<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sufizm.gen.tr -Düşünebilen Beyinlere. &#187; kader</title>
	<atom:link href="http://www.sufizm.gen.tr/tag/kader/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sufizm.gen.tr</link>
	<description>sufizm, islam ve bilim.. sadece gerçeği arayanlara..</description>
	<lastBuildDate>Tue, 16 Mar 2010 23:00:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Manzara…</title>
		<link>http://www.sufizm.gen.tr/hakan-turkmen/manzara%e2%80%a6/</link>
		<comments>http://www.sufizm.gen.tr/hakan-turkmen/manzara%e2%80%a6/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Feb 2010 19:49:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hakan Türkmen]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[İman]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[kader]]></category>
		<category><![CDATA[Manset]]></category>
		<category><![CDATA[manzara]]></category>
		<category><![CDATA[seyir]]></category>
		<category><![CDATA[seyr]]></category>
		<category><![CDATA[sufizm]]></category>
		<category><![CDATA[Tanrı]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sufizm.gen.tr/?p=1135</guid>
		<description><![CDATA[Manzarayı daha önce görenler var… Onlar hep anlatır&#8230; Tek tek târif ederler bildikleri gördükleri yerleri&#8230; “Deniz aşağıdan başlıyor&#8230; İleride bir girinti var&#8230; Haritadaki girinti tam orası işte&#8230; Fakat şimdi sis olduğu için bir şey görünmüyor&#8230; ” Siz de bilmediğiniz ve bilmemenin doğal sonucu olarak görmediğiniz için sıcacık sesleriyle size manzarayı anlatanlara îman edersiniz… Hayatınızda ilk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-caption alignleft" style="width: 123px"><img src="http://www.tasavvuf.gen.tr/hakan-turkmen.jpg" alt="Hakan TÜRKMEN" width="113" height="93" /><p class="wp-caption-text">Hakan TÜRKMEN</p></div>
<p>Manzarayı daha önce görenler var… Onlar hep anlatır&#8230; Tek tek târif ederler bildikleri gördükleri yerleri&#8230;</p>
<p><em>“Deniz aşağıdan başlıyor&#8230; İleride bir girinti var&#8230; Haritadaki girinti tam orası işte&#8230; Fakat şimdi sis olduğu için bir şey görünmüyor&#8230; ”</em></p>
<p>Siz de bilmediğiniz ve bilmemenin doğal sonucu olarak görmediğiniz için sıcacık sesleriyle size manzarayı anlatanlara îman edersiniz…</p>
<p>Hayatınızda ilk ve tek olarak gelmişsiniz bu yere, nasıl sorgularsınız “<strong>yerliler</strong>”i? Siz “<strong>yabancı</strong>”sısınız o yerin… <span id="more-1135"></span><br />
Güvendiğinize bırakın kendinizi&#8230; Onlar sizi gezdirir&#8230;</p>
<p>Size anlatırlar bilmeniz gerekenleri, gösterirler görmeniz gerekenleri&#8230; Tabi ki siz de isterseniz… Zâten istediğiniz kadarını alıp gidersiniz&#8230; Tabi ki onlar da vermek istiyorlarsa… Karşılıklı uyum şart!</p>
<p>Manzarayı târif, su içmek kadar basittir onlar için&#8230; Sis var demiştik fakat her ne kadar sis olsa da sisin hafiflediği yerlerden yakaladıkları küçük şeylerle resmin tamamını görebilir onlar&#8230; Görmeseler nasıl târif edecekler sizin göremediklerinizi?.. Olaya “<strong>îkan</strong>” kazanmışlar&#8230; Bizim gibi “<strong>kör</strong>” değil onlar&#8230; Körün inandığı ve uyduğu şeye denir “<strong>îman</strong>”…</p>
<p>Göz var ama görmüyor bizde&#8230;</p>
<p>Görmüş, görüyor ve görecek onlarda&#8230;</p>
<p>Bu sebeple “<strong>îman</strong>” edelim görenlere!..</p>
<p>Fakaat&#8230; Manzaradan bihabersin!..<br />
Önce, bunu kabullenmen gerekiyor!</p>
<p>Görenler görmüş manzarayı…Keyfini sürmüş, sürüyor ve sürecek..</p>
<p><strong>Senin de keyif sürmeni istemişler&#8230;</strong> Ki anlatıyorlar sana! “Laf olsun” diye değiller yanında!</p>
<p>Eğer onlara “<strong>îman edersen, zamânı gelince sen de görürsün</strong>” görmen gerekeni!,</p>
<p>Gözlerin hâla varsa, şartlar müsaitse, gidersin bir gün görürsün manzarayı!</p>
<p>Zor bir şey değil&#8230; Sâdece îman ehli olman gerekiyor… Ki zamânı gelince gidip göresin&#8230; Îman etmezsen ne diye gidesin manzarayı göreceğin yere! Çünkü görmeyeceğine inanmışsın&#8230; Orada istediği kadar güzel bir şey olsun fark etmez&#8230; Senin için “yok”tur&#8230; Gitmezsin senin için vâr olmayanı görmeye&#8230; Fakat gerçek indinde sen “yok” dediğin, gerçek indinde “<strong>var</strong>”dır, oradadır&#8230;</p>
<p>Sen istediğin kadar “yok” de… Görmüş, anlatıyor <strong>istediği zaman manzaranın keyfini sürenler</strong>!.. Senin “yok” deyişin onlar için hiçbir şeyi değiştirmez&#8230;</p>
<p>Bir kere gördüğün zaman, zâten sen de görenlerden olursun, bilenlerden olursun&#8230;</p>
<p>O zamâna kadar OKUmaya çalış… OKUyana uy… Sana anlatılanı sen de başkasına anlatabilirsin&#8230; Fakat “<strong>senin anlatman</strong>&#8221; ile “<strong>görenin anlatması</strong>” aynı şey mi acabâ?</p>
<p>Zâten görmediğin manzaranın ne kadarını anlatabilirsin ki? Sana anlatılan kadarını bildiğine göre, sen de ancak o kadarını anlatabilirsin.. O yüzden <strong>görmediğin şeyleri görmüş gibi târife kalkma</strong>!..</p>
<p>Sana anlatılmayan bir şeyi sorarlarsa sonrası zor olur senin için… Gören, bilen sormaz sana manzarayı! O keyfiyle meşguldür&#8230;</p>
<p>En iyisi, anlatabiliyorsan, görene kadar bildiğin (sana anlatılan) yerleri anlat, görmek isteyenlere!.. Görenlere yönlendirmeyi de ihmâl etme sakın!</p>
<p>Başkaları için <span style="text-decoration: underline;">şu durumda</span> yapacağın en güzel iş bu olacaktır&#8230;</p>
<p>Kendin için ise görenlere sarılman gerekiyor… Fakat onları hesâba çekmemek îcap eder&#8230;</p>
<p><strong>Görenler sorgulanmamalı!</strong></p>
<p>Anlamak için istediğin kadar sorarsın&#8230; Ona kimsenin bir şey dediği yok! Fakat bilesin ki, kesinlikle onlara muhalefet etmemen gerekiyor!</p>
<p>Onlara îman et!.. Çünkü ancak ve ancak o ettiğin <strong>îman ile göreceksin</strong>… Ancak o îman ile manzaranın keyfini süreceksin… Evde tıkılıp kalmak istemiyorsan bu işler böyle&#8230; Başka türlü değil…</p>
<p>Manzaranın yanında değil evin! Çok uzaklarda… O yüzden ya manzaranın yanında olman gerek ya da manzarayı bilenleri dinleyip daha sonra görmek için çalışmalar yapman gerek… <span style="text-decoration: underline;">Nasipse</span> manzaranın keyfini de sürersin zâten&#8230;</p>
<p>Selam olsun ehl-i keyfe… Selâm olsun göreceklere…</p>
<p><span style="color: #000080;"><strong><em>Selâmetle&#8230;<br />
Hakan TÜRKMEN</em></strong></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sufizm.gen.tr/hakan-turkmen/manzara%e2%80%a6/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tırtıldan Kelebeğe</title>
		<link>http://www.sufizm.gen.tr/hakan-turkmen/tirtildan-kelebege/</link>
		<comments>http://www.sufizm.gen.tr/hakan-turkmen/tirtildan-kelebege/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Jan 2010 21:19:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hakan Türkmen]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[İman]]></category>
		<category><![CDATA[kader]]></category>
		<category><![CDATA[Manset]]></category>
		<category><![CDATA[seyir]]></category>
		<category><![CDATA[seyr]]></category>
		<category><![CDATA[sufizm]]></category>
		<category><![CDATA[Tanrı]]></category>
		<category><![CDATA[tasavuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sufizm.gen.tr/?p=1101</guid>
		<description><![CDATA[Değerli dostum.. Ömür kısa.. Buralardan ne zaman çekilip gidilir bilinmez.. Herkes çok samimi çok içten.. Birbirimizle konuşurken, muhabbet ederken dünyayı bir kenara itiyoruz ve ilmin mi dersin muhabbetin mi dersin yoksa sendekinin bendekinin cazibesi mi dersin, ne dersin bilemiyorum fakat aramızda veya başkalarıyla aranda bir yakınlık, bir sevgi oluştu.. Oluşmaya devam ediyor.. ‘Bu sevgi akışı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.tasavvuf.gen.tr/hakan-turkmen.jpg" alt="" width="102" height="84" />Değerli dostum..</p>
<p>Ömür kısa.. Buralardan ne zaman çekilip gidilir bilinmez.. Herkes çok samimi çok içten.. Birbirimizle konuşurken, muhabbet ederken dünyayı bir kenara itiyoruz ve ilmin mi dersin muhabbetin mi dersin yoksa sendekinin bendekinin cazibesi mi dersin, ne dersin bilemiyorum fakat aramızda veya başkalarıyla aranda bir yakınlık, bir sevgi oluştu.. Oluşmaya devam ediyor.. ‘Bu sevgi akışı bir yana, dünya bir yana’ dedin.. Gözün her yerde bu sevgiyi aradı..</p>
<p>Fakaaat..<span id="more-1101"></span></p>
<p>Sevgin kâh hayatına sindi kâh hayattan kopardı seni.. İlim adına, herkese VERİCİ olacağın yerde, gittin herkese HULUSİCİLİK taslamaya başladın.. Veya MEVLANACILIK vs.. Bunda o kadar iddialıydın ki seni anlatırken görenler; ciddiyetine, bilgine hayran olmaktan alamadılar kendilerini.. Kimisi de ‘ne diyor bu, ben kendimle mutluyum, benim programım bundan ötesine elvermez, sen bana benim cennetimden bahsetsene’ diye lisanı haliyle haykırdı!! Fakat sen: ‘Allah iyi yaratamamış, İLİM İÇİN YARATMALIYDI’ dedin.. Ve karşındakini yok saydın.. Kendin var ama O yok&#8230;</p>
<p>Her İLİM anlatma girişiminde sana ‘istemiyorum’ dendi. Fakat sen, her seferinde zorbacılığına devam ettin..</p>
<p>Yaşlıya tasavvuf, cemaatçiye tasavvuf, ona tasavvuf buna tasavvuf.. Elinden gelse yedi milyar insana tasavvuf anlatacaksın.. Elinden gelse yedi milyar insandan tasavvufi bir yaşantı bekleyeceksin!..</p>
<p>Ama olmaz!</p>
<p>Bunlar hayal bile değil!</p>
<p>Hamhayal!!!</p>
<p>Öncelikli hedefin anlatmak değil zaten.. Senin tek hedefin aldığın ilmi yaşamaya çalışmak.. İlmin hakkını yaşayarak vermek..</p>
<p>Sana kimse demiyor: ‘Herkese vaaz ver’ diye.. Bana da kimse demedi.. Demez.. Çünkü OKUmayana, aklı başında olan hiç kimse ‘Git, anlat’ demez.. Diyemez… Nasıl desin?</p>
<p>Sistemin ‘S’sini görmemiş, anca kulaktan duyma, kitaptan görme bilgilerle tasavvuf lakırdısına devam eden, din hobisiyle meşgul olana ‘seslenişe vesile ol’ demezler.. Denildiği zannedilir..</p>
<p>Sesi duymamış olan nasıl SES olsun?!!</p>
<p>Sistemi OKUyan gördüğünü DİLLENDİRİR.. Sistemi OKUyamayan ise kozasında VAİZliğine devam eder.. Önüne gelene din anlatır, tasavvuf anlatır..</p>
<p>Kendini keşfedemeyen VERİCİ olduğu zanneder.. Bize zamanında ‘VERİCİ ol’ dediler.. Biz ne yaptık? O sözü aldık, şöyle tercüme ettik: ‘HERKESE DİN ANLAT,HERKESE DİN VER, TASAVVUF VER’</p>
<p>Sence doğru mu yaptık?</p>
<p>HERKESE DİN ANLATAMAZSIN!</p>
<p>HERKESE TASAVVUF HİÇ ANLATAMAZSIN!</p>
<p>Çünkü cennet; kat kat!</p>
<p>Senin ilmin, yüksek olabilir fakat sen, söylediğin değil yaptığın şeysin!</p>
<p>İlmin diyor: ‘Herkesi hoş gör’</p>
<p>Sen ise: ‘Herkes ilimle ilgilenmeli’ diyerek; içinde, çok derinlerde bir yerlerde ilimle ilgilenmeyenleri horluyorsun..</p>
<p>Yedi milyar insan var yeryüzünde!</p>
<p>Hristiyanı, yahudisi, budisti, cemaatçisi, tarikatçısı, satanisti, şiisi, sünnisi, delisi, egoisti, çucuğu, yaşlısı, kadını erkeği çeşit çeşit insan var şu yeryüzünde…</p>
<p>Hepsinin yaratılış amacı farklı farklı!!!</p>
<p>Cemaatten birine kolay gelen; insanları günahlardan korumak için cemaate çağırmak.. O’nun seviyesi bu işte! Sen bu kişiye ‘Sorgula, düşün, niye namaz, niye oruç’ vs soramazsın.. Bu soruyu sorman demek hem senin çok samimi olduğunu gösterir hem de sendeki GENELİ GÖREMEME olayını gösterir!</p>
<p>ABD’de doğup büyüseydin tüm herkese İSLAMIN DERİNLİĞİni anlatmayı bırak, İSLAMIN ŞEKİLSEL YANINI bile anlatamazdın!! Orada doğaydın ne olurdun, orası da ayrı bir konu fakat demek istediğim ŞARTLANMALARımız epey çok..</p>
<p>Hepimiz bir tırtılız.. Kelebek olmamız gerek..</p>
<p>Kozamızı delelim artık..</p>
<p>Yedi milyar, yedi buçuk milyar insandan bahsediyoruz.. Biz ise herkese CENNETLİKLERİN İÇİNDE BİLE BİR AVUÇ OLAN MUHAKKİKliği dayatıyoruz..</p>
<p>HAMALLIK YAPIYORUZ!!</p>
<p>Başkalarının düşüncelerini alıyoruz KENDİ DÜŞÜNCELERİMİZ diye pazarlıyoruz.. Hem kendimizi hem de çevremizi aldatıyoruz..</p>
<p>ÖZden konuşmak yerine İLMEL YAKİN olmak yerine, DUYMAL YAKİN olmak bize yetiyor, hatta artıyor bile.. Ne kadar DUYarsak o kadar mutlu mesut oluyoruz.. Ne kadar DUYarsak o derece HAMALLIK yapıyoruz..</p>
<p>Kitap yüklü eşeği eşkiyalar alırsa halimiz nice olur :)</p>
<p>Herkesin MUTMAİNNE olmasından falan bahsetmiyorum..</p>
<p>Demek istediğim; MUHAKKİK olmak için uğraştığını zanneden ben ve benzerlerimin MUKALLİTliği artırmak dışında bir şey yapmadığımızı anlamamdır..</p>
<p>Kimseye anlayışımı dayatmıyorum.. Sadece ‘LA İKRAHE FİD DİYN (Dinde zorlama yoktur)’ diyorum..</p>
<p>Marifet; ‘Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler’ diyebilmektir.. Şimdiye kadar lafını çok yaptın ‘Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler’in.. Fakat bu sözü yaşamına geçirmeyi düşündün mü hiç?</p>
<p>Din isteyene din anlat!</p>
<p>Tasavvuf isteyene tasavvuf anlat!</p>
<p>Çocuğa şeker ver, başını okşa, yanağını sık.. Yaşlıya hal-hatır sor.. Paraya ihtiyacı olana para ver.. Tebessüme ihtiyacı olanın yanına uğra sık sık.. Cemaatçiye, köylüye, tarikatçıya Allah korkusundan bahset, namazın, orucun faziletinden bahset.. Hristiyana O’nun penceresinden hitap et, yahudiye de.. Veya tüm diğerlerine..</p>
<p>HERKESE VERİCİ OL!</p>
<p>Avrupalıya avrupalıca, amerikalıya amerikalıca, doğuluya doğuluca, şehirliye şehirlice, köylüye köylüce, yaşlıya yaşlıca, çocuğa çocukça..</p>
<p>Lütfen herkesin göz hizasına gel.. Kimseyi horlama! ‘Hoş görelim sakızı’ karın doyurmuyor!!! Hoşu görme zamanı geldi. MUTLAK BİRLİK zamanı geldi çattı..</p>
<p>Hor görmeme ne demek çok iyi düşün..</p>
<p>Hor görmemek ‘BUNLAR DİN İSTEMİYOR, NE YAPALIM DİNLEMEZSE DİNLEMESİNLER, ZORLAMAYAYIM’ demek değildir!</p>
<p>Hoş görmek; OLDUĞU GİBİ KABUL Etmektir..</p>
<p>DİKEY YÜKSELME yaptıramazsın kimseye! Yaptıracağın şey; YATAY GENİŞLEME! Bunlar ne demek çok iyi biliyorsun.. Kimsenin imanıyla oynama.. Çok büyük vebal!!!</p>
<p>Lafı da fazla uzatmayalım..</p>
<p>Kendine iyi bak dostum.. Kendini keşfet.. İyi yönlerini, kötülerini gör.. İnsanlara insan olduğu için yaklaş..</p>
<p>Samimiyetinden şüphem yok.. Öyle olsaydı bu yazıyı paylaşmazdım.. Fakat samimiyet sonuç değil.. EVRENSEL İNSAN için belki de araç: SAMİMİYET..</p>
<p>Hadi kal sağlıcakla..</p>
<p style="text-align: right;"><strong><em>Sevgilerle..</em></strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong><em>Hakan TÜRKMEN</em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sufizm.gen.tr/hakan-turkmen/tirtildan-kelebege/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Olduğu Gibi Kabul Et!..</title>
		<link>http://www.sufizm.gen.tr/hakan-turkmen/oldugu-gibi-kabul-et/</link>
		<comments>http://www.sufizm.gen.tr/hakan-turkmen/oldugu-gibi-kabul-et/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Jan 2010 22:59:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hakan Türkmen]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[İman]]></category>
		<category><![CDATA[kader]]></category>
		<category><![CDATA[Manset]]></category>
		<category><![CDATA[seyir]]></category>
		<category><![CDATA[seyr]]></category>
		<category><![CDATA[sufizm]]></category>
		<category><![CDATA[Tanrı]]></category>
		<category><![CDATA[tasavuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sufizm.gen.tr/?p=1081</guid>
		<description><![CDATA[Yıllardır bir çok insan tanıdık.. Hepsi farklı farklıydı.. Kimisi yaşını put yapmış.. Kimisi tecrübesini put yapmış.. Kimisi cinsiyetini put yapmış.. Kimisi sağdan soldan duyduklarını gerçek putu yapmış.. Kimisi çevresini put yapmış.. Kimisi burcunu put yapmış.. Kimisi bedenini put yapmış.. Kimisi kalemini put yapmış.. Kimisi parasını put yapmış.. Kimisi de tüm bunların ötesinde gerçeği objektif olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.tasavvuf.gen.tr/hakan-turkmen.jpg" alt="" width="167" height="138" /></p>
<p>Yıllardır bir çok insan tanıdık.. Hepsi farklı farklıydı..</p>
<p>Kimisi <strong>yaşını</strong> put yapmış..<br />
Kimisi <strong>tecrübesini</strong> put yapmış..<br />
Kimisi <strong>cinsiyetini</strong> put yapmış..<br />
Kimisi sağdan soldan <strong>duyduklarını</strong> gerçek putu yapmış..<br />
Kimisi <strong>çevresini</strong> put yapmış..<br />
Kimisi <strong>burcunu</strong> put yapmış..<br />
Kimisi <strong>bedenini</strong> put yapmış..<br />
Kimisi <strong>kalemini</strong> put yapmış..<br />
Kimisi <strong>parasını</strong> put yapmış..<br />
Kimisi de tüm bunların ötesinde <strong>gerçeği objektif olarak değerlendirmiş…</strong><span id="more-1081"></span></p>
<p>Aynı hikâye şu anda devam etmektedir, devam da edecektir&#8230; Bu sistem realitesidir.. Allah her şeyi bir kaderle yaratmış.. Mis kokulu gül bahçeleri olduğu gibi gübre yığınları da vardır..</p>
<p>Bizim amacımız ne bir kimseyi değiştirmek ne de ukelâlık yapıp birilerine akıl vermek.. Bizim amacımız bunlar değil.. Kendi fark ettiğimiz şeyleri paylaşmak dışında bir şey yapmıyoruz.. Bir şeyi yazdığımızda hiçbir zaman dayatma yapmadık.. Bundan sonra da yapmayacağız inşallah.. Bir şeyi anlatırken olabildiğince neden-niçinleriyle yazmaya çalışıyoruz..</p>
<p>Bâzen ‘sen dili’ bâzen ‘ben dili’ bazen ‘siz dili’ bazen de ‘biz dili’ kullandık.. Bunlar hiçbir zaman ‘bir siz var bir de biz varız’ veya ‘bir sen var bir de ben varım, size veya sana akıl vereyim, akıl verelim’ anlamına gelmemelidir.. Çünkü ortada böyle bir şey yok..</p>
<p><strong>Bir araya gelme amacımız bilgi paylaşımı dışında bir şey değildir.. </strong></p>
<p>Hiç kimsenin Allah’a yakınlığı bilemem.. Hiç kimse de benim Allah’a yakınlığımı bilemez..</p>
<p><strong>Allah’a yakınlık bilgiyle veya o bilginin açıkça ifadesiyle alakalı değildir..</strong></p>
<p><strong>Allah kalplere bakar kalplere!!!</strong></p>
<p>Bizim işimiz ‘ben yakınım, sen yakınsın, o yakın değil’ değildir.. Bizim işimiz SADECE BİLGİ PAYLAŞIMIDIR!!! Bilgimiz varsa paylaşırız, yoksa bilgisi olan birinden dinleriz.. Herkesi dinleriz ve kendi yolumuzu kendimiz çizerek sonuçlarını da paşalar gibi yaşarız.. Çünkü ancak ellerimizle yaptıklarımızın sonuçlarını yaşadık, yaşıyoruz ve yaşayacağız..</p>
<p>Elbette bilgi edineceğiz.. En nihayetinde amellerimizle bir şeyler kazanıyoruz.. Amelin anahtarı bilgidir.. O sebeple bilgiyi amel için öğreneceğiz..</p>
<p><strong>ALLAH RESULÜNÜN YURDU, entelektüel kapasiteye, kapasite katılsın diye bilgi öğrenenlerin diyarı değildir.. Bir insanın Allah Resûlü’ne yakınlığı bilgisi ölçüsünde değildir.. Yakınlık, iman ve o imanın sonuçlarının yaşanıp yaşanmadığından başkaca bir şeyle belirlenmez!!! </strong></p>
<p>Bu sebeple, kendimizi çeşitli aynalar vesilesiyle görmeye çalışalım&#8230; ‘Ne durumdayım, nereye doğru gidiyorum, eksik yönlerim, iyi yönlerim’ bunlarla uğraşalım.. İnsanlarla uğraştığımız yeter artık..</p>
<p>Herkes, bilgiye hücum ediyor.. Fakat bilgiye yönelmek yerine, mevcut bilgilerini yaşamaya çalışsalar Allah’ın öğreteceği bilgiye kapı aralarlar. Çünkü hadiste: <strong>“Kul, bildiğiyle amel ederse, ALLAH O’NA BİLMEDİĞİNİ ÖĞRETİR” </strong>deniliyor.. Demek ki, her bilgilinin bilgisi, amel neticesinde oluşmamış.. Demek ki, her bilgiliyi, Allah’a yakın zannedemeyiz..</p>
<p>Allah’a yakın olanlar, bildiklerini yaşayanlar ve yaşamaya çalışanlar dışındaki kimseler değildir..</p>
<p>Kaderle kafayı yemiş diyecekler olabilir fakat yine kader konusuna gelmeden edemeyeceğim.. Çünkü <strong>“Allah’a imanın anahtarı kadere imandır!” </strong></p>
<p>Değerli dostum..<br />
Her gün onlarca, yüzlerce insan görüyoruz.. Bu insanların etiketleri vs. senin için önemli değil.. Senin için önemli olan, onların insan olduğu.. Sen çok samimiyetle onlara faydalı olmak derdindesin.. Fakat onlara faydalı olmanın ilk şartı: <strong>“ONLARI OLDUĞU GİBİ KABUL ETMEK” </strong>tir..</p>
<p>Eğer sen, insanları olduğu gibi kabul etmeyip, onları değiştirmeye çalışırsan, Allah’ın her şeyi bir kaderle yarattığını göz önünde bulundurmazsan, kadere imanlı olup olmadığını kendine bir sor derim..</p>
<p>Yukarıda bilgiden bahsedip durdum.. Amele yöneltilmeyen bilgi, insanı hem kaderden hem de amelden kopartır..</p>
<p>Bilgi peşinde koşan insan, git gide peşinde koştuğu şeyi PUT haline getirir.. Ve kendisini toplumdan soyutlar..</p>
<p>Bilgisi kadar üstün olduğunu zanneder..</p>
<p>Hiç kimsenin göz hizasına gelemez..</p>
<p>İnsanların çoğu; din, tasavvuf bilgisayarıdır.. Fakat tasavvufun ilk kıyafetini giymeden meydana çıkmışlardır..</p>
<p><strong>“Tasavvuf: Kâl ilmi değil hâl ilmidir.” </strong></p>
<p>Madem lak lak değil tasavvuf, neden hâla bilgimizi arttırmaya yöneliyoruz?</p>
<p>Olay; 10 bil, 1 yap değil ki!..</p>
<p>Bildiğin kadarını uygulamaktan geçiyor Allah dostlarına yaklaşmak..</p>
<p>&gt;&gt;&gt; <strong>Yetmiyor mu şu anda vâr olan Allah ehlinin açıklamaları?</strong> &lt;&lt;&lt;</p>
<p><strong>Neden, ‘OKUmamış insanları okuyarak OKUma öğreneceğim’ zannına kapılıyorsun ki? </strong></p>
<p>Demediler mi sana: <strong>“Yüzme bilmeyenden yüzme öğrenilmez” “Anadan doğma körden gökkuşağı târifi bekleme” </strong>diye.. Amacın OKUmaksa, OKUyan birine yapışacaksın.. OKUma bilmeyenden OKUma öğrenmiyorsun.. OKUmamış birinden OKUma öğrenilmez.. OKUmayı OKUma bilen, OKUmuş biri öğretir!!</p>
<p>Biraz gerçekçi olursan o kadar kapılar açılacak ki sana..</p>
<p>Ah biraz gerçi olsak neler değişecek?</p>
<p>Ama biz, kendimizi kandırmasını öyle çok seviyoruz ki, başımıza tokmakla vurulsa yine de vazgeçmiyoruz bu putumuzdan..</p>
<p>Kimsenin değişmesini bekleyemeyiz.. Sadece, değişecek olanlara vesile olmak için uğraşıp duruyoruz.. Allah sisteminde sihirli değneğe yer olmadığı için O’nun sebeplerinden bir sebep olmak için uğraşıyoruz.. Dilerse vesile kılar, dilerse de &#8216;bugünde bunları yazmış&#8217; dedirtir ve yine bu kullarına biraz daha dedikodu ham maddesi çıkartır..</p>
<p>Yazımızı çok değerli insan <strong>Yılmaz Dündar</strong> hocamın sözleriyle bitiriyorum:</p>
<p><strong>“Kaderi anlayan, birilerini değiştirmeye çalışmaz. Herkesi olduğu gibi kabul eder. Tanrı</strong> (Allah’tan müstakilliğini ilan etmiş, gizli müşrik), <strong>hep birilerini düzeltmeye çalışır. Narsist tanrılar</strong> (güç, kudret sahibi gizli müşrikler) <strong>hep başarılı olur.” </strong></p>
<p>Saygı ve sevgilerimle..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sufizm.gen.tr/hakan-turkmen/oldugu-gibi-kabul-et/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“Nasıl Arınırım?” yada Azaptan Çıkış!</title>
		<link>http://www.sufizm.gen.tr/mehmet-dogramaci-yazilari/%e2%80%9cnasil-arinirim%e2%80%9d-yada-azaptan-cikis/</link>
		<comments>http://www.sufizm.gen.tr/mehmet-dogramaci-yazilari/%e2%80%9cnasil-arinirim%e2%80%9d-yada-azaptan-cikis/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Nov 2009 22:03:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mehmet Doğramacı]]></category>
		<category><![CDATA[azap]]></category>
		<category><![CDATA[cehennem]]></category>
		<category><![CDATA[cennet]]></category>
		<category><![CDATA[kader]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet doğramacı]]></category>
		<category><![CDATA[tefekkür]]></category>
		<category><![CDATA[tövbe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sufizm.gen.tr/?p=1061</guid>
		<description><![CDATA[Merhaba Can Dostum, Merhaba Azizim, Merhaba Yâr-i Ğârim; Selam olsun Alemlerin Efendisine, Salat olsun Ona, Âline ve Ehl-i Beytine… Selam olsun Ehline, Ehlullaha… Selam olsun Allah Dostlarına… Selam olsun Dostun dostlarına… Selam olsun Dost yolundan, Dosta yürüyenlere… Epeydir mektuplaşamadık seninle. Hatırlarsın, en son MAĞARALARa uğramıştık… Sonra da Rasülün hakikatini içimizde sezmek üzere ÜVEYS EL KARNÎ [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.sufizm.gen.tr/MD.jpg" alt="" width="88" height="110" />Merhaba Can Dostum,</p>
<p>Merhaba Azizim,</p>
<p>Merhaba Yâr-i Ğârim;</p>
<p>Selam olsun Alemlerin Efendisine,</p>
<p>Salat olsun Ona, Âline ve Ehl-i Beytine…</p>
<p>Selam olsun Ehline, Ehlullaha…</p>
<p>Selam olsun Allah Dostlarına…</p>
<p>Selam olsun Dostun dostlarına…</p>
<p>Selam olsun Dost yolundan, Dosta yürüyenlere…</p>
<p>Epeydir mektuplaşamadık seninle. Hatırlarsın, en son MAĞARALARa uğramıştık… Sonra da Rasülün hakikatini içimizde sezmek üzere ÜVEYS EL KARNÎ (ks) dan himmet istemiş, onun yaşamını ve onunla ilgili hadisleri okumaya çalışarak RASÜLULLAHI GÖNÜLDE BULMAK üzere tefekkür denizine açılmıştık.<span id="more-1061"></span></p>
<p>Dün aradığında, daha sen söze başlamadan içini sıkan şeyi hissettim biliyor musun?.. Sen söze girmeden benim de göğsüm sıkıştı çünkü. “Kalpler kalpleri, beyinler beyinleri, gönüller gönülleri duyar” derler. Yanlış azizim, yanlış. Her kalp duyamaz diğerini…</p>
<p>Sadece Dosta bağlı, sadece Dosta âşık, sadece Dosta yönelen kalpler duyar birbirini… “Muhammed Mustafa (sav)” deyince içinde bir şeyler kıpırdayanlar, “Allah” deyince nefesi sıkışanlar duyar birbirini…</p>
<p>Demek, sıkıntın var, öyle mi? Demek, çözemediklerin, OKUyamadıkların var?!..</p>
<p>Hangimizin yok ki!?.. Bu âlemde, kevn- i mekânı bütünüyle bir tek Muhammed’imiz okudu. Onun gayrısı, senin benim gibi acizlerin çözemedikleri de, okuyamadıkları da, anlayamadıkları da olacak her daim… Yanacağız, anlayamadığımız için… Daralacağız, genişliği göremediğimiz için… Sıkılacağız, açılımlar yapamadığımız için…</p>
<p>Bunalmışsın biraz, sesinden belliydi. Seni dün telefonda kısa cümlelerle geçiştirdiğim için özür dilerim. İstedim ki yazıya dökülsün söyleyeceklerim. İstedim ki; bana kolaylaşanla; kalemle sana hitap edeyim. Bağışla lütfen…</p>
<p>“Nasıl arınırım?”, dedin ya heyecanla… İnan, bu pek çoğumuzun derdi Sultanım!</p>
<p>Biz senelerce Kur’an’ı, Hadisi, Evliya Kıssalarını okuduk geçtik işte. Hem elinde hazine anahtarları olan, hem de aç sefil gezen bekçiye benziyorduk bu halimizle. Kilitleri açamadık bir türlü. Yandık durduk, serin rüzgarlarda!.. Susuzduk, yağmurlar altında! Aç kaldık, dev kilerlerinde mutfakların!&#8230;</p>
<p>Nasıl arınırız, çözemedik uzun süre. Bilmem, benim anlayabildiklerim ne kadar işine yarar?.. Madem sordun, madem fakiri muhatap aldın, madem Hakkın sesini buradan duymak istedin, görev bildim Azizim… Kabıma dökülen kadarı ile aktarmaya çalışacağım…</p>
<p>Cancağızım;</p>
<p>Arınma talebi varsa, bil ki kirlenmişlik vardır!&#8230; “Yanıyorum” diyorsak, gör ki ateş vardır!.. “Çıkamadım bir türlü” sızlanışındaysak, anla ki düşmüşüzdür kuyularına nefsaniyetin!</p>
<p>“Neden yanıyorsun, neden göremedin?” ukalalığını yapmayacağım sana. Onun için lütfen</p>
<p>rahat ol. Sadece, daralma, bunalma getiren hayat sahnelerinde nasıl bir yöntemle ferahlanır, onu paylaşacağım. Umarım, Rabbim bunu anlaşılır biçimde yazmayı bana nasip eder…</p>
<p>Ruhum;</p>
<p>Biliyorsun ben HAYATIN İÇİNDEN ve MİSALLERLE ve de YAŞANABİLİR BİR TASAVVUF tan yanayım… Kavram edebiyatı, bilgi cambazlığı ve felsefe hiç sarmadı beni… Onun için bu arınma yöntemini de yaşanmış bir misalle anlatacağım izninle.</p>
<p>İdraki yüksek bir dostumuz; yaşadığı sıkıntılı bir sahne karşısında öğrendiklerini aşama aşama olaya uygulamış ve çok güzel netice almış. Ondan izin istedim, &#8220;İsim ve yer bildirmeden anlatabilirsiniz” dediği için, oldukça anlamlı gelen bu yönteme dair onun açıklamalarını aynıyla, noktasına virgülüne dokunmadan seninle paylaşmak istiyorum. Dostumuz yaşadığı idraki oldukça hoş bir üslupla kaleme almış. Yine onun izni ile ben de ufak rötuşlar, üslup güzellemeleri yaptım aslını bozmadan. İşte “Nasıl Arınırım?” sorusuna örnek bir cevap ve işte Azaptan Çıkışa dair mütevazı bir deneyim:</p>
<p>………</p>
<p>Geçenlerde işyerimde önüme gelen bir sahne, daha doğrusu zincirleme sahneler epeyce yaktı beni. Benliğim ezik ezik eziliyor, ruhum ayaklar altında çiğneniyordu sanki. Kişiliğime, kimliğime ha bire kurşun sıkılıyordu. Hani sıkan da kelli felli biri olsa gam yemem, tecrübeme göre daha dünkü çocuk bile değil… <em>(Gördünüz mü bendeki egoyu, bakın neler diyor, nasıl üstten bakıyorum insanlara!&#8230;)</em></p>
<p>Düşündün, düşündüm, çıkamadım. Akşam eve vardığımda bir odaya çekildim. Allah Sisteminin işleyişine dair bildiğim temel ilkeleri serdim gözlerimin önüne ve başladım OKUmaya…</p>
<p><strong>1- </strong><strong>KADER VE MUTLAK İRADE ÖNÜNDE KAÇINILMAZLIK: </strong>Kim, her ne yaşarsa yaşasın, takdirin açığa çıkışıydı hepsi. Mutlak irade önünde saman çöpü dahi değildik. O halde, ilk bilgiyle bir miktar ferahlıyor azabım. Bu benim “kaderim”di ve “mutlaka yaşanacağı için” yaşıyordum. Bundan başka olması da düşünülemezdi.</p>
<p>Yaşanmış bir olayı değerlendirirken böyle bakmamız şart. Yaşanacaklarda belki fikir jimnastiği yapar, tefekkür ederiz ama, yaşanmışsa, niye-neden sorularını sormadan önce; kader ve mutlak iradeye teslim olduğumuzu hiç unutmayalım…Bunu fark etmek, biraz nefes aldırdı bana… Demek, “acı” dediğim sahne “kaderim”di…</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>2- </strong><strong>BENDEN BANA: </strong>“Allah tasarrufu beyinlerden açığa çıkar”mış.<strong> “</strong>Her beyin, kendi evrenini oluşturur”muş fıtratımızın açığa çıkışı için… Hepimiz, etraf ve çevre dediklerimizi, sevgi ve ilgilerimizle çeker, nefret ve kırıklıklarımızla iter ya da gerermişiz. Ehli, ne güzel okumuş Sünnetullahı:<strong> </strong>YAŞAM; SENDEN AÇIĞA ÇIKANLARIN SÜREKLİ BİÇİMDE SANA DÖNÜŞÜNDEN İBARETTİR!”<strong> </strong> (AH)<strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>“Başkasından”, dememiş Ehli, “SENDEN açığa çıkanların sana dönüşü” demiş!!..   Farkında mısınız, çoğu kez bu ana noktayı kaçırdığımız için azap çekeriz. Başkalarını, ötekileri suçlar da topu taca atarız!.. Biz hiçbir şey yapmamışızdır. Hep başkaları bize yanlış yapmış, bizi anlamamış, yanlış anlamış, hatta haset etmişlerdir öyle mi?&#8230; Fosssss!…. Bu ana ilke ile hepsi birden çöktü…</p>
<p>Meğer “Başkaları” yokmuş! Kendi kader programımı kendimden kendime yaşar da kendi çevremi kendi fıtratımla oluştururmuşum!.. ( Sen beni biraz Allah’a kafa tutar, ileri gider bulmuşsan, dur, rahat ol sözümü düzelteyim, “Biz oluşturmayız, Allah oluşturur” da derim. Hatırın kalmasın!.. Ama Allah adıyla işaret edileni Tanrı sayıp topu taca değil de bu defa tanrıya atarsan, bil ki bitmez azabın!!! Bunu iyi düşün olur mu, topu tanrıya da atma!)</p>
<p>İşyerimde bana azap edenler, deyip yanıyordum öyle mi?.. Yazık bana. Meğer onların hepsi benmişim!&#8230; Bana kimse bir şey yapmamış, ben kendi kendime ediyormuşum…</p>
<p>“Benim programımda olmayan benim önüme gelmeyeceğine” göre, “onlar” dediklerim de benmişim…  Bunu anlamakla biraz daha rahatladım ama azabım tam bitmedi.</p>
<p><strong>3- </strong><strong>ELLERİNİZLE YAPTIKLARINIZIN SONUÇLARINI YAŞARSINIZ. ALLAH KİMSEYE ZULMETMEZ. İNSANLAR KENDİ KENDİLERİNE ZULMEDERLER… </strong>Bu mealde ayetleri biliyorsun. Kendi kendimize ediyormuşuz bizler meğer. <strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>-<strong> </strong>İyi ama ben kimseye bir şey yapmadım ki!&#8230;<strong> </strong></p>
<p>İç sesim devreye giriyor ve “ACELE ETME, DUR DÜŞÜN HELE” diyor… Düşünüyorum. Yaptım mı yoksa?.. Farkında olmadan kullardan aahh almış olabilir miyim?.. Yok canııımmm, karıncayı incitmekten bile kaçındım, kimi incitmiş olabilirim ki?&#8230;</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Gerilere, on beş yirmi yıl öncesine gidiyorum. Giderken yaşadığım bu acı sahneyi de götürüyorum yanımda. Çünkü “Yaptıklarımız; benzer sahnelerle gelir önümüze…”</p>
<p>Şimdi bana azap ediliyor, dediğim şekilde ben başkalarına azap ettim mi acaba?.. Dur bakıyım…</p>
<p>Bizim iş yeri. 27 yaşında genç bir idareciyim. Yanımda orta yaşlı, tecrübeli yardımcılar… İdareciler kendilerinden yaşlı ve tecrübeli kimseleri yanlarında hiç sevmezler. Ben de öyle miydim?.. Yok beeee… Hep sohbet eder, çay içerdik onlarla…<strong> </strong></p>
<p>İç sesim, “DÜRÜST OL” diyor… Çay içerdim ama içimden onlara hep “NE YAŞLI KURTTUR BUNLAR, AÇIK VERİRSEM ÇİĞ ÇİĞ YERLER BENİ” derdim… Evet evet diyordum bunu… Onun için de hiç yüz vermez, onlarla istişare etmez, bana yakın bulduğum daha genç ve az tecrübeli birileriyle işleri yürütürdüm… Demek “Ellerimle yaptığımın sonucu” bu sahne… 15 sene sonra gelse de.</p>
<p>Şimdi ben orta yaşlıyım ve genç bir amir benimle değil de, daha genç, kendine yakın, toy biriyle işleri yürütüyor… Bakar mısın, Allah’ın adaletine!..</p>
<p>Egom yerlerde sürünüyor. Ne suçlayacak insan kaldıııııııııı, ne öteye atacak bahane… Demek ben ettiğimi buluyorum, haaa!&#8230; Yıkıldım şimdi… İçim gene çok acıyor…</p>
<p>“Oysa ne iyiliklerim oldu herkese…” “Bunu Allah görmeyiverse, siliverse olmaz mıydı?..” “Hem zulmedenlerin hepsi bedel ödüyor mu ki, bak sokaklara, zalimler kol geziyor…” “Niye bana bu?..” (Kendine gel diyor iç sesim, gene dışarı çıktın, içeri gir, sende kal, sana ne dışarıdannnnn sana neeeeee!!!)</p>
<p><strong>4- </strong><strong>CEHENNEM RAHMETTİR: </strong>“Zalimler için yaşasın Cehennem” demiş 313 lerden büyük veli Bediüzzaman (ks) Hazretleri… İlk gençlik yıllarımda üniversite önü mitinglerde haykırırdık bu cümleyi… Şimdi daha farklı düşünüyorum…<strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>15 sene önce yaptıklarım bugün çıkıyor öyle mi?.. Ya ahirete kalsaydı?.. İyi ki şimdi çıkıyor. “Cehennemin rahmet oluşu” buymuş demek… Yanmam rahmetmiş… Zalimler için yaşasın cehennem, diyorum ben de… Üniversite önünde ÖTEKİLERE haykırır gibi değil, kendi zulümlerim için, kendime diyorum…</p>
<p><strong>5- </strong><strong>VE YÜZLEŞME!&#8230; </strong>Yüzleşiyorum kendimle… Programımı yaşamışım… “Benden bana işliyormuş benim programım…” Ellerimle yaptıklarımın bedelini ödüyormuşum… Ve iyi ki ödüyormuşum, rahmetmiş cehennem…</p>
<p>Çok rahatladım şimdi. Yüzleştim kendimle… Fark etmediğim bir urumu, bilmediğim bir habis kitleyi fark etmiş gibi rahatladım. Sistem ameliyat ediyor beni bu acı sahne ile…</p>
<p>Ve o habis ur çıkıp gidiyor içimden! “Zulmediyor” dediklerime kızamıyorum. Kimseye kızacak halim kalmadı… Hem niye kızayım ki?. “Bana zulmedenler” dediklerim meğerse BENLİKTEN ARINMA AMELİYATIMIN GÖNÜLLÜ OPERATÖRLERİ imiş!&#8230; Şükran borçluyum onlara…</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>6- </strong><strong>VE İSTİĞFAR VE BERAAT!! </strong>“Kaderim” dedim teslim oldum… Benden bana işleyişi   gördüm… Ellerimle yaptıklarımın neticesini fark ettim… Ve seriul hisabla, zul intikamla yüzleştim… Ve şimdi, evet şimdi istiğfar etmeliyim… Arınmalıyım bu yükten… Ne acısı, ne hüznü, ne pişmanlığı kalmamalı!&#8230;</p>
<p>“Allah affetsin” derler eskiler… Son dönem düşünürlerden birine sormuştum, “Ötede bir yapı değilse Allah, onun affı ne demek?.. Ben nasıl anlarım affedildiğimi yada edilmediğimi?..”</p>
<p>Şöyle cevap vermişti: SÜNNETULLAHI OKUYARAK NE YAŞADIĞINI ÇÖZMÜŞ VE DE KENDİNLE YÜZLEMİŞSEN, BİR ADIM ÖTEYE GEÇMELİ KENDİNİ AFFETMELİSİN ARTIK…</p>
<p>-       İyi de kendimi affetmeye tamam da ya Allah’ın affı?&#8230;</p>
<p>EGONA PRİM VERMEDEN BU AŞAMALARI GEÇEREK KENDİNLE YÜZLEŞMİŞSEN, O OLAYI “OLMASI GEREKEN OLDU “DER GEÇERSİN, İŞTE BU SENİN KENDİNİ AFFETMENDİR!&#8230;.</p>
<p>-       Ya ben Allah’ın affını soruyorum…</p>
<p>- HASBUNALLAAAAHHH!&#8230; SENIN KENDINI AFFIN; ALLAH’IN AFFINDAN GAYRI MI Kİ?&#8230;!!!!</p>
<p>…</p>
<p>Son cümlede bombalar patlatıyor zihnimde… Kaldıramıyorum önceleri… Ama tek şey dökülüyor dilimden: AMENNA VE SADDAKNAAA!&#8230;.</p>
<p>* * *</p>
<p>Evet Nurum;</p>
<p>Biraz uzadı ama sanıyorum dostumuzun kendisiyle yüzleşmesi ve takip ettiği yöntem oldukça işine yarayacak. Bu ilkeleri, sana acı veren olaylarda, hakikatini okuyamadığın sahnelerde çekinmeden, nefsine prim vermeden uygula, olur mu?&#8230;</p>
<p>Aklına gelen soruyu da biliyorum.</p>
<p><em>“Dostunuz bu arınmayı kendi içinde yapmış, gönlü rahatlamış ama dış dünyasında bir şeyler  değişmiş mi bari ?”</em> diye soracaksın değil mi?</p>
<p>Merak etme ben onu da sordum kendisine. Yalnız önce beynimizin çalışma sistematiğine dair şu gerçeği sana hatırlatmak isterim: “BEYİN İÇİN İÇ VE DIŞ KAVRAMLARI YOKTUR!”</p>
<p>Bu sana bir şeyler fısıldıyor mu?&#8230; Cesur ol Azizim. Söyleyemediğini ben söyleyeyim; İÇ DÜNYASI DEĞİŞENİN DIŞ DÜNYASI DA DEĞİŞİR! Yada bir başka söyleyişle; İÇ DÜNYASINI DEĞİŞTİREN, DIŞ DÜNYASINI DA DEĞİŞTİRİR diyorum.</p>
<p>Hala soruna cevap istiyor musun? Söyleyeyim:</p>
<p>Kendisine zulmettiğini düşündüğü genç mesai arkadaşı; bu tefekkürün ve istiğfarın yapılmasını takip eden birkaç gün içinde dostumuza gelerek; “HAKKINI HELAL ET. CAHİLLİĞİME VER, BİZ KARDEŞİZ DEĞİL Mİ?” diyerek gönül almış. Şimdilerde sıkı dost olmuşlar!</p>
<p>***</p>
<p>Ha unutmadan, bu çalışma işine yarar da birine teşekkür etmek dilersen bana değil, EVRENİN EN MUHTEŞEM GÖNLÜ MUHAMMED MUSTAFA’MIZA (sav) BOL SALAVAT OKU… Bir de ilmine kurban olduğum Ehlinin ruhaniyetine 3 İhlas 1 Fatiha lütfen…</p>
<p>Bir başka gönül mektubunda buluşmak ümidiyle…</p>
<p>Kal sağlıcakla…</p>
<p>Mehmet DOĞRAMACI</p>
<p><a href="mailto:dogramacimehmet@gmail.com">dogramacimehmet@gmail.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sufizm.gen.tr/mehmet-dogramaci-yazilari/%e2%80%9cnasil-arinirim%e2%80%9d-yada-azaptan-cikis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

