Derin Tefekkür – 12
| Rasûlün davetini, aranızda, bazınızın bazınıza çağırması gibi kabul etmeyin… Allah sizden, birbirinin arkasına gizlenip, gizlice sıvışarak gidenleri bilir… Artık O’nun emrine muhalefet edenler, kendilerine bir belânın isabet etmesinden yahut acı bir azabın isabet etmesinden korksunlar!.. |
|
( Nur- 63 )
|
- “RASULUN DAVETİ” NEDİR?
- AYET AN’DA GEÇERLİ OLDUĞUNA GÖRE, BUGÜN RASÜLÜN DAVETİNDEN NE ANLAŞILMALI?
- O DAVET BİZİ NEYE ÇAĞIRIYOR?
- HANGİ HALLER VE TAVIRLAR O DAVETİ SIRADAN BİR ÇAĞRI SAYMA KAPSAMINA GİRER?.
- O DAVETTEN KAÇMAK ÜZERE BİRİNİN ARDINA SAKLANIP GİZLİCE SIVIŞMAK, BUGÜN NASIL BİR TUTUMU AÇIKLIYOR?..
- DAVETTEN KAÇMAK EMRE MUHALEFET DİYE NİTELENMİŞ. BUNUN GETİRECEĞİ BELA VE ACIKLI AZAP NELER OLABİLİR?…
Sorulara tek tek cevap değil istediğimiz. Sorular ayeti düşünmenizde yol haritası olarak verildi. Ana hatları ile ayetten neler anladığımızı açıklayan cevaplar hazırlayalım lütfen. Ötelemeden, şimdi,an’da düşünerek ve hissederek yazalım…

Katılım: 22
Kur’ân, “Ulül Elbâb” indinde, “teklif” görünümünde “tespit”ten ibarettir! diye yazıyordu üstad Kur’an’ı Anlamak için ön bilgi isimli yazısında. Benim bu sözden anladığım, aslında resulullahın davetiyle kastedilen evrensel sistem ve düzenin açıklanışı, tespiti. Bu evrensel gerçeklerin OKUnuşundan doğan tespite göre, fıtratında bu gerçeğe dönük yaşamak kolaylaşmış olan mahallere, iman ehline davet var. Yani, yaşam “iki kere iki dört eder” üzerine işliyor gibi bir evrensel tespit var diyelim. Bu evrensel tespite göre yaşamınıza yön verin sözü de, bu tespitten doğan doğal bir davet.
Elbette fıtrattaki programın gereği yaşananacak TEK.in takdiri gereği, ve yine fıtrattaki program gereği tespit edilen evrensel gerçeklere uygun yaşayın davetini dinleyen ve bu gerçeğe iman eden mahaller de bunun getirisini yaşayacaklardır. Bu davet, “tespit” edilen sistem gerçeklerine göre “HAYIRLI” olan düşünce ve amellerin “kelimesine” iman edilesi bir şey değil, anlamının kavranarak, yaşamda bu anlam istikametinde uygulamasının ortaya koyulması, bu imanla yaşamına yön vermek anlamında anlaşılmalıdır. Çünkü, sadece kelimesel olarak iman ettim deyip de, uygulamada, yaşamına yön verme halindeyken, iman ettim dediği hakikatin tersine, düşünüşünde ve uygulamasında “iki kere iki beş eder” üzerinden yaşanırsa, sistemde mazerete ve duygusallığa yer yok gerçeğince, kendini aldatmanın otomatik sonucu olan cehennemi haller de yaşanacak demektir.
Bu evrensel gerçekleri OKUmanın tespitinden doğan, bana veya sana göre değil, evrensel sisteme göre HAYIRLI olanı gösteren evrensel daveti dinlememek evya yoksaymak veya dinlermiş gibi yapmak ilgili bilinçte ve o bilincin yaşamında hiç bir etkisi olmayacağı için, sistem gereği o evrensel gerçeğe uymayan düşünüş ve davranışının otomatik neticesini yaşamak durumunda kalacaktır.
(Deniz)
—————————
Her ayet gibi bu ayette derin düşününce çok değişik kanaatlere varmak mümkün.Ayet uyarı ile başlayıp bir gerçeğin ifadesi ile devam edip müthiş bir sonun yada karşılığın bildirimi ile sona eriyor.
Bu gözle bakınca Allah c.c’ın seri-ül hisab oluşunun,bu sebeple de her an’ın karşılığının bir sonraki an’da verildiğinin ifadesini görmek mümkün.
Ayet Resul’un davetinden bahsetmiş, zahirde ayetin inzal olduğu anda yaşanan bir olay gibi gözükse de batın da bence;her an hüküm geçerli olduğu için sünnetullah gereği bu gün bunu şu şekilde anlıyorum;
“Resulullah a.s. kendi elleriyle yaptıkları putlara tapan cahiliye toplumu içinde gelmiş ve o toplumun ilkel tanrı anlayışını yıkıp yerine Evrensel düzen ve sistemin yaratıcısı Esma-ül Hüsna’nın yegane sahibi olan Allah adı ile işaret edileni ve insanlarında ona kulluk yapmak için bu sistemin bir parçası olduğumuz gerçeğini bizlere anlatmış ve bunu zamanüstü bilgi kaynağı olan Kur-an ile ölümsüzleştirmiştir.
Ancak o devirde elleriyle put yapıp ona yaranmaya çalışan zihniyet ise bugün kendine müslüman adını veren ve iman esaslarını şüphesiz kabul ettiğinin bilgisini alan ama bunu hazmedememiş bir çok insanın zihninde oluşturduğu putlara yada tanrılara Allah adını etiketlemesi ile devam etmektedir.
Bu yüzden de amelsiz imanın olmayacağından habersiz bu insanlar asıllarını araştırma ve ölümötesi yaşam için gerekli ibadet adlı çalışmaları hafife almakta Resulullahın bildirdiği bizim ebedi yaşamımız için gerekli olan yasakları ve tavsiyeyi göznardı etmektedirler.
Resulun daveti nasıl kıyamete kadar devam edecekse ve tüm Kur-an bunun bir delili ise ayetin ifadesi ile gizlice sıvışanlar da bu iman bilgisini alan fakat hazmetmeyen ve imanın gereği çalışmaları yapmamak ve kendi faydasına olan yasakları da çiğneyen insanlar da olacaktır her an.İşte Resulun çağrısını normal insanın bir daveti gibi kabul eden ve buna iman ettim diyen ama ardından gerekenleri yapmayanlar sıvışanlardır yani kolaycılar yada nefsi emmaresinin kulu olanlardır.
Bu bilgiler ışığında ise zaten ayetin sonuç kısmında belirtilen azab ve belalar sünnetullahın gereği olarak oluşacaktır.En büyük bela ve azap ise insanın hakikatinden perdelenmesi ve ama yaşayıp ölüm ötesine ama geçenlerden olmaktır ve en büyük azap ve bela budur bence.
(Salih)
———————
Rasulun (SAV) daveti Tek olan ve kendisinden gayrisi olmayan Allah’a inanmaya davettir.Bu davet insanin baska bir insani bir yere davet etmesi gibi degildir.Bu davete uymayan nefsinin arkasina saklanir ve Herkes boyle yapiyor klasik bahanesine siginabilir.Kendini ayri bir benlik zanneder.Gercek BEN den uzaklasir.Boylece ceza olarak tard olunmuslardan, gozune perde inmis , kulagina agirlik konmus olanlardan olarak dunyada profesor,bilimadami ,isadami vs… hangi unvana sahip olursa olsun GERCEK ten perdelenmis olarak yasar.Ya kufur batagina saplanir ya da Allah’i bir Tanri zannederek sirke duser.Cezasini da hem bu dunyada hem de ahirette cehennem azabini yasayarak gorur.Selam ve dualarimla
(Süleyman)
————————–
RASULULLAH ‘ın daveti ALLAH’ın Rahmetidir. İnsansılıktan insan olmaya davettir.
Karanlıklardan cehaletten kurtulma davetidir…Bu davet icabet edilmesi(tabiki nasipte varsa) elzem bir davettir
Biz kullar bu çağrıyla hakikate çağrılmaktayız.Bir oyun ve oyalanma yeri olan geçici dünyanın
ne olduğu ve ne olmadığı anlatılmaktadır asıl yurt olan ahiret için hazırlanmamız istenmektedir. Bazılarımız bu çağrıyı duyup itaat etiklerini idda eder ama gerçekte onlar münafıklardan başkası değildirler…Bu davete icabet etmemek insanın kendine yapmış olduğu en büyük zulümlerdendir bunun karşılığı ALLAH’ın Rahmetinden nasiplenememektir
Bu nasipsizlik sonucu da nefsinin hakikatini bilmemesi kendini sonlu sınırlı bir yapı olarak görmesii ölüm sonrası karşılaşacağı hallerden bi haber olması sonucu yaşayacağı durumlar karşısında savunmasız kalacak dolayısıyla acı duyacak ve azap çekeçektir.
ALLAH bizi davete icabet edenlerden eylesin amin… Selamlarımla
(Brindar)
——————————
DAVET Allah ismi ile işaret Edilenindir,Sonsuz Allah Sistem ve Duzeninin, ve bu Sonsuz sistemde Herbirimin kendi Sonsuzluğununda idrakina ve gereginin yerine Getirilmesine Davettir…Birbiri arkasina gelen vehimlerin Arkasina gizlenenler ise,o vehimlerinin Tutsagi olarak Sonsuza dek Sonsuz(tekamul etmeyen) bir bilincte hapsolacaktir…yani burda Aslında sadece müşrikleri ve kafirleride düşünmemek gerek,Dikkat edilirse Ayette bir kısıtlama yok..Direkt olarak herkez muhattab bu ayete…,Cennet ehli encok Allah ı anmadiklari an lara pişman olacaklar, denir hadisibilmana bir hadiste(eksik tercume etmiş olabilirim,bir veli sözüde olabilir şimdi hatırlayamadim)…yani burdan şunuda anlamak gerek; herbilinc seviyesine bir ust seviyeye davet var…Amac Halifetullah olarak Allah ismiyle işaret edileni Tanimak..,Yani Aslında DAVET Sonsuzlugadır bir bakıma (Sonsuz kelimeside sonsuzlugu tarifte hiç ötesi)….insanlar iki kısım; Farkına vardırılanlar ve Farkına vardırılmayanlar…Sisteme göre herkez farkında olmak zorunda da deil,Farkındalıkta seni sistem dışı yada özel yapmiyor,muhim olan kilitlenmemek kayıt altına girmemek…
Sen Allah ismi ile işaret edilenin Yaratmak adı altinda her an yeni bir şan ile seyr ettiğini zannettiğimiz Sonsuz Noktalar kumesi icinde Sonsuz noktalardan oluşan bir Noktasin,bilincinde bir bakima öyle ve Aslinda hiç var olmadin yok da olmadin…ve hersey Senin Zanninda ceryan ediyor gibi bir durum,hangi bilinc seviyesine gelirsen gel hep zanda olacaksin,Amac Zannındaki BEN lilten arinip , Zanda oldugunu farkedip zevkle syrettirileni seyreylemek bir cihette ötesi de var…Allah Var idi O nun la beraber hiç bir şey YOk idi(HŞ)..Allah isimi ile işaret edilene VAR vasfi bile kullanilamaz Cunku VAR kelimeside Beşer icin kullanilir(Allah ALemlerden Ganidir,munezzehtir)…bizim NOktada herşey zıddı ile kaim dir kuralı gecerli,..Allah VAR dersen ..önce Var diyebilmek icin seninde Var olman gerek ki YOKsun,VAR sa bunun karşılığı olan bir yok olmasi lazim cunku YOkluk ta bir tarif icin kullanilir ve Yok kelimesi yok dediğinin önüne gelir..YOkluk sana verilmiş en son mertebe,aslında YOk da deilsin ya…..Lailaheillallaha bir bakalim,LA=yok, ilahe=ilahlar ,illa=ancak ,Allah=Allah….Vardir bile yok…kısaca hepimizin bildigi gibi her tanim Kul adı ile işaret edilen için….
Davet, sonsuz tekamul halindeki her noktanin Allah Dediğinin Farkında olmaya (burdaki Tekamül de eski diye bir durum söz konusu da yok) Sistemde herkes bir şekilde davete icabet eder,davete icabet etmeyenin etmemeside etmeyenin icabetidir bir cihette,her birim icabetinin getirisini yaşar,kimi sarayı dışardan izlemek icin yaratılmış,kimi kapısında bekçi olmak için,kimi prens kimi uşak,kimi sarayın zindanına mahkum,hepside icabet halinde …,kuşlar ucarak icabet eder,balık yuzerek,balık icabet etmezde yuzmezse acı ceker.. kuş gideceği yere yuruyerek gitse kedilere yem olur,kuşun yurumesi kediye davettir icabet etmesi kullugu geregidir..,Ademe Davettir bu agactan YEmeyin Denmesi,Adem de Davete icabet etti zevkle…BEN kulumun ZAN nı uzereyim…yazdıklarimizin hepsi laf salatası cogu kopyala yapıştır kendi adımıza(ömer derler)…kısaca her sorunun Cevabı =ALLAH adıyla işaret edilen…..Allah Sonsuz bilinc sıcraması halinde Kendini Tanıyanlardan Olmayı Takdir Etmiş ola herkeze…HEPIMIZI SEVDIRILDIGI KADAR SEVIYORUZ!..
(Ömer)
————————-
Rasûlün davetini, aranızda, bazınızın bazınıza çağırması gibi kabul etmeyin… Allah sizden, birbirinin arkasına gizlenip, gizlice sıvışarak gidenleri bilir… Artık O’nun emrine muhalefet edenler, kendilerine bir belânın isabet etmesinden yahut acı bir azabın isabet etmesinden korksunlar!.. (Nur- 63)
Rasul biz’leri hakikatından açığa çıkan Kur’a'na, sistemin işleyişinin bilgisine davet ediyor.Tek Bir an olduğuna göre o AN şu bulunduğumuz AN,davete icabet etmek gerekir ,hem daveti zengin ler verir.
Bir birimizi çağırdığımız gibi bir çağrıda değil ,bizim mislimiz olan beşer’in çağrısı, müjde’lenmiş..ÖZ den gelen hakikatı OKU muş ,adeta benim bildirdiklerime uyarsanız bu hakikat size de açılabilir der gibi…umarım programlarımız buna müsaittir.
Birbirinin arkasına saklanmak ,kaçmak ,davetin üzerini örtmek ,korkmak ,teslim olamamak ben yapmadım o yaptı gibi hallerimiz hep ikilikte olduğumuzun ,şirk ve küfür arasında dolaşıp durduğumuz birim sellikten çıkamadığımızı gösterir,dolayısıyla esma terkibimizde kozamızda oturan, hal ve davranışlar içinde geçer bu dünya hayatı ve dünyamız.
Şu zenginler in verdiği davete tekrar değinmek istiyorum,zengin ÖZüm de sonsuz sınırsız manaları yaşayandır,böyle bir sofraya daveti duyan bir kulak verildiyse bizlerede ,icabet etmemek mümkün değil .Rasul’ün zenginliğini AN da anlamayan da daveti duyamıyacak …kulakları var işitmezler ,gözleri var görmezler…örneğinde olduğu gibi.
Çağrı konusunu bir de şu şekilde düşündüm .Esma’larımızdan(terkipsel) bazısının çağrısına ağırlıklı olarak tabi olduğumuz zaman ,diğer esmalarımızı açığa çıkaramıyoruz,yani kullanamıyoruz,birbirimizin arkasına saklanır gibi …mana ile manayı örtmüş oluyoruz.
Emir demiri keser diye bir söz vardır ,askerlikte..Davete uymayanın EMRE muhalefeti aslen programının gereğidir ,ancak programı kısıtlıysa ,o mahalden öyle görünmek istediyse de yapılacak bir şey yok.Kısıtlı bir birimsellik içinde yaşanacak ,ahirettede sonsuz yaşamı kendini bir birim sanarak RUH beden le devam edecektir ,çeşitli rüyalar şeklinde,işte en büyük bela ve azap ta budur çünki Allah’dan ÖZde BİR TEKden ayrı düşüşün verdiği azab hiç bir değerle ölçülemez.BElayıda BE-LA olarak OKUr sak B sırrıyla, rahmet oluşuna yeni bir düşünce kapısı açar kanaatindeyim,selam ve sevgilerle..
(Ceyda)
———————–
selamunaleykum ve rahmetullahi ve bereketüh……..Evet sorulara cevap yazmak güzel hoş,amma bunlara kendi içinde varoluş sebebini arayanlar mutlaka Biiznillah cevap almışlardır…bu araya araya yorulanlara mahsus çünkü arayan Mevlasınıda belasınıda bulur demişler!!!!!Ğinede diyelimki…….Ayetin cevabi kendimce şöyle:Kema erselna ……….fikum……minkum,yani nefsini araştırmak zorunluluğu var ,akabinde hakikatını görmek var.yok eğer aramassan saten Su testisi su yolunda kırılır başka yolu yok.Ya hakikatını görürsün Rasule kendinde varoluş fıtratına göre İman edersin(ki bundan önce bildiğin herşey tutarsızdır).görürsünki varoluşa görede Sana sadece Ene beşerun mislikum değişiyle Seni sana örnek bir hayat ile göstermiştir YAŞATILARAK.Çünkü Rasullerde ben rasul olayım diye bir yerlere müracat edipte olmamışlar.Birbirinin arkasına sıvışmakta :Kendinde hayatında yemekten içmekten ve diğer faliyetlerde bulunarak nasılki karşı konulamaz Fıtratına uyuyorsan(acıkırken yemek gibi-uykun geldiğinde yatmak gibi-topluma çıkarken giyinmek gibi)ve bu konuda kendince bişeyler oğrenip( meslek edinerek ) başkaların sana söylediklerine göre hayat yaşamiyorsan. yani bu demekki bir meslek başkasının sana anlatarak icra edebileceğin ve karşılığını alabileceğin birşey değil,öylese DİN hakkındada yoğun bir araştırma belkide şanlıysan????? Bir Allah dostuna teslim olarak deneme yanılma ve sohbet muhabbet yoluyla birşeyler irdelemeyipte verha başkaların söylediği (tembelliğinden dolayı-ki hayatın diğer alanlarında hiçde tembell değiliz) yetiyorsa ozaman görürsünki kimsenin kimsenin aklına güvenerek yolda yürümesi mümkün değil ,Akıl aslında gerçek manada insanın GÖZÜ;KULAĞI VE DİĞER ASALAR eğer sen sana söylenenleri kendi üzerinde denemessen ve bu konuda bu daha bilgili diyerek O veya BU kişilere güvenirsen ELİNİ GÖZÜNÜ KULAĞINI VE HATTA HATTA AKLINI BİLE ONA teslim etmişsindir ve sende KÖR SAĞIR AKILSIZ olarak dolaşıyorsun !!!!! BAŞINA GELECEKLERİ DÜŞÜÜÜÜN.
(Şaban)
————————-
Şems ile Mevlana gibi seven ve sevilen gönüller tek bir ruhtur aslında.Cenab-ı Allah resul ettiğini ( elçisini) de habibim diye çağırmış.Hem hükmünde ,hem gözlerin görebilme realitesinde kendine elçi kıldığı kişiyi de davette titizliği emretmiş.Vahdet-i vucudun en güzel resmine itaat de inanmanın ve görmenin başka şekli olabilir.Resula şekil,herhangi kişi sıfatı ile bakıp sözde inanmışlarında gözden kaçmayacağını gizli şirkin görüldüğünü işaret ediyor olmalı.En hafif biçiminde sevgiliden ayrılmayla tek başınalıkla cezalanacak,tümden perdeyle uzak tutulacak kulunda daha başka ceza aramasına zaten gerek yok.Sevgiyle kalın
(Mehtap)
————————-
Acı,tatlı,bela,nimet,hayır,şer,iyi,kötü şirkinden hızla uzaklaşıp,kavuşmakmış esas,Muhammedi nurun aydınlattığı Allah yoluna.
Her an da ve her noktada,”O” nun varlığını,görmek,her zerrende hissetmekmiş,
Resul çeşmesinden akan,ilim suyunu kana kana içmekmiş,
Zahirde,uzun,ince,dikenli,yokuşlu bilinen yola,sonsuz, rıza,teslimiyet ve aşk ile,bıçağı bile incitmeden kurban olmakmış hayatın anlamı.
O, ilk ve sondur. Zâhir ve Bâtın’dır. O, herşeyi hakkıyla bilendir. (57:3)
Hakkıyla ve kesintisiz idrak nasip olsun.
(Tamer)
————————–
Dünyaya bir sürü Peygamberler gelmiştir,Ama Resul bir tanedir.ve hakikat için tek yol vardır oda İslamdır. Her an mucizeler olmakta ve biz kalbimizi dinlediğimiz anlarda Allah davetini duyabiliriz, O her daim bizimle bu daveti duymayı engelleyen yaşamımızdaki herşey bizi Ondan uzaklaştırır..saf.sevginin olmadığı hiç bir yerde bu daveti duyamayız..Ben in olmadıgı her yerde O var..Bana ait sandığımız her şey den arındığımızda daveti hissedebilir…daveti duymayan bir kalp zaten azaptadır…
(Ebru)
————————-
Sevgili Efendimizin davetine icabet farzdır.Efendimizin duasını birbiri aramızdaki duası gibi kıyas edilmemelidir. Efendimizin duası Allah yanında hemen kabul olunur. Bundan dolayı emirlerine son derece özenle itaat etmeli ve uymalı ve efendimizi gücendirmeden son derece sakınılmalıdır. Ayet anda geçerli olduğuna göre,Bugün rasulün daveti şu anda devam etmektedir.Bu davete icabet edenler kurtuluşa erenlerdir,aykırı davrananlar ise dünyada bir bela ve sıkıntıya çarpılmaktan yahut dünyada olmazsa ahrette kendilerine çok elemli bir azab isabet etmesinden sakınsınlar.Aslında Efendimizin emri ve gidişatına uyan Müslümanların nasıl yükseldiklere tarih şahit olduğu gibi müslümanız deyip te aksine giden kavim ve milletlerin ne fitnelere, ne belalara, ne azablara uğramakta oldukları göz önündedir. Cenab-ı Allah hepimizi hidayetiyle hoşnut eylesin.
(Erol)
——————
RASULUN DAVETI …? RASULULLAH DAVET EDIYOR.
RASULULLAH DAVETINI KABUL EDENLERE YA YENI ELBISE GIYDIRIYOR
YA DA ELBISELERININ YIRTIK SOKUKLERINI DIKIYOR
BU ELBISELERI GIYENLERIN ELBISELERI GIYDIKCE GUZELLESIYOR.
BU ELBISEYI GIYMEYENLERIN DE, ELBISELERI CURUYOR, ESKIYOR.
SONUNDA DONSUZ KALMALARINA SEBEB OLUYOR.
ILM ELBISESI GIYDIKCE GUZELLESIR. Yani TEFEKKUR ETTIKCE …
Mehmet abimiz haftada bir kerede olsa elbisemizi giymemize vesile oldugu icin
tesekkurler ediyoruz.. Allah korusun dolabta kuflenir, curur..!!!
(Ercan)
——————-
Allah Resulünü gökteki bir tanrının muhabiri olarak değerlendirmekten sakının!Zira Allah Resulünü idrak edemeyenleri, kendi ZANları ile yayılanları Allah bilir.Onun bildirilerini ciddiye almayanlar, (sünnetullah gereği) yapamadıklarının karşılığına katlanmaktan, cahilliklerinden korksunlar!
La İlahe İllallah gerçeği ile bizlere gökte bir tanrı olmadığını, yalnızca ismi Allah olanın var olup, Onunla birlikte hiçbir şeyin var olmadığını bildirmiş.Evrensel sistemi fark ettirerek, HAKikate bu dünyada erile bileceğini vurgulamıştır.
Allah Resulünün daveti kıyamete dek devam edecektir.İcabet edenler ebedi güzelliklere erişebilecekler, değerlendiremeyenlerde ebeden bilgisizlikleri ya da yapamadıklarının sonucuna otomatik olarak katlanacaklardır.
Aklını kullanan düşünen beyinler, Allah Resulünü YENİden değerlendirmekteler.
Allah Resulünü değerlendirme ve bu değerleri yaşamımıza geçirmek nasibimiz olsun.
(Hatice)
———————–
RESULULLAHIN DAVETİ (NurSuresi /63)
Resulullah’ın seslenişi özümüzden gelen çağrıdır,gerçeğe çağırır. Çağrıyı duymak için yer ,zaman kavramı yoktur sadece özümüze yakınlaşmak gerekir. Özümüze derinleştiğimiz ölçüde Resulullah Efendimize (s.a.v) yakınlaşırız. Her devirde Resullah boyutunun varisi vardır Çağrı tek yerden herkese aynı seslenişle gelse de , yayını almak için alıcı cihazların açık ve yeterli kapasitede olması gerekir.
Tekten kesrete doğru bakıldığında gerçek en üst dereceden seyredildiğine göre, Resulullah boyutundan bakıldığında gerçeğe yakınlaşmaktaki samimiyet derecesi aşikar olur. Ancak samimi olanlar, Resulullah’ı sözde değil özde sevenler , ışığın etrafında pervane olurlar. Gerçeği idrak ederek , arınma çalışmaları yaparlar. “ben” i bırakmak için yapılan arınma çalışmaları kolay değildir, can yakar ,hem de – zoraki yapana - zahmetli gelir ,bu yüzden sıvışanlar çok olur. (Örnek: Simurg Kuşları – Hedefe ulaşamadan çeşitli bahanelerle yarı yolda bırakan kuşlar). Azap ise gerçekte özünden uzaklaşmak yüzünden gelir.
Allah bizleri kendi yolundan ; Resulullah (s.a.v) yolundan, sırat-ı mustekim den ayırmasın İnsaAllah. Amin.
(Emel A.)
————————-
Allah’ın sevgili kulu nebisi Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in daveti bizim birbirimize davetimiz gibi değildir bizlerin kurtuluşu için emir niteliğindedir. Allah’ın elcisi Önderimizin daveti bizi Allah’ın yasakladıklarından uzaklaştırıp emrettiklerini yapmaya teşvik etmek ve bizi iki çihanda mutluluğa kavuşturmakdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in Rabbim’izin katında sözleri Allah katında dua niteliğinde kabul olur bizim birbirimize ettiğimiz duayla kesinlikle kıyaslanamaz, onun için Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’i gücendirmemek ve sözlerine riayet etmek gerekir.
Birbirimizin ardına saklanarak Allah’ın emir ve yasaklarından vede gazabından kacamayız. Allah her şeyi gören ve bilendir. Hatalarımızın farkına varmadığımız müddetce huzurdan nasibimizi alamayız, sıkıntılar ve belalar bizi rahat bırakmaz bu dünyada olmasa ahrette huzur bulamayız.
Rasulullah (s.a.v.)’in İslâm’a davet etmesiyle İslam diniyle tanışan Müslümanlar hayırların en hayırlısını oluşturan ilk Müslümanlar meydanda var olmuştur. Bu ilk müslümanların davetiyle İslâm, diğer insanlara ulaşmıştır. Böylece bu güne kadar İslamiyet yayılmış ve Kıyamet gününe kadar da yayılmaya devam edecek dir inşallah.
Allah hepimizi hidayetle hoşnud eylesin.
(Ayşe)
—————————–
Rasulün davetini, Allah’ın daveti olarak değil de, O’nu içimizdeki herhangi biri imiş gibi görüp, sözlerinin doğru bile olsa tutulmaması halinde bir sorumluluk yüklemeyeceği kayıtsızlığı ile görülmemesi yolunda ciddi bir İlahi ikaz var bu ayette. Dahası; Allah sizden birbiri arkasına sığınıp sıvışanları bilir uyarması ile; sıradan ve yanlış söz tevilleriyle, İlahi mesajın yüklediği sorumluluktan kaçma bahaneleri yaratmak isteyenlere de azapla tehdit var.
Sevgili dostlar, bazı nihilist yaklaşım sahiplerinin, ilahi sırlara kulak hırsızlığı ederek, her şey boş ve hayalden ibaret sözleriyle, bizleri Rasulün davetinden saptırma çabalarına karşı uyanık olmaya da bir ikaz var bu ayette. Salih amel işlemenin, bunlar nefse ağır gelse de yerine
getirilirken mazeretlere sığınmamanın gayretini Allah’tan niyaz ederim.
Kızılayın bir milyon iyi insan aranıyor adlı kan bağış kampanyası; nefse ağır gelsede çok huzur veriyor insana. Bu vesileyle bu hayırlı kampanyaya dikkat çekmek istedim. Allah bizleri boş söz ve heveslerden korusun. Rasulün davetine güç yetirenlerden eylesin.
(Arif)
———————–
Bu tefekkürde “ Seni alemlere RAHMET olarak irsal eyledik..” ayeti ışık tuttu bize..RASUL= hakikat ilmi ..Alemler diyince hakikatimizdeki boyutlar aklımıza geldi..RAHMET, açığa çıkarmak,genişletmek, var etmek..yani, sonsuz manaların, yokluğun karanlığından, varlığın aydınlığına çıkarılması suretiyle evren içre evrenlerin (alemlerin) var edilmesi..
Bütün bu bilgileri birleştirdiğimizde RASUL hakikatimizdeki, karanlıkta (batınımızda) kalmış esmaların açığa çıkmasını sağlayan rahmet tecellileri..DAVET=ÇEKİM..RASULün daveti geldiğinde,bilincinde hakikat ilminin çekimi olduğunda bunu sınırlı esma terkibinin çekimi gibi değerlendirme…Terkibi yapındaki açığa çıkmamış gizlenen esmaları ALLAH bilir..Artık onun emrine muhalefet edenler,ilmi değerlendiremeyenler cehennemini yaşamak suretiyle bela,sıkıntı ve azabı yaşarlar.
(Emel S.)
———————–
Resulun daveti ,Allah’ın daveti idi,(74/ 1,2,3) ,bir beşerin sözü ile benlik ten açığa çıkan bir davet değildi, yani öğrendiğimiz ilmi yaşayarak anlatmamız isteniyor,O bizi hakikatımız olan,Ahad olan Allah’a B sırrınca iman etmeye davet ediyor,(57/ 8) , her an ve şuanda dahi ,” Nitekim içinizde, sizden bir Rasûl irsal ettik;”(2/151) diyerek. Her AN Özünden gelen daveti(vicdanının seslenişi)şuurunda açığa çıktığında ,daveti Tevhid dairesi içinde bir hanif olarak sıratı müstakim üzere en yakınından başlayarak insanlığı gerçeğe Hakka ve hakikata davet etmek ,Allah’ın emri ile hareket etmek Muhammedi bir sünnettir.bu yaşayış benlikten uzak Allah için yaşamak olmalıdır.davetten kaçmak doğruluktan sapmak tır. Bir anlamda da davete rağmen nefsi hareket etmek ,seriül hisab gereği basiret körlüğüne neden olmaktadır.”bu dünyada âmâ olan ahrette de âmâ dır.”ayetince…nefsin istekleri doğrultusunda değil,vahye talip olarak yaşamak,B sırrınca iman ederek,Salih amelde bulunmak her AN içinde.
(Nihat)
———————
Davet, Lailahe İllAllah tır.Özünüze dönün ‘dür.
Tek liğe davettir, ikilik yapıp kaçıcağınızı zannederseniz, kendinizi kandırır ve Sistemin gereği azaba mahkum olursunuz.
Batın ve Zahir i anlamaz hep suçlu ararsınız,hep size haksızlık ediliyor zannı bitmez tükenmez.
Her düşüncenin,hareketin, karşılığı alındığına göre,kaçmak çare olmuyor, zaten ölüm de bunun için hep hatırlanması gerekiyor. Selamlar.
(M.Berat)
———————-
Kemâ erselnâ fiykum resûlen minkum yetlû aleykum âyâtina ve yüzekkiykum ve yuallimukumul kitabe vel hikmete ve yuallimukum ma lem tekûnu tâ’lemun.
*
Size İÇİNİZDEN bir RESUL irsal eyledik ki,sizi arındırıyor,(temizliyor),size kitap ve hikmeti öğretiyor,bilemediklerinizi bildiriyor.
…
Bu ayetin de yardımıyla…
İrsal,açığa çıkmak aşikar olmak anlamıyla değerlendirilirse…
Yeryüzüne gelmiş en muhteşem beyin Hz.Muhammed as.dan açığa çıkanı, (Resul ALLAH )özündeki Allah’ı, en geniş kapsamda dillendiren esma terkibi (yine O olarak) düşünürsek…
Her birimin özünde mevcud olan risalet boyutunu da bu mealde düşünürsek…
Ötelemeden,bizden sesleneni farketmeye çalışırsak…(Allahümme rabbe hazihid da’vetit tâmmeti) duasını,yani,Hakikate TAM davetin, özümüzdeki hakikat noktasından geldiğini farkederek değerlendirirsek ,ayetin manasına yaklaşım olur diye düşünüyorum. Selam ve Muhabbetle…
(AE)
—————–
Risalet kemalatından açığa çıkan sözler Allaha davet eden uyarılar niteliğindedir.
Resulullah efendimizin her sözü haktır O kendinden konuşmaz.
Sonsuz salat ve selamlar üzerine olsun.
Allah Resulü ,Allah ismiyle işaret edileni farketmeye,sünnetullahı yaşamaya ve özümüze doğru yolculuğa bizi davet ediyor.
Bu günde risalet devam ediyor.ALLAH bizlere gerçek manada RESUL ALLAH ,ın davetine icabet nasip etsin.Anlayıp,idrak etmeyi ,hayatımıza geçirmeyi kolaylaştırsın.münafıklıktan ,birilerinin ardından gitmekten, güdülmekten,taklitçilikten rabbimize sığınırız.
Her birim kendi yaptıklarının sonucunu yaşayacaktır.ALLAH RESULÜNE tabi olmayanların sonu hüsrandır.
Emrine muhalefet şeytana tabi olmaktır.Ebu cehilde her gün gibi resullallahı görüyordu ama ona tabi olmadı şeytana tabi oldu.Sonuç haliyle hüsran oldu.Bu günde ALLAH RESULÜ davet ediyor. – YENİLEN- diyor.
Davete icabet nasip ola…
düşüncelerim acizane şimdilik bunlar ALLAH ALİMDİR .en iyisini O bilir.
sevgilerle….
(Jülide)
—————
Bu ayet değerlendirilirken bir önceki ayet ile beraber düşünülürse biraz daha aydınlatıcı olacaktır kanaatimce.
Mü’minler ancak şol kimselerdir ki, (B-sırrıyla) Allah’a ve O’nun Rasûlü’ne iman ederler…O’nunla (Rasûl ile) beraber cami’ bir iş (ilahi bir iş; herkesi ilgilendiren bir iş; beraberce bir iş) üzere olduklarında O’ndan izin istemedikçe çekip gitmezler… Muhakkak ki (Rasûlüm) senden izin isteyenler var ya, işte onlar (B-sırrıyla) Allah’a ve O’nun Rasûlü’ne iman edenlerdir… Bazı şe’nleri (işleri, halleri) dolayısıyla senden izin istediklerinde, onlardan dilediğin kimseye izin ver ve onlar için Allah’dan mağfiret dile… Muhakkak ki Allah Ğafur’dur, Rahıym’dir. (Nur, 62, B-Meal)
Ve Bakara Suresi’nden bir uyarı;
Nitekim içinizde, sizden bir Rasûl irsal ettik; ki, ayetlerimizi size tilavet ediyor, sizi tezkiye ediyor, Kitab’ı ve Hikmet’i size ta’lim ediyor ve sizin daha önce bilmediğiniz/ (O olmasa idi) bilmeniz mümkün olmayan şeyleri ta’lim ediyor (kalıcı öğretiyor; aklettiriyor).(Bakara, 151, B-Meal)
Rasûl bizi Seyr’inde olduğumuz An’da içimizden gelen bir şekilde hakikate, Sünnetullah’a uygun davranışlara çağırır. Bu çağrıyı fark edebilene, çağrıya uyabilene ne mutlu…
Uymayan ise varlığındaki diğer etkiler ile çeşitli bahaneler ileri sürerek bu daveti geri çevirir. Bu durum Kur’an’ın tabiriyle karşılaştığı bir olay sırasında birbirinin arkasına saklanarak oradan sıvışmaya çalışan bir kişinin davranışına benzetilmiştir. Ancak Nur suresi 63. ayet ile bildiriliyor ki Allah, bu şekilde bahaneler ileri sürerek Rasûl’ün davetini geri çevirip ona uymayanları bilir. Nasıl bilmesin ki, zaten o birimde dilediği şekilde o davranışı açığa çıkaran kendisiydi.
Kendince(?) bahaneler ileri sürerek Rasûl’ün çağrısına uymayanlar ise elbette bu çağrıya uymamanın sonucunu el-Hasib ismi kapsamında yaşayacaklardır. Zira Sünnetullah kusursuz bir şekilde işleyişini sürdürmekte.
Allah, Rasûl’e uyanlardan olmayı nasib eder inşallah…
(G.Ş.)
—————
Bu konuyu telefonda görüştüğümüz Vahdet Beye de sorduk. Geçmişe ötelemeden konuyu ANda değerlendirmemiz gerektiğine vurgu yaparak, her zaman olduğu gibi değişik bir pencere açtı. Uzun uzadıya yaptığı açıklamalardan aldığımız özet notları ilginize sunuyoruz:
Nur 63-
Rasûlün davetini (SUNNETULLAH BILGISI VE HAKIKAT BILGISINI SİZE AÇAN KAYNAGIN AÇIKLADIĞI İLMİ), aranızda, bazınızın bazınıza çağırması (DİNİ ANLAMDAKİ KLASİK İYİ AHLAK ÇAĞRILARI) ..gibi kabul etmeyin..
Allah sizden, birbirinin arkasına gizlenip (BİR KİŞİNİN PEŞİNE DÜŞEREK, AMA HAKIKAT VE SUNNETULLAH ILMINE BAGLI GORUNMEYE DEVAM EDEREK), gizlice sıvışarak gidenleri (GÖRÜNÜŞTE HAKİKAT İLMİ DAVETİNE BAĞLI AMA HAKİKATTE EGOSUNA BAGLI OLARAK KAÇANLARI) bilir…
Artık O’nun emrine muhalefet edenler, (BİZ DE İLME BAĞLIYIZ DİYEREK EGOSUNA KOŞANLAR) kendilerine (MÜNAFIKÇA TUTUMLARI YUZUNDEN) bir belânın isabet etmesinden (GERÇEĞİ ONLARA FARK ETTİRİCİ- SARSICI BİR SINAV YAŞAMAKTAN) yahut acı bir azabın ( KENDİLERİNE MUHLET VERILMEYIP AZAP VEREN BİR KARŞILIK) isabet etmesinden korksunlar!.
——–
Ayette BELYA UĞRAYAN şanslıdır. Çünkü o bela- sınav ile umulur ki yanlışını fark ederek uyanır. AZAP ise artık fark etme ümidi kalmayanın bulacağı, geri dönüşü olmayan karşılıktır.
——–
RASÜLÜN DAVETİNİ ÖTELERDE DEĞİL; ŞİMDİ, ŞU ANDA, BU ÇAĞDA FARK ETMEK NASİBİMİZ OLSUN….
Yorum Yazmak İstermsiniz ?