<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sufizm.gen.tr -Düşünebilen Beyinlere. &#187; Özgür Ruh</title>
	<atom:link href="http://www.sufizm.gen.tr/tag/ozgur-ruh/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sufizm.gen.tr</link>
	<description>sufizm, islam ve bilim.. sadece gerçeği arayanlara..</description>
	<lastBuildDate>Tue, 16 Mar 2010 23:00:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Matematiksel İzah</title>
		<link>http://www.sufizm.gen.tr/turker-ercan/matematiksel-izah/</link>
		<comments>http://www.sufizm.gen.tr/turker-ercan/matematiksel-izah/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Jan 2010 22:49:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türker Ercan]]></category>
		<category><![CDATA[hayat deneyimi]]></category>
		<category><![CDATA[İndigo Dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[matematiksal izah]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Ruh]]></category>
		<category><![CDATA[Süreklilik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sufizm.gen.tr/?p=1075</guid>
		<description><![CDATA[Biliyorum! Matematikten uzak duruyorsunuz ve dişçi koltuğuna oturmak gibi bir duygu hissediyorsunuz! Canınız yanacak zannediyorsunuz! Dişiniz canınızı yakıyorsa eğer koltuk sizin şifanızdır! Matematiğe hoş geldiniz. Hayat matematikseldir ve matematik ruhsuz değildir. Bu yazı insanın değer arayışının matematiksel izahı gayretidir. Sonsuz olasılıklar denizi içerisinde öncelikle ilk yapmamız gereken “hangi olasılıkta olduğumuzu keşiftir”. Çünkü akıl sonsuz “türevler” [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong> Biliyorum! Matematikten uzak duruyorsunuz ve  				dişçi koltuğuna oturmak gibi bir duygu hissediyorsunuz! Canınız  				yanacak zannediyorsunuz! Dişiniz canınızı yakıyorsa eğer koltuk  				sizin şifanızdır! Matematiğe hoş geldiniz. Hayat matematikseldir  				ve matematik ruhsuz değildir. Bu yazı insanın değer arayışının  				matematiksel izahı gayretidir.</strong><br />
<img class="aligncenter" src="http://www.indigodergisi.com/49/matematiksel_izah_maths_mathematics_1.jpg" alt="" width="450" height="338" /><span id="more-1075"></span></p>
<p>Sonsuz olasılıklar denizi içerisinde öncelikle ilk yapmamız  				gereken “hangi olasılıkta olduğumuzu keşiftir”. Çünkü akıl  				sonsuz “türevler” üretir. Oysa sonsuz etkiler olmadığı gibi  				sonsuz tepkilerde algılamayız. Bizler bu planda belirli bir  				olasılıkta yaşamaktayız. İşte bunun tespiti için matematiğe  				yöneldi insanoğlu ve matematikte buldu hangi olasılık evrende  				olduğunu! Evet, ortada bir durum var ki herkesi almış bir telaş  				gidiyor. Umursamayanlar için zaten gün doğmuş gün batmış hiç  				fark etmiyor. O halde farkı yaratan nedir? Büyük soruya bulalım,  				bakalım küçücük ve basit bir cevap. Farkı yaratan  				seçimlerimizdir. Farklı seçimlerle hayat fraktalı kendi olası  				evreninde değişir ve gelişir.</p>
<p>Başlı başına “değer”in ta kendisi olmasına rağmen, dışında arar  				insan değerini. Ararda bulamaz ruhunun ona verebildiklerini. Bir  				saklambaç oyunu sanki! Saklananlar varmış gibi, arama ve bulma  				çabası. Yaklaştıkça uzağa kaçan ufku yakalama uğraşı! Niçin  				arıyorsunuz? Dışınızda sizden değerli bir şeyler mi olduğunu  				zannediyorsunuz? Aramazsanız eğer bulmaya da gerek kalmaz ve o  				zaman kendinize bakabilirsiniz. Bakınca görebilirsiniz.  				Gördüğünüzde ise bilebilirsiniz. Siz kendini arayan  				“değer”siniz!</p>
<p><img class="aligncenter" src="http://www.indigodergisi.com/49/matematiksel_izah_maths_mathematics_4.jpg" alt="" width="402" height="302" /></p>
<p>Değerlerin değersizleşmemesi için ve özgürce seçimler yapabilmek  				için “verilmeyen seçeneklerinizi” fark edin. Çünkü insan  				“değeri” seçmiştir. İşte “verilmeyen seçenek”te değerin  				kendisidir. Tüm seçenekler içerisinde “değer” şıkkı yoktur. O  				nedenle değersiz hisseder çoğu insan kendini ve o nedenle  				değerin peşinde bir ömür tüketir. Kendinizi seçiniz! Kendinize  				delilsiniz. Değer üretebilensiniz. Değer üreten cevher sizsiniz.  				Kendinizi seviniz.</p>
<p>Nitel değerler, nitelik verir varlığa ve o nitelik beraberinde  				nicelikleri de doğurur. Anlamlar dünyasının o derin  				sonsuzluğunda anlaşılamaz bazen en basit durumlar. Anlayabilmek  				için ise “kıyas” yoluna başvurulur ve “önermelerle” birlikte  				matematiğin öz ruhu doğurulur. Bir yandan genelden özeli  				dikkatle ayıklarken zihin, diğer yandan özelliğini kaybedenleri  				geneller. Genel ve özel diye “küme”ler vehmeder. Kümeler en  				basit konulardandır ve bizim günlük hayatta daima yaşadığımız  				durumlardandır. Çoklu kümeler geometrisi içerisinde kesişen ve  				değilleyen rolleri vardır insanın. İnsan bu rollerini küme zihni  				ile anlar. Bilmeden kullanır matematiği. Oysa matematik her  				insanın doğuştan zihninin ta kendisi!</p>
<p><img class="aligncenter" src="http://www.indigodergisi.com/49/matematiksel_izah_maths_mathematics_2.jpg" alt="" width="450" height="278" /></p>
<p><span style="font-family: Verdana; color: #303030; font-size: x-small;"><span lang="TR">Yapılar ve sistemler. Her sistem bir yapı ama her yapı bir  				sistem değil. Durağan olan ve devinenler. Hayat “fonksiyonlar”  				içerisinde geçer. Bağıntılar vardır daima hayatımızda ve  				işleyişler ve tümden gelip tüme gitmeler. Matematiği yaşayarak  				biliyoruz formülleri ve teorilerini bilmesek te. “Süreklilik”  				kavramı içerisinde “süreksizliğin, “toplayarak” ilerlerken  				hayattan bize kalan izleri, bir türlü ulaşılamayan “limit”in  				birbirlerine zıt cereyanlar halinde sarılarak ilerlemelerinin  				“analizi”dir hep yapıp durduğumuz şey. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; color: #303030; font-size: x-small;"><span lang="TR"><img class="aligncenter" src="http://www.indigodergisi.com/49/matematiksel_izah_maths_mathematics_3.jpg" alt="" width="265" height="98" /></span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; color: #303030; font-size: x-small;"><span lang="TR">“Eşitlik”ler ararız ve çok doğru da yaparız. Eşit ilişkiler  				yataydır. Dikey hareketlilikler hiyerarşi yaratır. Eşitlik  				adalettir. Eşit olabilirsek eğer ilişkiler gelişir.  				“Eşitsizlikler” eşittir dengesizlikler. Niçin eşitlik? “Eş”  				olmak önemlidir çünkü. Eşi olan eşsizleşir. Peki, bizlerin “eşi”  				nedir? Bizlerin “eşi”: içimizdeki sonsuz evrendir. Eşi benzeri  				olmayan bir değerimiz var. Eşimiz bizim sonsuz değerimiz. Eşsiz  				varlığımızı yaşayabilmek için kendimize eşitlenelim. Kendimize  				adil olursak ve verilmeyen seçenekteki değerimizi görür  				yaşatırsak o zaman yıkılır sınırlar. Sınırsızlıkta büyük hayat  				var. Günlük hayatın ete ve kemiğe bürünmüş etkileşimler  				serüveninde “özde bir” olma bağıntısını “insan” tanımlaması ile  				yaşarken, içsel hayatımızda da “bir” olduğumuzu görelim ve  				gösterelim. Birliğin doğurduğu en büyük huzuru insanların  				ruhlarına üfleyelim.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><span lang="TR">Kaynak : <a href="http://www.indigodergisi.com/">İndigo Dergisi – Türker Ercan</a></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sufizm.gen.tr/turker-ercan/matematiksel-izah/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title></title>
		<link>http://www.sufizm.gen.tr/turker-ercan/1073/</link>
		<comments>http://www.sufizm.gen.tr/turker-ercan/1073/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Jan 2010 22:47:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türker Ercan]]></category>
		<category><![CDATA[ay]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[İndigo Dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Ruh]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sufizm.gen.tr/?p=1073</guid>
		<description><![CDATA[Tutuluverdik birden yaşamın doyulmaz tadına! Güneş tutulur, ay tutulur da ruhlar tutulmaz mı? Yaşama sevincidir bunun adı. Doğduğumuz ilk anda ilk soru ve ilk yanılsama, insan hayatı çok zor sanmakta! Zor olanlar bizleriz. Bakın ve görün! İstersek eğer bu hayatı cennete çeviririz. Ana kucağından kalmış olması gerek bu alışkanlığın, bir hayalin sıcaklığında ısınırken kendi kucağımızda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Verdana; color: #333333; font-size: x-small;"><strong><span lang="TR">Tutuluverdik birden yaşamın doyulmaz tadına!  				Güneş tutulur, ay tutulur da ruhlar tutulmaz mı? Yaşama  				sevincidir bunun adı. Doğduğumuz ilk anda ilk soru ve ilk  				yanılsama, insan hayatı çok zor sanmakta! Zor olanlar bizleriz.  				Bakın ve görün! İstersek eğer bu hayatı cennete çeviririz.<span id="more-1073"></span></span></strong></span></p>
<p><img class="aligncenter" src="http://www.indigodergisi.com/48/te_02.jpg" alt="" width="480" height="312" /></p>
<p>Ana kucağından kalmış olması gerek bu alışkanlığın, bir hayalin  				sıcaklığında ısınırken kendi kucağımızda seyretmek tüm yaşamı.  				Seyre dalmak ve seyir olmak ve işte yaşamak. Çabasız, gayretsiz  				güzellikler yaratmak. Bakarken hayat vermek dinlerken ruhları  				yüceltmek, akmak akabildiğin kadar seyirde ve bir çağrı olup  				yankılanmak tüm insan yüreklerinde. Aramızda fark yok demek ve  				hepimizin aynı olduğunu bıkmadan söylemek ve yaymak sevgiyi ve  				doğmak her an tekrar ve tekrar ve ağlamak sevinçten bir bebek  				gibi! Öldürülen hayatı ben diriltiyorum demeli!</p>
<p><img class="aligncenter" src="http://www.indigodergisi.com/48/te_04.jpg" alt="" width="450" height="300" /></p>
<p>Gülümseyen gözbebeklerinin ve gülümseyen çehrelerin çoğaldığı  				bir dünya hayal ediyorum. Bu hayalin faydasının toplumda  				kendisini ayrık otu gibi yayabilmesi için gelin insanlar  				sevgilerimizi birleştirelim. Yerin dibine geçirilen insanlık  				onurunu asıl tahtına yerleştirelim. Sevelim ve sevilelim ve  				böylece korkuların önüne sevgi surları çekelim. Yaşamak için  				gelinen bu dünyada her an ölmeyi başarmış insanlık. Her an  				acılar ve kaygılar ve her an üretilen çözümsüzlükler. Her an  				karşılıklı ruhlar katletmeler. Bakarken bıçaklayıp süzerken  				öldürmeler. Sözlerden sahtelikler damla damla akarken  				davranışların bayağılığı da yapaydan bile yapay. İnsan ırkı  				gerçeği görmelidir. Gerçek şu ki: Birbirimizi düşünüp  				birbirimizi sevdiğimizde bizler yaşayabiliriz. Duygularını  				ameliyatla aldırmış bir insan gibi davranmamalıyız. Gülmeli,  				koşmalı, zıplayıp, hoplamalı, sevmeli, hoşlanmalı, keyif alıp  				mutlulukla dolmalı, haykırmalı, hayallere dalmalı, coşmalı ve  				yaşamalı.</p>
<p><img class="aligncenter" src="http://www.indigodergisi.com/48/te_05.jpg" alt="" width="450" height="337" /></p>
<p>Kıvranıyor idrakler zihinlerin çıkmaz sokaklarında. Akrepler  				mesken tutmuş ruhları an ve an sokuyor. Kaygılar pazarında  				canlar alınıp canlar satılıyor ve işte cehennem! Manzara  				görülesi gibi değil! Bu nedenle görmezlikten geliniyor. Görürsem  				eğer sorumluluk alırım deniliyor. Sorumluluk almadığı için  				sorunları da bir çığ gibi büyüyor. Sorumsuz bir dünya. Kendinden  				sorumsuz dünyaya bela olmuş bir rüya.</p>
<p>Sanki mutlu olmak suçmuş gibi gülümsemenin de baştan vergisi  				kesilmiş. Çok gülene deli bile denilmiş. Mutlu olmak insanlardan  				esirgenmiş. Ciddi olacaksın denmiş. Gülümseyip mutlu olmak  				onlara göre ciddiyetsizlikmiş. Kafaya hep bir şeyler  				takılacakmış. Bir sorunun ve bir derdin hep olacakmış. Böylece  				üretilmiş “yaşamın öldürülmesi”. Kendini hep dünyanın en  				dertlisiymiş gibi göstermeler ve dert yarıştırma saçmalıkları!  				Dertte fayda arayıp bulamamanın derin sancısı. Derdi olmayan  				insanı hafife almalar ve işte karşınızda “asık suratlı  				hayatlar”!</p>
<p>Bir sorununuz var ise eğer sorularınızda olmalıdır. Çözüme giden  				yol sorularda saklıdır. İsteklerinize, amaçlarınıza ve <img class="alignright" src="http://www.indigodergisi.com/48/te_03.jpg" alt="" width="211" height="234" />peşinde  				koştuğunuz hayallere ulaşmanızı engelleyen şeye sorun denir.  				Sorun aradaki engellerdir. İstekler, amaçlar ve hayaller baştan  				doğru kabul edilir. İsteklerimizin faydamıza olup olmadığını  				tespit ve tasdik etmeden peşine düşeriz hemen. İsteklerimizde  				sorun olabilir. Amaçlarımızda sorun olabilir. Hayallerimizde  				sorun olabilir. Sorun: aradaki engeller değil faydamıza olmayan  				seçimlerimizdir.</p>
<p>Sorunun ne olduğu bilinmeden çözüm bulunamaz. Soru şu olmalıdır:  				Faydamıza olan nedir? Sorunsuz bir yaşam coşkusu için önce fayda  				yapısını keşfedin! Toplumun faydası için önce bireyin faydası.  				Faydalı bireylerin faydalı seçimleri. Topluma bireyin fayda  				üretebilmesi için kendisin fayda içerisinde olması gerektiğini  				bildirin. Kendine faydalı olan toplumun fayda üreten unsurudur.  				Tabandan tavana fayda kolonlarıyla yükselir toplumsal yapı.  				Faydasız işler bireyi tükettiği gibi toplumu da oyalamış olur.  				Oyalanmak faydasızdır.</p>
<p><img class="aligncenter" src="http://www.indigodergisi.com/48/te_01.jpg" alt="" width="450" height="338" /></p>
<p>Kaplan görmüş bir kedi gibi kaçıyor insanlık kendi aslan  				yüreğinden. Aslanlar aslanı o yüce kalbinden uzaklaşıyor  				bilmeden. Çünkü insan bilinen kabul ediliyor. Bilinenle uğraşmak  				gereksizdir deniliyor. O halde niçin kendi iç dünyanızda  				sorunlarınız var? İçi dışı sorunsuz bir birlik ve bireylerin  				özgürce oluşturdukları birliktelik ve yaşam ve yine yaşam,  				coşkulu bir kendinden geçiş! Coşkuyla dolarak uçuş ve yükseliş  				ve bilinçli bir yaşamın özgür seçimi. Her biriniz çok özelsiniz.  				İnsan çok özeldir ama kendi değerini bilmez. Yetersiz görür  				içsel özünü. İçsel özünü göremediği için yetersizlik  				duygularıyla zaman doldurur. Bu arada yaşamda coşkuyla akan  				nehirde yıkanmayı unutur.</p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><span lang="TR">Kaynak : <a href="http://www.indigodergisi.com/">İndigo Dergisi – Türker Ercan</a></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sufizm.gen.tr/turker-ercan/1073/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ezel Bağlantısı</title>
		<link>http://www.sufizm.gen.tr/dusunulesi-yazilar/ezel-baglantisi/</link>
		<comments>http://www.sufizm.gen.tr/dusunulesi-yazilar/ezel-baglantisi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Aug 2009 21:43:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşünülesi Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Ezel Bağlantısı]]></category>
		<category><![CDATA[Manset]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Ruh]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sufizm.gen.tr/?p=914</guid>
		<description><![CDATA[Ezelden bağlantılıyız “var”lığın kendisine. Ebede kadar ise zaman küresi emrimizde. Ezel bağlantısı, ebed rüyası ve kendi etrafında dönen zaman. Dönüşte seyretmek var sadece, bakışta ise doğrusal yalan. Ezel, ebed ise işte tam şu “an”! Var olan bir şeyin farkına varılması keşiftir. Baktığını görenlerin ömrü keşifler içerisinde geçmektedir. Keşfetmek sonsuzluğu seyretmektir. İnsan keşif ehlidir. Keşfederek gelişir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px;"><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong><span lang="TR">Ezelden bağlantılıyız “var”lığın kendisine. Ebede kadar ise zaman küresi emrimizde. Ezel bağlantısı, ebed rüyası ve kendi etrafında dönen zaman. Dönüşte seyretmek var sadece, bakışta ise doğrusal yalan. Ezel, ebed ise işte tam şu “an”!</span></strong><span lang="TR"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px;"><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><span lang="TR"> <img src="http://www.indigodergisi.com/47/ezel_008.jpg" border="0" alt="" width="297" height="203" /></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px;"><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><span lang="TR">Var olan bir şeyin farkına varılması keşiftir. Baktığını görenlerin ömrü keşifler içerisinde geçmektedir. Keşfetmek sonsuzluğu seyretmektir. İnsan keşif ehlidir. Keşfederek gelişir. “Keşfeden insanın, keşfeden melekelerinin” kendini bilişi ise en büyük keşif ve ilerlemedir. Ezelimizi keşfedeceğiz. Ezelle ilerleyip ebedle sevineceğiz. Bizler zaman olup tüm mekanlarda aşkla dans edeceğiz. Sıyrılacağız vücudumuzu saran tüm korkulu hayallerden. Çırılçıplak varlığımızla sıcacık kuşatacağız ezeli sevgimizi. Ezelle bağlantılı her bir ruh zerresi, bilecek ve görecektir ki! Ezel asıl sevgili! Ezelinizle bağlantıya geçin ve asıl varlığınızı keşfedin. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px;"><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><span lang="TR"> <img src="http://www.indigodergisi.com/47/ezel_002.jpg" border="0" alt="" width="325" height="274" /></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px;"><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><span lang="TR">Zaman ve yine zaman. Akıp gittiği varsayılan! Akan zaman değil, biziz! Su misaliyiz. Biz aktıkça zamanı gerçekleştiririz. Mekanı ise hayalimizde ve öz ruhumuz ile birlikte besleyip ve yine o hayalin içinde kendinden geçmiş bir seyir halindeyiz. Gerçeğin ta kendisiyiz. Bizim olmadığımız yerde ne zaman gerçektir ne de mekan önümüze serilecektir. Ey insan! Var olduğunu bileceksin. Yokluğu aklından sileceksin. “Yok” denilen senin henüz fark edemediğin şeylerdir. “Tüm” içinde yok diye bir şey var edilmemiştir. Varsın evet! Çünkü kudretin var. Kudreti olmayan var olamaz. Kudreti olan ise hep var demektir işte bu kudret hem ezeli ve hem de ebedidir. Öncesi olmayanın sonrası nasıl olabilir ki? Ezel bağlantısını fark eden varlık, ebedi olduğunu da anlayacaktır. Sonsuzlukta, durup dururken hiçbir varlık ortaya çıkmayacaktır. Tüm zamanlarda var olanlar ancak yaşayacaktır. Var olmayan yaşayamaz. Var olan ise asla yok olamaz. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px;"><img src="http://www.indigodergisi.com/47/ezel_003.jpg" border="0" alt="" width="322" height="218" /></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px;"><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><span lang="TR">Ezel ve aşk. Ezeli olan sadece aşktır. Ezelini fark eden aşkla yaşayacaktır. Ezelde, aşktan başka bir şey asla yaratılmamıştır. Bizler aşkız. Aşklar biziz. Biz aşkın yaşayan eti ve kemiğiyiz. Etin ve kemiğin aşkı olamaz. Aşkın, ete kemiğe bürünmüş sonsuz hayatıdır bu rüya. Rüyadan uyanınca da, bulacağız kendimizi yine bir üst boyut aşkında! İnsanı kendinden geçirici bilişler ve fark edişler ve sonra aşkın mecnunu olup çöllere yerleşmeler. Çöller gibi kurak ve ıssız ve çöller gibi yapayalnız ve mahzun bir insanlık karşısında haydi aşk dolu yürekler, insanlık sevinçten ağlamak için çoktan beridir hayalini gözetler! </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px;"><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><span lang="TR">Yüreğinizden kelimelerinize aşk hattı çekin! Aşksız, toprağa basmayı bile reddedin. Bir şeyler yapın ve edin. Acı çekiyorsunuz. Acı çekmeyi kaderiniz zannediyorsunuz. Kaderiniz öz varlığınızın özü olan aşktan ibarettir. Gerisi ise illüzyonun dayattığı köleliktir. Cesarete ihtiyacınız var. Aradığınız cesaret damarlarınızda dolaşan aşk zerreleridir. O zerreler sayesinde yaşayabiliyorsunuz ama zerreleri görmezden geliyorsunuz. Birileri kalkıp sizlere neler yapacağınızı söylesin istiyorsunuz. Özgürlüğü seçmelisiniz. Yanlış seçimlerinizi derhal değiştirmelisiniz. Çünkü yaptığınız seçimler sizleri köleleştiriyor ve acılar çektiriyor. Özgürlüğü seçerseniz eğer özgürce seçim yapabilirsiniz. Aksi takdirde seçim yaptım zannedip köleliğe hizmet edersiniz. Seçim sizindir. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px;"><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><span lang="TR"> <img src="http://www.indigodergisi.com/47/ezel_007.jpg" border="0" alt="" width="315" height="181" /></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px;"><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><span lang="TR">Şu bir gerçek ki! Sadece aşkı anlasak ve sadece aşk olarak yaşasak kalpler aşk diye sevinçten duramaz ve yine duramaz ve ağlar! Varlığınız sizin en büyük anlamınızdır. “Var” olun! Varlığınız yaşayan aşktır. Aşk özgür kılar. Özgür kılan sizindir. Özgürlük sizin her şeyinizdir. Her şeyinizle özgür olmak ta sizlerin asıl istediğidir. O halde ve bu durumda sonsuzluğa yayılmış engin kalp varlığınızla yaşayın öz benliğinizi ve reddedin sonsuz kölelikler serüvenini. En basit mantık hesapları dairesinde kısırca dönen bir zihin bile bilebilir ki insan ya özgürdür ya da köle. Sizce hangisi mutlu ve de huzurlu? </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px;"><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><span lang="TR"> <img src="http://www.indigodergisi.com/47/ezel_001.jpg" border="0" alt="" width="306" height="173" /></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px;"><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><span lang="TR">İnsan kendisine odaklıdır. Dışarıda odaklandıklarınız sizsiniz. Siz içinizi dışınızda ve dışarıda yaşayan seçimsiniz. Aklın ayırma ve parçalama mahareti ile “tüm” olan varlığın “tümel” gerçeğini, evirip çevirip illüzyonla kendini deneyimleyensiniz. Acaba kendimiz miyiz? Kendimizden de şüphe etmeli miyiz? Şüphesiz biz madde miyiz? Madde isek eğer mana dediklerimiz nedir? Ayırımların sonu gelmez. Sonu gelmeyen ayırımlar “Bir”e,“Birliğe” ve “Tüm”e ihanettir. Akıl karı olan iş “Bir” olmak ve “Bütünleşmektir”.  Gerisi ise sadece hikayedir. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px;"><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><span lang="TR"> <img src="http://www.indigodergisi.com/47/ezel_004.JPG" border="0" alt="" width="302" height="161" /></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px;"><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><span lang="TR">İnsan, bazen bütün çabalarına rağmen kendi amacına yenilir ve insan yine bazen yakalamaya çalışırken yitirir. Niçin böyledir? Bazen tüm çabalar ve tüm yakalama arzuları neden kaybettirir? İnsan arzular ve bu doğaldır ama arzular bizi eğer emri altına almış ve sıkıca kavramışsa bu durumda kaybetmek kesinleşir. Arzularımızı kendiliğinden yaşamamız gerekir. Çabasız ve gayretsiz. Dinginlik ve sükunet çaba gerektirmez. Dinginlikte ve sükunette en büyük başarılar gizli. Ağır ve sağlam giden daha çabuk erişir. Eriştikçe arzularından özgürleşir. Özgür oldukça çabaya gerek kalmaz. Çünkü gökyüzü aydınlıklarla doludur. Büyük ışığa doğru yaklaştıkça insanın tüm ruhu huzur rüzgarlarıyla “bir” olur. Asıl arzulanan ise işte bu birlik ruhudur. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px;">
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 10px;"><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><span lang="TR">Kaynak : <a href="http://www.indigodergisi.com/47/te.htm" target="_blank">İndigo Dergisi &#8211; Türker Ercan</a><br />
</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sufizm.gen.tr/dusunulesi-yazilar/ezel-baglantisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

