüren bir ‘’nanorobot’’ yaratmaktır. ‘’Nanoüretim’’ fikri acayip gibi gözükse de doğa, nanomakinelerin varolduğunu zaten bize göstermiştir: Mesela DNA molekülleri ve ribozomlar. “Doğal” nanoteknoloji, yiyecek moleküllerinin yığınını bir bebeğin içerisine yalnızca dokuz ayda dönüştürür.</p>
<p class="MsoNormal">Tekrar söylüyorum, ortada gerçek kaygılar var. Uzak bir gelecekte, bir nanofabrika ya kontrolden çıkarsa? İşe yaramaz nanorobotları ortadan kaldırmak için hızlı olan nanorobotları yaratabilecek miyiz?</p>
<p class="MsoNormal">İnsanlık tarihindeki en büyük bilim patlamasının eşiğinde harekete hazır olabiliriz, fakat buna hazır mıyız? Yakında cansızı canlandıran ve hayatı imajımızda yaratan Yunan tanrılarının gücüne sahip olacağız. Fakat buna uymak için Solomon’un bilgeliğine de sahip olacak mıyız? Bilgeliğin bu önemli teknikler üzerinde derinlemesine kuvvetli, demokratik bir tartışmayla geldiğine inanıyorum. Bu tartışma da yalnızca eğitimli, bilgili halkla olabilir. Serilerin amacı bu tartışmaya başlamaktır.</p>
<p class="MsoNormal" align="right">Çevirmen: <strong>Esin Tezer</strong><br />
<a href="http://www.yorumsuzblog.net.tc/">www.yorumsuzblog.net.tc</a></p>
<p class="MsoNormal">(Kaynak: Scientist Dergisi 2628 no.lu sayı, 3 Kasım 2007, sayfalar 58-59)</p>
<p class="MsoNormal"><strong><u>Kısa  Biyografi</u>:</strong></p>
<p><strong>Michio Kaku</strong>, Henry Semat Kurulu Başkanı ve New York City College’de Teorik Fizik Profesörlüğüne sahiptir. Bütün parçacıkları ve doğanın temel güçlerini onları küçücük süpersimetrik stringlerin titreşimleri olarak modelleyerek, tek bir teoride anlatmaya teşebbüs ettiği süperstring teorisinin bir dalı olan string alan teorisinin ortak-kurucusudu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sufizm.gen.tr/bilimsel/bakis-acilari-tanrilar-haline-mi-geliyoruz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

