<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sufizm.gen.tr -Düşünebilen Beyinlere. &#187; Kuran</title>
	<atom:link href="http://www.sufizm.gen.tr/tag/kuran/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sufizm.gen.tr</link>
	<description>sufizm, islam ve bilim.. sadece gerçeği arayanlara..</description>
	<lastBuildDate>Tue, 16 Mar 2010 23:00:08 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Teslimiyet Niye / Neye ?</title>
		<link>http://www.sufizm.gen.tr/mert-kilic-tefekkur/teslimiyet-niye-neye/</link>
		<comments>http://www.sufizm.gen.tr/mert-kilic-tefekkur/teslimiyet-niye-neye/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Jan 2010 22:03:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mert Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[hızır]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Manset]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[teslimiyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sufizm.gen.tr/?p=1123</guid>
		<description><![CDATA[Özellikle tasavvufla ilgilenenler olarak biz, eksikliklerimizi fark edip, gidermek ve kendimizi geliştirmek amacı ile bu yola girdiğimizi söyleriz. Ancak her ne kadar samimi olan bu amaçla yola girmiş olsak ta, çoğu kez görürüz ki; içinde bulunduğumuz yada misafir olduğumuz ortamlardaki kişilerin, özellikle de  ilim, hal ve yaşam gibi çeşitli konularda bizden ileride olduğunu düşündüğümüz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.tasavvuf.gen.tr/mert-kilic.jpg" alt="" width="79" height="116" />Özellikle tasavvufla ilgilenenler olarak biz, eksikliklerimizi fark edip, gidermek ve kendimizi geliştirmek amacı ile bu yola girdiğimizi söyleriz. Ancak her ne kadar samimi olan bu amaçla yola girmiş olsak ta, çoğu kez görürüz ki; içinde bulunduğumuz yada misafir olduğumuz ortamlardaki kişilerin, özellikle de  ilim, hal ve yaşam gibi çeşitli konularda bizden ileride olduğunu düşündüğümüz zatların bile, <span style="text-decoration: underline;">kendimize göre</span> eksik yada yanlışlarına odaklanırız. Oysa yapmamız gereken; <span style="text-decoration: underline;">bize göre</span> olan eksikliklerle ilgilenmeyip, bizdekinden fazla olan özellikleri bir an evvel kendimize katmaya çalışmak ve kendi eksikliklerimizi gidermeye çalışmak olmalı&#8230;<span id="more-1123"></span></p>
<p>Kulaktan dolma bilgilerle bile olsa, her şeyin kendimizde bulunduğunu bilsekte, eksikliklerimizi gösterecek, uyaracak, öğretecek bir ağabey/hoca/yetiştiriciye ihtiyaç duyarız. Sonrasında bu samimi duanın icabeti hasıl olur ve bizden yüksek özelliklerde bir zat ile tanışırız. Eğer ki kendimizde bulamadığımızdan, dışarıya yöneldiğimiz bu zattan istifade etmek istiyorsak, ona teslim olmamız gerekmektedir. Öyle bir teslimiyet olmadır ki; söyledikleri bize ters gelse de, doğru diye inanmalı ve şüphe duymadan uygulayabilmeliyiz. Çünkü zaten kendimizin yanlış ve eksik değerlendirmeler yaptığını itiraf etmişizdir, onu aramakla&#8230; O&#8217; ndan gelenleri kendi bilgi ve düşünce sistemimizle değerlendirmeye kalkarsak, o eksik ve yanlış filtremiz, O zattan gelenleri bizim mevcut anlayışımıza indirger ve hiçbir istifademiz olamaz. İşte bu sebeple teslim olacağımız bu zat gerçekten bize faydalı olur mu ? Doğru kişi midir gibi bir şüphe ile onu incelemeye başlarız ki, bence bu gayet doğal bir davranıştır. Çünkü ebedi hayatımızı etkileyecek bir karar olduğundan dikkat edilmelidir. Nitekim Musa (as) bile, kendinden fazla ilim sahibi olduğunu bildiği Hızır&#8217; ı (as) sorgulamıştır.</p>
<p>İşte bence işin püf noktası burada karşımıza çıkmaktadır. Bizler her ne kadar hatasız, günahsız  insan olmayacağını bilsekte, tabi olacağımız zatın kusursuz olmasını bekler ve O&#8217; nu adeta <span style="text-decoration: underline;">bizim hayalimizdeki</span> Hz. Muhammed (sas) ile kıyaslarız, ne kadar tanıyorsak artık&#8230; Oysa hiçbir kimsenin O&#8217; nun gibi olamayacağı bellidir. Veliler ancak O&#8217; ndan bir şubedir denilir. Hz. Muhammed (sas) ResulALLAH&#8217; ın zahiri olduğundan, tüm esmaları/özellikleri tabiri caizse full çekmektedir. En pik noktada İlim, hilm, güzel ahlak, adalet&#8230;vb. Ancak mademki biz, batında değil de zahirde bir kişide arıyoruz, o zaman bilmeliyiz ki zahirdeki hiç kimse O&#8217; nun gibi olamayacaktır. Ancak bir yada birkaç yönü ile O&#8217; na benzeyebilecektir. İşte bizim yapmamız gereken, dualarımızın sonucu olarak karşımıza çıkan bu zatları kafamızdaki bazı taslaklarla kıyaslamadan, onların ResulALLAH şubesi olduğu konulardan alabileceğimizi maksimum düzeyde almak olmalı. Onlara her şeyimizle teslim olamıyorsak bile, en azından bizden üstün oldukları yönlerden kavrayabildiğimiz noktalarına teslim olmalıyız, hakikatte teslim olduğumuzun ALLAH olduğunun farkındalığıyla&#8230; Kim bilir belki tahmin ettiğimizden daha çok konuda şubedirler&#8230;</p>
<h5 style="text-align: right;"><em><strong><em><strong><em><strong><em><span style="text-decoration: underline;"><strong><span style="color: #003366;">Mert Kılıç<br />
mslmert@gmail.com</span></strong></span></em></strong></em></strong></em></strong></em></h5>
<p class="facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.sufizm.gen.tr/mert-kilic-tefekkur/teslimiyet-niye-neye/" target="_blank" title="Facebookta Paylas">Facebook'ta Paylas</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sufizm.gen.tr/mert-kilic-tefekkur/teslimiyet-niye-neye/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ALLAHUEKBER ve lillahil Hamd</title>
		<link>http://www.sufizm.gen.tr/mert-kilic-tefekkur/allahuekber-ve-lillahil-hamd/</link>
		<comments>http://www.sufizm.gen.tr/mert-kilic-tefekkur/allahuekber-ve-lillahil-hamd/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Jan 2010 21:21:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mert Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[Allahuekber]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. İsa]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[lillahil Hamd]]></category>
		<category><![CDATA[Manset]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi]]></category>
		<category><![CDATA[rab]]></category>
		<category><![CDATA[sufizm]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sufizm.gen.tr/?p=1103</guid>
		<description><![CDATA[Haşyet duyulası olay; her birim başlı başına bir alem. Her birinin RAB&#8217;bi var, kitabı var, kitaptan algılayışları ve uygulayışları var, kendi doğruları, yanlışları, değer yargıları var&#8230; Sadece insanlık alemini bile düşündüğümüzde, aynı Kuran okunsa da, anlayışlar farklı olabiliyor. İşte bu yazı; her an yeni bir şen de olan ALLAH&#8217; ın bu kulda, şu anki bilgi/düşünce [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><img class="alignleft" src="http://www.tasavvuf.gen.tr/mert-kilic.jpg" alt="" width="79" height="116" />Haşyet duyulası olay; her birim başlı başına bir alem. Her birinin RAB&#8217;bi var, kitabı var, kitaptan algılayışları ve uygulayışları var, kendi doğruları, yanlışları, değer yargıları var&#8230; Sadece insanlık alemini bile düşündüğümüzde, aynı Kuran okunsa da, anlayışlar farklı olabiliyor. İşte bu yazı; her an yeni bir şen de olan ALLAH&#8217; ın bu kulda, şu anki bilgi/düşünce ve idrak haliyle açığa çıkardığı yorumdur. Asla başkasını bağlayıcı kesin bilgiler ihtiva etmeyip, kişi için Kuran&#8217; dan anladığından daha kesin ve bağlayıcı bilgi olmadığı kanaati ile, sadece fikir vermek amacıyla yazılmıştır. Elbette doğrusunu ALLAH, ehli şeklinde açığa çıkışı bilir&#8230;</p>
<p>Konuya, Mehdi bekleyenler ve Hz. İsa’ nın (as) yeniden yeryüzüne inip, Hz. Muhammed’ e (sas) tabi olmasını bekleyenlere bir düşünce alternatifi sunmakla başlayalım;<span id="more-1103"></span></p>
<p>Bu olayın ille de fiziki olarak gerçekleşeceğine inanıyorsanız da, hala daha olmamışsa veya yakın geçmişte olmuşsa, bunun gerçekleşmesine şahit olamayanlar için ne düşünürsünüz ? Asırlarca süren bekleyişe, sadece  50 senelik dilime rast gelen insanlar mı şahit olabileceklerdir sizce ? Yoksa Kuran&#8217; da geçen Resul misallerinde olduğu gibi, misalde anlatılan idrakin, herkes tarafından yaşayacağı/yaşadığı olaylar olması gibi, söz konusu bu iki olay da, her alemde gerçekleşiyor mu ? Bunlar dünya tarihinde sadece zahir olarak bir kere yaşanacak şeyler olmayıp, batini olarak, içsel hissediş olarak, her kişinin kemale uzanışı sırasında yaşayacağı bir süreçte mi aynı zamanda ? Bu sorunun cevabını akılda tutarken, başka konu ile devam edelim&#8230;</p>
<p>Kendini, bazı şeyleri çok iyi biliyorum diye niteleyen biri, aslında söz konusu şeyleri o kadar çokta bilmiyor olabilir. Yine kendini dürüst, iyi kalpli, zeki gibi tanımlayanlarında, dışarıdan bakılınca öyle olmadıkları gözlenebilir. Aynen bunun gibi şu anda dünyada ben Muhammedi’yim, İsevi’yim yada Musevi&#8217;yim diyen kişiler de kendilerini öyle sanmalarına rağmen, gerçekte farklı olabilirler. Çoğumuz biliriz ki Resullere çeşitli idrak seviyeleri şeklinde bakınca;</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Musa</span> idrakında; ALLAH kişiden ayrı bir yerdedir. Her şeyden münezzeh anlayışı ile ALLAH ötelenmiştir. (Tenzih)</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">İsa</span> idrakında; ALLAH her yerde olduğu gibi, birimin de özündedir. Böylelikle ALLAH berilenmiştir.         (Teşbih)</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Muhammed</span> idrakında ise iki görüşünde birleşmesi vardır. Ne ötede, ne beride olmakla sınırlıdır. Alemlerden Ganidir, ama hiçbir şeyde O&#8217; ndan gayrı değildir. (Tevhid) [Bununla beraber Tevhid' i sadece ötelememe ve berilememe anlayışlarını birleştiren değil, Zat-Yarattıkları, mana-suret, hakikat-şeriat gibi yapılan ayrımı da birleştirme olarak düşünülebilir]</p>
<p>İşte kişiler, nüfus kağıdında yazanla veya çevrelerinde yaşanan dinlere göre ezberci değerlendirme ile değil de, yaşadıkları idrak/anlayış/iman ve yaşama geçirdikleri olarak değerlendirilirse, görülecektir ki birçok müslümanım diyen aslında Musevi anlayışta, kısmen daha azı da İsevi anlayışta iken, diğer dinlerde olduğunu sanıp ta durumun tam tersi olduğu sonuçlar ile de karşılaşılabilir. Bununla beraber Kuran&#8217; daki sıralamaya uygun olarak gelişen süreçler, günümüzde herkes tarafından yaşanabilmektedir. Çoğunlukla Musevi bakışa sahip olarak, ALLAH&#8217; ın tüm eksikliklerden münezzeh/süphan oluşunu tek başına ele aldığımız, ötelediğimiz bir anlayıştayızdır. Bu hali ile ALLAH diye isimlendirdiğimiz bizden ayrı ve ötedeki bir tanrıdır. Bunun üzerine İsevi anlayışla muhatap oluruz. Denir ki; yukarıda değil, her yerde demene rağmen, ötede sandığın tanrı anlayışını tekrar düşün&#8230; Sen o “her yer” dediğinden ayrı mısın ? Sende olan O dediğin&#8230; Aslında her yerde, her şeyde olan O. Senin kendini O&#8217; ndan gayrı bir varlık hissetmen sadece varsayım/vehim. Sen çek kendini aradan, ortaya çıksın yaradan. Bu anlayış ile beraber kişide değişim başlarsa, varlığında ALLAH&#8217; ı hissetmeye başlarsa, ihtimal ki; varsaydığı benliği kabullenişinden arınabilir. İşte bu nokta, aslında gelinmesi başarı olarak kabul edilen bir nokta olsa da; Muhammedi idrak olmayıp, tam kamil değildir. Çünkü bu seferde öteleme hiç olmadığı için, ALLAH sadece kendinden açığa çıkanlarla sınırlanmış olur, her ne kadar sınırsız denilse de. Aslında kabul edilmesi her ne kadar zor gelse de, ötedeki bir tanrı anlayışından kurtulunmuş olmakla ile birlikte, sadece berideki, kendinden açığa çıkan bir tanrı anlayışına saplanılmıştır bir nevi. Artık bundan sonra ister kişinin samimiyeti deyin, ister nasibi, olur da Muhammedi idrak ile muhatap olunabilirse, o zaman Tevhid kurulmuş, Alemlerin O&#8217; ndan gayrı olmaması ile birlikte, O&#8217; nun Alemlerden gani oluşu idrak edilmiş ve ALLAHUEKBER deme aşamasına gelinmiş olur. Hz. Muhammed (sas) ın; seni layığı ile sena edemedim itirafı ile, Hz. Ebubekir (ra) ın; ALLAH&#8217; ı idrak, idrak edilemeyeceğini idraktir itirafları, bu hissedişlerin açığa çıkışıdır. Zaten Kabe putlardan temizlenirken, son ve büyük olan ALLAH putunu ne Hz. Muhammed (sas), ne de Hz. Ebubekir (ra) kırmıştır. Onun yerine ben B&#8217; nin altındaki noktayım diyen Ali (ra) kırmıştır. Şahı velayet belki bu sözü söylediği andaki, halini itiraf etmiş, olaya bakış açısını açıklamıştır. Bu anlayışa göre hüküm veriyorum diye. Bu bilinmez ama geride kalan, altında üstünde nokta olan, olmayan onca harfin varlığından haberdardır büyük ihtimal. İlim şehrinin kapısı olduğunu unutmayalım&#8230; Hepsine selam olsun, himmetleri üzerimize olsun&#8230;</p>
<p>Bu arada Resulullah&#8217; ın Hac ile ilgili dediği “<em>Kim kendisini Beytullah&#8217;a ulaştıracak kadar azık ve bineğe sahip olduğu halde haccetmemişse onun Yahudi veya Hıristiyan olarak ölmesi arasında fark yoktur</em>” (Küt.Sit 1150) uyarısını ve “&#8230;<strong><em>Gitmeye imkânı olan herkese Beyt`i hac etmek, insanlar üzerindeki Allah hakkıdır&#8230;</em></strong><strong>” (</strong><strong>Ali İmran 97</strong><strong>) ayetinin ALLAH hakkıdır vurgusunu, belirttiğimiz idrak seviyeleri kıstası ile yorumlarsak, taşlar biraz daha yerine oturmuş olur. Musevi anlayışta sadece öteleme ve bedensel algı, İsevi anlayışta sadece berileme ve şuursal algı var ki; ikisi de kamil değil Tanrısal ya da en iyi ihtimalle Rab&#8217;sel. İkisinin bileştiği Tevhid sembolü olan ve Muhammedi muhabbetin açığa çıkmasına aracılık eden Kabe ziyareti; ALLAH kavramının idrak edilmesi için gerekli ve ALLAH&#8217; ın insan üzerindeki hakkı&#8230; </strong></p>
<p>Ayrıca bununla beraber; Özde bulma/miraç çalışması olan salat vaktinin habercisi Ezanda da, ikame edilmesi arzulanan salatta da, en çok kullanılan kelime ALLAHUEKBER&#8217; dir. Dünyada her an susmadan, durmadan, dolaşan hatırlatma&#8230; Salattaki her kullanılışından sonra Süphanlığa vurgu/atıf/hatırlatma vardır çeşitleriyle. Süphane Rabbuyel ALA/AZİM tespihlerini düşünelim. Süphan ALLAH denilir, ancak Süphan Rab şeklinde bir kullanıma hiç şahit olmadım. Dolayısıyla RAB&#8217; bin azimliği, alalığı ve süphanlığının vurgulamasından çok, Rabden ala ve azim olanın süphan olmasına dikkat çekiliyor gibi&#8230; Bu durumda ortaya; Rabbimden, rububiyetimden benden açığa çıkışından ALA/AZİM olan, süphandır; sadece bununla sınırlanmaktan beridir. Yada Rububiyetimle, benden çıkışla kısıtlanamaz olan ALA/AZİM dir şeklinde bir anlam çıkıyor. Tüm bunlarla pekiştiririz ki; hiçbir açığa çıkış noktası, tümü ihata edemez. Açığa çıktığı kadarı ile kendi zatını idrak etse de, mutlak manadaki ZAT&#8217; ı idrak ve ihata etmesi mümkün değildir. ALLAH Ekberdir demek; ALLAH&#8217; ın hiç bir şekilde ihata edilemeyeceği, bilinemeyeceği kavranamayacağı demektir diye yorumluyorum.  Bu durumda  her halükarda  kavradığımız algıladığımız dışında bir şeyler kalacaktır, ama bunu Tanrı diye düşünmeden, Samediyet içinde düşünelim. Yani ALLAH kendini mert&#8217; ten açığa çıkışı ile seyretmek istiyor, bu çıkış mert&#8217; in algıladığı alem ise sadece 1 evren&#8230; Bu evren mert&#8217; ten/algıladıklarından oluşmuştur. Mert suretiyle açığa çıkan o evrenin ALLAH&#8217; ı denemez RAB&#8217; bi denilebilir, başka evrenlerin olduğu bilindikçe.  Mert aleminin Rab&#8217; bi, sonra o alemin gözünden Ahmed&#8217; in, Mehmet&#8217; in, Mustafa&#8217; nın Rabbi var, bununla beraber Ahmed&#8217; in aleminden bakışla da mert&#8217; in alemi var&#8230;vb. İşte bu sonsuz evrenlerin ve bu evrenlerden diğer sonsuz evrenler seyrinin, başka bir deyişle Evren içre evrenlerin her birinin Rab&#8217;bini  kuşatan, düzenleyen, eğiten ALEMLERİN RABBİ kavramı var ki; buna ALLAH diyebiliriz. Ama burada dahi ALLAH derken ALLAH isminin varlığa bakan boyutundaki anlamı ile, yani bir nevi RAHMAN gibi. Zatı&#8217; da kapsayan, varlığın olabilecek diğer sonsuz alternatif potansiyeline bakan boyutu ile değil.</p>
<p>Başka bir ifade ile; Kuantum potansiyeli yada esma alemi dediğimiz, sonsuz özelliklerin potansiyel olarak bulunduğu bir alem&#8230; Burada her türlü ilim ve kudret var potansiyel olarak. Biz bu potansiyeli ister farkında olarak, ister olmayarak nasibimizce kullanarak bir yaşayış açığa çıkarıyoruz. Biz derken tabi gene Ayşe, Fatma tecellisindeki ALLAH :) İşte bu durumda hem alemlerden Gani oluşu, hem de alemlerin O&#8217; ndan asla gayrı olamayacağı ve ALLAHUEKBER kavramı bizde yerleşmiş oluyor. Burada belki en fazla denebilir ki Hz. Muhammed’ in (sas) Rabbi, Alemlerin RAB&#8217; bi idi&#8230; O bile deminki tanımdaki esmaları veya potansiyeli maksimum şekilde müşahede etse de, hala daha ALLAH&#8217; ı layığı ile sena edemediğini farkında ve Sen bu değilsin diyor&#8230; Elbette Hamd (değerlendirmek) ancak ALLAH&#8217; a mahsustur.</p>
<p>Hal böyle iken olaya bizde baktığımızda; ilk başlarda Muhammedi&#8217;yim sanılarak, Musevi idrakte yaşanırken, İsa&#8217; nın yeryüzüne inmesini ALLAH&#8217; ı özde bulma, kendinden açığa çıkanı algılama evresi olarak düşünürsek, İsa&#8217; nın Hz. Muhammed&#8217; e tabi olmasını da, yanlış ve eksik idrakler fark edilmiş olarak, bilinçli olarak Muhammediliği idrak ediş ve yaşayış aşamasına geçilmesi olarak yorumlayabiliriz.</p>
<p>Unutmayalım, varsaydığımız benliğimiz, fiillerimiz, düşüncelerimizin hepsinin Faili ve Hakikati ALLAH olduğu gibi, zanlarımız, egomuz diye kabullenişimiz, kesrette takılıp, dünya hayatı diye hor gördüğümüz hissedişlerimiz de ALLAH&#8217; tan. [Hz. İbrahim' in ve oğlu (İbrahim' den açığa çıkanlar) kıssasını şöyle değerlendirirsek; <em>İbrahim bilincindeyken, yani ne yana baksak ALLAH veçhini görür halde iken bile, bizden açığa çıkan fiilleri ve söylemleri kendimize (bedensel benlik) mal edebiliriz. Bu durumda kişi bunu fark edip uyandığında, bu kendine mal ettiği fiilleri kurban etmesi gerektiğini düşünür. (3 kez rüya diye tabir edilen) Hemen olmasa da belli bir süreç sonunda bunları kurban etmeye karar verir, yine samimiyetle... Tam kurban edecekken; <strong><span style="text-decoration: underline;">İkisi de </span></strong><span style="text-decoration: underline;">(hükme) <strong>teslim olup Onu </strong>(İsmail'i) <strong>yüzüstü yatırdığında... Biz Ona: "Ey İbrahim!" diye seslendik. "Gerçekten rüyanı doğruladın. Doğrusu biz muhsinleri (müşahedelerinde Hak'tan gayrı bulunmayanları) böylece cezalandırırız."Muhakkak ki bu apaçık bir belâdır (öğretici, idrak ettirici deneyim)!</strong><strong>Ona, bedel olarak çok büyük kurban verdik</strong><strong>.(Saffat 102-107)</strong></span><strong> A</strong>yetleri ile anladığım kadarıyla; Senin bu fiilleri, söylemleri kendine sahiplenmenin faili de ALLAH' tı hitabı ile karşılaştı. Bunun sonucunda İsmail' i kurban etmesine gerek kalmadı. Çünkü çok daha büyük bir kurban çıkmıştı ortaya. O da sadece fiilleri ve söylemleri değil, düşündükleri, ben kabul edişleri, hissiyatları da olmak üzere her şey ALLAH' tandı. Ne İbrahim kaldı, nede İbrahim' den bir şey, küllen koca bir kurban oldular</em>] Kesret algılaması/yaşantısı, Zat boyutundan gayrı olmadığı gibi hor görülecek bir şey değil. Aynı TEK&#8217; in farklı halleri. Suret, Mananın Zahiri, Hakikat, Şeriatın Batını&#8230; Ahad ve Samed&#8217; dir ALLAH. O sebeple ALLAH ismi bir yandan Zat boyutu için kullanılırken, bir yandan da varlığı oluşturan esmaların küllehası olarak kullanılır. Her algılamanın Hak olduğunu hatırladıktan sonra şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki; nasıl ki her şey mutlak manada kulluğunu yerine getiriyorsa, aynı şekilde hiçbir açığa çıkış mahalli de, irade olunmuş açığa çıkış işlevinin dışında bir algılama ve yaşama mecbur değildir, zaten mutlak kulluğu gereği bu mümkün de değildir. Algılamak, şahit olmak, zahirde seyretmek amacı ile yaratılan birim bunu yapmak için vardır, ne ALLAH yaşayışı/algılayışı/zatından bakışı nede irade edilen amacın dışında başka bir şey için&#8230; Bu durumda Veli dediğimiz kişiler, bizim algıladığımız bedenleri, düşünceleri, söylemleri ve fiillerinin kesinlikle ALLAH&#8217; ın açığa çıkartışı olduğunun farkındadır. Hatta farkında olan bizzat ALLAH&#8217; tır. ALLAH&#8217; ın bu şekilde; yani insan suretinde olması ile beraber, hakikat örtülmemiş biçimdeki açığa çıkış gerçekleştirdiği mahalle Veli denir. Ancak bu çıkış ta yine ALLAH&#8217; ın sonsuz tercihinden sadece bir tanesidir. Dolayısıyla bu düşünce ile bakıldığında, hiçbir şeye olduğu gibi Veli&#8217; ye de ALLAH denilemez. ALLAH sadece veli olmaktan da ganidir. Nasıl ki; Kuran da ALLAH Kelamının, bu boyutta Hz. Muhammed&#8217; den açığa çıkışıdır ve ALLAH Kelamı Kuran ile sınırlanamaz, aynı şekilde Veli&#8217; den açığa çıkışta, ALLAH ile sınırlandırılamaz. Ancak bununla beraber, her birimde açığa çıkanın ALLAH olduğunu bilsek te, Veli&#8217; lerdeki çıkış örtülmeden ve farkındalıkla olduğu için, onlardan çıkanın ALLAH&#8217; ın en farkındalıklı şende çıkışı olmasından ötürü, ona göre değerlendirilmesi için denmiştir Veli ALLAH’ tır diye. Yoksa Veli&#8217; de aynen diğer her şey gibi ALLAH’ ın açığa çıkışının kuludur.</p>
<p>Şimdi bir de Hz. Muhammed&#8217; in gözümün nuru dediği, dinin direği dediği, miraç sonrası müjde diyerek nitelediği salata tekrar bakalım. Teklif edilen vakitlere&#8230; Örneğin Sabah namazı. Karanlıktan (algılamayı örterek, kişinin vahdet bilincini yaşadığı zamandan) aydınlığa geçiş arasında. Eğer ki kişi kesret halini yaşamaya başlamışsa, vahdet halini unutmasın diye bir hatırlatma. Bununla beraber Vahdet halini yaşayan birinin vakit ile bağlı olduğunu hissederek, çalışma yapması gerektiğini hissederek Kesret yaşamına dönerek, kesret gerekliliğini ve güzelliğini unutmaması gerektiğinin hatırlatması. Burada kaynağını bilmediğim ama anlatılan bir olay geldi aklıma; <em>Hz. Ömer güneşe bir baktı&#8230; Işığı sönmek üzereydi&#8230; Namazı geçerken yaptı bunu&#8230; Rasulullah gülümsedi ve dedi; Ömer az daha baksa, arzı karanlığa boğacaktı&#8230;</em> Biraz önce anlattığımız mana ile bakarsak bunu şöyle yorumlayabiliriz: Güneş doğmadan önceki karanlıkta, Ömer zatı ile baş başa iken, daha doğrusu hakikat hissedişi yüksek iken, sabah olup güneşin yükselmesi ile kesret yaşamının canlanması ile, varsaydığı Ömer algısını kendinde hissetmeye başlıyor. Güneş etrafı aydınlattıkça, bedensel benlik kabulü hissi artıyor ve o celali ile buna gem vurmak istiyor. Yani neredeyse o benliğe karşı etki ile, sürekli hakikati müşahede alemine girme durumunu gerçekleştirecek&#8230; (Arzın karanlığa boğulması) Ancak bunun olması ALLAH&#8217; ın istediği bir şey değil, öyle olsa belirli bir rububiyet altında açığa çıkışı yaratmaz, kesreti yaratmazdı. O zaman Ömer anladı ki; Hakikat diye nitelediğimiz işin manasal boyu kadar, şahadet alemi dediğimiz yaşam ve hissiyatta hakikat Bu hissedişte ALLAH&#8217; tan, dilemesi ve oldurması… O zaman, o nazar bitti ve güneş rahat rahat doğdu diye düşünüyorum. Kesret, Hakikat dediğimiz mananın suretidir. Aynı mıdır ? Süphan ALLAH..! Gayrı mıdır ? Süphan ALLAH..!</p>
<p>Aynı mantıkla öğlen namazının da Güneş tam tepedeyken değil de batmaya başladığı sırada kılınmasının hikmetini ve bunun gibi diğer vakitlerin de nelere göre düzenlenmiş olmasını, hatta aynı mantıkla namaz kılınmayan keraat vakitlerinin neler ifade edeceğini düşünülebiliriz. Bu vakit namazların peşinden okunulması tavsiye edilen surelere de dikkat etmek faydalı olacaktır. Mesela öğle namazının peşinden okunan Fetih&#8230; O kesret algılamasının içinde, her birim ayrı ayrı gibi müşahede edilirken, aslında fark edilir ki; iyi dediğin, kötü dediğin, dindar dediğin, gaddar dediğin hepsi ALLAH ne şekilde davranmalarını istemişse, ne için yaratmışsa onu yapıyorlar. Görürsün ki hepsi de kulluk halinde&#8230; Bu surenin bu vakitteki namaz sonrası okunmasındaki hikmet kavranılmaya çalışılırsa sanırım fayda sağlayacaktır.</p>
<p>Netice itibarı ile, duam odur ki ; Ötelemeyle, berilemeyle, mana ve suret ile, iyi, kötü, güzel ve çirkin, kafir ve mümin diye bölmeden, sınırlamadan, tevhid ile birleyelim ve birlenelim, iki cühan nuru Muhammed’ i olalım&#8230;</p>
<h5 style="text-align: right;"><em><span style="text-decoration: underline;"><strong></strong><strong><span style="color: #003366;">Mert Kılıç<br />
mslmert@gmail.com</span></strong></span></em></h5>
<p class="facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.sufizm.gen.tr/mert-kilic-tefekkur/allahuekber-ve-lillahil-hamd/" target="_blank" title="Facebookta Paylas">Facebook'ta Paylas</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sufizm.gen.tr/mert-kilic-tefekkur/allahuekber-ve-lillahil-hamd/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KURÂN’I KİM YAZDI?</title>
		<link>http://www.sufizm.gen.tr/esin-tezer/kuran-i-kim-yazdi-2/</link>
		<comments>http://www.sufizm.gen.tr/esin-tezer/kuran-i-kim-yazdi-2/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2008 19:23:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Esin Tezer]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Kurân-ı Kerîm]]></category>
		<category><![CDATA[Manset]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sufizm.gen.tr/?p=779</guid>
		<description><![CDATA[Yazan: Muhammed Ayetullah Tabar 
(http://www.nytimes.com/2008/12/07/magazine/07wwln-essay-t.html?_r=2&#38;scp=3&#38;sq=Mohammed%20prophet&#38;st=cse’den çevrilmiştir. 5 Aralık 2008’de yayımlanmıştır.)
 
Çeviren: Esin Tezer
 
 
 
‘’ Rasûlullah&#8217;ın &#8220;Nokta&#8220;sından &#8220;Arş&#8220;ına, oradan da melekî kuvveler ile beynine ve dolayısıyla bilincine inzal olan Kurân-ı Kerîm; &#8220;nokta&#8221;dan açığa çıkması sebebiyle, tüm &#8220;Evrensel Sistem ve Düzen&#8221;in işleyiş mekanizmasını, &#8220;Sünnetullah&#8221; ismiyle işaret ederek anlatır. Zira her birim kendi &#8220;Nokta&#8220;sının projeksiyonu olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family: ">Yazan: Muhammed Ayetullah Tabar<span> </span></span><img class="alignright" style="float: right;" src="http://www.sufizm.gen.tr/wp-content/uploads/2008/12/kuran.jpg" alt="" width="190" height="143" /></p>
<p class="MsoNormal"><strong><em><span style="font-size: 9pt; font-family: ">(<a href="http://www.nytimes.com/2008/12/07/magazine/07wwln-essay-t.html?_r=2&amp;scp=3&amp;sq=Mohammed%20prophet&amp;st=cse%27den">http://www.nytimes.com/2008/12/07/magazine/07wwln-essay-t.html?_r=2&amp;scp=3&amp;sq=Mohammed%20prophet&amp;st=cse’den</a> çevrilmiştir. 5 Aralık 2008’de yayımlanmıştır.)</span></em></strong></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt; font-family: "> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: ">Çeviren: Esin Tezer</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 14pt; font-family: "><span> </span></span></p>
<p><strong><em><span style="font-family: "> </span></em></strong></p>
<p><strong><em><span style="font-family: "> </span></em></strong></p>
<p><strong><em><span style="font-size: 12pt; font-family: ">‘’ Rasûlullah&#8217;</span></em></strong><strong><em><span style="font-size: 12pt; font-family: ">ın<span> </span>&#8220;<span>Nokta</span>&#8220;sından &#8220;<span>Arş</span>&#8220;ına, oradan da <span>melekî </span>kuvveler ile beynine ve dolayısıyla bilincine inzal olan <span>Kurân-ı Kerîm; &#8220;nokta&#8221;</span>dan<span> </span>açığa çıkması sebebiyle, tüm &#8220;Evrensel Sistem ve Düzen&#8221;in işleyiş mekanizmasını, <span>&#8220;Sünnetullah&#8221; </span>ismiyle işaret ederek anlatır. Zira her birim kendi &#8220;<span>Nokta</span>&#8220;sının projeksiyonu olarak vardır ve hepsi aynı Sistem ve Düzen&#8217;e tâbidir! Önceki yazılarımda da vurguladığım gibi, gökten, uzaydan bir yerden ciltli veya ciltsiz kitap veya sayfalar inmemiş; <span>Rasûl veya Nebilerin </span>hakikat &#8220;nokta&#8221;larından bilinçlerine <span>&#8220;bilgi&#8221; inzal olmuştur.</span> ‘’<span> </span><span style="color: blue;">AHMED HULÛSİ</span></span></em></strong><em><span style="font-size: 12pt; font-family: ">,<strong><span style="color: blue;"> !YENİLEN</span> </strong>’den</span></em></p>
<p><!--[if gte mso 9]><xml> <w:WordDocument> <w:View>Normal</w:View> <w:Zoom>0</w:Zoom> <w:TrackMoves /> <w:TrackFormatting /> <w:HyphenationZone>21</w:HyphenationZone> <w:PunctuationKerning /> <w:ValidateAgainstSchemas /> <w:SaveIfXMLInvalid>false</w:SaveIfXMLInvalid> <w:IgnoreMixedContent>false</w:IgnoreMixedContent> <w:AlwaysShowPlaceholderText>false</w:AlwaysShowPlaceholderText> <w:DoNotPromoteQF /> <w:LidThemeOther>TR</w:LidThemeOther> <w:LidThemeAsian>X-NONE</w:LidThemeAsian> <w:LidThemeComplexScript>X-NONE</w:LidThemeComplexScript> <w:Compatibility> <w:BreakWrappedTables /> <w:SnapToGridInCell /> <w:WrapTextWithPunct /> <w:UseAsianBreakRules /> <w:DontGrowAutofit /> <w:SplitPgBreakAndParaMark /> <w:DontVertAlignCellWithSp /> <w:DontBreakConstrainedForcedTables /> <w:DontVertAlignInTxbx /> <w:Word11KerningPairs /> <w:CachedColBalance /> </w:Compatibility> <w:BrowserLevel>MicrosoftInternetExplorer4</w:BrowserLevel> <m:mathPr> <m:mathFont m:val="Cambria Math" /> <m:brkBin m:val="before" /> <m:brkBinSub m:val="&#45;-" /> <m:smallFrac m:val="off" /> <m:dispDef /> <m:lMargin m:val="0" /> <m:rMargin m:val="0" /> <m:defJc m:val="centerGroup" /> <m:wrapIndent m:val="1440" /> <m:intLim m:val="subSup" /> <m:naryLim m:val="undOvr" /> </m:mathPr></w:WordDocument> </xml><![endif]--><!--[if gte mso 9]><xml> <w:LatentStyles DefLockedState="false" DefUnhideWhenUsed="true"   DefSemiHidden="true" DefQFormat="false" DefPriority="99"   LatentStyleCount="267"> <w:LsdException Locked="false" Priority="0" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Normal" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="heading 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 7" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 8" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 9" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 7" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 8" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 9" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="35" QFormat="true" Name="caption" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="10" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Title" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="1" Name="Default Paragraph Font" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="11" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtitle" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="0" Name="Hyperlink" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="22" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Strong" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="0" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Emphasis" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="0" Name="Normal (Web)" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="59" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Table Grid" /> <w:LsdException Locked="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Placeholder Text" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="1" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="No Spacing" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Revision" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="34" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="List Paragraph" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="29" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Quote" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="30" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Quote" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="19" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtle Emphasis" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="21" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Emphasis" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="31" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtle Reference" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="32" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Reference" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="33" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Book Title" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="37" Name="Bibliography" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" QFormat="true" Name="TOC Heading" /> </w:LatentStyles> </xml><![endif]--> <!--[if gte mso 10]></p>
<style>
 /* Style Definitions */
 table.MsoNormalTable
	{mso-style-name:"Normal Tablo";
	mso-tstyle-rowband-size:0;
	mso-tstyle-colband-size:0;
	mso-style-noshow:yes;
	mso-style-priority:99;
	mso-style-qformat:yes;
	mso-style-parent:"";
	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt;
	mso-para-margin:0cm;
	mso-para-margin-bottom:.0001pt;
	mso-pagination:widow-orphan;
	font-size:11.0pt;
	font-family:"Calibri","sans-serif";
	mso-ascii-font-family:Calibri;
	mso-ascii-theme-font:minor-latin;
	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";
	mso-fareast-theme-font:minor-fareast;
	mso-hansi-font-family:Calibri;
	mso-hansi-theme-font:minor-latin;
	mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
	mso-bidi-theme-font:minor-bidi;}
</style>
<p><![endif]--></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: ">Yirmi yıldan fazla süredir Abdülkerim Suruş, İran’ın önde gelen halk entelektüellerinden biri oldu. İslami teoloji ve mistisizmde uzmanlaşan Suruş, Ayetullah Humeyni tarafından nihayetinde teokratik devleti karşısına alacak İran üniversitelerinin “İslamlaştırılması” için seçilmişti. Farklı düşünmesinin bedelini ödedi. Huzur sağlamak için kurulan yasa dışı örgütler ve diğer hükümet destekli unsurlar İran’daki geniş katılımlı derslerini bastı. Dövüldü ve neredeyse öldürülecekti. Entelektüellerin rock yıldızları olarak görüldüğü bir ülkede Suruş, dini çoğulculuğa ve demokrasiye verdiği açık destek yüzünden saygı gösterildi ya da hakarete uğradı. Şimdilerde çok önemli bir adım daha attı. Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’nde o üniversiteden bu üniversiteye dolaşarak, İran’ın imamlık kurumuna şok dalgaları gönderiyor.<span class="bold1"></span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: "><a href="http://www.nytimes.com/2008/12/07/magazine/07wwln-essay-t.html?_r=2&amp;scp=3&amp;sq=Mohammed%20prophet&amp;st=cse#secondParagraph#secondParagraph"><span style="display: none; text-decoration: none; color: #004276;">Skip to next paragraph</span></a> </span></p>
<p class="MsoNormal"><a name="secondParagraph"></a><span style="font-family: ">En yakın tartışma bundan yaklaşık sekiz ay önce, Suruş’un Hollandalı bir gazeteciyle İslam’ın en hassas konularından Kur’an-ı Kerim’in ilahi kaynağıyla ilgili konuşmasından sonra başladı. Müslümanlar uzun zamandır kutsal kitaplarının Tanrı tarafından Peygamber Hz. Muhammed aracılığıyla kelime kelime indirildiğine inandı. Fakat Suruş; röportajında, Kur’an’ın “risalet deneyimi” olduğuna dair alternatif düşüncesini açığa çıkardı. Bana, peygamberin “Kur’an’ın hem alıcısı hem de üreticisi olduğunu ya da, vahyin hem öznesi hem de nesnesi olduğunu” anlattı. Suruş, “Kur’an’ı okuduğunuzda, bir insanın sizle konuştuğu hissine kapılırsınız, yani; kelimeler, betimler, kurallar ve düzenlemelerle benzer tüm şeyler insan zihninden gelmektedir” dedi ve ekledi: “Bu zihin, tabii ki, Tanrı’nın ilhamı ve kutsallıkla boyanmıştır”.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: "> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: ">İnternet sayesinde Suruş’un sözleri yayıldıkça, İran’ın Ayetullahları da savaşa dâhil oldu. Onların reddiyelerinde, imamlar Kur’an’ın şu ayetlerini öne sürdü: “Bu sana (Yâ Muhammed) indirdiğimiz mübarek bir kitaptır” (Sad / 29). Bu ayetleri, Tanrı’nın vahiy edici ve Muhammed’in alıcı olduğunu göstermiyor mu diye sordular. Ayrıca Muhammed’in vahiy gelmesi için sabırsızlandığına ve 300’den fazla durumda peygamberin etrafındakilere şu ya da bunu yapmasını söylemesinin emredildiğini ileri sürdüler. Argümana göre, bu emirler peygamberin zihninden ya da kalbi dışında başka bir yerden geldiğini göstermekteydi.</span> <span style="font-family: ">Suruş; karşılık olarak, peygamberin papağan olmadığını söylüyor. Suruş bana, peygamberin daha çok kendisi için bal üreten bir arıya benzediğini ve bu bal üretme mekanizmasının Tanrı tarafından ona verildiğini ifade etti. Bu “Kur’an’ın kendi örneğidir” diyor Suruş, ve şu ayeti getiriyor: “Rabbin, arıya vahyetti: ‘Dağlardan, ağaçlardan, insanların yaptıkları çardaklardan evler edin. Sonra her türlü meyvelerden ye, Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollara gir. İşte o arının karnından değişik renkli bir şerbet çıkıyor; onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz bunda tefekkür eden bir kavim için önemli bir âyet vardır.” (Nahl / 68)</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: "> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: ">Suruş, Müslüman Luther olarak tanımlanıyor. Fakat Protestan reformcunun aksine kutsal kitaplar hakkında harfi harfineci <em>(literalist)</em> değil. Onun çalışması 19’ncu yüzyıl Alman bilim adamlarının İncil’i orijinal bağlamında anlamaya çalışanlarınkine benziyor. Tipik bir örnek: Kur’an’da yer alan ya da Muhammed’e atfedilen hırsızın elinin kesilmesi ya da zina edenin taşlanması ifadeleri, peygamber dönemine ait çalışan kuralları ve düzenlemeleri bildirir. Bugünün Müslümanları, eğer ellerinde daha insancıl yollar varsa; aynı adımları izlemek zorunda değiller.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: "> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: ">Suruş’un son görüşleri İran’ın güçlü muhafazakâr kanadında hoş karşılanmadı. Bazıları onu, ölümle cezalandırılabilecek sapkınlıkla suçladı. İran’ın dini başkenti Kum’da son çalışmalarıyla ilgili protestolar düzenlendi. Ancak İran’ın en büyük lideri Ayetullah Ali Hamaney, beklenmedik şekilde tartışmanın büyütülmemesi için uyarıda bulundu. Hamaney, “ülkenin zihnini bulandırmak” için “felsefe ya da sahte-felsefe” yapanlara “küfürle suçlamak ya da öfkelenmek” yerine argümanlarını çürütecek “dini gerçekler” ile karşılanması gerektiğini söyledi.</span></p>
<p><span style="font-family: ">İran’da bugün, hükümet karşıtları laik bir devletin kurulması savunuculuğunu yapıyor. Suruş’un kendisi de cami ve devletin, dinin yararına ayrılması gerektiğini söylüyor. O dinden özgürlüğü değil, dinin özgürlüğünü arıyor. Yani daha farklı ve potansiyel olarak daha etkin bir ajanda için konuşuyor. Ortaçağ İslami mistiği Rumi, <em>(Mevlana Celaleddin Rumi)</em> bir zamanlar “eski bir aşk sadece yenisi içinde eritilebilir” diye yazmıştı. Liderlerinin gücü ellerinde ilahi bir görev olarak tuttuğu derinlikli dini bir toplumda, toplumu çoğulculuğa ve demokrasiye yönlendirmek için dini karşı bir argüman gerekebilir. Suruş, İslam adına konuşanlara, onların kelimelerini kullanarak meydan okuyor.</span></p>
<p class="MsoNormal"><em><span style="font-family: ">(Muhammed Ayetullah Tabar George Washington Üniversitesi’nde Elliott Uluslararası İlişkiler Okulu’nda yardımcı öğretim görevlisidir.)</span></em></p>
<p class="facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.sufizm.gen.tr/esin-tezer/kuran-i-kim-yazdi-2/" target="_blank" title="Facebookta Paylas">Facebook'ta Paylas</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sufizm.gen.tr/esin-tezer/kuran-i-kim-yazdi-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ön bilgiyi okudunuz mu?</title>
		<link>http://www.sufizm.gen.tr/mehmet-dogramaci-yazilari/on-bilgiyi-okudunuz-mu/</link>
		<comments>http://www.sufizm.gen.tr/mehmet-dogramaci-yazilari/on-bilgiyi-okudunuz-mu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 11 Nov 2008 23:38:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mehmet Doğramacı]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Kurân-ı Kerîm]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet doğramacı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sufizm.gen.tr/?p=735</guid>
		<description><![CDATA[Ön bilgiyi okudunuz mu?
 
Kitap okurlarının büyük çoğunluğunu etkisi altına alan bir alışkanlık var. Biz Türk okurları olarak genellikle yeni aldığımız kitabın önce “İçindekiler” kısmına, sonra rastgele sayfalarına bakar, baştan değil dikkatimizi çeken yerden okumaya başlarız. “Önsöz” veya “Giriş” adı ile hazırlanan bölümler ise çoğumuza sıkıcı gelir ve çabucak geçilir. Oysa kitabı anlamanın anahtarları ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 14pt; font-family: ">Ön bilgiyi okudunuz mu?</span></strong><img class="alignright" style="float: right;" src="http://www.sufizm.gen.tr/Hu.jpg" alt="" width="238" height="166" /></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 14pt; font-family: "> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: ">Kitap okurlarının büyük çoğunluğunu etkisi altına alan bir alışkanlık var. Biz Türk okurları olarak genellikle yeni aldığımız kitabın önce “İçindekiler” kısmına, sonra rastgele sayfalarına bakar, baştan değil dikkatimizi çeken yerden okumaya başlarız. “Önsöz” veya “Giriş” adı ile hazırlanan bölümler ise çoğumuza sıkıcı gelir ve çabucak geçilir. Oysa kitabı anlamanın anahtarları ve maksadı çözümlemeyi kolaylaştıran işaretler o bölümde mevcuttur.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: ">…</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: ">Evrensel kitabımız Kur’an- ı Kerim’e yapılmış hizmetler noktasında bir milat olacağına gönülden inandığımız kıymetli bir çalışma kısa süre önce internet ortamında yayına girdi. ALLAH İLİMİNDEN YANSIMALAR, “B” KAPSAMINDA KUR’ANA BAKIŞ adı verilen bu çalışma ile ilgili olarak çok kapsamlı bir ön bilgi takdim edildi. <a href="http://www.ahmedhulusi.org/kuran/">http://www.ahmedhulusi.org/kuran/ </a> veya <a href="http://www.sufizm.gen.tr/kuran-i-kerim-meali/kurani-anlamak-icin-on-bilgi-allah-ilminden-yansimalar/">http://www.sufizm.gen.tr/ahmed-hulusi/</a><br />
</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: "> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: ">ANLAMAK İÇİN ÖN BİLGİ başlığı ile hazırlanan bu kısmı, diğer eserlerin önsözlerine yaptığımız gibi, bir okuyuşta geçmiş isek; doğrusu ciddi kayıplar içinde olduğumuzu düşünüyorum.<span> </span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: "> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: ">Neden mi?</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: "> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 36pt; text-indent: -18pt;"><!--[if !supportLists]--><span style="font-size: 11pt; font-family: "><span>1-<span style="font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal; font-family: "> </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 11pt; font-family: ">Bu ön bilgi sıradan bir kitap için değil, Kur’an-ı Kerim için hazırlanmış!</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 36pt; text-indent: -18pt;"><!--[if !supportLists]--><span style="font-size: 11pt; font-family: "><span>2-<span style="font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal; font-family: "> </span></span></span><!--[endif]--><span style="font-size: 11pt; font-family: ">“Anlamak için” kaydı konmuş ise, bu kısım anlaşılmadan yapılan çalışmanın ruhuna nüfuz edilmesi, doğru anlaşılması mümkün değil, demektir…</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: "> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: ">Kendi adıma bu ön bilgiyi okurken, şimdiye kadar tasavvuf adına okuduklarımızın çok ince bir hatırlatmasından öteye yeni bir bakışa, yeni bir idrake davet edildiğimizi hissederek hem sevindim, hem de anlayabilecek miyiz acaba kaygısı ile karışık yoğun heyecanlar duydum.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: "> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: ">Kur’an-ı Kerim’le ilgili böylesi bir çalışma ortaya konmuş ise, Allah Kelamına, sahasında ilk ve tek olma hüviyeti taşıyan bir yaklaşımla bakış açısı getirilmiş ise; bizlerin hem anlama hem de anlatma vazifemizin bir vefa borcu olduğunu düşünüyorum…</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: "> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: ">Bendeniz, bu makalemde “Ön bilgide şu kısımlarda şöyle denmek istenmiştir” diyerek bir açıklama çabasına girişecek değilim. Bunu yapmak için kendimi ehil görmediğim gibi, doğrusu ön bilgiyi tam olarak anladığımı da, çözdüğümü de söyleyemem. Bu sebeple Fatiha ve Bakara açıklamalarına henüz geçemedim…</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: "> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: ">Ön bilgide dikkatle değerlendirilmesi gereken noktaları, kavramları, dönüştürücü söylem ve işaretleri kendi penceremden dikkatlerinize arz etmek istiyorum. Dikkat çekilen bu noktalara yoğunlaşarak düşünmemizin, bizden üst idraklerle fikir alış- verişinde bulunmamızın son derece önemli olduğunu vurgulamak istiyorum. İşte, ön bilgiden bizim nazarımıza takılanlar:</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: "> </span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 11pt; font-family: "> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 11pt; font-family: ">1- HAKİKAT BİLGİSİ ve SÜNNETULLAH AÇIKLAMASI:</span></strong><strong><span style="font-size: 11pt; font-family: "> </span></strong><span style="font-size: 11pt; font-family: ">Hakikat bilgisi oluşu yönüyle Kur’an’da neler var?&#8230; Sünnetullah Bilgisi olması itibarıyla nelere işaret ediliyor? Kur’an’ı anlama ve ona yaklaşımda ihmal edilmemesi gereken iki ana eksen olarak düşündüğüm bu kavramların Kur’an nazarından değerlendirilmesi ve kendimizde içselleştirilerek idrakine ihtiyaç var.<br />
</span></p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://www.sufizm.gen.tr/ahad.JPG" alt="" width="371" height="212" /></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt;"><span style="font-size: 11pt; font-family: "> </span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 11pt; font-family: ">2- B HARFİ İLMİ ve EL AHAD-US SAMED İLMİ:</span></strong><strong><span style="font-size: 11pt; font-family: "> </span></strong><span style="font-size: 11pt; font-family: ">B sırrı, B gerçeği, B bakışı çerçevesinde geniş bilgiler edindik şimdiye kadar. B bakışını kendimizde oturttuk mu, elbette tartışılır. Henüz B yi dahi tam hazmedememişken karşımıza yeni bir kavram çıkıyor: EL AHAD- US SAMED İLMİ…<strong></strong></span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 11pt; font-family: "> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: ">Bizce bu çalışmanın ruhunu saklayan bir kavram bu. Ve gündeme yeni düşen bir kavram. Fatiha’nın başında yer alan Besmele’nin B si ile okumaya başlıyor, İhlas Suresi ile Kur’an’ı tamamlıyoruz. Okunası kitap Kur’an’ın, inzal sırasına göre en sonunda bulunan İhlas suresinin hakiki anlamına işaret eden EL AHAD- US SAMED kavramı; Kur’anın ruhunu okuyanın ulaşacağı zirve kemalat noktası olsa gerek! </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: "> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: ">Böylesi bir kavram gündeme getirilmiş ise üzerinde yürüdüğümüz idrakin bizi hangi hedefe doğru yaklaştırdığı, bir kez daha ciddiyetle düşünülmeli, derin derin tefekkür edilmeli… </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: "> </span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 11pt; font-family: ">3- GÖZLÜĞÜN İKİ CAMI:</span></strong><strong><span style="font-size: 11pt; font-family: "> “</span></strong><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-size: 11pt; font-family: ">El Ahad us Samed</span></span><span style="font-size: 11pt; font-family: ">” ilmi gündeme geldiğinde ilk etapta bu kavramı B ilminin bir üst boyutu diye düşünmek istemiştim. Ne var ki, çok dengeli ve çok hassas hazırlanan bu açıklamaya daha bir dikkatle eğildiğimde Kur’an’a bakışta iki gözlük camından birinin B ilmi, diğerinin El Ahad us Samed ilmi olduğunu gördüm. Acaba bunu yaşamak nasıl olur<span style="text-decoration: underline;">? Burada anlatılmak istenen ne? Bu tanımlamayla nasıl bir düşünce boyutunda olmamıza işaret ediliyor? Bunun farkındalığı bize ne kazandıracaktır?</span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: "> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: ">Demek ki B bakışı da “El Ahad us Samed” bakışı da iki gözden teki görmek gibi dengeli ve sağlıklı kullanılmadıkça esas idrake erişilemiyor. O nedenle EL AHAD- US SAMED ilmini anlamaya çalışırken, B ilminden bağımsız ve ayrı görmeksizin değerlendirmek, ama bu yeni camı iyice netleştirmek gerekiyor.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: "> </span></p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" style="vertical-align: middle;" src="http://www.sufizm.gen.tr/besmele.jpg" alt="" width="438" height="283" /></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 11pt; font-family: ">4- </span></strong><strong><span style="font-size: 11pt; font-weight: normal; font-family: ">&#8220;</span></strong><strong><span style="font-size: 11pt; font-family: ">B&#8221;İSMİLLAHİRRAHMANİRRAHÎM,</span></strong><strong><span style="font-size: 11pt; font-family: "> BAŞLI BAŞINA BİR SÛRE HÜKMÜNDEDİR:</span></strong><strong><span style="font-size: 11pt; font-family: "> </span></strong><span style="font-size: 11pt; font-family: ">Kur’an ilimleri konusunda yazanlar, konuşanlar, ihtisas ortaya koyanlar; bir tefsir paradoksu olarak “BESMELE AYET Mİ, DEĞİL Mİ?” tartışmasını asırlardır sürdüre gelirken, Besmelenin başlı başına bir sure olduğu uyarısı oldukça çarpıcı. Bu cümlenin üzerinde uzun süre konuşup yazılacağını düşünüyorum. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: "> </span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 11pt; font-family: ">5- İNSAN, YARATILIŞ ÖZELLİĞİ DOLAYISIYLA ÖLÜMSÜZDÜR! &#8220;ÖLÜMÜ TADAR&#8221; VE ÇEŞİTLİ &#8220;BÂ&#8217;S&#8221; AŞAMALARINDAN GEÇEREK SONSUZA DEK YAŞAMINA DEVAM EDER!</span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: ">Bu cümledeki ÇEŞİTLİ BA’S AŞAMALARINDAN GEÇMEK kavramı derin derin düşünülmeye, kıyamet ve mahşerle ilgili bilgilerimizi tazelemeye yönelmemiz gerektiğini düşündürdü bize. Ölümden sonra bir kere diriliş yaşanacak şeklindeki alışılmış bilgiyi sarsan bu nokta, çeşitli açılardan yeniden değerlendirilmeli.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: "> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://www.sufizm.gen.tr/Hu-2.JPG" alt="" width="228" height="288" /></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 11pt; font-family: ">6- HÛ:</span></strong><strong><span style="font-size: 11pt; font-family: "> </span></strong><span style="font-size: 11pt; font-family: ">Açıklamanın muhtelif yerlerinde geçen HU kavramını, tasavvufi kavramlardan bir kez daha incelememiz şart. “HU”; ve “HU” nun ilminde esma seyri ile işaret edilen özelliklerini seyredişi konusu, elimizin altındaki eserleri genel bir tekrarla gözden geçirmemiz gerektiği uyarısını hissettirdi bize.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: "> </span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 11pt; font-family: ">7- &#8220;CEZA&#8221;, YAPILANIN KARŞILIĞI YA DA ANLATIMIMIZLA SONUCU ANLAMINDADIR: </span></strong><span style="font-size: 11pt; font-family: ">Arapçada “ceza” kelimesi salt “karşılık” anlamında iken, geleneksel etkilerle, cenneti ödül, cehennemi ceza gibi sunan yaklaşım Kur’an tefsir ve meallerine de sirayet etmişti. Bunun sonucu olarak yukarıdan bir ödül ve kayırma- torpil anlamlarına, yukarıdan bir kahır ve kızgınlık anlamlarına kayılıyor, otomatikman yol Tanrıya çıkıyordu. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: "> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: ">Bu çalışmada “ceza” kelimesinin salt “karşılık” oluşuna sadık kalınması, peşi sıra yaptıklarımızın, düşündüklerimizin, ürettiklerimizin karşılığını alma gibi bir gerçeği kabulü kolaylaştırıyor. Zaten işin ruhu da budur, malumunuz. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: "> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: ">Bu eksende Kur’ana yaklaşım; Tanrısala çeken Deccal etkilerinin önünü keseceği gibi, Sünnetullah bilgisi doğrultusunda kulluğun hakkını verme yönündeki gayretleri de artıracaktır.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: "> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: "> </span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 11pt; font-family: ">8- KURÂN, &#8220;ULÜL ELBÂB&#8221; İNDİNDE, &#8220;TEKLİF&#8221; GÖRÜNÜMÜNDE &#8220;TESPİT&#8221;TEN İBARETTİR!<span> </span></span></strong><span style="font-size: 11pt; font-family: ">Bu çalışmanın ruhunu kavramada bize göre en çarpıcı cümlelerden biri de bu. Klasik dini yaklaşımın Kur’ana EMİR- YASAK penceresinden bakışı dayatması, B anlamıyla düşününce TEKLİF olduğu gerçeği bize öğretilmişken şimdi ise TESPİT olduğu, bunun da Kur’an tabiri ile ULUL ELBAB olan bilinçlerce anlaşılabileceği zikrediliyor.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: "> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: ">Kur’ana yaklaşımda TEKLİF ve TESPİT bakışı arasında ne gibi farklar var?&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: ">ULUL ELBAB kimlerdir, gerçekten yoğunlaşarak düşünmemiz gerekiyor.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: "> </span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 11pt; font-family: ">9-&#8221;KİTAP&#8221;, &#8220;HAKİKAT&#8217;İ VE SÜNNETULLAH&#8217;I İÇEREN BİLGİ&#8221; ANLAMINADIR. </span></strong><span style="font-size: 11pt; font-family: ">Kitap kavramı Kur’anda çok farklı anlatımlar halinde geçmesine karşın, bizler zihinsel bir geriye ket vurma ile bunu, “Cilt arasına sıkıştırılmış sayfalar bütünü” olarak anlıyoruz ne yazık ki!..</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: "> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: ">Basitçe, ama uyanık bir düşünce ile şunu fark ederiz ki; ayetler içinde kitap kelimesi geçmesine rağmen inzali esnasında, Rasülullah (sav) ın sağlığında Kur’an bir Mushaf, bir Kitap değildir! Mushaf haline getirilme ve çoğaltma işlemleri Hz. Muhammed (sav) in ebedi yaşam boyutuna irtihalinden sonradır.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: "> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: ">Buna göre Kitap kavramına Mushaf anlamı vermememiz gerektiğini fark ediyorduk. Ancak kitap nedir, henüz çözmüş değildik. İşte bu açıklama, Kitabın iki boyutlu bilgi; hakikat ve sünnetullah bilgisi olduğunu tespit ediyor.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: "> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: ">Buna göre içinde kitap kavramı geçen; “Kitapta İbrahim’i de hatırla” “Meryem’i de kitapta an” gibi ayetleri farklı bir mana ufkundan değerlendirmemiz için bu açıklama ile göremediğimiz alanlara yoğun bir ışık tutulduğunu düşünüyorum.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: ">…</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: "> </span></p>
<p class="MsoNormal">
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://www.sufizm.gen.tr/Hu.jpg" alt="" width="390" height="271" /></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: ">Başta ifade ettiğimiz gibi, ALLAH İLMİNDEN YANSIMALAR, “B” KASPAMINDA KUR’ANA BAKIŞ adıyla yayınına başlanan çalışmanın daha iyi değerlendirilmesi için ANLAMAK İÇİN ÖN BİLGİ adlı makalede dikkatimizi çeken noktaları sizlere takdim ettik.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: "> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: ">Düşünen beyinlerin, kendini arayanların, Allah’a talip olanların bunları ve bizim göremediğimiz hususları çok daha geniş perspektiflerle değerlendireceğini ümit ediyoruz.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: "> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: ">Kur’anı açıklama ve anlamada bir milat olduğuna inandığımız bu çalışma, klasik algı kalıplarından çıkarak hakikati değerlendirmeye vesile olacağı gibi, yakın ve uzak gelecekte Kur’an ilimlerine hizmete adanacak genç beyinler için bir referans, bir mihenk, bir ölçüt olarak hak ettiği yeri bulacaktır.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: "> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: ">Allah ilmini, düşünen beyinlere ulaştırmada senelerdir yoğun bir çalışma ve gayret ortaya koyan, eserlerini karşılıksız paylaşan Üstad Ahmed Hulusi’ye en derin şükranlarımızı arz ederken, yayınına başlanan bu eser vesilesi ile önümüzdeki günlerde ağırlıklı uğraşımızın, Kur’an-ı Kerim olmasını, bunun bizlere hazmıyla kolaylaşmasını şahsım ve siz değerli dostlarım adına Rabbul Alemiynden niyaz ediyorum. <span> </span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11pt; font-family: "> </span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 11pt; font-family: ">Mehmet DOĞRAMACI</span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 11pt; font-family: ">10.11.2008</span></strong><span style="font-size: 11pt; font-family: "><span> </span></span></p>
<p class="facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.sufizm.gen.tr/mehmet-dogramaci-yazilari/on-bilgiyi-okudunuz-mu/" target="_blank" title="Facebookta Paylas">Facebook'ta Paylas</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sufizm.gen.tr/mehmet-dogramaci-yazilari/on-bilgiyi-okudunuz-mu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kuran&#8217;ı Anlamak için Ön Bilgi &#8211; Allah İlminden Yansımalar</title>
		<link>http://www.sufizm.gen.tr/kuran-i-kerim-meali/kurani-anlamak-icin-on-bilgi-allah-ilminden-yansimalar/</link>
		<comments>http://www.sufizm.gen.tr/kuran-i-kerim-meali/kurani-anlamak-icin-on-bilgi-allah-ilminden-yansimalar/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 11 Nov 2008 22:11:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahmed Hulusi]]></category>
		<category><![CDATA[Kurân-ı Kerîm Meali]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Manset]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sufizm.gen.tr/?p=731</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><br /><img src="http://www.sufizm.gen.tr/dinlemek-icin.jpg" alt="media" /><br />
&#8211; Dinlemek için tıklayınız..</p>
<p><img class="alignleft" style="float: left;" src="http://www.orijinkutuphane.org/system/html/2cecc0a3c8cdd5148074bd39828812ff.jpg" alt="" width="85" height="107" /><strong>&#8220;OKU&#8221;</strong>mak amacıyla elinize aldığınız bu çalışmanın orijinali olan metin, <strong><em>gökteki bir tanrının yeryüzündeki postacı-peygamberine indirmiş olduğu yazılı bir kitaptaki buyruklar veya ferman</em></strong> değildir!</p>
<p><strong>O, âlemlerin Rabbi olanın irsal ettiği </strong>(risâlet işleviyle açığa çıkardığı)<strong> Rasûlüne,</strong> (boyutsal derinliklerinden  bilincine) <strong>inzal ettiği &#8220;Hakikat Bilgisi&#8221; ve &#8220;Sünnetullah&#8221; açıklamasıdır!</strong></p>
<p>Baştan vurgulayalım ki&#8230;</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Okuyacağınız bu metin, ne Türkçe Kurân&#8217;dır, ne çeviri, ne de meâl!.. Asla Kurân yerine geçmez! Kurân&#8217;daki çok anlamlı anlatımların bir-iki yönünü göstermeye çalışır ancak!</span></strong></p>
<p>O, yalnızca, Ahmed Hulûsi isimli Allah Kulu&#8217;na bahşedilmiş bakış açısından Kurân&#8217;a açılan bir penceredir!.. Bu pencereden görülenlerin bir kısmının sizlere yansıtılmasıdır!</p>
<p>Bu penceredeki bakış açısının temeli nedir, bir misal ile anlatmaya çalışayım&#8230;</p>
<p>İnsanın iki gözü vardır ki, bu iki göz sağlıklı çalışırsa, baktığını şaşı görmez, tek ve net görür. Net ve tek göremeyenlerse bunu sağlamak için ya gözlük kullanırlar ya da lens!</p>
<p><strong>&#8220;OKU&#8221;</strong>nası Kitap olan Evren&#8217;i ve <strong>&#8220;Sünnetullah&#8221;</strong>ı sağlıklı <strong>&#8220;oku&#8221;</strong>yabilmek için de, <strong>Allah</strong>, <strong>Kurân</strong> ile bize, iki doğruyu görme camı vermiştir, gözlüğümüze takalım diye&#8230;</p>
<p>&#8220;Hakikati&#8221; net ve tek görmek için de basîrete ve ilim gözlüğüne ihtiyaç vardır ki onun iki camından birisi, <strong>&#8220;B&#8221; harfi ilmi</strong>, diğeri <strong>&#8220;el AHAD-üs SAMED&#8221; ilmi</strong>dir!</p>
<p>Birinci ilim, <strong>Kurân</strong>&#8216;ın en başına konmuş <strong>&#8220;B&#8221;</strong> harfidir&#8230; Anlamı, <strong>&#8220;<a href="http://www.ahmedhulusi.org/kitap/tekinseyri.htm" target="_blank">TEK&#8217;in SEYRİ</a>&#8220;</strong> isimli kitabımda açıkladığım <strong>&#8220;Holografik Gerçeklik&#8221;</strong> paralelinde, Rasûlullah (aleyhisselâm)&#8217;ın bildirdiği <strong>&#8220;Zerre küllün aynasıdır!&#8221;</strong> açıklamasıdır. Birim, zerre olarak algılanan her noktada, tüm &#8220;<strong>el Esmâ</strong>&#8220;sıyla mevcudiyetini anlatır.</p>
<p>İkinci ilim ise,<strong> Kurân</strong>&#8216;ın sonuna yerleştirilmiş olan <strong>&#8220;İhlâs&#8221;</strong> Sûresi&#8217;ndedir. <strong>&#8220;Allah&#8221; </strong>ismiyle işaret edilenin, <strong>&#8220;<a href="http://download.ahmedhulusi.org/download/flashpaper/allah.swf" target="_blank">el AHAD-üs SAMED</a>&#8220;</strong> olduğu vurgusudur! <strong>&#8220;HÛ&#8221;</strong>dur! <strong>O</strong>&#8216;nun gayrı veya &#8220;<strong>dûnu</strong>&#8221; mevcut değildir! <strong>&#8220;Es Samed&#8221;</strong>, &#8220;<strong>içine bir şey girmesi, katılması veya ondan bir şey çıkması oluşması söz konusu olmayan som TEK&#8217;illik</strong>&#8221; anlamını ihtiva etmektedir.</p>
<p>Bu iki gerçek tek bir bakışı meydana getirmezse, <strong>Kurân&#8217;ın ruhu ve vermek istediği mesaj </strong>asla algılanamaz; gökteki tanrı yerdeki peygamber ve sen anlayışının doğrusu asla bilinemez!</p>
<p>Evet, okuyacağınız bu metin,<strong> &#8220;ALLAH&#8221;</strong> ismiyle işaret edilen, <strong>&#8220;el AHAD-üs SAMED&#8221;</strong> ise; bu mutlak gerçeğe göre, <strong>Kurân</strong>&#8216;ın işaretlerini nasıl değerlendirmemiz gerektiği, çalışmasıdır.</p>
<p>Elinizdeki bu çalışmanın, bildiğimiz kadarıyla, bir benzeri olmamıştır. Zira bugüne kadar, Kurân&#8217;ın gerçek mesajını–ruhunu–amacını yansıtmak yerine, derinliği olmayan ve tarihsellik yanına dayanan nakiller yapılmıştır. Çoğunun diliyse, okuyana, eline aldıktan kısa bir süre sonra kitabı bıraktıracak kadar çapraşıktır. Bire bir kelime çevirisine sadık kalmak amacıyla, devrinin <strong>edebî şaheseri </strong>günümüzün anlam bulmacası olarak insanların eline verilmiştir.</p>
<p>Ayrıca bu <strong>edebî şah eser</strong>, okurken sık sık göreceğiniz gibi, pek çok gerçeği, dersi, <strong>&#8220;evirip çevirip türlü misaller ile, benzetmelerle&#8221;</strong> anlatmıştır, kendi tâbiriyle! İnsanlar tefekkür etsin diye&#8230; Ne yazık ki, anlayışı sınırlı çoğunluk, bu benzetmeleri, &#8220;muhkem&#8221; kabullenerek; gökte tanrı yerde peygamberi, inen yazılı ferman anlayışına kadar sürüklenmişlerdir.</p>
<p>İnanıyorum ki, temel bakış açısı, hakkıyla okuyucuya yansıtılabilirse, insanların bu yüce <strong>&#8220;BİLGİ&#8221;</strong>ye bakışı ve değerlendirmesi çok farklı olacaktır.</p>
<br /><img src="http://www.sufizm.gen.tr/dinlemek-icin.jpg" alt="media" /><br />

<p>Bu nedenledir ki, <strong>&#8220;OKU&#8221;</strong>maya başlamadan önce, bize göre, <strong>&#8220;KİTAP&#8221;</strong>ın temel bakış açısını ve bazı kavramları açıklamaya çalışacağım.</p>
<p><strong>Kurân</strong>&#8216;ın temel fikri, insanların, <strong>&#8220;<a href="http://www.ahmedhulusi.org/kitap/allah.htm" target="_blank">ALLAH</a>&#8220;</strong> ismiyle işaret edileni anlamaya çalışmaları, tanrı kavramı kabul ederek <strong>&#8220;şirk&#8221;</strong>e (düalizm-ikilik) düşmekten korunmalarıdır.</p>
<p><strong>İnsanın, gökte veya yerde bir dış tanrı kabulü açık &#8220;şirk&#8221;; &#8220;Allah&#8221; yanı sıra, O&#8217;ndan ayrı </strong>(benliği dâhil)<strong> bir güç kuvvet sahibi varlık kabulü de gizli &#8220;şirk&#8221; olarak tanımlanmaktadır.</strong></p>
<p><strong>&#8220;İnsan&#8221;</strong>lığa hitaben nâzil olmuş <strong>&#8220;BİLGİ&#8221; (kitap)</strong>, kendisini değerlendirecek olanları şöyle uyarıyor:</p>
<p><strong>&#8220;Şirk </strong>(bir yanda tanrı diğer yanda her şey) <strong>düşüncesine sahip olanlar pistir!&#8221;</strong></p>
<p><strong>&#8220;</strong>(ŞİRK)<strong> pisliğinden </strong>(ben ve tanrı anlayışından) <strong>arınmamış olanlar O&#8217;na </strong>(Kurân&#8217;a) <strong>dokunmasınlar!&#8221;</strong> (Anlayamazlar!)</p>
<p><strong>&#8220;Muhakkak ki şirk </strong>(Allah ismiyle işaret edilen yanı sıra veya dûnunda bir varlık olduğunu kabullenmek) <strong>büyük zulümdür!&#8221;</strong></p>
<p><strong>&#8220;ALLAH&#8217;ın kesinlikle affetmeyeceği tek suç, ŞİRK&#8217;tir; bunun dûnundakileri dilediğine affedebilir!&#8221;</strong></p>
<p><strong>&#8220;ŞİRK&#8221;</strong> anlayışından kurtulmak için de <strong>&#8220;Allah&#8221;</strong> adıyla işaret edilene iman edilmesi istenmektedir.</p>
<p><strong>&#8220;Allah&#8221;</strong>a imanın iki mertebesi <strong>Kurân</strong>&#8216;da açıklanmaktadır.</p>
<p>A) <strong>Allah&#8217;a </strong>(içinde şirk de bulunabilen)<strong> iman</strong>&#8230; B) <strong><a href="http://download.ahmedhulusi.org/download/flashpaper/akilveiman-amentubillahi.swf" target="_blank">&#8220;B&#8221; işareti kapsamıyla Allah&#8217;a iman</a>.</strong></p>
<p>Birincisi, ötede bir <strong>&#8220;tanrı&#8221;</strong> vehminden kaynaklanan açık <strong>&#8220;şirk&#8221;</strong> anlayışından arınmanın gereğini açıklamaktadır.</p>
<p>İkincisi, <strong>&#8220;gizli şirk&#8221;</strong> diye tanımlanmış bulunan, <strong>&#8220;benliğini, rabbine </strong>(Hakikat&#8217;in olan el Esmâ&#8217;ya)<strong> şirk koşma&#8221;</strong> anlayışından arınmayı anlatmaktadır.</p>
<p>Şimdi Müslümanların çoğunluğunun ciddiye almadığı, &#8220;<strong>tasavvuf</strong>&#8221; deyip bir kenara attığı &#8220;<strong>gizli şirk</strong>&#8221; diye tanımlanan olayın, <strong>Kurân</strong>&#8216;da nasıl yer aldığına dikkatle kulak verelim:</p>
<p><strong>Hamdi Yazır&#8217;ın meâlinden</strong> naklen veriyorum, &#8220;<strong>sen yanlış anlamışsın</strong>&#8221; diyecekleri bundan vazgeçirmek için! Dikkat buyurun, hitap geçmiş halklara değil <strong>Rasûlullah Muhammed Mustafa</strong> aleyhisselâm&#8217;adır, çevresindekilerin bir kısmının imanından söz edilmektedir:</p>
<p>Yusuf Sûresi (12)&#8217;ndeki 102. Âyetten 107. Âyete kadar olan bölüm:</p>
<p>&#8220;<strong>[<em>Ey Muhammed</em>!] Bu[<em>nlar</em>] işte, gayb haberlerinden; sana onu vahy ile bildiriyoruz, yoksa onlar işlerine karar verip mekr [/<em>hile ve düzenler</em>] yaparlarken sen yanlarında değildin.</strong><br />
<strong>Ve [<em>şunu da unutma ki</em>] insanların ekserisi –sen ne kadar [<em>iman etmeleri için</em>] hırslansan [<em>da</em>]– mümin [<em>olacak</em>] değildirler.</strong><br />
<strong>[<em>Oysa sen</em>] buna karşı[<em>lık</em>] onlardan bir ecir [/<em>ücret</em>] de istemiyorsun, o</strong><strong> ancak bütün âlemine [/<em>insanlara</em>]</strong><strong> [<em>ilahî</em>] bir tezkire[/<em>hatırlatma ve nasihat</em>]tir.</strong><br />
<strong>Bununla beraber, göklerde, yerde [<em>ibret alacak daha</em>] ne kadar ayet [/<em>işaret</em>] var; [<em>fakat ne yazık</em>] ki üzerine uğrarlar, onlardan yüz çevirir geçerler.</strong></p>
<p><strong>Onların ekserisi Allah&#8217;a şirk koşmaksızın iman etmez.</strong>&#8221;</p>
<p>Şimdi burada &#8220;<strong>Akıl ve İman</strong>&#8221; isimli kitabımı yazmama sebep olan çok önemli âyeti-uyarıyı görelim&#8230; Nisa (4.) Suresi 136. âyeti <strong>Rasûlullah</strong>&#8216;a geliyor ve çevresindeki iman etmişlere hitap ediyor:</p>
<p>&#8220;<strong>Ey iman edenler; Aminu &#8220;B&#8221;illahi&#8230;</strong>&#8221; Yani, &#8220;<strong>Ey iman edenler, &#8220;B&#8221; harfinin taşıdığı anlam kapsamında iman edin Allah&#8217;a&#8230;&#8230;.&#8221;</strong></p>
<p><strong>Ne demek bu?</strong></p>
<p><strong>Şu demek: Yalnızca Allah isimlerinin işaret ettiği mânâlardan oluşan âlemler içinde sizin de hakikatiniz Allah Esmâ&#8217;sından meydana gelmiştir. Rabbiniz hakikatiniz olan bu Esmâ&#8217;dır. Dolayısıyla hem derûnunuzda hem de karşınızda Allah esmâsının açığa çıkışından başka bir şey yoktur. Bu Hakikate ters düşen bir şekilde, var gördüklerinizi, Allah dûnunda bağımsız-ayrı bir varlık </strong>(tanrı)<strong> gibi düşünüp kabul ederek şirk koşanlardan olmayın. Bunu yapmanın getirisi dünyada ve sonsuz geleceğinizde yanmaktan başka bir şey değildir.</strong></p>
<p><strong>Ama çoğunluğun bunu kavrayacak akılla açığa çıkmadığını da gene şöyle belirtiyor Kurân Bakara Sûresi 8. Âyetinde:</strong></p>
<p><strong>&#8220;İnsanlardan bir kısmı &#8220;B&#8221; harfinin işaret ettiği anlam kapsamında Allah&#8217;a ve sonsuz geleceğimize iman ettik derler &#8230;&#8230; Ama onlar &#8220;B&#8221; kapsamında iman etmiş müminler değillerdir&#8221;.</strong></p>
<p><strong>İşte bu sebepledir ki, &#8220;B&#8221; harfinin işaret ettiği muazzam anlamın &#8220;gizli şirk&#8221; diye geçiştirilen bir şekilde örtülmesi; bu konuya hiç önem verilmemesi sonuçta &#8220;Gökte tanrı yerde Ben&#8221; anlayışını yerleştirmiş ve bugünkü noktaya gelinmiştir.</strong></p>
<p><strong>Oysa&#8230;</strong></p>
<p>Şirk anlayışının geçersizliği daha ilk âyet (sûre) olan <strong>&#8220;Besmele&#8221;</strong>de <strong>&#8220;B&#8221;</strong> harfiyle anlatılmaktadır. Kurân yorumcularının pek çoğunun yetişme şartlanmaları gereği örttüğü bu anlam, Hz. <strong>Âli</strong> tarafından açıklanmıştır 1400 küsur yıl önce ilk defa:</p>
<p><strong>Şahı Velâyet</strong> Hz. <strong>Âli, </strong><strong>Kurân</strong>&#8216;daki, o gün için <strong>&#8220;sır&#8221;</strong> kabul edilen bu gerçeğe şöyle işaret etmiştir:</p>
<p><strong>&#8220;Kurân&#8217;ın sırrı Fâtiha&#8217;da; Fâtiha&#8217;nın sırrı B-ismillah&#8217;ta; B-ismillah&#8217;ın sırrı da &#8220;B&#8221; harfindedir. Ben, </strong>(Arapçadaki yazılışı itibariyla) <strong>&#8220;B&#8221;nin altındaki NOKTA&#8217;yım!&#8221;</strong></p>
<p>Hz. <strong>Âli</strong>&#8216;nin işaret ettiği bu gerçeklik, <strong>Kurân</strong>&#8216;ın okunmaya başlanılan ilk âyeti olan <strong>&#8220;B-ismillah&#8221;ın</strong> başındaki <strong>&#8220;B&#8221;</strong> harfinde, daha sonra da pek çok yerinde bir uyarı işareti anlamına gelmektedir.</p>
<p>Merhum Hamdi Yazır hazırlamış olduğu <strong><a class="balonlinksiz" onmouseover="Tip('&lt;b&gt;&lt;img src=" onmouseout="UnTip()" href="javascript:void(0);">Kurân tefsirinde</a></strong>; Ahmed Avni Konuk &#8220;<a class="balonlinksiz" onmouseover="Tip('&lt;b&gt;Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi yayını no 25 cilt 2 sayfa 191&lt;br&gt;&lt;img src=" onmouseout="UnTip()" href="javascript:void(0);"><strong>Fusûsu&#8217;l Hikem şerhi</strong></a>&#8220;nde; Abdülaziz Mecdi Tolun, &#8220;<strong>İnsan-ı Kâmil</strong>&#8221; şerhinde, bu mânâya dair gerekli uyarıyı yapmıştır.</p>
<p>Biz de, penceremizden bu kutsal metne bakarken, âyetleri, <strong>&#8220;B&#8221;</strong> harfinin kullanılmış olduğu yerlerdeki anlamıyla değerlendirmeye çalıştık elimizden geldiğince. Çünkü, <strong>Kurân</strong>&#8216;ın, <strong>&#8220;B&#8221;</strong> harfinin işaret ettiği anlam doğrultusunda <strong>&#8220;OKU&#8221;</strong>nmaya başlanması gereği vurgulanmaktadır <strong>&#8220;B-ismillah&#8221;</strong> ile. <strong>&#8220;B&#8221;</strong> harfinin işaret ettiği anlam kişinin yaşadığı mutluluk veya mutsuzluğun, kendi derûnundan, hakikatinden gelen mânâlar doğrultusunda yaşandığı gerçeğidir. Kişinin cehennemini veya cennetini yaşaması &#8220;<span style="text-decoration: underline;">elleriyle yaptıklarının sonucu</span>&#8220;dur; yani; kendindeki <strong>&#8220;Esmâ&#8221;</strong> mânâlarının açığa çıkmasıyla oluşmaktadır, vurgusuna işarettir <strong>&#8220;B&#8221; </strong>uyarısı!.. Bu yüzden de her sûre başında <strong>&#8220;B-ismillah&#8221; </strong>yer alarak, bu hatırlatma yapılmaktadır.</p>
<p><strong>&#8220;B&#8221;ismillahirrahmanirrahîm,</strong> başlı başına bir sûre hükmündedir bize göre.</p>
<p>Bizatihi <strong>Kurân</strong>&#8216;ın ve yeryüzünde yaşamış en muhteşem beşer olan <strong>Muhammed Mustafa </strong>(aleyhisselâm)&#8217;ın açıklamalarını temel alan, <strong>&#8220;ALLAH&#8221;</strong> adıyla işaret edilmiş Mutlak Hakikat&#8217;in gösterdiği hedef kavranılmadan, <strong>Kurân</strong>&#8216;ın anlaşılması mümkün değildir.</p>
<p>Eğer bu hedef fark edilmezse, <strong>Kurân</strong>&#8216;a, esasla ilgisi olmayan bir şekilde; çeşitli yaklaşımlar edinilebilir. O, bir tarih kitabıdır; O, bir iyi ahlâk kitabıdır; O, bir toplumsal düzen kitabıdır; O, bir evren bilgisi kitabıdır; vs.!</p>
<p>Oysa <strong>Kurân</strong>&#8216;ın önyargısız ve şartlanmasız <strong>&#8220;OKU&#8221;</strong>nması hâlinde görülecek en keskin gerçek, insana <strong>&#8220;şirk&#8221;</strong> anlayışını terk ettirecek ipuçlarını vermesi ve bu realite doğrultusunda bilincini arındırmasının yolunu öğretmesidir. Çünkü insan, yaratılış özelliği dolayısıyla ölümsüzdür! <strong>&#8220;<span style="text-decoration: underline;">Ölümü tadar</span>&#8220;</strong> ve çeşitli <strong>&#8220;Bâ&#8217;s&#8221;</strong> aşamalarından geçerek sonsuza dek yaşamına devam eder!</p>
<p>Ölüm, kişinin kıyametinin kopup, perdesinin kalkarak kendi hakikatini müşahede etmesi ve daha sonra da bunu hayatında ne kadar değerlendirebildiğinin sonuçlarını yaşamaya başlamasıdır. Çalışmamızı <strong>&#8220;OKU&#8221;</strong>manız sırasında bunu net göreceksiniz.</p>
<p>Bu yüzdendir ki&#8230;</p>
<p>İnsan, kendi hakikatini tanımalı, kavramalı, yaşamını buna göre değerlendirerek, <strong>&#8220;Hakikatinden&#8221;</strong> kaynaklanan <strong>&#8220;kuvveleri&#8221;</strong> değerlendirerek <strong>&#8220;cennet&#8221;</strong> yaşamını kazanmalıdır; <strong>&#8220;Rabbi&#8221;</strong> elvermişse! Rabbine yönelmek ise dışa değil; kişinin kendi hakikatindekine yönelmesi diye anlaşılmalıdır ki salâtın ikamesi yani namaz da bunun yaşanmasıdır içe dönük bir şekilde.</p>
<p>Bu noktada şunu iyi anlamak zorundayız&#8230;</p>
<p><strong>&#8220;<a href="http://www.ahmedhulusi.org/kitap/yenilen.htm" target="_blank">Yenilen</a>&#8220;</strong> isimli kitabımda çeşitli yönleriyle açıklamaya çalıştığım şekilde; evren ismi ile tanımladığımız yapı, hakikati itibariyla, <strong>&#8220;çok boyutlu tek kare resim&#8221;</strong> veya <strong>&#8220;holografik Tekil bilgi</strong>–<strong>enerji okyanusudur&#8221;</strong> tüm boyutlarıyla, bize göre! Bu okyanus, her damlasında tümünün özellikleri mevcut olan bir okyanustur! <strong>Rasûlullah </strong>(aleyhisselâm)&#8217;ın da &#8220;<strong>Zerre küllün aynasıdır!</strong>&#8221; uyarısı ile açıkladığı gibi.</p>
<p><strong>&#8220;<a href="http://www.ahmedhulusi.org/kitap/allah.htm" target="_blank">Hazreti Muhammed&#8217;in açıkladığı ALLAH</a>&#8221; </strong>isimli kitabımda detaylarıyla anlatmaya çalıştığım şekilde, <strong>&#8220;ALLAH&#8221;</strong> ismiyle işaret edilen yanı sıra, veya <strong>&#8220;dûnunda&#8221;</strong> yani kavram, kapsam ya da başka herhangi bir ölçütle denkliği söz konusu olabilecek ikinci bir varlık mevcut değildir.</p>
<p>Bu gerçek dolayısıyladır ki, <strong>Kurân</strong>&#8216;da <strong>&#8220;İkinin ikincisi&#8221;</strong> olarak tanımlanan Hz. <strong>Ebu Bekir</strong> ve Hz. <strong>Âli&#8217;</strong>den günümüze uzanmış düşünce ve müşahede zincirinde yer almış kemâl sahipleri hep aynı realiteyi dillendirmişlerdir: <strong>&#8220;Allah var, gayrı yok!&#8221; </strong>İşte bu yüzdendir ki, <strong>&#8220;HAMD&#8221;</strong> sadece <strong>Allah&#8217;a ait</strong> bir olgudur! Kendi kendini değerlendirmek durumundadır, gayrı olmadığı için!</p>
<p><strong>&#8220;Şirk&#8221;</strong> aslı olmayan, <strong>&#8220;vehmedilen&#8221;</strong> bir kavramdır!</p>
<p>İnsanlar, <strong>&#8220;vehimleriyle&#8221;</strong> bu olguya düşerek, <strong>&#8220;çokluk algılanması ardındaki gerçek Tek&#8217;lik&#8221;</strong>ten perdelenirler! Bunun sonucuysa, kendini <span style="text-decoration: underline;">yalnızca madde beden </span>kabul ederek yaşamak, ölüp yok olup gitmek (<strong>küfür</strong>); ya da benliği yanı sıra gökte veya derûnunda bir tanrı kabullenmektir (<strong>şirk</strong>)!</p>
<p>Oysa <strong>Kurân</strong> ve <strong>Rasûlullah açıklamalarına </strong>dayalı <strong>Allah ehli</strong> müşahedesine göre işin aslı şudur:</p>
<p>Kendisinden gayrı mevcut olmayan <strong>&#8220;HÛ&#8221;</strong>, <strong>İlminde</strong> (ilim boyutunda), <strong>İlmiyle</strong>, <strong>&#8220;el Esmâ ül Hüsnâ&#8221;</strong> tanımlamasıyla işaret edilen özelliklerini, <strong>&#8220;ilmini&#8221;</strong> seyretmiştir&#8230; Bu seyrin başı ve sonu yoktur. <strong>&#8220;HÛ&#8221;,</strong> bu seyrettikleriyle kayıtlanıp sınırlanmaktan münezzehtir (âlemlerden Ganî&#8217;dir).</p>
<p>İşte hakkında konuşulan <strong>âlemler ve içindeki her şey, &#8220;<a href="http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=740336" target="_blank">el Esmâ</a>&#8221; seyri mertebesinde, seyrin oluşumuyla; &#8221;yok&#8221;</strong> iken <strong>&#8220;el Esmâ&#8221;</strong> özellikleriyle <strong>&#8220;var&#8221;</strong> olmuştur!</p>
<p>Hakkında söz edilen her şey, <strong>&#8220;Allah isimleri&#8221;</strong> diye kısaca bahsedilen ve <strong>&#8220;<a href="http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=740336" target="_blank">el Esmâ</a>&#8220;</strong> ile işaret edilen özelliklerin, sanki bir bileşim şeklindeki birikimleridir. Tıpkı, yüz küsur atomun değişik bileşenler hâlinde algılanan sayısız madde ve canlı türlerini meydana getirmesi gibi.</p>
<p><strong>&#8220;El Esmâ ül Hüsnâ&#8221;</strong> genel hatlarıyla doksan dokuz olarak anlatılmışsa da esas itibariyle, detaylarıyla sayısızdır!</p>
<p>Algılanan veya algılanmayan her ne varsa, hepsi de bu <strong>&#8220;el Esmâ&#8221;</strong>dan (Allah isimleri) meydana geldiği içindir ki; bu oluşturmaya <strong>&#8220;âlemlerin Rabbi&#8221;</strong> tanımlamasıyla işaret edilmiştir. <strong>&#8220;Rabbin&#8221;</strong> ya da <strong>&#8220;Rabbi&#8221;</strong> tanımlamaları ise, algılanan birimin oluşumunu meydana getiren <strong>&#8220;el Esmâ bileşimi-terkibi&#8221;</strong> anlamınadır.</p>
<p><strong>&#8220;Bi-izni Rab&#8221;</strong> tanımlaması, ilgili birimin <strong>&#8220;el Esmâ bileşiminin o şeye elvermesi</strong>&#8221; durumunu anlatmaktadır.</p>
<p>&#8220;<strong>Bi-iznillah</strong>&#8221; ise yerine göre iki anlama gelir&#8230; Ya <strong>&#8220;âlemleri yaratış muradına göre o işe elverişli esmâ bileşimi&#8221;</strong>; ya da <strong>&#8220;birimin oluşumundaki amaca göre esmâ bileşiminin elvermesi.&#8221;</strong> Çünkü, <strong>Ulûhiyeti</strong> ile kendinden gayrı olmayan <strong>TEK</strong>&#8216;tir!</p>
<p>Bu <strong>TEK&#8217;lik anlayışı</strong> dolayısıyla, <strong>Kurân</strong>&#8216;ın vurguladığı önemli bir husus da şudur:</p>
<p>Her birim kendisinden açığa çıkanın sonucunu yaşayarak hayatına devam eder. <strong>&#8220;Ceza&#8221;</strong>, yapılanın karşılığı ya da anlatımımızla <strong>sonucu</strong> anlamındadır. Onun için de sık sık, <strong>&#8220;kendilerinden çıkanın sonucunu yaşayacaklardır, kullarına zulmeden bir tanrı yoktur&#8221;</strong> anlamında vurgulama yapılır.</p>
<p><strong>&#8220;Herkese hakkı verilir&#8221;</strong>in anlamı, hangi amaçla, hangi işlevi ortaya koyması için yaratılmışsa, o <strong>yaratılış amacına göre hakkı verilir</strong> demektir.</p>
<p><strong>&#8220;Korunmak&#8221;</strong> ya da <strong>&#8220;Allah&#8217;tan korunmak&#8221;</strong> şeklinde anladığımız <strong>&#8220;takva&#8221;</strong> olayı, &#8220;kişinin, yaratılmış olduğu <strong>&#8220;Esmâ&#8221;</strong>sı gereği elleriyle yaptıklarının sonucunu, kaçınılmaz bir şekilde yaşamak&#8221; durumunda kalacağı realitesi nedeniyle, hoşlanmayacağı şeyleri yaşamaması amacıyla, yanlış davranışlardan korunmasını tanımlamaktadır.</p>
<p><strong>Kurân</strong>, işaret ettiğimiz üzere, gökteki tanrıdan yeryüzündeki postacı-peygambere aracı varlıklarla yollanmış yazılı bir kitap değildir.  <strong>Rabbin&#8217;den yani hakikati olan &#8220;Esmâ mertebesi&#8221;nden bilincine inzal olan (boyutsal açığa çıkış) Hakikat ve &#8220;Sünnetullah&#8221; BİLGİ&#8217;sidir!</strong></p>
<p><strong>Kurân, &#8220;Ulül Elbâb&#8221; indinde, &#8220;teklif&#8221; görünümünde &#8220;tespit&#8221;ten ibarettir!</strong></p>
<p><strong>&#8220;KİTAP&#8221;, &#8220;Hakikat&#8217;i ve Sünnetullah&#8217;ı içeren BİLGİ&#8221; anlamınadır.</strong></p>
<p><strong>&#8220;Hakikat BİLGİSİ&#8221;</strong> oluşu itibariyla birimin, algılanan veya algılanamayan her şeyin <strong>&#8220;Hakikat&#8221;</strong>ini açıklarken; <strong>&#8220;Sünnetullah BİLGİSİ&#8221;</strong> olması itibariyla da, <strong>&#8220;birimin sonsuza dek içinde yaşayacağı boyutların varoluş ve işleyiş Sistem ve Düzeni&#8221;</strong>ni bildirmektedir.</p>
<p><strong>İnsan</strong>, arzda <strong>&#8220;halife&#8221;</strong>dir&#8230; Bu hem dünya anlamına hem de beden anlamına değerlendirilir. Çünkü <strong>&#8220;insan&#8221;</strong> beden ötesi bir yapıdır; ve bedeni terk ettikten sonra da birçok <strong>&#8220;Bâ&#8217;s&#8221;</strong> oluşla yaşamına devam eder sonsuza dek.</p>
<p><strong>İnsana yapılan teklifler, hep onun, kendini &#8220;Hakikat&#8221;iyle tanıyıp, bunun gereklerini yaşaması ve &#8220;Hakikat&#8221;inde bulunan özellikleri-kuvveleri keşfedip değerlendirmesi amacına dönüktür. Yasaklamaların ardında da hep kişinin kendini beden kabullenerek, ölümü tattıktan sonra hiçbir anlamı kalmayacak nefsanî zevkler uğruna kendisine verilen potansiyeli boşa harcamasını engellemek amacı gütmektedir. Çünkü mevcut potansiyeli, &#8220;Hakikat&#8221;ini keşfederek dünya ve ölüm ötesi yaşamdaki güzellikleri elde etmesi için verilmiştir.</strong></p>
<p>Eğer bu çalışmamız <strong>Kurân</strong>&#8216;ı biraz daha iyi değerlendirmenize hizmet verdiyse, bunu nasip etmesinin şükründe aczimi itiraf ederim. Yaptığım iş kulluğumun zorunlu gereğiydi. Başarı yalnızca Allah&#8217;ın lütfu iledir! Bu hizmetteki yetersizliklerimden, hata ve kusurlarımdan dolayı da bağışlanmamı niyaz ederim. Zira bir kulun Allah kelamını hakkıyla değerlendirmesi olanaksızdır!</p>
<p style="text-align: right;"><strong>AHMED HULÛSİ<br />
25 Ekim 2008<br />
North Carolina, USA</strong></p>
<p style="text-align: left;"><p><a title="Google Video" href="http://video.google.com/videoplay?docid=8503431742821714142">Google Direktvideo link</a></p>
<!-- generated by WordPress plugin Embedded Video with Link -->
</p>
<p class="facebook"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=http://www.sufizm.gen.tr/kuran-i-kerim-meali/kurani-anlamak-icin-on-bilgi-allah-ilminden-yansimalar/" target="_blank" title="Facebookta Paylas">Facebook'ta Paylas</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sufizm.gen.tr/kuran-i-kerim-meali/kurani-anlamak-icin-on-bilgi-allah-ilminden-yansimalar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	<enclosure url="http://www.sufizm.com/download/kuran/anlamakicinonbilgi.mp3" length="1" type="audio/mpeg"/>
<enclosure url="http://www.sufizm.com/download/kuran/anlamakicinonbilgi.mp3" length="1" type="audio/mpeg"/>
	</item>
	</channel>
</rss>
