Yansımalar’da Kavramlar – Rüzgar – Fırtına Ayetleri
Sayın Mehmet DOĞRAMACI’nın ” Yansımalar’da Kavramlar ” çalışmasında bulunan Rüzgar Fırtına ile ilgili ayetler ve meallerine buradan ulaşabilirsiniz.
Rüzgar – Fırtına Ayetleri
BAKARA
164-) İnne fiy halkıs Semavati vel Ardı vahtilafilleyli vennehari vel fülkilletiy tecriy fiylbahri Bima yenfe’unNase ve ma enzelAllahu mines Semai min main feahya Bihil’Arda ba’de mevtiha ve besse fiyha min külli dabbetin, ve tasrıyfir riyahı vessehabil müsahhari beynesSemai vel Ardı le âyâtin li kavmin ya’kılun;
Şüphesiz ki semâlar ve arzın (gökler ve yeryüzünün-şuur boyutlarının ve bedenin) yaratılışının; gece ile gündüzün (âlemlerin gerçekte yokluğu realitesinin ardından yeniden âlem sûretlerini seyir hâline geçiş) birbiri ardınca gelişinin; insanların yararı için denizde akıp giden gemide (ilâhî ilim denizinde yüzen bireysel şuurda); Allah’ın semâdan su inzâl edip onunla ölümden sonra arzı diriltmesinde (bilinç katlarından ilim inzâl ederek hakikatine şuuru olmayan bedende “diri” olanın açığa çıkarılmasında) ve onda hareket eden tüm canlıları yaymasında (tüm organlarındaki havl ve kuvvetin Allah’la meydana gelmesinde); rüzgârları yönlendirmesinde (Esmâ kuvvelerinin bilinçte fark edilmesinde); semâ ile arz arasında emre amade bulutların varlığında (beden boyutunda açığa çıkabilecek kuvvelerin şuurda varlığının oluşumunda), aklı olan topluluk için elbette işaretler vardır.
266-) Eyeveddü ehadükum en tekûne lehu cennetün min nehıylin ve a’nabin tecriy min tahtihel enharu, lehu fiyha min küllis semerati, ve esabehül kiberu ve lehu zürriyyetün duafa’*, feesabeha ı’sarun fiyhi narun fahterakat* kezâlike yübeyyinullahu lekumül ayati leallekum tetefekkerun;
Sizden biriniz ister mi hiç, içinde nehirler akan ve çeşitli meyveler bulunan, hurmalık ve asmalarla dolu bahçesi olsun da, kendisine ihtiyarlık gelsin ve zayıf bir zürriyeti olsun? Derken içinde ateş olan bir fırtına bütün bahçeyi helâk etsin… İşte üzerinde tefekkür etmeniz için Allah bu işaretleri veriyor.
267-) Ya eyyühelleziyne amenu enfiku min tayyibati ma kesebtüm ve mimma ahrecna lekum minel Ard* ve la teyemmemül habiyse minhu tunfikune ve lestüm Bi ahıziyhi illâ en tüğmidu fiyh* va’lemu ennAllahe Ğaniyy’ün Hamiyd;
Ey iman edenler, kazandıklarınızın ve arzdan sizin için çıkardıklarımızın temiz olanlarından infak edin. Göre göre, alıcısı olmayacağınız habis şeyleri başkalarına infak etmeye kalkışmayın. İyi bilin ki Allah Ganî’dir, Hamîd’dir
AL-İ İMRAN
116-) İnnelleziyne keferu len tuğniye anhüm emvalühüm ve la evladühüm minAllahi şey’en, ve ülaike ashabünnari, hüm fiyha halidun;
Hakikati inkâr edenlere gelince; onların ne malları ne de evlatları Allah’a karşı hiçbir koruma sağlamayacaktır. Onlar yanmaya mahkûmdurlar, sonsuza dek!
117-) Meselü ma yünfikune fiy hazihil hayatid dünya kemeseli riyhın fiyha sırrun esabet harse kavmin zalemu enfüsehüm fe ehlekethu, ve ma zalemehümullahu ve lâkin enfüsehüm yazlimun;
Onların şu süflî madde boyutunda (esfeli sâfîliyn-dünya hayatı) harcadıklarının misali, kendi nefslerine zulmeden bir topluluğun ekinlerine isabet edip, onu mahveden dondurucu bir rüzgâra benzer. Allah onlara zulmetmedi, lâkin onlar kendilerine zulmediyorlar.
ARAF
57-) Ve “HU”velleziy yursilurRiyaha büşran beyne yedey rahmetiHİ, hatta iza ekallet sehaben sikalen suknahu libeledin meyyitin feenzelna Bihilmae feahrecna Bihi min küllis semerat* kezâlike nuhricül mevta lealleküm tezekkerun;
“HÛ”, ki rahmetinin önünden rüzgârları müjdeci olarak irsâl eden… Nihayet rüzgârlar ağır bulutları kaldırıp taşırken, onu ölü bir beldeye sevk ederiz; onunla su inzâl eder ve onunla her türlü semereden (meyve) çıkarırız… İşte (biz), ölüleri böyle çıkarırız… Umulur ki bunun ne anlama geldiğini düşünürsünüz!
58-) Vel beledüt tayyibu yahrucü nebatuhu Bi izni Rabbihi, velleziy habüse la yahrucü illâ nekida* kezâlike nusarrifül ayati likavmin yeşkürun;
Tayyib beldenin nebatı (o beldenin) Rabbinin izni ile (Bi-izni RabbiHİ) çıkar… Habisten ise, faydasız olandan başkası çıkmaz… İşte böyle, değerlendiren bir kavim için işaretleri evirip çevirip anlatıyoruz.
71-) Kale kad vekaa aleyküm min Rabbiküm ricsün ve ğadab* etücadiluneniy fiy Esmâin semmeytümuha entüm ve abaüküm ma nezzelAllahu Biha min sültan* fentezıru inni meaküm minel müntezırın;
(Hud) dedi ki: “Gerçek ki Rabbinizden, üzerinize bir azap fırtınası ve gadab (şirk hâli) oluşmuş bile! (Var olduklarına dair) Allah’ın hiçbir delil inzâl etmediği; (sadece) sizin ve babalarınızın taktığı asılsız tanrı isimleri hakkında benimle tartışıyor musunuz? Bekleyin, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.”
ENFAL
46-) Ve etıy’ullahe ve ResuleHU ve la tenazeu fetefşelu ve tezhebe riyhuküm vasbiru* innAllahe maas sabiriyn;
Allah’a ve Rasûlüne itaat edin, birbirinizle zıtlaşmayın; (yoksa) korkuya kapılırsınız ve rüzgârınız (kuvvetiniz) gider… Sabredin… Muhakkak ki Allah “Es Sabûr” isminin özelliğiyle sabredenlerledir.
YUNUS
22-) “HU”velleziy yüseyyiruküm fiyl berri vel bahr* hatta iza küntüm fiyl fülki ve cerayne Bihim Bi riyhın tayyibetin ve ferihu Biha caetha riyhun asıfün ve caehümül mevcü min külli mekanin ve zannu ennehüm uhıyta Bihim, deavullahe muhlisıyne lehüd diyn* lein enceytena min hazihi le nekûnenne mineş şakiriyn;
“HÛ” ki sizi karada ve denizde seyrettirmekte… Hatta siz gemideyken; gemiler, içindekileri sakin bir rüzgâr ile akıp götürdükleri sırada bundan mutlularken; onlara fırtına gelip çatar, dalgalar her taraftan onları vurur! Onlar da dalgalarla kuşatıldıklarını ve büyük tehlikede olduklarını düşündüklerinde, tüm oluşumun Allah’ın kudret elinde olduğuna inanmış olarak dua ederler: “Andolsun ki eğer bizi şundan kurtarırsan, kesinlikle şükredenlerden olacağız.”
İBRAHİM
18-) Meselülleziyne keferu Bi Rabbihim a’malühüm keremadinişteddet BihirRıyhu fiy yevmin asıf* la yakdirune mimma kesebu alâ şey’in, zâlike hüved dalalülbaıyd;
Rablerini (hakikatlerindeki Esmâ özelliklerini) küfür (inkâr) edenlerin yaptıklarının misali, fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle savurduğu bir küle benzer… Kazandıklarından bir şey elde edemezler… İşte bu, (hakikatten) en büyük sapmanın ta kendisidir!
ENBİYA
81-) Ve li Süleymaner riyha asıfeten tecriy Bi emriHİ ilel Ardılletiy barekna fiyha* ve künna Bi külli şey’in alimiyn;
Süleyman’a da fırtınayı boyun eğdirdik… Onun (Süleyman’ın) hükmüyle, içinde bereketler oluşturduğumuz bölgeye doğru eserdi! Biz, her şeyde bilen biziz.
82-) Ve mineş şeyatıyni men yeğusune lehu ve ya’melune amelen dune zâlik* ve künna lehüm hafizıyn;
Onun (Süleyman) için denizin dibine dalan ve daha başka iş de yapan şeytanlardan da (Süleyman’a hizmet verenler vardı)… Biz onların bekçileriydik.
AHZAB
9-) Ya eyyühelleziyne amenüzküru nı’metallahi aleyküm iz caetküm cünudün feerselna aleyhim riyhan ve cünuden lem teravha* ve kânAllahu Bima ta’melune Basıyra;
Ey iman edenler… Size olan Allah nimetini hatırlayın… Hani (Hendek savaşında) size ordular geldi de onların üzerine bir fırtına ve görmediğiniz ordular irsâl ettik… Allah, yaptıklarınızı (yaratanı olarak) Basîr’dir.
10-) İz cauküm min fevkıküm ve min esfele minküm ve iz zağatil’ ebsaru ve beleğatil kulubül hanacire ve tezunnune billahizzununa;
Hani size hem üst tarafınızdan ve hem de aşağı tarafınızdan geldiler… Hani gözleriniz kaymış, yürekleriniz ağzınıza varacak hâle gelmiştiniz! Allah hakkında türlü zanlarda bulunuyordunuz.
11-) Hünalikebtüliyel mu’minune ve zülzilu zilzalen şediyda;
İşte orada iman edenler imtihan edilmiş ve şiddetli bir şekilde sarsılmışlardı.
HICR
22-) Ve erselnerriyaha levakıha feenzelna mines Semai maen fe eskaynakümuh* ve ma entüm lehu Bi haziniyn;
Biz rüzgârları (fikirleri), aşılayıcılar (yeni düşünceler-buluşlar oluşturucu) olarak irsâl ettik… Semâdan bir su (bilgi) inzâl ettik de sizi onunla suvardık… Onu saklayıcı siz değilsiniz.
KEHF
45-) Vadrib lehüm meselel hayatid dünya kemain enzelnahu mines Semai fahteleta Bihi nebatül’ Ardı feasbeha heşiymen tezruhürriyah* ve kânAllahu alâ külli şey’in muktedira;
Onlara dünya hayatının MİSALİNİ ver… (Dünya hayatı) semâdan indirdiğimiz bir su gibidir ki, onunla arzın nebatı birbirine karıştı… Derken (o bitki) rüzgârın savurduğu çöp kırıntısı hâline geldi… Allah her şeye Muktedir’dir.
HAC
31-) Hunefae Lillahi ğayre müşrikiyne Bih* ve men yüşrik billahi fekeennema harre mines Semai fetahtafühüttayru ev tehviy Bihir riyhu fiy mekanin sehıyk;
Gayrını ona şirk koşmaksızın, Allah için hanîfler (dûnunda bir tanrı düşünmeyenler) olun! Kim Esmâ’sıyla hakikati olan Allah’a ortak koşarsa, o sanki semâdan düşmüş de kendisini kuş kapıyor yahut rüzgâr onu uzak bir mekâna atıp sürüklüyor gibidir.
32-) Zâlike, ve men yuazzım şeairAllahi feinneha min takvel kulub;
İşte böyle… Kim Allah’ın kurallarına saygı duyup uyarsa, muhakkak ki o, şuurun korunmak istemesi sonucudur.
FURKAN
48-) Ve “HU”velleziy erselerriyaha büşran beyne yedey rahmetiHİ, ve enzelna mines Semai maen tahura;
“HÛ” ki… Rahmetinin (yağmur) önünde müjdeciler olarak rüzgârları irsâl etti… Biz, semâdan tertemiz bir su inzâl ettik.
NEML
59-) Kulil Hamdü Lillahi ve Selâmün alâ ıbadiHİlleziynestafa* aAllahu hayrun emma yüşrikûn;
De ki: “Hamd, Allah’a aittir… Selâm, kullarından seçip sâfiyetine kavuşturduğu içindir… Allah mı daha hayırlı yoksa ortak koştukları mı?”
60-) Emmen halekas Semavati vel Arda ve enzele leküm minesSemai maen, feenbetna Bihi hadaika zate behcetin, ma kâne leküm en tünbitu şecereha* eilahun meAllah* bel hüm kavmün ya’dilun;
Yoksa semâları ve arzı yaratan ve sizin için semâdan bir su inzâl eden mi? Onunla göz-gönül açıcı bahçeler yetiştirdik… Onun bir ağacını bile inbat etmeniz sizin için olacak şey değildi… Allah ile beraber tanrı mı? Hayır, onlar Hak’tan sapan bir kavimdir.
61-) Emmen cealel Arda kararen ve ceale hılaleha enharen ve ceale leha revasiye ve ceale beynel bahreyni haciza* eilahun meAllah* bel ekseruhüm la ya’lemun;
Yoksa arzı (bedeni) bir karargâh kılan, aralarında nehirler (lenf kan damarları) oluşturan, onun için onda sâbit dağlar (organlar) meydana getiren ve iki deniz (bilinç-beden) arasında engel kılan mı (hayırlı)? Allah ile beraber tanrı mı? Hayır, onların çoğunluğu anlamıyorlar.
62-) Emmen yüciybül mudtarra iza deahü ve yekşifüssue ve yec’alüküm hulefael’ Ard* eilahun meAllah* kaliylen ma tezekkerun;
Yoksa darda kalıp O’na dua ettiğinde icabet eden, sıkıntısından kurtaran ve sizi arzın halifeleri kılan mı? Allah’la beraber edinilen tanrı mı? Bunları ne kadar az anıp düşünüyorsunuz?
63-) Emmen yehdiyküm fiy zulümatil berri vel bahri ve men yursilürriyaha büşren beyne yedey rahmetiHİ, eilahun meAllah* tealellahu amma yüşrikûn;
Yoksa karanın (madde boyutuna ait) ve denizin (ilim-fikir boyutuna ait) karanlıkları içinde size hidâyet eden (hakikatin yolunu gösteren) ve Rahmetinin önünde müjdeciler olarak rüzgârları (Rasûlleri) irsâl eden mi? Allah yanı sıra tanrı mı? Allah, onların ortak koştuklarından Yüce’dir.
64-) Emmen yebdeül halka sümme yuıydühu ve men yerzükuküm minesSemai vel Ard* eilahun meAllah* kul hatu burhaneküm in küntüm sadikıyn;
Yoksa yaradılmışları ibda edip (açığa çıkarıp) sonra onu (ilk hâline-hakikatine) iade eden; sizi semâdan ve arzdan yaşam gıdasıyla besleyen mi? Allah yanı sıra tanrı mı? De ki: “Hadi getirin kesin kanıtınızı, eğer doğru söyleyenler iseniz?”
65-) Kul la ya’lemu men fiysSemavati vel Ardıl ğaybe illAllah* ve ma yeş’urune eyyane yüb’asun;
De ki: “Semâlarda ve arzda gaybı Allah’tan başka kimse bilmez… Ne zaman bâ’s olunacaklarına da şuurları yoktur!”
66-) Belid dareke ılmuhüm fiyl ahireti, bel hüm fiy şekkin minha* bel hüm minha amun;
Hâlbuki sonsuz gelecek yaşam hakkında onların bilgileri birikmiştir. Hayır, onlar ondan kuşku içindeler… Hayır, onlar ondan kördürler!
RUM
46-) Ve min ayatiHİ en yursilerriyaha mübeşşiratin ve liyüziykaküm min rahmetiHİ ve litecriyel fülkü Bi emriHİ ve li tebteğu min fadliHİ ve lealleküm teşkürun;
O’nun işaretlerindendir, rüzgârları müjdeciler olarak irsâl etmesi; size rahmetinden tattırması ve gemilerin O’nun hükmünce akıp gitmesi için… O’nun fazlından talep etmeniz ve değerlendirerek müteşekkir olmanız için.
47-) Ve lekad erselna min kablike Rusülen ila kavmihim fecauhüm bil beyyinati fentekamna minelleziyne ecremu* ve kâne hakkan aleyna nasrul mu’miniyn;
Andolsun ki, senden önce de kendi toplumlarına Rasûller irsâl ettik de onlara açık deliller olarak geldiler… Biz de suç işleyenlerden intikam aldık… İman edenlere yardım etmek hakkımızdır.
48-) Allahulleziy yursilurriyaha fetüsiyru sehaben feyebsütuhu fiys Semai keyfe yeşau ve yec’alühu kisefen feteral vedka yahrucü min hılalih* feiza esabe Bihi men yeşau min ıbadiHİ iza hüm yestebşirun;
Allah’tır ki, rüzgârları (ilham yollu fikirleri) irsâl eder de bulutları (veri tabanındaki düşünceleri) sürer; onu (o düşünceleri) nasıl isterse öylece semâda (bilinçte) yayar ve onu parça parça kılar (analizler yaptırır); böylece yağmurun (keşfedilen ilmin) onun aralarından çıktığını görürsün… Onu kullarından dilediğine isâbet ettirince, bir de bakarsın ki onlar müjde edilen ile neşelenip seviniyorlar.
49-) Ve in kânu min kabli en yünezzele aleyhim min kablihi le müblisiyn;
Hâlbuki bundan önce, kendilerine (yağmur-ilim) indirilmeden önce elbette mublisîndiler (hakikatle bâtılı birbirine karıştırıp, ayrımını yapamayan).
50-) Fenzur ila asari rahmetillahi keyfe yuhyil Arda ba’de mevtiha* inne zâlike le muhyil mevta* ve HUve alâ külli şey’in Kadiyr;
Allah’ın rahmetinin eserlerine bak, (ahseni takvim-halife olarak yaratılıp ölümsüz kılınan kendini, beden-madde kabul ederek) ölümünden sonra, arzı (ilimle) nasıl diriltiyor? Muhakkak ki işte O, ölüleri elbette hayata (ölümsüzlüğe) kavuşturandır! “HÛ” her şeye Kâdîr’dir.
51-) Ve lein erselna riyhan feraevhü musferren lezallu min ba’dihi yekfürun;
Andolsun ki eğer bir rüzgâr irsâl etsek de onu sararmış görseler, ondan sonra elbette nankörlüklerine dönerler.
52-) Feinneke la tüsmiul mevta ve la tüsmius summed duae iza vellev müdbiriyn;
Muhakkak ki sen (bilgisizce kendini toprakta yok olup gidecek beden sanan) ölülere işittiremezsin; (Hakk’a) arkalarını dönüp gittiklerinde sağırlara da işittiremezsin!
SEBE’
12-) Ve li Süleymaner riyha ğudüvvüha şehrun ve revahuha şehr* ve eselna lehu aynel kıtr* ve minel cinni men ya’melu beyne yedeyhi Bi izni Rabbih* ve men yeziğ minhüm an emriNA nüzîkhu min azâbis seıyr;
Süleyman’a da sabah gidişi bir aylık yol, akşam dönüşü bir aylık yol olan o rüzgâr (gibi hareket edeni verdik)! Onun için bakır kaynağını sel gibi akıttık! Rabbinin elvermesiyle cinnden (görünmeyen türden) kimileri de (ifrit türü) Onun önünde çalışırdı. Onlardan kim emrimizden çıkarsa, ona alevli bir ateş azabından tattırırız. (Bakır kaynağı tanımlamasını, Zülkarneyn’in yaptığı, yecüc mecüc’e karşı set inşaatında kullandığı eriyik bakır-demir olayıyla birlikte düşünürsek; anladığımız maddi anlamda değil, daha farklı bir alanda düşünmemiz zorunluluğu açığa çıkar. Gerek Zülkarneyn (iki boynuzlu {antenli?}) gerekse Süleyman a.s.ın görünmez varlıklara karşı tasarruf sahibi oldukları düşünülürse, olayın maddi bakır-demir konusu değil, bu iki maddenin elementsel bileşiminin gücünü kullanma olarak, belki farklı bir düşünce kapısı açılabilir bize. Daha derine girmek istemiyorum. A.H.)
FÂTIR
9-) VAllahulleziy erseler riyaha fetüsiyru sehaben fesuknahu ila beledin meyyitin feahyeyna Bihil Arda ba’de mevtiha* kezâliken nüşur;
Allah ki, rüzgârları (rahmanî ilmi) irsâl etti de bulutları (beşerî duygu ve kabullerin şuurda oluşturduğu kara bulutları) sürüyor… Sonra onu (rahmanî ilmi) ölü bir beldeye (bilince) sevk ettik de onunla o arzı (bedeni) ölüyken dirilttik! Nüşur (aslına dönüş) böylecedir!
SÂD
34-) Ve lekad fetenna Süleymane ve elkayna alâ kürsiyyihi ceseden sümme enab;
Andolsun ki Süleyman’ı imtihan ettik ve Onun tahtına ölü bir beden bıraktık (tahtına vâris olacak olan imansız kişiyi. A.H.)… Sonra tövbe edip yöneldi.
35-) Kale Rabbığfir liy ve heb liy mülken la yembeğıy liehadin min ba’diy* inneKE ENTEl vehhab;
“Rabbim beni mağfiret et (birimselliğimi ört) ve bana, benden sonra kimseye gerekmeyecek (bana has) bir özellik hibe et… Muhakkak ki sen Vahhab’sın” (diye dua etti).
36-) Fesahharna lehurriyha tecriy Bi emrihi ruhaen haysü esab;
Bunun üzerine rüzgâr (gibi akıp gideni) Onun hizmetine verdik; Onun emriyle, dilediği yere, hiçbir şeyi sarsmadan-yıkmadan akıp giderdi.
37-) Veş şeyatıyne külle bennain ve ğavvas;
Şeytanları da onun hizmetine verdik; binaları kuran ve dalgıç olanlar!
38-) Ve ahariyne mükarreniyne fiyl asfad;
Zincirlerle birbirlerine bağlı diğerlerini de…
39-) Hazâ atauNA femnün ev emsik Bi ğayri hısab;
“İşte bu (sana özel tasarruf edeceğin mülk) bizim hibemizdir; öyleyse ister ver ister verme, sınırsızca kullan!”
FUSSİLET
15-) Feemma ‘Adün festekberu fiyl Ardı Bi ğayril Hakkı ve kalu men eşeddü minna kuvveten, evelem yerav ennAllahelleziy halekahüm huve eşeddü minhüm kuvveten, ve kânu Bi ayatiNA yechadun;
Ad’a (Hud’un kavmine) gelince, Hak’sız olarak arzda benlik tasladılar ve dediler ki: “Kuvvetçe bizden daha güçlü kimdir?”… Görmediler mi ki kendilerini yaratmış olan Allah, kuvvetçe onlardan daha şiddetlidir! Bilerek (kasten) işaretlerimizi inkâr ediyorlardı! (Esmâ kuvvelerimizi vehmettikleri benliklerine ait sanıyorlardı.)
16-) Feerselna aleyhim riyhan sarsaren fiy eyyamin nehısatin li nüziykahüm azâbel hızyi fiyl hayatid dünya* ve leazâbül ahireti ahza ve hüm la yunsarun;
Bu yüzden, dünya hayatında onlara rezillik-zillet azabını tattıralım diye, o bahtsız günler içinde, onların üzerine dondurucu bir rüzgâr irsâl ettik! Sonsuz gelecek yaşamının azabı elbette daha rezil-rüsva edicidir… Onlar yardımcı da bulamazlar!
ŞÛRÂ
32-) Ve min ayatiHİl cevari fiyl bahri kel a’lam;
Denizde dağlar gibi akıp gidenler de (gemiler) O’nun işaretlerindendir.
33-) İn yeşe’ yüskinirriyha feyazlelne revakide alâ zahrih* inne fiy zâlike le âyâtin likülli sabbarin şekûr;
Eğer dilerse, rüzgârı durdurur da (rüzgârın gücü ile akıp gidenler, denizin) üzerinde durup kalırlar… Muhakkak ki bunda çok sabreden ve çok şükreden herkes için elbette işaretler vardır.
CASİYE
5-) Vahtilafil leyli ven nehari ve ma enzelAllahu mines Semai min rizkın feahya Bihil Arda ba’de mevtiha ve tasriyfirriyahi ayatün likavmin ya’kılun;
Gece ve gündüzün dönüşümünde, Allah’ın semâdan yaşam gıdası (bilgi) inzâl edip de onunla ölümü (şuursuz-kendini yalnızca beden sanan yaşamı) sonrasında arzı (şuurlu yaşamla bedeni) diriltmesinde, rüzgârları (sürekli esen fikirleri) yönlendirmesinde; aklını kullanabilen bir topluluk için işaretler vardır.
6-) Tilke ayatullahi netluha aleyke bil Hakk* fe Bi eyyi hadiysin ba’dAllahi ve ayatiHİ yu’minun;
İşte bunlar Allah’ın işaretleridir… Onları sana Hak olarak bildiriyoruz… Allah’tan ve O’nun işaretlerinden sonra hangi söze iman ederler?
AHKAF
22-) Kalu eci’tena li te’fikena an alihetina* fe’tina Bima teıdüna in künte mines sadikıyn;
Dediler ki: “Tanrılarımızdan döndürmek için mi bize geldin? Eğer sadıklardansan, kendisiyle tehdit ettiğini bize getir!”
23-) Kale innemel ılmu ındAllah* ve übelliğuküm ma ursiltü Bihi ve lakinniy eraküm kavmen techelun;
(Hud) dedi ki: “İlmi Allah indîndedir! Kendisiyle irsâl olunduğumu size tebliğ ediyorum (ben sadece)… Ne var ki sizi cahil bir topluluk olarak görüyorum!”
24-) Felemma raevhü aridan müstakbile evdiyetihim kalu hazâ aridun mümtıruna* bel huve mesta’celtüm Bih* riyhun fiyha azâbün eliym;
Ne vakit onu (tehdit olundukları azabı) vadilerine yönelmiş geniş bir bulut olarak gördüler, dediler ki: “Bu bize yağmur indirecek bir buluttur.” Hayır, o kendisini acele istediğinizdir! (O) içinde feci bir azap olan rüzgârdır.
25-) Tüdemmiru külle şey’in Bi emri Rabbiha feasbehu la yura illâ mesakinühüm* kezâlike neczil kavmel mücrimiyn;
(O rüzgâr) Rabbinin emriyle her şeyi helâk edip dumura uğratır! Nitekim öyle oldular ki, geride onların meskenlerinden başka bir şey kalmamıştı! Suçlular toplumuna yaptıklarının sonucunu böyle yaşatırız!
ZARİYAT
41-) Ve fiy ‘Adin iz erselna aleyhimur riyhal akıym;
Ad’da da… Hani onların üzerine o hayır ve bereketi olmayan rüzgârı (hortum) irsâl etmiştik…
Ağu 5th, 2009 at 23:24
[...] Olaylar Ayetleri | Rüzgar Ayetleri | Tevekkül [...]
Ağu 23rd, 2009 at 02:11
[...] Olaylar Ayetleri | Rüzgar Ayetleri | Tevekkül [...]