<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sufizm.gen.tr -Düşünebilen Beyinlere. &#187; allah</title>
	<atom:link href="http://www.sufizm.gen.tr/tag/allah/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sufizm.gen.tr</link>
	<description>sufizm, islam ve bilim.. sadece gerçeği arayanlara..</description>
	<lastBuildDate>Tue, 16 Mar 2010 23:00:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Güvendedir (ler)</title>
		<link>http://www.sufizm.gen.tr/mehmet-dogramaci-yazilari/guvendedir-ler/</link>
		<comments>http://www.sufizm.gen.tr/mehmet-dogramaci-yazilari/guvendedir-ler/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Feb 2010 20:00:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mehmet Doğramacı]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[fetih suresi]]></category>
		<category><![CDATA[güvendedirler]]></category>
		<category><![CDATA[Kabe]]></category>
		<category><![CDATA[Manset]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet doğramacı]]></category>
		<category><![CDATA[Mescidi Haram]]></category>
		<category><![CDATA[sufizm]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sufizm.gen.tr/?p=1141</guid>
		<description><![CDATA[Genç adam o hafta Fetih Suresi üzerine tefekkür ediyordu. Mekke’nin Fethine dair gelişmeleri İslam Tarihinden okurken şehre giriş esnasında Rasülullah (sav) in bir emri dikkatini çekti. Âlemlerin Efendisi birkaç sahabesini şehre şu haberi yaymakla görevlendirmişti: ŞUNLAR GÜVENDEDİR, KURTULMUŞTUR: 1- EBU SÜFYAN’IN EVİNE SIĞINANLAR 2- KENDİ EVİNDEN ÇIKMAYANLAR 3- KABE’YE SIĞINANLAR. Mekke müşrikleri, kimi yamaçlarda korku [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_798" class="wp-caption alignleft" style="width: 160px"><img class="size-thumbnail wp-image-798" title="Mehmet Doğramacı" src="http://www.tasavvuf.gen.tr/wp-content/uploads/2010/02/MD-150x150.jpg" alt="Mehmet Doğramacı" width="150" height="150" /><p class="wp-caption-text">Mehmet Doğramacı</p></div>
<p>Genç adam o hafta Fetih Suresi üzerine tefekkür ediyordu. Mekke’nin Fethine dair gelişmeleri İslam Tarihinden okurken şehre giriş esnasında Rasülullah (sav) in bir emri dikkatini çekti. Âlemlerin Efendisi birkaç sahabesini şehre şu haberi yaymakla görevlendirmişti:</p>
<p><span style="color: #0000ff;">ŞUNLAR GÜVENDEDİR, KURTULMUŞTUR:</span></p>
<p><span style="color: #0000ff;">1-    EBU SÜFYAN’IN EVİNE SIĞINANLAR</span></p>
<p><span style="color: #0000ff;">2-    KENDİ EVİNDEN ÇIKMAYANLAR</span></p>
<p><span style="color: #0000ff;">3-    KABE’YE SIĞINANLAR.</span></p>
<p>Mekke müşrikleri, kimi yamaçlarda korku ve kaygıyla İslam ordusunun şehre girişini izlerken, kimi şehri terk etmiş, kimi hakkında ne hüküm verileceğini beklemek üzere evine çekilmişti. İşte tam bu esnada duyulan haber herkesi şaşırtmıştı. Özellikle de Ebu Süfyan, kendi evine sığınanların kurtulmasına herkesten çok hayret etmişti.</p>
<p>Konunun zahiri böyle. Ya derunu?&#8230;<span id="more-1141"></span></p>
<p>Rasülullah neye işaret ediyordu?&#8230;</p>
<p>Fetih gününe has bir kurtuluş muydu bu?</p>
<p>Alemlere, zaman üzeri ana, tüm boyutlara seslenen Efendiler Efendisi Hz. Muhammed Mustafa (sav) şimdiye seslendiğinde bu üç boyutlu kurtuluş nasıl anlaşılacaktı?&#8230;</p>
<p>“İyisi mi tefekkürü yüksek dostlara telefon açmak” dedi içinden. Ve dokundu tuşlara. Olayı boyutsal katmanlarla okuyan arkadaşı hemen yapıştırdı cevabını:</p>
<p><em>Bunu bilmeyecek ne var? Rasülullah İslam’ın başlangıcından ebediyete kadar öne çıkacak üç sınıf idraki belirlemiş. 1- Ebu Süfyan’ın evine sığınanlar benlik saltanatı altında bir imana sahip olanlar, dinin zahirinde, fetvasında yaşayanlar… 2- Kendi evinde kalanlar; din adına herhangi bir görüş ve ekole meyletmeyip kendi hayal dünyasında yaşayanlar… 3- Kabe’ye sığınanlar da bu işin hakikatini bilip özüne yönelenler, diyebilirim…</em></p>
<p>…</p>
<p>Teşekkür etti ve bir diğer dosta bağlandı:</p>
<p><em>Bana kalırsa bu sınıflama Şeriat- Tarikat- Hakikat boyutunda değerlendirmeyi içeriyor… Rasülullah Efendimiz insanların İslamiyeti nasıl bir algı ile değerlendireceklerini vurgulamış.</em></p>
<p>…</p>
<p>Notlar aldı ve ona da teşekkür etti. Ve olayı biraz daha içeriden okuyana bağlandı:</p>
<p><em>Bence burada, insanın nasibi ölçüsünde, içsel yolculuğunun geçirdiği, geçireceği evreler iç içe anlatılmış. Hepsi de güvende olduğuna göre bence bunlar birbirine bağlantılı.</em></p>
<p>Diğerlerinden farklı bir noktaya işaret ettiği için heyecanlandı, “Devam et hele, nolur devam et” dedi.</p>
<p>Hattın öbür ucundaki devam etti:</p>
<p><em>İnsan ilk aşamada benlik sultası altında yaşar. Bu, Ebu Süfyan’ın evine sığınma diye ifade olunmuş. Nasibi olanlar, biraz daha sorgulayanlar, dışarıda bir sulta ve himayedarın- kurtarıcının yeterli olmayacağını fark ederek kendilerine dönerler. Bu da evinden çıkmama diye vurgulanmış.  Kendi özüne dönenlerden nasibi olanlar ise daha özde; Gönül- Kalp  ve Şuur boyutunun derunu ile tanışırlar ki; bu da Kabe’ye, Mescid-i Haram’a sığınma diye anlatılmış.</em></p>
<p>…</p>
<p>Zihni biraz daha açılmıştı. Ne var ki şu soru hala cevabını bulmamıştı.</p>
<p>-       Hepsi mi kurtuldu yani?&#8230; Yoksa daha mı farklı?&#8230; Şeriat ehli, zahir ehli, batın ehli, tarikat gönüllüsü, hepsi de kurtuldu mu?.. Hepsi de aynı anda, aynı mevkide, aynı ölçüde kurtuluyorsa Rasülullah niye basamakladı olayı?&#8230; Neden tek hedef ve işaret vermedi?&#8230;</p>
<p>Biraz daha görmüş geçirmiş, işin çilesini çekmiş bir abiyi arasa, mutlaka o bir şeyler söylerdi. Vakit geç olsa da samimiyetinden cesaret alarak aradı. Biraz muhabbetten sonra soruyu yöneltti ama cevap umursamaz tonda geliyordu:</p>
<p>-       <em>Boş ver işine bak. Çözeceksin de ne olacak?.. Bu iş bazı cümlelerden anlam çıkarmak olsaydı keşke. Ömrüm böyle geçti. Sonuç? Hiç!&#8230;</em></p>
<p>Hep böyle yapar, derin bir şeyler sorulunca örtünürdü mübarek!&#8230; Zorlayınca gürler, pat diye kesip atar, daha sonra sakin düşününce söylediği iki kelimenin dahi muhatabına şimşekler çaktırdığı görülürdü.</p>
<p>Soruyu yineledi: “3 zümre kurtulmuş. Dışarıdan toplumsal okuma böyle. İçeriden okuyanlar da şeriat tarikat hakikat dediler. Biri de sadece içimizdeki yolculuk” dedi. “Sen ne dersin abi?..”</p>
<p>Abi iki cümleyle işi bitirdi:</p>
<p>-       <em>Çağrının Allah Rasülünden geldiğini bileceksin, Onun ashabı ile Kabe’ye, Mescid-i Harama yöneldiğini göreceksin de kendi evinde yada Ebu Süfyan’ın evinde oturacaksın öyle mi?&#8230; İnsan aklını peynir ekmekle yemiş olmalı… İyi geceler…</em></p>
<p>-       Abi, şey, yani kurtulan 3 sınıf?&#8230;</p>
<p>-       …</p>
<p>Telefon kapanmıştı!</p>
<p>Son cümle önce kulaklarında sonra odanın içinde, sonra kalbinin iç duvarlarında yankılandı yankılandı ve bir titreme aldı vücudunu!&#8230; Zangır zangır titriyor, alabildiğine üşüyor, kanı çekiliyor, ama içten içe yeni ufukların önüne açıldığını seziyordu.</p>
<p>Secdeye kapanırken bir kez daha söyledi o cümleyi</p>
<p><strong>Çağrının Allah Rasülünden geldiğini bileceksin, onun ashabı ile Kabe’ye; Mescid-i Haram’a yöneldiğini göreceksin de kendi evinde yada Ebu Süfyan’ın evinde oturacaksın öyle mi?&#8230; İnsan aklını peynir ekmekle yemiş olmalı!… </strong></p>
<p>Mehmet DOĞRAMACI</p>
<p><a href="mailto:dogramacimehmet@gmail.com">dogramacimehmet@gmail.com</a></p>
<p><strong>Editör&#8217;ün Notu :</strong> Yazar burada ne anlatmak istiyor ? Lütfen düşüncelerinizi yorum olarak yazarmısınız ??</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sufizm.gen.tr/mehmet-dogramaci-yazilari/guvendedir-ler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Seviyorum, ama Kimi ?</title>
		<link>http://www.sufizm.gen.tr/mert-kilic-tefekkur/seviyorum-ama-kimi/</link>
		<comments>http://www.sufizm.gen.tr/mert-kilic-tefekkur/seviyorum-ama-kimi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Feb 2010 19:57:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mert Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[algı]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Manset]]></category>
		<category><![CDATA[seviyorum]]></category>
		<category><![CDATA[sevmek]]></category>
		<category><![CDATA[sufizm]]></category>
		<category><![CDATA[Tanrı]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sufizm.gen.tr/?p=1139</guid>
		<description><![CDATA[Seviyorum, ama Kimi ? En değerli BİRini. Nasıl anlatsam sana ? İlk harflere baksana..! Her halde çoğumuz ilkokul çağlarında duyduk bu dizeyi. Sevmek kelimesini genelde tek olarak kullanmayıp, ille de önüne yada arkasına bir özne koymaya o zamandan şartlanmışız. Hemen çıkıverir ağzımızdan “seni seviyorum” , “seviyorum sizi” gibi şekillerde de, acaba işin aslı böyle midir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><span style="text-decoration: underline;"></p>
<div class="wp-caption alignleft" style="width: 89px"><strong><span style="text-decoration: underline;"><img src="http://www.tasavvuf.gen.tr/mert-kilic.jpg" alt="Mert KILIÇ" width="79" height="116" /></span></strong><p class="wp-caption-text">Mert KILIÇ</p></div>
<p>S</span></strong>eviyorum, ama Kimi ?
</p>
<p style="text-align: center;"><strong> <span style="text-decoration: underline;">E</span></strong>n değerli BİRini.</p>
<p style="text-align: center;"><strong> <span style="text-decoration: underline;">N</span></strong>asıl anlatsam sana ?</p>
<p style="text-align: center;"><strong> <span style="text-decoration: underline;">İ</span></strong>lk harflere baksana..!</p>
<p>Her halde çoğumuz ilkokul çağlarında duyduk bu dizeyi. Sevmek kelimesini genelde tek olarak kullanmayıp, ille de önüne yada arkasına bir özne koymaya o zamandan şartlanmışız. Hemen çıkıverir ağzımızdan “seni seviyorum” , “seviyorum sizi” gibi şekillerde de, acaba işin aslı böyle midir ? Yoksa aslında biz sevmeyi/sevme halinde-şeninde olmayı mı seviyoruzdur? Peki onu, bunu, şu hali, bu hali severiz de kendimizi sever miyiz ? Hiç düşündük mü ? Kendi adıma ben söyleyeyim ki sevilecek hiçbir tarafım yok. Cahilliğim, edepsizliğim, nankörlüğüm, sinirlenmem gibi bir sürü eksikliğim var çünkü. Neyimi seveyim ? Sevsem sevsem başkasını severim ben. Bu eksiklikleri olmayan ALLAH ehli kişileri, ancak onlar sevilir. Dolayısıyla ben de öyle olmaya çalışmalıyım düşünceleri, belki çoğunuza şimdi olmasa bile geçmişinizden tanıdık geliyordur&#8230;<span id="more-1139"></span></p>
<p>İnşallah/ALLAH dilerse bende öyle sevilecek biri olurum bir gün, derken bir şeyin oluşması için, ALLAH tarafından dilenmiş olmasını kabul ederiz ama, mevcut halimize bakıpta, bunun da ALLAH&#8217; ın dilemiş olduğunu düşünmeyiz genellikle. Önce deriz ki; ALLAH&#8217; ın bilgisi ve isteği dışında hiçbir şey olmaz. Ama buna rağmen kilitlenmişlikle, ALLAH kötüyü dilemez, onda eksik haller olmaz, O Süphandır der ve iyilikleri O&#8217; na verir, kötülükleri ise şeytana, nefse yada kendimize alırız. O&#8217; na sınırsız derken, sadece bize göre olan iyilikler ile sınırlarız. O&#8217; nu böleriz, karşına da kendimizi, nefsimizi yada şeytanı koyarız, hem de ağzımızda şirkten ALLAH&#8217; a sığınma kelamları varken. Nitekim ALLAH ehli algısına oturtamadığımız davranışlar sonrası yaşadığımız; bu hareketi nasıl yapar, acaba gerçekten ehil bir zat mı sorgusunun temelinde de, ALLAH’ a sadece iyilikleri, güzellikleri isnat etmemiz vardır. Sanki iyilikleri yaratan ALLAH ta, kötülükleri yaratan şeytanmış gibi. O&#8217; nun asıl süphan olması iyilik ve kötülük kavramlarından/tanımlamalarından münezzeh olmasıdır diyemeyişimiz belki bizi şirke götürür, şirkte mutsuzluğa, kendimizi sevmemezliğe&#8230; Ne zaman  fark ederiz ki, şu anda bulunduğum hal tamı tamına aynen ALLAH&#8217; ın istediği ve OLuşturduğu bir haldir, o zaman başlarız kendimizi sevmeye, huzura ermeye. Ne zaman anlarız ki kendini sevmek demek, et kemik bedeni sevmek değil de, bilişinin, bilişini bilişinin, bilişinden isteyişinin, isteyişini gerçekleştirişinin her anda bilgi ve yaşayış olarak algılanış hallerini sevmek demek&#8230; O zaman kendimizi severken her şeyi manası ve sureti ile sevdiğimizi ve dolayısıyla et-kemik bedenimizi de bildiklerimizi yaşamayı, şahid olmayı gerçekleştirdiğinden severiz&#8230; O zaman başlamış olan huzur, artarak devam eder&#8230; O zaman kurallar değişir/yada değişik algılanır, ateşler yakmaz, çünkü ortada ateş kalmamıştır&#8230;</p>
<p>Tıpkı sevmediğimiz yönleri olan, yanlışlar yapan, eksikleri olan bir birimin kalmamış olduğu gibi&#8230;</p>
<h5 style="text-align: right;"><em><strong><em><strong><em><strong><em><span style="text-decoration: underline;"><strong><span style="color: #003366;">Mert Kılıç<br />
mslmert@gmail.com</span></strong></span></em></strong></em></strong></em></strong></em></h5>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sufizm.gen.tr/mert-kilic-tefekkur/seviyorum-ama-kimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Manzara…</title>
		<link>http://www.sufizm.gen.tr/hakan-turkmen/manzara%e2%80%a6/</link>
		<comments>http://www.sufizm.gen.tr/hakan-turkmen/manzara%e2%80%a6/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Feb 2010 19:49:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hakan Türkmen]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[İman]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[kader]]></category>
		<category><![CDATA[Manset]]></category>
		<category><![CDATA[manzara]]></category>
		<category><![CDATA[seyir]]></category>
		<category><![CDATA[seyr]]></category>
		<category><![CDATA[sufizm]]></category>
		<category><![CDATA[Tanrı]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sufizm.gen.tr/?p=1135</guid>
		<description><![CDATA[Manzarayı daha önce görenler var… Onlar hep anlatır&#8230; Tek tek târif ederler bildikleri gördükleri yerleri&#8230; “Deniz aşağıdan başlıyor&#8230; İleride bir girinti var&#8230; Haritadaki girinti tam orası işte&#8230; Fakat şimdi sis olduğu için bir şey görünmüyor&#8230; ” Siz de bilmediğiniz ve bilmemenin doğal sonucu olarak görmediğiniz için sıcacık sesleriyle size manzarayı anlatanlara îman edersiniz… Hayatınızda ilk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-caption alignleft" style="width: 123px"><img src="http://www.tasavvuf.gen.tr/hakan-turkmen.jpg" alt="Hakan TÜRKMEN" width="113" height="93" /><p class="wp-caption-text">Hakan TÜRKMEN</p></div>
<p>Manzarayı daha önce görenler var… Onlar hep anlatır&#8230; Tek tek târif ederler bildikleri gördükleri yerleri&#8230;</p>
<p><em>“Deniz aşağıdan başlıyor&#8230; İleride bir girinti var&#8230; Haritadaki girinti tam orası işte&#8230; Fakat şimdi sis olduğu için bir şey görünmüyor&#8230; ”</em></p>
<p>Siz de bilmediğiniz ve bilmemenin doğal sonucu olarak görmediğiniz için sıcacık sesleriyle size manzarayı anlatanlara îman edersiniz…</p>
<p>Hayatınızda ilk ve tek olarak gelmişsiniz bu yere, nasıl sorgularsınız “<strong>yerliler</strong>”i? Siz “<strong>yabancı</strong>”sısınız o yerin… <span id="more-1135"></span><br />
Güvendiğinize bırakın kendinizi&#8230; Onlar sizi gezdirir&#8230;</p>
<p>Size anlatırlar bilmeniz gerekenleri, gösterirler görmeniz gerekenleri&#8230; Tabi ki siz de isterseniz… Zâten istediğiniz kadarını alıp gidersiniz&#8230; Tabi ki onlar da vermek istiyorlarsa… Karşılıklı uyum şart!</p>
<p>Manzarayı târif, su içmek kadar basittir onlar için&#8230; Sis var demiştik fakat her ne kadar sis olsa da sisin hafiflediği yerlerden yakaladıkları küçük şeylerle resmin tamamını görebilir onlar&#8230; Görmeseler nasıl târif edecekler sizin göremediklerinizi?.. Olaya “<strong>îkan</strong>” kazanmışlar&#8230; Bizim gibi “<strong>kör</strong>” değil onlar&#8230; Körün inandığı ve uyduğu şeye denir “<strong>îman</strong>”…</p>
<p>Göz var ama görmüyor bizde&#8230;</p>
<p>Görmüş, görüyor ve görecek onlarda&#8230;</p>
<p>Bu sebeple “<strong>îman</strong>” edelim görenlere!..</p>
<p>Fakaat&#8230; Manzaradan bihabersin!..<br />
Önce, bunu kabullenmen gerekiyor!</p>
<p>Görenler görmüş manzarayı…Keyfini sürmüş, sürüyor ve sürecek..</p>
<p><strong>Senin de keyif sürmeni istemişler&#8230;</strong> Ki anlatıyorlar sana! “Laf olsun” diye değiller yanında!</p>
<p>Eğer onlara “<strong>îman edersen, zamânı gelince sen de görürsün</strong>” görmen gerekeni!,</p>
<p>Gözlerin hâla varsa, şartlar müsaitse, gidersin bir gün görürsün manzarayı!</p>
<p>Zor bir şey değil&#8230; Sâdece îman ehli olman gerekiyor… Ki zamânı gelince gidip göresin&#8230; Îman etmezsen ne diye gidesin manzarayı göreceğin yere! Çünkü görmeyeceğine inanmışsın&#8230; Orada istediği kadar güzel bir şey olsun fark etmez&#8230; Senin için “yok”tur&#8230; Gitmezsin senin için vâr olmayanı görmeye&#8230; Fakat gerçek indinde sen “yok” dediğin, gerçek indinde “<strong>var</strong>”dır, oradadır&#8230;</p>
<p>Sen istediğin kadar “yok” de… Görmüş, anlatıyor <strong>istediği zaman manzaranın keyfini sürenler</strong>!.. Senin “yok” deyişin onlar için hiçbir şeyi değiştirmez&#8230;</p>
<p>Bir kere gördüğün zaman, zâten sen de görenlerden olursun, bilenlerden olursun&#8230;</p>
<p>O zamâna kadar OKUmaya çalış… OKUyana uy… Sana anlatılanı sen de başkasına anlatabilirsin&#8230; Fakat “<strong>senin anlatman</strong>&#8221; ile “<strong>görenin anlatması</strong>” aynı şey mi acabâ?</p>
<p>Zâten görmediğin manzaranın ne kadarını anlatabilirsin ki? Sana anlatılan kadarını bildiğine göre, sen de ancak o kadarını anlatabilirsin.. O yüzden <strong>görmediğin şeyleri görmüş gibi târife kalkma</strong>!..</p>
<p>Sana anlatılmayan bir şeyi sorarlarsa sonrası zor olur senin için… Gören, bilen sormaz sana manzarayı! O keyfiyle meşguldür&#8230;</p>
<p>En iyisi, anlatabiliyorsan, görene kadar bildiğin (sana anlatılan) yerleri anlat, görmek isteyenlere!.. Görenlere yönlendirmeyi de ihmâl etme sakın!</p>
<p>Başkaları için <span style="text-decoration: underline;">şu durumda</span> yapacağın en güzel iş bu olacaktır&#8230;</p>
<p>Kendin için ise görenlere sarılman gerekiyor… Fakat onları hesâba çekmemek îcap eder&#8230;</p>
<p><strong>Görenler sorgulanmamalı!</strong></p>
<p>Anlamak için istediğin kadar sorarsın&#8230; Ona kimsenin bir şey dediği yok! Fakat bilesin ki, kesinlikle onlara muhalefet etmemen gerekiyor!</p>
<p>Onlara îman et!.. Çünkü ancak ve ancak o ettiğin <strong>îman ile göreceksin</strong>… Ancak o îman ile manzaranın keyfini süreceksin… Evde tıkılıp kalmak istemiyorsan bu işler böyle&#8230; Başka türlü değil…</p>
<p>Manzaranın yanında değil evin! Çok uzaklarda… O yüzden ya manzaranın yanında olman gerek ya da manzarayı bilenleri dinleyip daha sonra görmek için çalışmalar yapman gerek… <span style="text-decoration: underline;">Nasipse</span> manzaranın keyfini de sürersin zâten&#8230;</p>
<p>Selam olsun ehl-i keyfe… Selâm olsun göreceklere…</p>
<p><span style="color: #000080;"><strong><em>Selâmetle&#8230;<br />
Hakan TÜRKMEN</em></strong></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sufizm.gen.tr/hakan-turkmen/manzara%e2%80%a6/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Allah’ı İdrak Mümkündür!</title>
		<link>http://www.sufizm.gen.tr/hakan-turkmen/allah%e2%80%99i-idrak-mumkundur/</link>
		<comments>http://www.sufizm.gen.tr/hakan-turkmen/allah%e2%80%99i-idrak-mumkundur/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 Jan 2010 14:07:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hakan Türkmen]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[allahı idrak]]></category>
		<category><![CDATA[ef'al]]></category>
		<category><![CDATA[esma]]></category>
		<category><![CDATA[Manset]]></category>
		<category><![CDATA[mertebe]]></category>
		<category><![CDATA[sufizm]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[tefekkür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sufizm.gen.tr/?p=1108</guid>
		<description><![CDATA[Ara sıra da olsa düşünürüm ef’al, esmâ, sıfat ve zât&#8230; İlginçtir, gözümü zâta dikmiştim ilk zamanlar… “En yüksek zât mertebesiymiş, öyleyse o da benim olmalı” diyerek sâhip olduğumu zannettiklerimin yanına mâneviyatı da koymak istemiştim… Hem de ne mâneviyat, en iyisinden… Adı üstünde: Zât mertebesi… O zamanlar bu konuyla ilgili üç-beş soru çıkmıştı karşıma… Aklıma geldiği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.tasavvuf.gen.tr/hakan-turkmen.jpg" alt="" width="115" height="95" />Ara sıra da olsa düşünürüm ef’al, esmâ, sıfat ve zât&#8230; İlginçtir, gözümü zâta dikmiştim ilk zamanlar<em>… “En yüksek zât mertebesiymiş, öyleyse o da benim olmalı”</em> diyerek sâhip olduğumu zannettiklerimin yanına mâneviyatı da koymak istemiştim… Hem de ne mâneviyat, en iyisinden… Adı üstünde: Zât mertebesi…</p>
<p>O zamanlar bu konuyla ilgili üç-beş soru çıkmıştı karşıma… Aklıma geldiği kadarıyla paylaşayım:</p>
<p>Allah’ın zâtını tefekkür etmek neden yasaklanmış?</p>
<p>Neden “<strong>Zâtı idrak edemezsin</strong>” denilmiş? <span id="more-1108"></span><br />
“<strong>Zâtı idrak edemezsin</strong>” ne demek?<br />
Neden “<strong>İdrak edemezsin fakat sen yine de hep uğraş</strong><em>”</em> denilmiş?</p>
<p>İşte bu vb. soruları düşünmüştüm o zamanlar… Pek bir şey bulabilmiş değildim fakat mertebeyi kapmam gerekiyordu, elde etmem lâzımdı… O yüzden epey uğraşmıştım… Araştırdım, okudum, düşündüm, sordum soruşturdum ve en nihâyetinde birkaç şey geldi önüme… Fakat o gelmeden önce çok daha önemli şeyler uğradı fakirhâneme…</p>
<p>Bu vesileyle, ehli katında çok komikçe bir işe giriştiğimi anladım…</p>
<p>Lafı fazla uzatmadan konuya geri dönelim…<br />
Hocamız Yılmaz Dündar: <strong>“Tefekkür demek hayallere dalmak değildir.<br />
Tefekkür somutlaştırmaktır.<br />
Sana soyut olanı senin için somutlaştırma eylemine tefekkür derler!” </strong>diyor…</p>
<p><strong>Tefekkür, somutlaştırma eylemidir</strong>…</p>
<p>Allah’ın zâtını somutlaştıramayacağımıza göre O’nu idrak, muhal olmuş oluyor….</p>
<p>Fakat Allah’ın esmâ ve sıfatlarından bahseden birçok yazı, sohbet vs. görüyoruz… Esmâ ve sıfattan konuşmak yasaklanmamış…<strong> “Lak lak olmadan, gerekli bilgi birikimi için esmâ ve sıfatları konuşan konuşsun” </strong>denilmiş…</p>
<p>“<strong>Allah’ın idrak edilemeyeceğini idrak eden</strong>” yâni “<strong>O’nu idrak eden</strong>” o sözü söyleyene kadar, o olayı anlayana kadar, “<strong>Allah’ın zâtının idrak edilemeyeceğini idrak eden</strong>”e kadar, yâni <strong>“Allah’ı idrak eden”</strong>e kadar ne kadar uğraşmış, nedense hiç düşünmemişiz… Çoğumuz geveleyip durmuş: “<strong>İdrak edilemeyeceğini idrak, O’nu idraktır</strong>”… Fakat <strong>“Ne demek idrak edilememek</strong>?” hiç düşünmemiş!&#8230;</p>
<p>Anladığım kadarıyla, <strong>ef’al, esmâ ve sıfatı geçen zâta ulaşıyor!</strong></p>
<p><strong>Hiç kimse zâtı idrak edemez!</strong></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><strong>Allah’ı idrak demek: Ef’al, esmâ ve sıfatı idrak etmek demektir! </strong></span><strong></strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Allah’ın zâtının idrak edilemeyeceğini idrak ederek</span> O’nu idrak etmişler! “O’nun idrâkı, idrak edilememesinde gizlidir” </strong>sözünü daha sonra söylemişler…<strong></strong><br />
Demek ki mümkün olmayan “Zâtı idrak”tır!</p>
<p>Anlayışı kıtlar <em>“nasıl olsa idrak edilmiyormuş hiç yeltenmeyelim”</em> diyerek ne kadar çok şeyden (ef’al, esmâ ve sıfattan) perdelendiklerinin hiç farkında değiller!&#8230;</p>
<p>Neyse dostum, şimdi ise biraz da olsa üstlerden bahsettik&#8230;<br />
Tasavvufu bulmaca çözer gibi çözmek çok zor bir şey değil, fakat anlayarak, yaşayarak pazılın parçalarını birleştiren nasiplilerden olmak çok azımızın eriştiği bir nîmet…</p>
<p><strong>“Niyetin, istemen, O’nun istemesi”</strong> olduğuna göre hâla <em>“Nasibimde ne var?”</em> diye neden düşünüp duruyorsun ki? Yapman gerekenleri biliyorsun… Onları veya diğerlerini yap, sonuçlarını gör… Allah’ın râzı olduğu rollerle buluşmak üzere…</p>
<p style="text-align: right;"><strong><em>Sevgilerimle..</em></strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong><em>Hakan TÜRKMEN</em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sufizm.gen.tr/hakan-turkmen/allah%e2%80%99i-idrak-mumkundur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tırtıldan Kelebeğe</title>
		<link>http://www.sufizm.gen.tr/hakan-turkmen/tirtildan-kelebege/</link>
		<comments>http://www.sufizm.gen.tr/hakan-turkmen/tirtildan-kelebege/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Jan 2010 21:19:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hakan Türkmen]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[İman]]></category>
		<category><![CDATA[kader]]></category>
		<category><![CDATA[Manset]]></category>
		<category><![CDATA[seyir]]></category>
		<category><![CDATA[seyr]]></category>
		<category><![CDATA[sufizm]]></category>
		<category><![CDATA[Tanrı]]></category>
		<category><![CDATA[tasavuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sufizm.gen.tr/?p=1101</guid>
		<description><![CDATA[Değerli dostum.. Ömür kısa.. Buralardan ne zaman çekilip gidilir bilinmez.. Herkes çok samimi çok içten.. Birbirimizle konuşurken, muhabbet ederken dünyayı bir kenara itiyoruz ve ilmin mi dersin muhabbetin mi dersin yoksa sendekinin bendekinin cazibesi mi dersin, ne dersin bilemiyorum fakat aramızda veya başkalarıyla aranda bir yakınlık, bir sevgi oluştu.. Oluşmaya devam ediyor.. ‘Bu sevgi akışı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.tasavvuf.gen.tr/hakan-turkmen.jpg" alt="" width="102" height="84" />Değerli dostum..</p>
<p>Ömür kısa.. Buralardan ne zaman çekilip gidilir bilinmez.. Herkes çok samimi çok içten.. Birbirimizle konuşurken, muhabbet ederken dünyayı bir kenara itiyoruz ve ilmin mi dersin muhabbetin mi dersin yoksa sendekinin bendekinin cazibesi mi dersin, ne dersin bilemiyorum fakat aramızda veya başkalarıyla aranda bir yakınlık, bir sevgi oluştu.. Oluşmaya devam ediyor.. ‘Bu sevgi akışı bir yana, dünya bir yana’ dedin.. Gözün her yerde bu sevgiyi aradı..</p>
<p>Fakaaat..<span id="more-1101"></span></p>
<p>Sevgin kâh hayatına sindi kâh hayattan kopardı seni.. İlim adına, herkese VERİCİ olacağın yerde, gittin herkese HULUSİCİLİK taslamaya başladın.. Veya MEVLANACILIK vs.. Bunda o kadar iddialıydın ki seni anlatırken görenler; ciddiyetine, bilgine hayran olmaktan alamadılar kendilerini.. Kimisi de ‘ne diyor bu, ben kendimle mutluyum, benim programım bundan ötesine elvermez, sen bana benim cennetimden bahsetsene’ diye lisanı haliyle haykırdı!! Fakat sen: ‘Allah iyi yaratamamış, İLİM İÇİN YARATMALIYDI’ dedin.. Ve karşındakini yok saydın.. Kendin var ama O yok&#8230;</p>
<p>Her İLİM anlatma girişiminde sana ‘istemiyorum’ dendi. Fakat sen, her seferinde zorbacılığına devam ettin..</p>
<p>Yaşlıya tasavvuf, cemaatçiye tasavvuf, ona tasavvuf buna tasavvuf.. Elinden gelse yedi milyar insana tasavvuf anlatacaksın.. Elinden gelse yedi milyar insandan tasavvufi bir yaşantı bekleyeceksin!..</p>
<p>Ama olmaz!</p>
<p>Bunlar hayal bile değil!</p>
<p>Hamhayal!!!</p>
<p>Öncelikli hedefin anlatmak değil zaten.. Senin tek hedefin aldığın ilmi yaşamaya çalışmak.. İlmin hakkını yaşayarak vermek..</p>
<p>Sana kimse demiyor: ‘Herkese vaaz ver’ diye.. Bana da kimse demedi.. Demez.. Çünkü OKUmayana, aklı başında olan hiç kimse ‘Git, anlat’ demez.. Diyemez… Nasıl desin?</p>
<p>Sistemin ‘S’sini görmemiş, anca kulaktan duyma, kitaptan görme bilgilerle tasavvuf lakırdısına devam eden, din hobisiyle meşgul olana ‘seslenişe vesile ol’ demezler.. Denildiği zannedilir..</p>
<p>Sesi duymamış olan nasıl SES olsun?!!</p>
<p>Sistemi OKUyan gördüğünü DİLLENDİRİR.. Sistemi OKUyamayan ise kozasında VAİZliğine devam eder.. Önüne gelene din anlatır, tasavvuf anlatır..</p>
<p>Kendini keşfedemeyen VERİCİ olduğu zanneder.. Bize zamanında ‘VERİCİ ol’ dediler.. Biz ne yaptık? O sözü aldık, şöyle tercüme ettik: ‘HERKESE DİN ANLAT,HERKESE DİN VER, TASAVVUF VER’</p>
<p>Sence doğru mu yaptık?</p>
<p>HERKESE DİN ANLATAMAZSIN!</p>
<p>HERKESE TASAVVUF HİÇ ANLATAMAZSIN!</p>
<p>Çünkü cennet; kat kat!</p>
<p>Senin ilmin, yüksek olabilir fakat sen, söylediğin değil yaptığın şeysin!</p>
<p>İlmin diyor: ‘Herkesi hoş gör’</p>
<p>Sen ise: ‘Herkes ilimle ilgilenmeli’ diyerek; içinde, çok derinlerde bir yerlerde ilimle ilgilenmeyenleri horluyorsun..</p>
<p>Yedi milyar insan var yeryüzünde!</p>
<p>Hristiyanı, yahudisi, budisti, cemaatçisi, tarikatçısı, satanisti, şiisi, sünnisi, delisi, egoisti, çucuğu, yaşlısı, kadını erkeği çeşit çeşit insan var şu yeryüzünde…</p>
<p>Hepsinin yaratılış amacı farklı farklı!!!</p>
<p>Cemaatten birine kolay gelen; insanları günahlardan korumak için cemaate çağırmak.. O’nun seviyesi bu işte! Sen bu kişiye ‘Sorgula, düşün, niye namaz, niye oruç’ vs soramazsın.. Bu soruyu sorman demek hem senin çok samimi olduğunu gösterir hem de sendeki GENELİ GÖREMEME olayını gösterir!</p>
<p>ABD’de doğup büyüseydin tüm herkese İSLAMIN DERİNLİĞİni anlatmayı bırak, İSLAMIN ŞEKİLSEL YANINI bile anlatamazdın!! Orada doğaydın ne olurdun, orası da ayrı bir konu fakat demek istediğim ŞARTLANMALARımız epey çok..</p>
<p>Hepimiz bir tırtılız.. Kelebek olmamız gerek..</p>
<p>Kozamızı delelim artık..</p>
<p>Yedi milyar, yedi buçuk milyar insandan bahsediyoruz.. Biz ise herkese CENNETLİKLERİN İÇİNDE BİLE BİR AVUÇ OLAN MUHAKKİKliği dayatıyoruz..</p>
<p>HAMALLIK YAPIYORUZ!!</p>
<p>Başkalarının düşüncelerini alıyoruz KENDİ DÜŞÜNCELERİMİZ diye pazarlıyoruz.. Hem kendimizi hem de çevremizi aldatıyoruz..</p>
<p>ÖZden konuşmak yerine İLMEL YAKİN olmak yerine, DUYMAL YAKİN olmak bize yetiyor, hatta artıyor bile.. Ne kadar DUYarsak o kadar mutlu mesut oluyoruz.. Ne kadar DUYarsak o derece HAMALLIK yapıyoruz..</p>
<p>Kitap yüklü eşeği eşkiyalar alırsa halimiz nice olur :)</p>
<p>Herkesin MUTMAİNNE olmasından falan bahsetmiyorum..</p>
<p>Demek istediğim; MUHAKKİK olmak için uğraştığını zanneden ben ve benzerlerimin MUKALLİTliği artırmak dışında bir şey yapmadığımızı anlamamdır..</p>
<p>Kimseye anlayışımı dayatmıyorum.. Sadece ‘LA İKRAHE FİD DİYN (Dinde zorlama yoktur)’ diyorum..</p>
<p>Marifet; ‘Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler’ diyebilmektir.. Şimdiye kadar lafını çok yaptın ‘Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler’in.. Fakat bu sözü yaşamına geçirmeyi düşündün mü hiç?</p>
<p>Din isteyene din anlat!</p>
<p>Tasavvuf isteyene tasavvuf anlat!</p>
<p>Çocuğa şeker ver, başını okşa, yanağını sık.. Yaşlıya hal-hatır sor.. Paraya ihtiyacı olana para ver.. Tebessüme ihtiyacı olanın yanına uğra sık sık.. Cemaatçiye, köylüye, tarikatçıya Allah korkusundan bahset, namazın, orucun faziletinden bahset.. Hristiyana O’nun penceresinden hitap et, yahudiye de.. Veya tüm diğerlerine..</p>
<p>HERKESE VERİCİ OL!</p>
<p>Avrupalıya avrupalıca, amerikalıya amerikalıca, doğuluya doğuluca, şehirliye şehirlice, köylüye köylüce, yaşlıya yaşlıca, çocuğa çocukça..</p>
<p>Lütfen herkesin göz hizasına gel.. Kimseyi horlama! ‘Hoş görelim sakızı’ karın doyurmuyor!!! Hoşu görme zamanı geldi. MUTLAK BİRLİK zamanı geldi çattı..</p>
<p>Hor görmeme ne demek çok iyi düşün..</p>
<p>Hor görmemek ‘BUNLAR DİN İSTEMİYOR, NE YAPALIM DİNLEMEZSE DİNLEMESİNLER, ZORLAMAYAYIM’ demek değildir!</p>
<p>Hoş görmek; OLDUĞU GİBİ KABUL Etmektir..</p>
<p>DİKEY YÜKSELME yaptıramazsın kimseye! Yaptıracağın şey; YATAY GENİŞLEME! Bunlar ne demek çok iyi biliyorsun.. Kimsenin imanıyla oynama.. Çok büyük vebal!!!</p>
<p>Lafı da fazla uzatmayalım..</p>
<p>Kendine iyi bak dostum.. Kendini keşfet.. İyi yönlerini, kötülerini gör.. İnsanlara insan olduğu için yaklaş..</p>
<p>Samimiyetinden şüphem yok.. Öyle olsaydı bu yazıyı paylaşmazdım.. Fakat samimiyet sonuç değil.. EVRENSEL İNSAN için belki de araç: SAMİMİYET..</p>
<p>Hadi kal sağlıcakla..</p>
<p style="text-align: right;"><strong><em>Sevgilerle..</em></strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong><em>Hakan TÜRKMEN</em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sufizm.gen.tr/hakan-turkmen/tirtildan-kelebege/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Olduğu Gibi Kabul Et!..</title>
		<link>http://www.sufizm.gen.tr/hakan-turkmen/oldugu-gibi-kabul-et/</link>
		<comments>http://www.sufizm.gen.tr/hakan-turkmen/oldugu-gibi-kabul-et/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Jan 2010 22:59:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hakan Türkmen]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[İman]]></category>
		<category><![CDATA[kader]]></category>
		<category><![CDATA[Manset]]></category>
		<category><![CDATA[seyir]]></category>
		<category><![CDATA[seyr]]></category>
		<category><![CDATA[sufizm]]></category>
		<category><![CDATA[Tanrı]]></category>
		<category><![CDATA[tasavuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sufizm.gen.tr/?p=1081</guid>
		<description><![CDATA[Yıllardır bir çok insan tanıdık.. Hepsi farklı farklıydı.. Kimisi yaşını put yapmış.. Kimisi tecrübesini put yapmış.. Kimisi cinsiyetini put yapmış.. Kimisi sağdan soldan duyduklarını gerçek putu yapmış.. Kimisi çevresini put yapmış.. Kimisi burcunu put yapmış.. Kimisi bedenini put yapmış.. Kimisi kalemini put yapmış.. Kimisi parasını put yapmış.. Kimisi de tüm bunların ötesinde gerçeği objektif olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.tasavvuf.gen.tr/hakan-turkmen.jpg" alt="" width="167" height="138" /></p>
<p>Yıllardır bir çok insan tanıdık.. Hepsi farklı farklıydı..</p>
<p>Kimisi <strong>yaşını</strong> put yapmış..<br />
Kimisi <strong>tecrübesini</strong> put yapmış..<br />
Kimisi <strong>cinsiyetini</strong> put yapmış..<br />
Kimisi sağdan soldan <strong>duyduklarını</strong> gerçek putu yapmış..<br />
Kimisi <strong>çevresini</strong> put yapmış..<br />
Kimisi <strong>burcunu</strong> put yapmış..<br />
Kimisi <strong>bedenini</strong> put yapmış..<br />
Kimisi <strong>kalemini</strong> put yapmış..<br />
Kimisi <strong>parasını</strong> put yapmış..<br />
Kimisi de tüm bunların ötesinde <strong>gerçeği objektif olarak değerlendirmiş…</strong><span id="more-1081"></span></p>
<p>Aynı hikâye şu anda devam etmektedir, devam da edecektir&#8230; Bu sistem realitesidir.. Allah her şeyi bir kaderle yaratmış.. Mis kokulu gül bahçeleri olduğu gibi gübre yığınları da vardır..</p>
<p>Bizim amacımız ne bir kimseyi değiştirmek ne de ukelâlık yapıp birilerine akıl vermek.. Bizim amacımız bunlar değil.. Kendi fark ettiğimiz şeyleri paylaşmak dışında bir şey yapmıyoruz.. Bir şeyi yazdığımızda hiçbir zaman dayatma yapmadık.. Bundan sonra da yapmayacağız inşallah.. Bir şeyi anlatırken olabildiğince neden-niçinleriyle yazmaya çalışıyoruz..</p>
<p>Bâzen ‘sen dili’ bâzen ‘ben dili’ bazen ‘siz dili’ bazen de ‘biz dili’ kullandık.. Bunlar hiçbir zaman ‘bir siz var bir de biz varız’ veya ‘bir sen var bir de ben varım, size veya sana akıl vereyim, akıl verelim’ anlamına gelmemelidir.. Çünkü ortada böyle bir şey yok..</p>
<p><strong>Bir araya gelme amacımız bilgi paylaşımı dışında bir şey değildir.. </strong></p>
<p>Hiç kimsenin Allah’a yakınlığı bilemem.. Hiç kimse de benim Allah’a yakınlığımı bilemez..</p>
<p><strong>Allah’a yakınlık bilgiyle veya o bilginin açıkça ifadesiyle alakalı değildir..</strong></p>
<p><strong>Allah kalplere bakar kalplere!!!</strong></p>
<p>Bizim işimiz ‘ben yakınım, sen yakınsın, o yakın değil’ değildir.. Bizim işimiz SADECE BİLGİ PAYLAŞIMIDIR!!! Bilgimiz varsa paylaşırız, yoksa bilgisi olan birinden dinleriz.. Herkesi dinleriz ve kendi yolumuzu kendimiz çizerek sonuçlarını da paşalar gibi yaşarız.. Çünkü ancak ellerimizle yaptıklarımızın sonuçlarını yaşadık, yaşıyoruz ve yaşayacağız..</p>
<p>Elbette bilgi edineceğiz.. En nihayetinde amellerimizle bir şeyler kazanıyoruz.. Amelin anahtarı bilgidir.. O sebeple bilgiyi amel için öğreneceğiz..</p>
<p><strong>ALLAH RESULÜNÜN YURDU, entelektüel kapasiteye, kapasite katılsın diye bilgi öğrenenlerin diyarı değildir.. Bir insanın Allah Resûlü’ne yakınlığı bilgisi ölçüsünde değildir.. Yakınlık, iman ve o imanın sonuçlarının yaşanıp yaşanmadığından başkaca bir şeyle belirlenmez!!! </strong></p>
<p>Bu sebeple, kendimizi çeşitli aynalar vesilesiyle görmeye çalışalım&#8230; ‘Ne durumdayım, nereye doğru gidiyorum, eksik yönlerim, iyi yönlerim’ bunlarla uğraşalım.. İnsanlarla uğraştığımız yeter artık..</p>
<p>Herkes, bilgiye hücum ediyor.. Fakat bilgiye yönelmek yerine, mevcut bilgilerini yaşamaya çalışsalar Allah’ın öğreteceği bilgiye kapı aralarlar. Çünkü hadiste: <strong>“Kul, bildiğiyle amel ederse, ALLAH O’NA BİLMEDİĞİNİ ÖĞRETİR” </strong>deniliyor.. Demek ki, her bilgilinin bilgisi, amel neticesinde oluşmamış.. Demek ki, her bilgiliyi, Allah’a yakın zannedemeyiz..</p>
<p>Allah’a yakın olanlar, bildiklerini yaşayanlar ve yaşamaya çalışanlar dışındaki kimseler değildir..</p>
<p>Kaderle kafayı yemiş diyecekler olabilir fakat yine kader konusuna gelmeden edemeyeceğim.. Çünkü <strong>“Allah’a imanın anahtarı kadere imandır!” </strong></p>
<p>Değerli dostum..<br />
Her gün onlarca, yüzlerce insan görüyoruz.. Bu insanların etiketleri vs. senin için önemli değil.. Senin için önemli olan, onların insan olduğu.. Sen çok samimiyetle onlara faydalı olmak derdindesin.. Fakat onlara faydalı olmanın ilk şartı: <strong>“ONLARI OLDUĞU GİBİ KABUL ETMEK” </strong>tir..</p>
<p>Eğer sen, insanları olduğu gibi kabul etmeyip, onları değiştirmeye çalışırsan, Allah’ın her şeyi bir kaderle yarattığını göz önünde bulundurmazsan, kadere imanlı olup olmadığını kendine bir sor derim..</p>
<p>Yukarıda bilgiden bahsedip durdum.. Amele yöneltilmeyen bilgi, insanı hem kaderden hem de amelden kopartır..</p>
<p>Bilgi peşinde koşan insan, git gide peşinde koştuğu şeyi PUT haline getirir.. Ve kendisini toplumdan soyutlar..</p>
<p>Bilgisi kadar üstün olduğunu zanneder..</p>
<p>Hiç kimsenin göz hizasına gelemez..</p>
<p>İnsanların çoğu; din, tasavvuf bilgisayarıdır.. Fakat tasavvufun ilk kıyafetini giymeden meydana çıkmışlardır..</p>
<p><strong>“Tasavvuf: Kâl ilmi değil hâl ilmidir.” </strong></p>
<p>Madem lak lak değil tasavvuf, neden hâla bilgimizi arttırmaya yöneliyoruz?</p>
<p>Olay; 10 bil, 1 yap değil ki!..</p>
<p>Bildiğin kadarını uygulamaktan geçiyor Allah dostlarına yaklaşmak..</p>
<p>&gt;&gt;&gt; <strong>Yetmiyor mu şu anda vâr olan Allah ehlinin açıklamaları?</strong> &lt;&lt;&lt;</p>
<p><strong>Neden, ‘OKUmamış insanları okuyarak OKUma öğreneceğim’ zannına kapılıyorsun ki? </strong></p>
<p>Demediler mi sana: <strong>“Yüzme bilmeyenden yüzme öğrenilmez” “Anadan doğma körden gökkuşağı târifi bekleme” </strong>diye.. Amacın OKUmaksa, OKUyan birine yapışacaksın.. OKUma bilmeyenden OKUma öğrenmiyorsun.. OKUmamış birinden OKUma öğrenilmez.. OKUmayı OKUma bilen, OKUmuş biri öğretir!!</p>
<p>Biraz gerçekçi olursan o kadar kapılar açılacak ki sana..</p>
<p>Ah biraz gerçi olsak neler değişecek?</p>
<p>Ama biz, kendimizi kandırmasını öyle çok seviyoruz ki, başımıza tokmakla vurulsa yine de vazgeçmiyoruz bu putumuzdan..</p>
<p>Kimsenin değişmesini bekleyemeyiz.. Sadece, değişecek olanlara vesile olmak için uğraşıp duruyoruz.. Allah sisteminde sihirli değneğe yer olmadığı için O’nun sebeplerinden bir sebep olmak için uğraşıyoruz.. Dilerse vesile kılar, dilerse de &#8216;bugünde bunları yazmış&#8217; dedirtir ve yine bu kullarına biraz daha dedikodu ham maddesi çıkartır..</p>
<p>Yazımızı çok değerli insan <strong>Yılmaz Dündar</strong> hocamın sözleriyle bitiriyorum:</p>
<p><strong>“Kaderi anlayan, birilerini değiştirmeye çalışmaz. Herkesi olduğu gibi kabul eder. Tanrı</strong> (Allah’tan müstakilliğini ilan etmiş, gizli müşrik), <strong>hep birilerini düzeltmeye çalışır. Narsist tanrılar</strong> (güç, kudret sahibi gizli müşrikler) <strong>hep başarılı olur.” </strong></p>
<p>Saygı ve sevgilerimle..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sufizm.gen.tr/hakan-turkmen/oldugu-gibi-kabul-et/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>RAB&#8217; den ALLAH&#8217;a&#8230;</title>
		<link>http://www.sufizm.gen.tr/mert-kilic-tefekkur/rab-den-allaha/</link>
		<comments>http://www.sufizm.gen.tr/mert-kilic-tefekkur/rab-den-allaha/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Jan 2010 22:56:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mert Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[Manset]]></category>
		<category><![CDATA[rab]]></category>
		<category><![CDATA[seyr]]></category>
		<category><![CDATA[sufizm]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sufizm.gen.tr/?p=1079</guid>
		<description><![CDATA[Fark ettiğinden de cahil olduğunu düşünüp, kendisini bu kadar bilen ve öğretenin arasına atan RAB&#8217; binin Latifiyetini, kendindeki Şekur nasibince değerlendirmesinin lüzumunu hissettiği, meclistekilerin büyüğünün hitabı geldi; - Ya sen ?.. Ne düşünüyorsun bu konuda..? Kartal gelmiş, kalkan balığına uçma hakkındaki fikrini soruyor. Ne denir ki ? Diye düşündü&#8230; Ortamdaki herkes bilgili ve hal ehli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.tasavvuf.gen.tr/mert-kilic.jpg" alt="" width="79" height="116" /></p>
<p>Fark ettiğinden de cahil olduğunu düşünüp, kendisini bu kadar bilen ve öğretenin arasına atan RAB&#8217; binin Latifiyetini, kendindeki Şekur nasibince değerlendirmesinin lüzumunu hissettiği, meclistekilerin büyüğünün hitabı geldi;</p>
<p>-                     Ya sen ?.. Ne düşünüyorsun bu konuda..?</p>
<p><span id="more-1079"></span>Kartal gelmiş, kalkan balığına uçma hakkındaki fikrini soruyor. Ne denir ki ? Diye düşündü&#8230; Ortamdaki herkes bilgili ve hal ehli idi, hele ki büyükler; biri İlimde, diğeri Kalemde, öbürü Yaşamda erbap iken ne diyebilirdi ki ? Hepsi bir noktada en yüksek makamlardı ortamdaki. Kendininse hiçbir özelliği yoktu. Sonra aklına geldi; “Yere göğe sığmam, mümin kulun kalbine sığarım”. Ne müminliğine, ne kalbine güveniyordu ama umudu da kesmiyordu. Beyni durdu, kalbi konuştu;</p>
<p>-                     Şu gördüğünüz acizde ne sizinki gibi ilim, ne diğer hazretlerinki gibi kelam ve yaşam var. Ancak ben bundan dolayı en ufak bir mutsuzlukta duymuyorum. Çünkü eğer ki bu etrafımdakilerin bütün güzel özellikleri bende olsa idi, tek başıma kalıp, hiçbir şeyi seyredip temaşa etmeksizin; Ne de çok ilmim var, amma güzelim, benden iyisi, bilgilisi yok demekten başka çare kalmazdı. BEN, bu gerçeğin sadece bu şekilde cereyan etmesindense, her bir özelliği değişik kombinasyonlarla değişik yerlerde seyretmeyi yeğledim. Bu durumda şu geveleyen aciz, kainatta her algıladığının kendisine hizmet ettiğini görüyor. Aynı şekilde kendisinin de aynen kainattaki her şeye hizmet ettiğini, istese de, istemese de&#8230; Algılanan her zerre, kendisi dışında algılanan her zerre için ve kendisi dışındaki her zerre de, onun için var. Bunu bilmek kişiye, hem kainata aşk duydururken, kainatın o kişiye olan aşkını da hissetmesine sebep oluyor. Her şeyin, her şeye olan bağlılığına, aşkına ve muhtaçlığına bir bütün olarak baktığımızda muhtaçsız bir tek çıkıyor. İşte bu sebepten ben sizi de sizdeki özelliği de aşk ile severim. Aynı mantıktan kendimdeki özelliği de&#8230;</p>
<p>Dedikten çok sonra, farkına vardı, söylediklerinin aslında sorulan sorunun cevabı olduğunu&#8230; Rab seyrinden, Allah seyrine geçişin örneğini verdiğini&#8230;</p>
<h5 style="text-align: right;"><span style="text-decoration: underline;"><strong></strong><strong><span style="color: #003366;">Mert Kılıç<br />
mslmert@gmail.com</span></strong></span></h5>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sufizm.gen.tr/mert-kilic-tefekkur/rab-den-allaha/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

