<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sufizm.gen.tr -Düşünebilen Beyinlere. &#187; Mevlana</title>
	<atom:link href="http://www.sufizm.gen.tr/tag/mevlana/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sufizm.gen.tr</link>
	<description>sufizm, islam ve bilim.. sadece gerçeği arayanlara..</description>
	<lastBuildDate>Tue, 16 Mar 2010 23:00:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Korunma</title>
		<link>http://www.sufizm.gen.tr/mert-kilic-tefekkur/korunma/</link>
		<comments>http://www.sufizm.gen.tr/mert-kilic-tefekkur/korunma/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Mar 2010 23:30:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mert Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[korunma]]></category>
		<category><![CDATA[Manset]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[şems]]></category>
		<category><![CDATA[şeriat]]></category>
		<category><![CDATA[sufizm]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sufizm.gen.tr/?p=1153</guid>
		<description><![CDATA[Daha yolun çok başında olduğumdan olsa gerek, yıllardır bu işin içinde olan büyüklerin anladığı şekilde anlayamıyorum bir çok kavramı anlayamadığım gibi muttakilik kavramını da&#8230; Ancak hiçbir şeyin gayesiz olmayıp, her şeyin aslında hayır olduğuna olan inancım ile, benim bunu anlayamamış olmamdaki hayrı, ortaya çıkartmak adına yazmak istedim. Olur ki daha doğru ve geniş şekilde kavramaya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_832" class="wp-caption alignleft" style="width: 89px"><img class="size-full wp-image-832" title="Mert KILIÇ" src="http://www.tasavvuf.gen.tr/wp-content/uploads/2010/03/mert-kilic.jpg" alt="Mert KILIÇ" width="79" height="116" /><p class="wp-caption-text">Mert KILIÇ</p></div>
<p>Daha yolun çok başında olduğumdan olsa gerek, yıllardır bu işin içinde olan büyüklerin anladığı şekilde anlayamıyorum   bir çok kavramı anlayamadığım gibi muttakilik kavramını da&#8230; Ancak hiçbir şeyin gayesiz olmayıp, her şeyin aslında hayır olduğuna olan inancım ile, benim bunu anlayamamış olmamdaki hayrı, ortaya çıkartmak adına yazmak istedim. Olur ki daha doğru ve geniş şekilde kavramaya vesile olur.</p>
<p>En genel tanımı ile “korunan” diye çevrilen Muttaki kavramı için şahit olduğum yaklaşım; aslında hakikatten mahrum olduğu için, gayrılık algısında olup, <span style="text-decoration: underline;">hala daha dışarıda korunacak bir şeyler gören kişi</span>, diye geçiştirilip, küçümsenen bir yapı olması. Bana göre neticede muttakilerin sonunda ancak şeriat velisi olabileceği düşüncesi ile olaya bir <span style="text-decoration: underline;">bitiş noktası</span> belirleyerek, <span style="text-decoration: underline;">sınırlama</span> getiriliyor.<span id="more-1153"></span></p>
<p>Oysa ben; aynen Kuran&#8217; ın evrensel ve zaman üstü olması gibi, mümin, müslüman, muttaki, hatta tam aksi olan müşrik, münafık ve kafir gibi kavramların da, bir noktada bitmeyip, her an aktif şekilde bizde mevcut olduğunu düşünüyorum. Mademki gayrılık yok, bizimde bu tanımlardan kurtulmamız, uzağında kalmamız gibi bir durum yok. Olsa olsa hepsini tüm çıplaklığıyla fark edip, yaşamayı tercih etmeyebiliriz belki istemediğimiz zamanlarda&#8230;</p>
<p>Bana göre bir konunun yanlış algılanıyor olması durumunda, onu doğrultmak için illa ki tam tersinin yapılması şart olmayabilir. Örneğin şeriat kurallarını, amaca götüren ve yaşatan araç görmenin ötesinde, alışkanlık kazanarak, amaç olarak algılayan bir kişi düşünelim. Bu kişinin putlaştırdığı kuralların asıl mahiyetini ona açmak adına, en sağlam tutunduğu kurallar başta olmak üzere, tersi yaptırılarak putlaştırdığı bir değerden kurtulması sağlanabilir. En bilinen örneği ile Şems ile Mevlana arasındaki gibi. Ancak bununla beraber geri kalan tüm yanlış kabullerin hepsi için aynı işlemi yapmak gereksizdir. O şok yaratan 1-2 yıkımdan sonra, zaten nasipli kişi, geri kalanları, yeni algısıyla doğru olarak anlayarak yaşayabilir. Buna örnek olarak; içinde bir çok değişik mana yatan; Hz. İbrahim&#8217; in bütün putları kırıp, bir tanesini kırmamış olmasını verebilirim. Çoğunlukla kurtulamadığı bir putu kalmıştı diye düşünüldüğü gibi, bence bir de, kırmaya gerek duymadığı, ama put olarak ta görmediği şeklinde de düşünülebilir belki. İşte buradan hareketle sorgulamaya başlıyorum;</p>
<p>- Ey muttaki diye küçümseyerek kenara koyan..! Arabaya binince emniyet kemerini takmıyor musun ? Aracının bakımlarını yaptırmıyor musun ? Kaza yapmamak yada ceza yememek için, trafik kuralına uymuyor musun ? Yağmurlu havada şemsiye yada yağmurluk kullanmıyor musun ? Hatta istemediğinde çocuk sahibi olmaktan bile korunmuyor musun ? Kafanda korunma duaları, elinde tespih ile, neden korunmak için zikir çekiyorsun ? Vehimden mi ? Beynini gereğince kullanamamaktan mı ? İnsansı yada mental hayvan olmaktan mı ? Haktan gayrı müşahede de bulunmaktan mı korunuyorsun ?</p>
<p>Kabul et sen de korunuyorsun. Bu eksiklik değil ki zaten, bir <span style="text-decoration: underline;">kullanım kolaylığı</span>. Misal ki; Gizli hazine SEYR etmek istedi, televizyon ile şahit kıldı. Sen televizyonu satın aldığında kumandası, sana bedavadan verildi. İster koltuğunda rahat ederek kumanda et, istersen kalkıp sürekli televizyonun başına gidip, gelerek, tercih senin. Ha diyorsan ki; Yok ben bunu beyin gücümle yapacağım kumandaya gerek yok, kumandaya ihtiyaç duymak acizlik. Derim ki; o mantıkla bakarsan televizyona ihtiyaç duymakta acizlik. Sistemi küçümseyip, sistemin, sünnetullahın ötesine göz dikenler, kurtuldum dediklerinde aslında başka bir sünnetullah algısında olarak, ne kadar başka gözle görseler de yine aynı sistem içindedirler. Yaşayışı algısı nispetinde olarak farklı gözükse de&#8230;</p>
<p>Yine bu bağlamda, sadece sevaplar kaydında kalmayıp, süphanlığın yaşanması için günahların da yaşanmasının gerekliliğine inanarak, günah olduğunu düşündüğü halde, günahı yaşamak bence girilmeye değmeyecek kadar riskli bir iş. Elbette büyük günahlardan sonra, büyük dönüşlerin olduğu sayısız örnekler var. Kuran, tövbe edip halini düzeltmenin ALLAH katında, tercih edilen bir şey olduğunu vurgulayan ayetlerle dolu. Hatta günah işlemeyen bir topluluktan ziyade, işleyipte tövbe eden topluluğun tercihi açıkça ifade edilmiş. Bunlar su götürmez gerçekler. Ama bana göre bunlardaki gözden kaçırılmaması gereken ana nokta; hakkıyla bilmeyerek, samimi olarak yapılmasıdır. Siz günah olduğunu hiç bilmeden samimi olarak inandığınızı uygularsınız, sonra bilgi geldiğinde vazgeçersiniz amenna. Ya da günah olduğunu bilirsinizde gereğince kavrayamadığınızdan, önemini idrak edemediğinizden yapmamışsınızdır ki samimi iseniz, bunu size göre gereğince fark ettiğinizde bundan da uzaklaşırsınız buna da eyvallah. Halit bin velid ve Vahşi örneğinde olduğu gibi, samimi bir İslam düşmanı iken, aynı samimiyetle sahabe mertebesine yükselebilirsiniz. Ama Ebu Cehil gibi bile bile yapmak Maazallah&#8230; Neticede bana göre <span style="text-decoration: underline;">helal ve haramda da bir son ve aşılacak bir eşik yoktur, bunlarda sonsuz, sınırsızdır</span>. “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” ayeti ile ihtiyarlayan Efendimizin bile varken, idrak ne kadar ilerlerse ilerlesin, o idrakinde kendine göre mutlaka bir helali ve haramı vardır. Musa’nınkinin farklı, Hızır’ ınkinin farklı olabilir ama vardır. Her ne kadar alt idrakteki, üst idraktekininkini fark edemediğinden dolayı, onu aşmış görse de&#8230; Aslında bu doğrudur alt idraktakine göre&#8230; Aşmıştır üst idrakteki, ama aştığı kendi idrakindeki değil, alt idraktekinin helal ve haram sınırıdır.</p>
<p>Bu noktada aklıma gelen bir başka konu olarak; bazı anlatımlardan aklımda kaldığı kadarı ile, özellikle gece yatmadan önce, bazı şeylerden emin olmak üzere yapılan korunma dualarını yapan zatların, bu korunmaları ölüme yada diğer neticelere razı olarak bırakması vardır. (Rüyada, Resulullah veya ashabından birinin bizimle buluşmak istemiyor musun artık çağrıları gibi&#8230;vb) Bildiğim kadarı ile Hz. Muhammed (sas) de, vefatı öncesindeki hastalandığında eşinin şifa duasını istememiştir. İşte buradaki durum her ne kadar ilk başta, artık korunacak bir durum görmediğinden bırakmıştır razı olarak diye algılansa da, bence <span style="text-decoration: underline;">korunmanın sebep olduğu bazı etkilerden korunmak</span> için bırakılmıştır gene&#8230; Elbette doğrusunu ALLAH ve bilmesini istediği tecellileri bilir&#8230;</p>
<p>Ben “<span style="text-decoration: underline;">korunma</span>”dan şimdilik bunları ve <span style="text-decoration: underline;">kişinin kendi faydası rahatlığı için büyük nimet</span> olduğunu anlıyorum. Bu yazıyı yazarak, görünürde çevremdeki aksi şekilde düşünenlerden korunmuyormuş gibi algılansam da, aslında olayları yanlış anlayıp bununla kayıtlanmaktan korunuyorum. İlle de bir şeyden korunuyorum yani.</p>
<p align="center">
<p align="center">Şeriat mi, Hakikat mi ya da Nübüvvet mi, Risalet mi, diye bölüp, ayırmadan dengeleyip bir bütün olarak ele alamaz mıyız ? Hani deveye sormuşlar inişi mi seversin, çıkışı mı ? Yahu düz yolu yok mu bunun, onu nereye koydunuz demiş&#8230; Şu, bu deyip bölenden de, bölmeyen kadar razıyız elhamdülillah.</p>
<p align="center">Amaç; gerçeği olabildiğince geniş açıdan görebilmektir vallah.</p>
<p align="center">Yoksa Hak olandan gayrı yokken, denebilecek tek şeydir ALLAH&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sufizm.gen.tr/mert-kilic-tefekkur/korunma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beri Gel Daha Beri</title>
		<link>http://www.sufizm.gen.tr/ahmed-baki/gonul-ehlinden/beri-gel-daha-beri/</link>
		<comments>http://www.sufizm.gen.tr/ahmed-baki/gonul-ehlinden/beri-gel-daha-beri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Apr 2009 14:49:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gönül Ehlinden]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlana]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sufizm.gen.tr/?p=820</guid>
		<description><![CDATA[Beri gel daha beri daha beri, Bu yol vuruculuk nereye dek böyle, Bu hır gür, bu savaş, nereye dek, Sen bensin işte, ben senim işte! Ne diye bu direnme böyle ne diye, Ne diye aydınlıktan kaçar aydınlık ne diye, Topumuz bir tek olgun kişiyiz, bir tek, Ne diye böyle şaşı olmuşuz ne diye! Zengin yoksulu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Beri gel daha beri daha beri,<br />
Bu yol vuruculuk nereye dek böyle,<br />
Bu hır gür, bu savaş, nereye dek,<br />
Sen bensin işte, ben senim işte!</p>
<p>Ne diye bu direnme böyle ne diye,<br />
Ne diye aydınlıktan kaçar aydınlık ne diye,<br />
Topumuz bir tek olgun kişiyiz, bir tek,<br />
Ne diye böyle şaşı olmuşuz ne diye!</p>
<p>Zengin yoksulu hor görür ne diye,<br />
Sağ soluna yan bakar ne diye,<br />
İkisi de senin elin ikisi de,<br />
Peki kutlu ne kutsuz ne?</p>
<p>Topumuz bir tek inciyiz, bir tek,<br />
Başımız da tek, aklımız da tek,<br />
Ne diye iki görür olup kalmışız,<br />
İki büklüm gök kubbenin altında ne diye!</p>
<p>Sen habire gevele dur bakalım,<br />
Habire usul boylu birlik çam ağacı de,<br />
Sonu nereye varır bunun nereye!<br />
Şu beş duyudan, altı yönden,<br />
Varını yoğunu birliğe çek birliğe,<br />
Kendine gel benlikten çık uzak dur,<br />
İnsanlığa karıl, insanlara, insanlarla bir ol!</p>
<p>İnsanlarla bir oldun mu bir madensin bir ulu deniz,<br />
Kendinde kaldın mı, bir damlasın, bir dane,<br />
Erkek arslan dilediğini yapar, dilediğini,<br />
Köpek köpekliğini ededurur, köpekliğini.</p>
<p>Tertemiz can, canlığını işler, canlığını,<br />
Beden de bedenliğini yapar, bedenliğini,<br />
Ama sen canı da bir bil bedeni de,<br />
Yalnız sayıda çoktur onlar alabildiğine.</p>
<p>Hani şu bademler var ya, bademler gibi,<br />
Ama hepsindeki yağ bir.<br />
Dünyada nice diller var, nice diller,<br />
Ama hepsindeki anlam bir.</p>
<p>Sen kapları testileri hele bir kır,<br />
Sular nasıl bir yol tutar gider;<br />
Hele birliğe ulaş, hır gürü savaşı bırak,<br />
Can nasıl koşar, bunu canlara iletir.</p>
<p><strong>Mevlâna Celâleddin-î Rûmî</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sufizm.gen.tr/ahmed-baki/gonul-ehlinden/beri-gel-daha-beri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mekânsızlık</title>
		<link>http://www.sufizm.gen.tr/ahmed-baki/gonul-ehlinden/mekansizlik/</link>
		<comments>http://www.sufizm.gen.tr/ahmed-baki/gonul-ehlinden/mekansizlik/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Apr 2009 14:49:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gönül Ehlinden]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlana]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sufizm.gen.tr/?p=818</guid>
		<description><![CDATA[Neyleyim ey Müminler, ben kendimi kaybettim! Ne Hıristiyan’ım, ne Musevi, ne Hindu, ne de Müslüman, Ne Doğudanım, ne Batıdan, ne karadanım, ne denizden, Ne duran yerdenim, ne dönen semadan, Ne topraktan, ne sudanım; ne havadan, ne ateşten, Ne arşı âlâdan, ne balçıktan, ne surettenim, ne varlıktan, Ne Hintliyim, ne Çinli, ne Bulgar, ne de Sakson, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Neyleyim ey Müminler, ben kendimi kaybettim!<br />
Ne Hıristiyan’ım, ne Musevi, ne Hindu, ne de Müslüman,<br />
Ne Doğudanım, ne Batıdan, ne karadanım, ne denizden,<br />
Ne duran yerdenim, ne dönen semadan,<br />
Ne topraktan, ne sudanım; ne havadan, ne ateşten,<br />
Ne arşı âlâdan, ne balçıktan, ne surettenim, ne varlıktan,<br />
Ne Hintliyim, ne Çinli, ne Bulgar, ne de Sakson,<br />
Ne Irak krallığındanım, ne Horasan ülkesinden,<br />
Ne bu dünyadanım, ne ötekinden, ne Cennet, ne Cehennemden,<br />
Ne Adem’den, ne Havva’dan, ne Adn’den ne Rıdvan’dan&#8230;</p>
<p>Benim yerim mekânsızlık, işaretim nişansızlık,<br />
Ben ne bedenim, ne de ruh, canım Sevgiliye ait.<br />
İkiliği terk ettim, iki cihanı bir gördüm,<br />
Tek’i ararım, Tek’i bilirim, Tek’i görür, Tek’i çağırırım.<br />
Evvel O’dur, Ahir O, Zahir O’dur, Batın O.<br />
Ya Hu, ya men Hu; başkasını bilmem ben,<br />
Aşkın kadehiyle sarhoşum ben, iki cihan da gitti aklımdan;<br />
İçip kendinden geçmekten başka işim yok benim,<br />
Eğer bir kez olsun sensiz bir an geçirseydim bu yaşamda,<br />
O vakit, o saatten beri yaşadığıma pişman idim.<br />
Eğer bu dünyada sensiz bir vakit bulursam,<br />
Her iki cihanın da üzerine çıkar, sonsuza dek bayram ederim.<br />
Ey Tebrizli Şems, bu dünyada öylesine sarhoşum ki,<br />
Sarhoşluğumdan ve kendimi kaybetmişliğimden başka söyleyecek sözüm yok!</p>
<p><strong>Mevlâna Celâleddin-î Rûmî<br />
</strong>(İngilizceden çeviren: Ahmed Bâki)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sufizm.gen.tr/ahmed-baki/gonul-ehlinden/mekansizlik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bugün Ahmed Benim</title>
		<link>http://www.sufizm.gen.tr/ahmed-baki/gonul-ehlinden/bugun-ahmed-benim/</link>
		<comments>http://www.sufizm.gen.tr/ahmed-baki/gonul-ehlinden/bugun-ahmed-benim/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Apr 2009 14:46:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gönül Ehlinden]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlana]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sufizm.gen.tr/?p=812</guid>
		<description><![CDATA[Bugün Ahmed benim, Ama dünkü Ahmed değil.! Bugün Anka benim, Ama yemle beslenen kuşcağız değil. “Enel hak” kadehiyle bir yudum içen, sızdı tanrılık şarabından; Şişelerle, küplerle içtim ben, yine sızmadım. Ben sultanların aradığı sultan, Ben hacetler kıblesiyim. Gönlün kıblesiyim ben. Ben Cuma mescidi değilim; İnsanlık mescidiyim ben. Ben saf aynayım, sırrım dökülmemiş, paslanmamışım. Ben kin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün Ahmed benim,<br />
Ama dünkü Ahmed değil.!<br />
Bugün Anka benim,<br />
Ama yemle beslenen kuşcağız değil.<br />
“Enel hak” kadehiyle bir yudum içen, sızdı tanrılık şarabından;<br />
Şişelerle, küplerle içtim ben, yine sızmadım.<br />
Ben sultanların aradığı sultan,<br />
Ben hacetler kıblesiyim.<br />
Gönlün kıblesiyim ben.<br />
Ben Cuma mescidi değilim;<br />
İnsanlık mescidiyim ben.<br />
Ben saf aynayım, sırrım dökülmemiş, paslanmamışım.<br />
Ben kin dolu bir gönül değilim, Tur-i Sina’nın gönlüyüm ben.<br />
Üzüm sarhoşluğu değil benim sarhoşluğum,<br />
Benim sarhoşluğumun sonu yok.<br />
Tarhana çorbası içmem ben,<br />
Can yemeği yerim; içerim can şerbeti.<br />
İşte sararttı seni bir gümüş bedenlinin özlemi, altın haline geldin  		artık.<br />
Sen altına âşıksın, altın benim rengime âşık.<br />
Gönlü saf sufiyim ben,<br />
Benim tekkem alem; medresem dünya benim.<br />
Değilim abalı sufilerden.<br />
İster yakarış eri ol sen, meyhane eri istersen;<br />
Bundan sanki ne çıkar?<br />
Yok Cumartesi imiş, yok Cuma imiş, bence ne farkı var?<br />
Gerçeğin tadını alan er,<br />
Ne altına aldırış eder,<br />
Ne kalender tacına bakar.<br />
Ne tasası vardır, ne kini.<br />
Ey Tebrizli hak Şems,<br />
Yüzünü göstermeseydin sen, yoksul çaresiz kalırdı kulun,<br />
Ne gönlü olurdu, ne dini&#8230;</p>
<p><strong>Mevlâna Celâleddin-î Rûmî</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sufizm.gen.tr/ahmed-baki/gonul-ehlinden/bugun-ahmed-benim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dost</title>
		<link>http://www.sufizm.gen.tr/kissadan-hisse/dost/</link>
		<comments>http://www.sufizm.gen.tr/kissadan-hisse/dost/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 31 Dec 2007 12:36:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editr</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kıssadan Hisse]]></category>
		<category><![CDATA[Mesneviden]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlana]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tasavvuf.gen.tr/dost/</guid>
		<description><![CDATA[Dost !. Genç adamın biri, Dermiş babasına her gün; &#8216;Benim de dostlarım var, sendeki dost gibi&#8216; Baba, itiraz eder, Olmaz öyle çok dost, hakikisi Belki bir, belki iki, Fazlasını bulamazsın gerçek, hakiki&#8230; Devam eder durur konuşma&#8230; Aralarında başlar bir tartışma, Karar verirler bir sınava, Dostun hakikisini anlamaya&#8230; Bir akşam bir koyun keserler, Ve koyarlar çuvala. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span class="style67">Dost !</span>.</p>
<p class="style67" align="center">Genç adamın biri, Dermiş babasına her gün;<br />
&#8216;<strong>Benim de dostlarım var, sendeki dost gibi</strong>&#8216;</p>
<p class="style67" align="center">Baba, itiraz eder,<br />
Olmaz öyle çok dost, hakikisi<br />
Belki bir, belki iki,<br />
Fazlasını bulamazsın gerçek, hakiki&#8230;</p>
<p class="style67" align="center">Devam eder durur konuşma&#8230;<br />
Aralarında başlar bir tartışma,<br />
Karar verirler bir sınava,<br />
Dostun hakikisini anlamaya&#8230;<span id="more-356"></span></p>
<p class="style67" align="center">Bir akşam bir koyun keserler,<br />
Ve koyarlar çuvala.<br />
Baba der ki oğluna,<br />
&#8216;<strong>Hadi al bu çuvalı, şimdi götür dostuna</strong>&#8216;.</p>
<p class="style67" align="center">Çuvaldan kanlar damlamakta,<br />
Sanki öldürmüşler de bir adamı,<br />
Koymuşlar çuvala,<br />
Dıştan böyle sanılmakta.</p>
<p class="style67" align="center">Delikanlı sırtlar çuvalı,<br />
Gider en iyi bildiği dostuna,<br />
çalar kapıyı.<br />
O dost, bakar ki bir çuvala<br />
hem de kanlı,<br />
Kapar hızla kapıyı delikanlının suratına,<br />
Almaz içeri arkadaşını,</p>
<p class="style67" align="center">Böylece tek tek dolaşır delikanlı,<br />
Kendince tanıdığı, sevdiği dostlarını.<br />
Ne çare, hepsinde de sonuç aynıdır.</p>
<p class="style67" align="center">evlat geriye döner.<br />
Ama içten yıkılır&#8230;</p>
<p class="style67" align="center">Babasına dönerek; <strong>&#8216;haklıymışsın baba</strong>&#8216; der.<br />
<strong>Dost yokmuş bu dünyada ne sana, ne de bana.</strong></p>
<p align="center"><span class="style67"> Baba &#8216;<strong>hayır Evlat</strong>&#8216; der, </span><span class="style68">&#8220;benim bir dostum var bildiğim.<br />
Hadi, çuvalı alda bir kerede git ona</span><span class="style67">.&#8221; </span></p>
<p class="style67" align="center">Genç adam, çuvalı sırtlar tekrar.<br />
Alnından ter, çuvaldan kanlar damlar&#8230;</p>
<p class="style67" align="center">Gider, baba dostuna. Kabul görür, sevinir.<br />
O dost, delikanlıyı alır hemen içeri.</p>
<p class="style67" align="center">Geçerler arka bahçeye.<br />
Bir çukur kazarlar birlikte,<br />
Çuvaldaki koyunu gömerler adam diye,<br />
Üzerine de serpiştirirler toprak.<br />
Belli olmasın diye dikerler sarımsak&#8230;</p>
<p>Genç adam gelir babasına;<br />
&#8216;<strong>Baba, işte dost buymuş</strong>&#8216; diye konuşunca,</p>
<p>Babası; &#8216;<strong>daha erken, o belli olmaz daha<br />
Sen yarın git O&#8217;na, çıkart bir kavga,<br />
Atacaksın iki tokat, hiç çekinmeden ona,<br />
işte o zaman anlaşılacak, dostun hakikisi.<br />
Sonra gel olanları anlat bana</strong>&#8230;&#8217;</p>
<p class="style67" align="center">Genç adam, aynen yapar babasının dediğini,<br />
Maksadı anlamaktır dostun hakikisini,<br />
babasının dostuna istemeden basar iki tokadı!</p>
<p class="style67" align="center">Der ki tokadı yiyen DOST;<br />
&#8216;<strong>Git de söyle babana, biz satmayız Sarımsak tarlasını<br />
böyle iki tokada</strong>&#8216;!</p>
<p class="style67" align="center">Sevilecek biri olmadığın zamanlarda bile Seni Sevmeli&#8230;<br />
Sarılacak biri olmadığın zamanlarda bile Sana Sarılmalı&#8230;<br />
Dayanılmaz olduğun zamanlarda bile Sana Dayanmalı&#8230;</p>
<p class="style67" align="center">Dost dediğin;<br />
fanatik olmalı;<br />
Bütün dünya seni üzdüğünde Sana moral vermeli.<br />
Güzel haberler aldığında seninle dans etmeli,<br />
Ve ağladığında, seninle ağlamalı&#8230;</p>
<p class="style67" align="center">Ama hepsinden daha çok;<br />
Dost matematiksel olmalı;<br />
Sevinci çarpmalı&#8230;<br />
Üzüntüyü bölmeli&#8230;<br />
Geçmişi çıkarmalı&#8230;<br />
Yarını toplamalı&#8230;</p>
<p class="style67" align="center">Kalbinin derinliklerindeki ihtiyacı hesaplamalı&#8230;<br />
Ve her zaman bütün parçalardan daha büyük olmalı&#8230;<br />
İşi bitince seni bir tarafa atmamalı&#8230;</p>
<p class="style67" align="center">Mevlâna</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sufizm.gen.tr/kissadan-hisse/dost/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

