<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sufizm.gen.tr -Düşünebilen Beyinlere. &#187; Özgür Durmaz</title>
	<atom:link href="http://www.sufizm.gen.tr/category/ozgur-durmaz-tefekkur/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sufizm.gen.tr</link>
	<description>sufizm, islam ve bilim.. sadece gerçeği arayanlara..</description>
	<lastBuildDate>Tue, 16 Mar 2010 23:00:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title></title>
		<link>http://www.sufizm.gen.tr/ozgur-durmaz-tefekkur/1137/</link>
		<comments>http://www.sufizm.gen.tr/ozgur-durmaz-tefekkur/1137/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Feb 2010 19:51:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Özgür Durmaz]]></category>
		<category><![CDATA[BEYİN]]></category>
		<category><![CDATA[Manset]]></category>
		<category><![CDATA[nefes]]></category>
		<category><![CDATA[rahim]]></category>
		<category><![CDATA[rahman]]></category>
		<category><![CDATA[rahmanın nefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Resûlullah]]></category>
		<category><![CDATA[sufizm]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sufizm.gen.tr/?p=1137</guid>
		<description><![CDATA[Nefes filmi bugünlerde pekçoğumuzun zihnini meşgul etmekte.. Filmi seyrederken nefes sözcüğünün işlenişi ,bu sözcüğe atfedilenler beni kendi evrenimde bir düşünsel yolculuğa çıkarıverdi. Nefes ne anlama geliyordu bende? Doğuda görev yapan bir subayın gözünden anlatılanlar perdedeydi ,ya benim kendime söyleyeceklerim nelerdi ? Bir mektup yazabilecek olsam son nefesimi vermeden,neler söyleyebilirdim nefese dair sevdiğime? Carl Sagan yakın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-caption alignleft" style="width: 127px"><img src="http://www.tasavvuf.gen.tr/ozgur-durmaz.jpg" alt="Özgür DURMAZ" width="117" height="160" /><p class="wp-caption-text">Özgür DURMAZ</p></div>
<p>Nefes filmi bugünlerde pekçoğumuzun zihnini meşgul etmekte..</p>
<p>Filmi seyrederken nefes sözcüğünün işlenişi ,bu sözcüğe atfedilenler beni kendi evrenimde bir düşünsel yolculuğa çıkarıverdi.</p>
<p>Nefes ne anlama geliyordu bende?</p>
<p>Doğuda görev yapan bir subayın gözünden anlatılanlar perdedeydi ,ya benim kendime söyleyeceklerim nelerdi ?</p>
<p>Bir mektup yazabilecek olsam son nefesimi vermeden,neler söyleyebilirdim nefese dair sevdiğime?</p>
<p>Carl Sagan yakın zamanda vefat etmiş bir astrofizik profesörü ,şöyle diyor &#8220;Evren,bakışımızın biçimini alan boşluk !&#8221;</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217;den nakil bir hadiste buyurur ki Resûlullah : “Ben kulumun zannı üzereyim. Kulum beni andığında, Ben onunla birlikteyimdir. &#8220;<span id="more-1137"></span></p>
<p>Nefes ve beyin ilişkisi&#8230;</p>
<p>Beyin vucuda alınan oksijenin yüzde yirmisini kullanmakta&#8230;</p>
<p>Nefes&#8230;</p>
<p>Rahmanın Nefesi&#8230;</p>
<p>Rahman, sünnetullahın beşeriyet boyutundaki yansıması gereği  suretleri ,alınan nefesle ,beyindeki nöronların yeni bağıntılar yapabilmelerini ve yeni elektriksel devreler oluşturabilmelerini sağlar&#8230;</p>
<p>Nefes, tefekkür edebilmenin,miracın,hayy sıfatının beşeriyetteki temelidir&#8230;</p>
<p>Nefes kalemidir yazarın,fırçasıdır ressamın ,notalarıdır bestekarın ve dahası nefes her görünenin hakikatinde olan kudrettir&#8230;</p>
<p>Nefes,Dehrde anda Rabbin, melikiyetiyle,hakikati Nur olan ilminin seyrini açıp,kudret vasfı ile kadir olarak  ba&#8217;s olup ,hayy vasfı ile muhsi sıfatını beşeriyyette ortaya koyuşunun yani şey&#8217;in kendisi olarak varlığı kuşatış sisteminde beynin yakıtıdır..</p>
<p>Beyin Şems ise Mevlananın talebeliğidir Şemse nefes&#8230;yanmak içindir nefes&#8230;.varlığındaki oksijeni yakmak ve beynin hakikatinnde olana dönüşmek için alınır istenir&#8230;&#8221;O dilemedikçe siz dileyemezsiniz !!&#8221; ayetince dileyenin çağırır kendine &#8230;ve bu çağrıya icabetin şenliğidir  nefes&#8230;Veli ismi çağırır mental hayvanı&#8230;ve hakikati nefes olan yanacağını bile bile icabet eder bu çağrıya hem etmemesi mümkün müdür?</p>
<p><span style="color: #000080;">Allahu Alem..<br />
<em><strong><em>Özgür Durmaz<br />
keepingthefaith77@gmail.com</em></strong></em></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sufizm.gen.tr/ozgur-durmaz-tefekkur/1137/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Darı…Kümes….Ayna</title>
		<link>http://www.sufizm.gen.tr/ozgur-durmaz-tefekkur/dari%e2%80%a6kumes%e2%80%a6-ayna/</link>
		<comments>http://www.sufizm.gen.tr/ozgur-durmaz-tefekkur/dari%e2%80%a6kumes%e2%80%a6-ayna/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Jan 2010 22:08:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Özgür Durmaz]]></category>
		<category><![CDATA[ayna]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[darı]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[kümes]]></category>
		<category><![CDATA[Manset]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[tefekkür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sufizm.gen.tr/?p=1127</guid>
		<description><![CDATA[5-) Efenadribü ankümüz Zikre safhan en küntüm kavmen müsrifiyn; Siz (hakikatinizdeki kuvveleri) israf eden bir topluluksunuz diye, sizi uyarmaktan vaz mı geçelim? 36-) Ve men ya&#8217;şü an zikrir Rahmani nukayyıd lehu şeytanen fehuve lehu kariyn; Kim (dünyevî-dışa dönük şeylerle) Rahman&#8217;ın zikrinden (Allah Esmâ&#8217;sının hakikati olduğunu hatırlayarak bunun gereğini yaşamaktan) âmâ (kör) olursa, ona bir şeytan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="text-decoration: underline;"><img class="alignleft" src="http://www.tasavvuf.gen.tr/ozgur-durmaz.jpg" alt="" width="116" height="159" />5-) Efenadribü ankümüz Zikre safhan en küntüm kavmen müsrifiyn;</span><br />
Siz (hakikatinizdeki kuvveleri) israf eden bir topluluksunuz diye, sizi uyarmaktan vaz mı geçelim?</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><br />
36-) Ve men ya&#8217;şü an zikrir Rahmani nukayyıd lehu şeytanen fehuve lehu kariyn;</span><br />
Kim (dünyevî-dışa dönük şeylerle) Rahman&#8217;ın zikrinden (Allah Esmâ&#8217;sının hakikati olduğunu hatırlayarak bunun gereğini yaşamaktan) âmâ (kör) olursa, ona bir şeytan (vehim, kendini yalnızca beden kabulü ve beden zevkleri için yaşama fikri) takdir ederiz; bu (kabulleniş), onun (yeni) kişiliği olur!<span id="more-1127"></span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><br />
51-) Ve nada fir&#8217;avnu fiy kamihi kale ya kavmi eleyse liy mülkü mısra ve hazihil enharu tecriy min tahtiy* efela tubsırun;</span><br />
Firavun, halkı içinde nida edip dedi ki: &#8220;Ey halkım! Mısır&#8217;ın varlığı ve altımdan akan şu nehirler benim değil mi? Hâlâ görmüyor musunuz?”<br />
ZUHRUF,yalancı süs,gösteriş,ziynet,yaldız,mücevher gibi anlamları olan bir sözcük.Yukarıdaki ayetler de Zuhruf Suresi’ne ait ayetlerden üç tanesi…<br />
Gündelik yaşam tanımı ile özetlediğimiz, yirmi dört saatlik zaman  çitleri ile çevrili bir hayal yığını kümesinde ,etrafındaki darılarla bir yandan konuşan bir yandan da onları yemekten hiç tereddüt etmeyen ve kendini tavuk sandığı için  kolları yerine kanatları olmasını dileyen adamın durumu gibi bir halde olduğuma tanıklık ettiğimde Zuhruf suresi beşinci ayet yansıyordu gözlerimde…</p>
<p>Okudukça ard arda gelen bu üç ayetin tuttuğu ‘ayna’da seyredebildiklerim bu yazının konusu nasipse…<br />
Hakikatimdeki kuvvelere baktım &#8216;ayna &#8216;da …’Ayna’nın adının anlamı ‘halis‘idi…Halis …Samed gibi…Her noktasında aynı ,som…<br />
Samed ismi ile işaret edilen nasıl algılanırsa algılansın her yönelene aynı hakikati açıyordu isminin anlamı ‘halis ‘olan &#8216;ayna&#8217; da…<br />
Hakikatimin tasfirine baktım ‘ayna’da.Rüya içinde rüya içinde rüya derken uyandırıyordu rüyalardan ilkinden tatlı tatlı gülümseyen manasıyla…<br />
-Uyan ,uyan da anla ki darıdan ibaret olmayan bu dünya gibi sen de darıya mahkum değilsin, tıpkı herkes gıdakladığı için gıdaklamayı kutsal olana haykırış sanmaya mahkum olmadığın gibi&#8230;<br />
-Tüysüz  kollarında bir tavuk kanadı değil asla …Kendine bir baksana…</p>
<p>İrkilişim öyle ani oldu ki etraftaki tavukçukların arkalarına bakmadan kaçışlarındaki gı-daaaak sesleri ortalığı inlettiğini bile duymamışım…</p>
<p>Bi kere ben baya uzundum tavuklardan,tüylerimin olmayışı kanatlarımda bir sorun mu var diye düşündürdüyse de hep, boyumun bu denli uzun olabileceğini hiç düşünmemiştim..Sahi ayaklarımda beş parmaklıydı ve kalındı diğerlerine oranla…</p>
<p>Gagamın bile olmadığını gördüğümde büsbütün şok geçirmiştim ki sanırım bu sebeple darıları yerden alabilmem bu denli zordu…<br />
Hiçbir yerim benzemiyordu bildiklerime…Gördüklerime….Ben hep gördüklerimi kendim sanırken yahut kendimi onlarda görürken bir başkaydı bana dair olan biten her şey…<br />
Birden  ‘Ayna’da beliren görüntümde  ben olduğum yerde dururken ,sırtımdan tutup yukarı doğru yükselmemi sağlayan birşeyin yardımı ile ayaklarımın yerden ilk kez kesilişini tattım…Yeryüzü,ayaklarımı daima kendine doğru çeken,darıların da kaçamadan bana yem olmalarını kolaylaştıran ,kendimi güvende hissettiğim ve varoluşumu anlamlı kılan bu toprak ,şimdi yavaş yavaş uzaklaşıyordu benden.</p>
<p>Havaya kaldırıldığım noktaya her baktığımda eskiden durduğum nokta daha da görünmez oluyor ve bildiğim gördüğüm ‘etraf’ım hiç bilmediklerime bırakıyordu yerini…<br />
Kümesi gördüm önce yukarıdan, sonra çiftliği ….Ve yükseldikçe değişti bildiklerimden ibaret sandığım ‘gerçeğim’…Çiftlik bir sürü yolun kesiştiği bir alan üzerine kuruluydu ve bu arazide başka bedenli varlıklarda vardı biz tavuklara hiç benzemeyen…Yollar uzadıkça uzuyordu göz alabildiğine ve birbirine dolandıkça dolanıyordu …Ve küçüldü gittikçe etrafa uzanan yollarda…</p>
<p>O da nesi….İleride kocaman bir yalak vardı mavi renkli …O kadar kocamandı ki benim gibi sayısız tavuğu bıraksalar su içsinler diye  sonsuza kadar susuz kalmazdı sanki hiçbiri…<br />
Her şey örtüldü sonra beyaz beyaz pamuklardan dokunmuş bir örtüyle…Altında kaldı her şey ve yükseldikçe mavisi siyaha döndü etrafın.</p>
<p>Göz alabildiğine siyah &#8230;</p>
<p>Uzaklara bakmanın adı siyah oldu … Bu uçsuz bucaksız karanlığın  içinde bana gözkırpan parlak beyaz noktalar o kadar çoktu ki&#8230;</p>
<p>İçimi ürperten bu karanlığın içinde parıldayanlar da ne böyle derken küçük bir mavi küre kocaman siyah bir boşlukta asılı duran parlak noktaların arasından bana bakıyordu şimdi…Ne yani ben bu noktadan mı çıkıp gelmiştim  buralara&#8230;Ama o minicik  bir nokta nasıl olurda ….der demez   hızla o noktaya doğru düşmeye başladım .Okadar hızla düşüyordum ki noktaya çarpınca ne olacak diye düşünürken tüysüz kollarımı yüzüme doğru kaldırıp kendimi korumaya çalışırken buldum kendimi&#8230;Ama çarpmadım bir türlü ,düştüm düştükçe düştüm ve beyaz pamukları tekrar gördüğümde anladım ki çarpma yok&#8230;Noktaya yaklaştığımda çarpmak yerine o nokta birden büyüyerek beni içine alan bir dünya oluverebiliyordu&#8230;</p>
<p>………………………………………………………………………………………..</p>
<p>İşte o devasa  yalakta  yaklaştıkça yaklaştı …O bitmek bilmeyen ,uzanan, kıvrılan yolları gördüm sonra ve bizim çiftliği …Kümesin damından hemen sonra yerdeydim artık..<br />
Ayna’nın karşısında kımıldamadan yaptığım bu yolculukta anladım ki eğer nasıl yapabileceğimi öğrenebilirsem içinde yaşadığım o uçsuz bucaksız mavi kürenin dışına çıkabilir ve onu bile mini minnacık halde bırakabilirdim, toprağı karanlık üzerine parlak taşlarla örtülü başka bir yeryüzünün sonsuzluğunda&#8230;<br />
Ve sordum ‘ayna’ya nasıl diye…</p>
<p>-Bak dedi bana bak yalnızca…yalnızca bak bana ama yalnızca bana…</p>
<p>-Bakışlarını çevirirsen gördüklerinin esiri olarak kalır gördüklerin kadar bilebilirsin&#8230;Bende yansıyana odaklanırsan beni tanıdıkça anlarsın ki &#8216;ayna&#8217;da yansıyanlarında ötesi var&#8230;<br />
Ve  döndüm yüzümü &#8216;ayna&#8217;ya&#8230;Aklım darılarda da kalsa döndüm yüzümü ,beni çağıran darıların seslerinin arasından fısıldayan o kısık sese kulak verip ardıma bakmamacasına&#8230;<br />
Tavuklar aleminde en önemli şey bizi büyütmek için var olmuş darıları israf etmemekti..İsraf edilmiş darı bir tavuğun boğazından geçme şerefine nail olamamış darıydı&#8230;Durduğu yerden uzanıp alınmamış ,ihtiyaç duyulmamış olsa bile tüketilmemiş darıydı israfın adı&#8230;<br />
Boşa giden bir darı onu verenin yenisini göndermeme riskini doğurduğu için israf edilmemeliydi&#8230;</p>
<p>Peki ya beni kaldırıp o kadar yukarılara çıkarabilecek bir &#8216;ayna&#8217;ya bakmamak o &#8216;ayna&#8217;da kendimi bulmamak ne demekti?Kendimi bildim bileli gördüklerimden ibaret sandığım gerçeğe uzanabilmenin yolunu anlatacak biri varken algıladıklarımın ötesinde bulabileceklerimin öğrettiklerinde büyümek varken güven veren bildiklerimde kalmak değil miydi asıl israf !!Ne için yaratılmışsan ona yüzünü dönmemeyi tercih etmek ,varlığının hakikatine eremeden duyduğunu hakikat sanıp ,gördüğünü hakikat sanıp ,bedenini ,algılarını hakikat sanıp sınırsız sonsuzluğu kendine hapsetmek mahkum etmek değil miydi israf !!</p>
<p>Tam bunları düşünürken koluma giren bir başka tavuğun telkinleriyle başladım yine darı peşinde koşmaya&#8230;Koşarken bir yandan boyunlarımızı uzatıp darıları topluyor bir yandan da konuşuyorduk bağıra çağıra&#8230;<br />
-Yahu bırak şu &#8216;ayna&#8217;mıdır nedir&#8230;</p>
<p>-Alt tarafı sana kendini yansıtıp duruyor işte&#8230;</p>
<p>-Ne görmek istersen onu yansıtıyor sana&#8230;hayal bunlar yahu&#8230;</p>
<p>-Yemeden içmeden kesilirsen nasıl yaşayacaksın hem günde yedi sekiz yumurta çıkarabilmemiz lazım biliyorsun&#8230;</p>
<p>-Hem üç civcivin var senin bir sürü sorumluluk demek bu üç civciv daha onlara öğreteceklerin var&#8230;<br />
Zuhruf otuzaltıda bahsedilen şeytan, hayatım ve onun gereklilikleri olarak karşımda dikilmiş,</p>
<p>- Sen gıdaklamaktan ibaretsin’i öyle tatlı söylüyordu ki o,aptal bir tavuksun,kuş beyinlisin sen derken bile ben sorumluluk olarak algılayıveriyor ve nedenini bilmez bir halde darıları topluyordum durmadan,yılmadan&#8230;Az önce kendim bulduğum aynayı unutmuş seytaniyetime tabi olmuş bir halde&#8230;<br />
Bu gelgitler arasında sürüklenirken kümesin baş horozunun sesi geldi ü-ürü-üüüüüüü&#8230;<br />
Baş horoz&#8230;.</p>
<p>Adını duyunca bile yer yerinden oynardı&#8230;.</p>
<p>Koskoca baş horoz&#8230;</p>
<p>Hele bi de öttüyse ü-ürü-üüüüü diye hepimiz işi gücü bırakıp onun etrafında toplanmalıydık&#8230;<br />
Söze girdi beklemeden&#8230;.</p>
<p>-Bu cennet kümeste dilediğince beslenen ,çoluk çocuk sahibi olup,ev bark aramadan mutlu mesut yasayan sizler hiç güvenlik sorunu ,can korkusu yaşıyor musunuz burada?</p>
<p>-Neyiniz eksik&#8230;Darıysa darı ,yalaksa yalak, su ise su&#8230;</p>
<p>Gülümsedim birden o kocaman mavi yalağı gören dinler miydi şu kart horozun martavallarını artık, hem dinlese de etkilenir miydi?Yüreği pır pır edermiydi içi kof nutukların hayallerinde ,”Bir atom bombasını bir sineği öldürmek için harcayanın hali “(A.H) gibi olmak pahasına da olsa baş horoz dedi diye …<br />
Sizden biriyim ben diye söze devam etti&#8230;.</p>
<p>Teknolojimiz o kadar gelişti ki toplumumuz varlığını sürdürebilsin diye ne gerekiyorsa yapabiliyoruz&#8230;</p>
<p>Hem varlığını sürdüremeyecekse bir toplum ilmi,teknolojiyi,bilimi ne yapsın?<br />
Varlığım &#8230;Gıdaklamanın farklı tonlamaları ile kurabildiğim birkaç cümleden ibaret edebiyat ve sanat görüşümün dışında bu toprak üstünde debelenip durmaktan ibaretken ilim neyin ilmi olabilir di ki?<br />
Ve Zuhruf otuzaltı&#8217;da bahsedilen firavuna nasıl tabi olduğumu fark ettim bir an&#8230;Ve verdim kararımı …Soyunacaktım bu korkulardan,algılardan ,hayallerden,martavallardan…Ve çıkarıp atıverdim kendimi ,kart horoz kümesi farkındalığının yavanlığından bir çırpıda….<br />
Günler geçti,zaman aktı bir nehir gibi&#8230;.<br />
Yüzümü &#8216;Ayna&#8217;ya dönüp  yansıtıklarında kendimi bulmayı tercih ettiğimden beri meczup diyorlar bana&#8230;Kümesin meczubuyum ben&#8230;<br />
Ve A&#8217;yna&#8217;&#8230;<br />
En son beni çıkardığı mavi noktanın içinde olduğu parak noktacıklı karanlığın da ardındaki manalar alemindeki sonsuzluğa Ekberiyet diye bakanların yanolgılarını anlattı bana&#8230;<br />
-Bu gördüğün sınırlı sonsuzluk&#8230;.<br />
- İyi düşün bunu <span style="text-decoration: underline;">sınırlı sonsuzluk&#8230;.</span><br />
-Ekber olanın sonsuzluğu sınırsızdır&#8230;Şimdi yolculuk ona&#8230;.<br />
-Ve unutma Ahad olan Ekberiyet aynasına yansımış da biz o aynın gölgesi olarak bulmuşuz kendi aynalığımızı kendimizde&#8230;</p>
<p>-Ahad olan yalnızca Ahad mıdır?</p>
<p>-Yoksa Ahad olan Ahadiyet aynası hayalinde mi seyretmiştir kendini sende sen bende ben olan eniyetini keyfiyetiyle ?</p>
<p style="text-align: right;"><em><strong><em><span style="color: #003366;">Özgür Durmaz<br />
keepingthefaith77@gmail.com</span></em></strong></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sufizm.gen.tr/ozgur-durmaz-tefekkur/dari%e2%80%a6kumes%e2%80%a6-ayna/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kavramlar içinde Kendime Yolculuk</title>
		<link>http://www.sufizm.gen.tr/ozgur-durmaz-tefekkur/kavramlar-icinde-kendime-yolculuk/</link>
		<comments>http://www.sufizm.gen.tr/ozgur-durmaz-tefekkur/kavramlar-icinde-kendime-yolculuk/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 Jan 2010 14:20:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Özgür Durmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Kab'e Kavseyn Ev Edna]]></category>
		<category><![CDATA[Makamı Mahmud]]></category>
		<category><![CDATA[Manset]]></category>
		<category><![CDATA[Refiki Ala]]></category>
		<category><![CDATA[Sidre-i Münteha]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sufizm.gen.tr/?p=1113</guid>
		<description><![CDATA[Birkaç gün evvel aldığım bir ölüm haberi (otuzdokuz yaşında kanserli dokuları ile artık son aşamaya gelmiş olan bir hanımefendi)dolaylı bir şekilde de olsa beni Rasulullah&#8217;ın vefat sürecinde yaşadığı son dakikaları ve bu dakikaların kendisine iman etmiş olanların gözü ile nasıl yaşandığını öğrenmek için araştırmaya itti&#8230; Ben taklidi bir biçimde ,etrafımda gördüğüm şekilde son nefeslerini vermek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.tasavvuf.gen.tr/ozgur-durmaz.jpg" alt="" width="88" height="120" />Birkaç gün evvel aldığım bir ölüm haberi (otuzdokuz yaşında kanserli dokuları ile artık son aşamaya gelmiş olan bir hanımefendi)dolaylı bir şekilde de olsa beni Rasulullah&#8217;ın vefat sürecinde yaşadığı son dakikaları ve bu dakikaların kendisine iman etmiş olanların gözü ile nasıl yaşandığını öğrenmek için araştırmaya itti&#8230;</p>
<p>Ben taklidi bir biçimde ,etrafımda gördüğüm şekilde son nefeslerini vermek üzere olan zatların kelime-i tevhid&#8217;i çokça tekrar etme gayretinde oluşları gibi rasulullah&#8217;ın da bu şekilde Kelime-i tevhidi sıkça tekrar ettiğini düşünürdüm ancak hiç de böyle olmadığını öğrendiğimde aklımda beliren birkaç düşünceyi paylaşmak istedim.</p>
<p>Rasulullahın son anlarında dilinde “Allahumme Refiki Ala” duası sürekli tekrarlanmış&#8230;</p>
<p>Allah&#8217;ım beni Refik-i Ala&#8217;ya ilet&#8230;</p>
<p>Nedir Refik_i Ala?<span id="more-1113"></span></p>
<p>Kelime anlamı “en yüce dost “ demek&#8230;”Ama hakikatten okunusundaki mana nedir?”diye kendime sordum&#8230;Kendimde bulmak adına sorduğum bu soru beraberinde “Sidre-i Münteha , Kab&#8217;e Kavseyn Ev Edna, Makamı Mahmud” kavramlarının da tefekkür edilmesi gerektiği gerçeğini ortaya çıkardı.Sonra su soru belirdi &#8230;</p>
<p>“Miraç&#8217;ta Sidre-i münteha&#8217;nın ötesine geçen rasul ,fiziksel ölümün hemen öncesi neden Refik-i Ala diyordu?”,”Nasıl bir fark vardı kavramsal olarak ve ben bu kavramları kendimde tam olarak nasıl bulmalıydım?”</p>
<p>Miraç bir boyutsal zoom&#8217;lama ise Bu kavramlar bir biçimde bu boyutsal zoom&#8217;lamanın farklı aşamalarını anlatıyor olmalıydı&#8230;</p>
<p>Sidre-i Münteha söz konusu olduğunda en dikkat çekici nokta Cebrail A.S.&#8217;ın ötesine geçemeyeceğini ifade ettiği nokta oluşuydu&#8230;Rasulallah&#8217;ın geçebileceği ancak Cebrail A.S.&#8217;ın gerisinde kaldığı nokta&#8230;Eşik..</p>
<p>Sidre-i Müntaha kesretin ,çokluğun kalktığı eşik sınır&#8230;</p>
<p>Kendinden gayrının hiç olduğu, bu sebeple Cebrail adı ile işaret edileninde hakikatinin müşahede edildiği o mana boyutuna,sıfat boyutuna geçiş&#8230;</p>
<p>Bu boyutta yalnızca sıfatlar ,manalar var&#8230;</p>
<p>Kab-ı Gavsey Ev Edna ise Sidre-i Münteha da kendi sonsuz sınırsız manalarını seyreden “ben”in bu manaları açtığı noktadan seyri işaret ediyor bu sebele iki yayın arasındaki mesafe kadar yakın işareti ile ifade ediliyor&#8230;Bu boyut sanırım Lahut ya da Safiye boyutunun alt noktası&#8230;</p>
<p>Bu nokta üstadın DATA ya da ESMA MERTEBESİ yahut KUANTUM POTANSİYELİ olarak işaret ettiği boyut&#8230;Kendini fiillerin ve manaların katman katman açıldığı bu noktada bulan Rasulallah bu seyri itibarı ile fiil ya da mana alemlerindeki suretlerin hakikati oluşu ile onlara onların kendi benlikleri olarak şefaati açısı ile yani kendi benliklerinde müşahede ettikleri risalet hakikati ile şefaati yaşayabilecekleri gerçeği yönünden anlatımı ile Makamı Mahmud&#8217;da&#8230;Bu noktada şu hadisi şerif dikkate değer:</p>
<p>&#8221; Ben, kıyamet gününde Âdem oğullarının efendisiyim, ama bu övünmeyi gerektirmez. O gün elimde Hamd sancağı bulunacak, ama bu da övülmeyi gerektirmez. O gün gerek Âdem, gerek diğer bütün Peygamberler benim sancağımın altına sığınacaklardır&#8221; (Tirmizî, Menakib,1).&#8221;</p>
<p>Ve Üstad bir anlatımında şefaati şöyle açıyor:</p>
<p>“Dünyada şefâat, kişiye hem dikey planda getiri sağlar, hem de yatay planda&#8230;</p>
<p>Âhırette şefâat ise, yalnızca yatay planda getiri sağlar&#8230; “</p>
<p>Makam-ı Mahmud&#8217;da oluşu itibarı ile miraç ile işaret edilen dikey planda fetih halini yaşatışı ve her “ben”i kendi açıldığı noktanın hakikati olan o tek noktaya mutlak “ben” e eriştiren&#8230;Bu nokta da Rasulallah noktanın hükmünün de kalmadığını,noktanın da zatı itibarı ile hiç olduğunu müşahedesi ile Hakikat-i Muhammedi,Ruh-u Azam,DATA,Kuantum Potansiyeli olarak ifade edilen Mutlak Tek,Ahad,samed olan “ben”in zat itibarı ile hiç olduğunu ve kendinin bir nokta oluşu gibi kendi gibi sonsuz sınırsız noktalar olduğunu müşahede etti&#8230;ve AllahuEkber&#8217;in hakikati müşahede edildi &#8230;</p>
<p>Bu müşahede Refik-i Ala ile işaret edilmiş olabillir Rasulallah&#8217;ça&#8230;</p>
<p>Ekberiyet ,datanın kendisi olarak samediyeti ortaya koyuşunda bile sonsuz sınırsız noktalar oluşu gerçeğini işeret ediyor kanımca&#8230;</p>
<p>Ekberiyet müşahedesi zati ilim ile bakışın sonucudur&#8230;</p>
<p>Hz. Ebubekir&#8217;in Allah&#8217;ı idrak etmek ,onun idrak edilemeyeceğini idrak etmektir! Sözü ile sanırım Ekberiyet&#8217;in bu hakikatine işaret etmektedir.</p>
<p>Rasulallah&#8217;ın Ebubekir&#8217;in imanını bir kefeye koysanız diğer bir kefeye de tüm insanlığın imanını koysanız Ebubekir&#8217;in imanı ağır basar ! Sözü de sanırım yine Ekberiyet&#8217;in bu şekli ile müşahedesine işaret etmektedir&#8230;</p>
<p>Rasulallah&#8217;ın Kabe&#8217;deki putları yıkarken Hz Ali&#8217;yi omzuna çıkarıp putları ona kırdırması,Hz Ali&#8217;nin “Ben görmediğim Allah&#8217;a ibadet etmem ve ben b &#8216;nin altındaki noktayım !” sözleri dahi Rasulallah&#8217;ın kendi hakikatinin Ekberiyet sözkonusu olduğunda hiç olduğunu bilişi ve Hz Ali&#8217;nin kendi hakikatini Rasulallah&#8217;ın “ben&#8217;inin açıldığı o Mutlak Tek nokta,data,kuantum potansiyeli,İnsan-ı Kamil boyutunda buluşu olduğunu düşündüm&#8230;</p>
<p>Rasulallah&#8217;ı üstadı anlama gayretinden başka hiçbir amacı olmayan bu düşünceler asla bir sav ya da bir müşahede değildir.Yalnızca bir düşünceden ibarettir.Doğrusunu Allah,Rasulü ve ehli bilir.</p>
<p style="text-align: right;"><em><strong><em><span style="color: #003366;">Özgür Durmaz<br />
keepingthefaith77@gmail.com</span></em></strong></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sufizm.gen.tr/ozgur-durmaz-tefekkur/kavramlar-icinde-kendime-yolculuk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İsminiz nasıl çağrılsın?</title>
		<link>http://www.sufizm.gen.tr/ozgur-durmaz-tefekkur/isminiz-nasil-cagrilsin/</link>
		<comments>http://www.sufizm.gen.tr/ozgur-durmaz-tefekkur/isminiz-nasil-cagrilsin/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Jan 2010 21:25:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Özgür Durmaz]]></category>
		<category><![CDATA[BEYİN]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[insan beyni]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[Manset]]></category>
		<category><![CDATA[sufizm]]></category>
		<category><![CDATA[tasavuf]]></category>
		<category><![CDATA[tefekkür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sufizm.gen.tr/?p=1105</guid>
		<description><![CDATA[Gündelik yaşam içerisinde birbiri içine geçmiş kavramlar olarak kullanmakta olduğumuz düşünce,fikir,tefekkür ve yorum kelimelerini sordum kendime&#8230; İnsan beyninde 15 milyar hücre var. Bu hücreler birbirleri ile dentrit ve akson adı verilen uzantılar ile kenetlenip, kendilerinde olanı diğeriyle ortak kullanacak şekilde bir yapı sergiliyorlar.Her bir hücre kendine veri tabanına sahip .Herhangi bir hücre grubunun bu muazzam [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.tasavvuf.gen.tr/ozgur-durmaz.jpg" alt="" width="93" height="127" />Gündelik yaşam içerisinde birbiri içine geçmiş kavramlar olarak kullanmakta olduğumuz düşünce,fikir,tefekkür ve yorum kelimelerini sordum kendime&#8230;</p>
<p>İnsan beyninde 15 milyar hücre var. Bu hücreler birbirleri ile dentrit ve akson adı verilen uzantılar ile kenetlenip, kendilerinde olanı diğeriyle ortak kullanacak şekilde bir yapı sergiliyorlar.Her bir hücre kendine veri tabanına sahip .Herhangi bir hücre grubunun bu  muazzam kollektif  veri tabanı beyindeki bu elektrik akışı ile atıl halden herekete geçiyor manadan fiile dönüşüyor&#8230;İşte beyinde belli hücre grupları arasında bir titreşim ve belli bir elektrik akışının  oluştuğu ve  beynin fiili olarak nitelendirilen bu hareketini beyinde yönlendiren bir ana yapı  var&#8230;Bu ana yapının kendini adlandırışı istikametinde iki farklı sözcük ortaya çıkıyor bu oluş sürecini anlatmak için fikir ve düşünce.<span id="more-1105"></span></p>
<p>Eğer bu hareket bir terkibiyet ile işaret edilen &#8220;ben&#8221; algısı yollu oluşuyorsa &#8220;fikir&#8221; adını alıyor ve ehlince &#8220;Kulun Allah&#8217;a bakışı&#8221;olarak tanımlanıyor.Eğer mutlak &#8220;ben&#8221;in tenezzülü yollu açığa çıkan şuur yollu oluşuyor ise düşünce adını alıyor &#8230;</p>
<p>Biz fikir ve düşüncelerden ibaret bir değerlendirilmiş algı paketçikleri bütünü olarak yaşamı algılıyoruz hep.Semi bu noktada bu iki transformatörden birini kullanarak basir&#8217;e iletiyor belkide algıları.Bu algı paketçikleri de kendi aralarında bağ yapabiliyorlar ve yaptıkları bu bağlar neticesinde fiil adı verilen duyu organlarınca değerlendirilebilecek beşeri oluşlara  dönüştürülüyorlar&#8230;Fiiller de bu süreci yaşayan beden tarafından aynen kayıt altına alınıyor..Ve bu kayıtlar da her oluşun dinamiğinde belirleyici bir diğer etken olarak yer alıyorlar tıpkı bir arabanın aküsü gibi.Hem ilk hareketi veren elektriksel yapının üretiminde rol oynuyorlar mananın oluşa dönüşümünde hem de beşeri fiilleri tetikliyorlar .Bu tetikleyiş kendilerini tekrar var etmelerini sağlayan bir tür şarj oluş gibi&#8230;</p>
<p>Sonuç olarak algı paketçiklerinin oluşturduğu akıl yollu entegrasyon  fiilin hakikati olarak ya kulun Allah&#8217;a bakışı şeklinde nitelendirilen bir şekilde yorum sözcüğü ile isimlendirilen bir tetikleyici kuvveye yada evreni var eden mutlak varlığın ilmi ile algılananları değerlendirmesi(A.H) sonucu tefekkür  olarak algılanan hakikate etki edici bir yapıya bürünüyor..</p>
<p>An ,yorumlar ya da tefekkürlerle hasib esmasının sonucu olarak &#8220;O her an yeni bir şen&#8217;dedir !&#8221; hükmünce   bürünüyor beşer algısında. .</p>
<p>Yorum sonucu söylenen söze laf tefekkür sonucu çıkan söze ise kelam deniyor&#8230;</p>
<p>Hangisi sevdirilmiş acaba bizlere?</p>
<p style="text-align: right;"><em><strong><em><span style="color: #003366;">Özgür Durmaz<br />
keepingthefaith77@gmail.com</span></em></strong></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sufizm.gen.tr/ozgur-durmaz-tefekkur/isminiz-nasil-cagrilsin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gece ve Tam Davet</title>
		<link>http://www.sufizm.gen.tr/ozgur-durmaz-tefekkur/gece-ve-tam-davet/</link>
		<comments>http://www.sufizm.gen.tr/ozgur-durmaz-tefekkur/gece-ve-tam-davet/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Oct 2009 23:16:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Özgür Durmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Allahu Ekber]]></category>
		<category><![CDATA[Ezan]]></category>
		<category><![CDATA[Manset]]></category>
		<category><![CDATA[sufizm]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[tefekkür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sufizm.gen.tr/?p=1044</guid>
		<description><![CDATA[Salât için ezan okuduğunuzda, ezanı alay ve eğlence edindiler&#8230; Bu, onların aklını kullanamayan bir güruh olmalarından ötürüdür.(Maide 58) &#8230;Önümde uzanıp öylece duran bu sözcükler bütünü biryerlerde birşeyleri aktive eden bir kod gibi esrarengiz, bir ultimatom gibi keskin ve ciddi, ellerimle tutabileceğim kadar gerçek, kendimi bulabileceğim kadar derin&#8230; Kitabı kapatmadan, masanın üzerine ters çevirerek , az [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.tasavvuf.gen.tr/ozgur-durmaz.jpg" alt="" width="105" height="143" />Salât için ezan okuduğunuzda, ezanı alay ve eğlence edindiler&#8230; Bu, onların aklını kullanamayan bir güruh olmalarından ötürüdür.(Maide 58)</p>
<p>&#8230;Önümde uzanıp öylece duran bu sözcükler bütünü  biryerlerde birşeyleri aktive eden bir kod gibi esrarengiz, bir ultimatom gibi keskin ve ciddi, ellerimle tutabileceğim kadar gerçek, kendimi bulabileceğim kadar derin&#8230;</p>
<p>Kitabı kapatmadan, masanın üzerine ters çevirerek , az kalan şarjının bitmemesi için şarjlı lambamı kapatıyorum&#8230;Bu gece içimden taşan merak beni nasıl bir yolculuğa çıkaracak henüz bilmiyorum ama yürümek istiyorum uzun uzun&#8230;Gökyüzünde yıldızlar ışıl ışıl&#8230;Buranın adı Tefenni&#8230;Farklı fonetiği ile Tefenni Burdur&#8217;da bir ilçe.Tefenni ilçesinde adını bile bilmediğim bir tepenin üstüne kamp çadırlarını kurmuş yirmi kişilik grubumuzla burada yaklaşık bir hafta sürecek yüksek irtifa yamaç paraşütü eğitimi almak için bulunuyoruz.<span id="more-1044"></span></p>
<p>T.H.K.&#8217;dan gelen üç kişilik paraşüt öğretmeni ekibinin uzun arayışları sonrasında buldukları bir tepe bu tepe.Yüksekliği altı yüz metre civarında ve bu tepenin zirve noktasından yapılan bir atlayışla aşağıda kurulu köyün meydanına inebilecek yeterliliği edinebilme amacı grubumuzdaki herbir öğrencinin zihnini en çok meşgul eden konu.</p>
<p>Kamp bölgesinden uzaklaşmak yasak. Kurallar böyle.Ben de kuralları birazcık esneterek karanlıkta küçük adımlarla yürüyorum.On dakikalık bir yürüyüşün ardından köy camisinin yanındaki yüksek direğin tepesindeki projektörün ışığı ile aydınlanmış olan meydanı rahatça görebileceğim bir noktada oturmaya karar veriyorum.</p>
<p>Manzara o kadar değişik geliyor ki bana&#8230;Daha önce İstanbul dışına pek çıkmamış olan birinin gözü ile Anadolu&#8217;da ıssız bir tepenin üstünde ,yıldızların altında oturmuş,tam karşımda  baş parmağım büyüklüğünde kadar görünen  ve gecenin içinde sanki özellikle oraya çizilmiş bir siluet gibi camisinin her ayrıntısını görebildiğim bu köy paha biçilmez bir elmas yada pırlanta gibi parıldıyor.</p>
<p>Herkes uykuda&#8230;Kamptaki arkadaşlarım, köydekiler&#8230;herkes..</p>
<p>Gecenin karanlığında silik bir siluet bile sayılamayacak olsa da tanıklığının gizeminde bir meraklı zihin, yüzünü kendi evrenine döndürme gayreti ile seyirde&#8230;</p>
<p>İçimdeki merak beni gördüklerim hakkında düşünmeye itiyor .Camiye bakıyorum uzun uzun.</p>
<p>Rasulallah döneminde farz namazlarının kılındığı alana &#8220;mescit&#8221; denirmiş.</p>
<p>Mescit&#8230;&#8221;Secde edilen yer..&#8221;</p>
<p>Sonra birşekilde ,sanırım Emevilerin saltanatı sırasında Cami adı ile anılır olmuş secde mahalli&#8230;</p>
<p>Cami&#8230;Yaratılmışları yaratılış amaç ve işlevleri doğrultusunda toplayan&#8230;</p>
<p>Caminin minaresine uzanıyor bakışlarım&#8230; İlkokula başlamadan önceki yaz  Kur&#8217;an kursuna gönderdiklerinde çocuklar kendi aralarında konuşurlarken duymuştum ilk defa bu sözcüğü.Sonrada eve gelince babama sormuştum ,</p>
<p>-Minare ne demek ?</p>
<p>Babam ,</p>
<p>-Karşı duvardaki kitaplıktan şu büyük kırmızı kitabı getir ! diye eliyle işaret etmişti.</p>
<p>O kırmızı kitaba  birinin kullandığımız kelimelerin işaret ettiği anlamları yazmış olduğunu söleyen babam ,büyüdüğümde anlamını bilmediğim kelimeleri buradan bulup bakabileceğimi anlatıktan sonra okumuştu :</p>
<p>-İslam dininde ibadet yerleri olan camilerde namaza çağrıyı bildirmek için inşa edilmiş ana yapıdan yüksek tasarlanan yapılardır.</p>
<p>Gülümsemişti sonra babam,</p>
<p>-Ne çok bilmediğimiz kelime var değil mi ?&#8230;diye gözlerimin içine bakarken.</p>
<p>Yıllar hızla geçerken sözcüklerin manalarının gizlendiği bu sözlükler kadar olmasa da ben de kendi mana dağarcığımı oluşturmak yönünde önemli adımlar atmış gibiydim. Mesela İslam dininde namaz yoktu.Namaz sözcüğü Fars kültüründen dilimize geçmişti ve tapınma ibadetini anlatan bir sözcüktü.İslamda Salat vardı.Tapmak ve tapınmak kavramlarının asla var olamayacağı bir gerçeklikte varlığımın hakikatine yönelişle başlayan bir dizi farkındalık aşamasının ardından varılması gereken bir şuur düzeyini işaret ediyordu salat&#8230;</p>
<p>İlk sözlüğümü düşündüm&#8230;Bir gazetenin kuponla verdiği bu sözlüğü güzelce kaplamıştı annem.Hala İstanbul&#8217;daki odamda durur.</p>
<p>Mescit,cami,minare derken Ezan sözcüğünün arapça anlamına takıldı aklım.Üşengeçliğn verdiği kararsızlıkla sırt çantama uzanıp diz üstü bilgisayarımı çıkardım.Bu yeni çıkan stick tipi modemi takıp içimden ,&#8221; İnşallah kapsama alanındayımdır !&#8221; diye dua ederken bağlanıverdim insanlığın her manayı suretleri ile seyredebildikleri bu çok boyutlu sanal sözlük görevi gören internete&#8230;Türkçemizin güzide ifadesi olan &#8220;arama motoru&#8221; algımın şimdilik en gelişmiş düzeydeki karşılığı olan sözcüğü yazdım &#8230;Emrimde hızlı bir arama motorum ve de mana suretlendirici yapısı ile ihtiyaçlarıma hemen cevap veren teknolojik sözlüğümle suretler çizebilmek için karanlığıma başladım tuşların tınısını dinlemeye..</p>
<p>&#8220;Ezan, kelime olarak duyurma, bildirme mânasına gelen “Ezen” kökünden gelir ve esas itibariyle dinletmek demektir.&#8221;Her nedense dinlemek sözcüğü bana hep Semi sıfatını çağrıştırır Esma&#8217;ül Hüsnadan&#8230;Semi, algılayan&#8230;</p>
<p>Ezanı dinleten kişi dinleyenin birşeyi algılamasını ister.</p>
<p>Müezzin derler ezan okuyana&#8230; Bulduğum şu tanımlamalar bu sözcüğü farklı açılardan değerlendirmemi kolaylaştırabilir belki&#8230;</p>
<p>Müezzin:</p>
<p>“Oku”maya davet eden&#8230;</p>
<p>“Müminin Mi’râcı Salâ”ya dâvet eden&#8230;</p>
<p>Haccı Ekber Günü &#8220;Hakikat&#8221;e &#8220;Tam dâvet&#8221; eden&#8230;</p>
<p>Kendi algıları ile oluşturduğu zanlarından ibaret okumuşluğunu kemale davet ediyordu müezzin&#8230;Kendi hayatını oluşturan algılar, bilgiler, istek ve arzular yumağının derinine inip , önce kendim diye ifade ettiğinin hakikatini okumaya ve ardından da bu hakikatin sistemini çözmeye davet ediyordu sanki ezanla müezzin&#8230;</p>
<p>Bu durumu ifade eden <em>Salat</em> sözcüğü ile tam da anahtar ve kilit gibi bir işleve sahipti. Müezzin kilidi açmaya davet ediyordu Salatı yaşamaksa anahtarı  kilide sokup açmayı&#8230;Açma eylemini oluşturmak&#8230;Okumak ve çözmek beraberinde bir başka eyleme taşıyordu Rasulallah tam da bu noktaya bir duasıyla ne güzel işaret etmişti:&#8221;Allahım bana eşyanın,şey&#8217;in şey iyetinin hakikatini göster !!&#8217;&#8230;.&#8221;Salat müminin miracıdır.&#8221;,&#8221;Fatihasız salat olmaz!&#8221; ifadeleri ile ise eşyanın hakikatine uzanan yolun aşamalarını dillendirmişti..</p>
<p>Davet önce Besmele’yi okumayaydı, sonra Fatiha’yı okumaya ve dolayısı ile &#8220;ben&#8221;lik kilidini açıp ben&#8217;in büründüğünün gerçeğine vakıf olabilmek&#8230;</p>
<p>Hızlı hızlı kavramlar arasında köprüler kurabilmeye çalışırken ezanı mırıldanıyordum bir yandan da&#8230;Bunca çıkarıma destek olabilecek sözcükler olmalıydı bu davette&#8230;</p>
<p>Önce Ekberiyeti farketmek isteniyordu&#8230;AllahuEkber ..en kolay anlatımı ile algı sınırlarımı ne kadar açarsam açayım algılayan konumunda olduğum müddetçe asla algılamamın mümkün olamayacağı yalnızca kendinin bilebileceği sonsuz-sınırsız anlatımlarını dahi varlığında hiç eden bir oluşa işaret..</p>
<p>&#8220;Eşşedü en la ilahe illallah&#8221;&#8230;&#8221;Eşşedü enne Muhammeden rasulallah&#8230;&#8221;</p>
<p>Ekber sözcüğü ile işaret edilen duruma yönelen yapının hali idi şahit olmak&#8230;Tanrı sözcüğü yada tanrılığın olmadığına sadece Allah ile anlatılmak istenen ekbere&#8230;Muhammed ismi işareti ile ekberin sonsuz -sınırısızlıktaki her boyutun ve seyri oluşturan oluşturma durumunun her halinin hakikati olduğunun bununda irsal olmak ifadesi ile anlatıldığının.</p>
<p>&#8221; Hayyalel salah&#8221;&#8230;</p>
<p>Haydi salah&#8217;e&#8230;</p>
<p>Bir kez daha internet bahçesinin meyvelerinden faydalanmak üzere yazıyorum arama motoruma&#8230;Salah..</p>
<p>-Sa-La-Ha kökünden türeyen SALİH; Sulha Ermiş, Barışmış demek!.</p>
<p>- Maslahat, Arapça bir kelime olup, Sa-La-Ha kökündendir, lügat manası menfaat ve iyiliğe vasıta olan şey anlamına gelir.</p>
<p>-&#8221;Salah&#8221;, mutlak olarak kullanıldığında, bütün hayırları kapsamına alır.</p>
<p>Sa-la-ha kökünden türeyen salah iyiliğe vasıta olan , barışmış ,tüm hayırları kapsayan anlamlarını da doğuruyor..</p>
<p>Bu salatın hakikatine vakıf olmak için önemli bir ipucu. Salatı Fatiha suresinin aydınlığında değerlendiren tüm hayırları kapsayan bir hale erişiyor.Ve barışmış olmak diye adlandırılan mutmain olmayı, razı olmayı getiriyor.</p>
<p>Kimler razıdır ? Diye soruyorum kendime&#8230;cevap, dahası olmayan&#8230;sonsuz ve sınırsızlık düşününce hep dahasını düşündüren anlatımlar&#8230;hangi kavrama daha eklendiğinde daha dahi anlamsız olur ?&#8230;.cevap hiçlik&#8230;yada heplik&#8230;her iki kavramda da daha sözcüğü mantıksal çıkarım bazında anlamını yitiriyor&#8230;</p>
<p>&#8220;Hayyalel felah&#8230; &#8221;</p>
<p>Lap topun ekranının ışığında ben de bir başka siluetim şimdi geceye çizilmiş&#8230; Yazıp arattırıyorum hemen&#8230;</p>
<p>Felah: Felâh, tarlayı sürmek, yarmak anlamına gelen fe-le-ha kökünden türemiş bir kavramdır. Sözlükte istenmeyen şeylerden kurtulma ve gayeye ulaşma, hayır, refah, saadet sahibi olma gibi anlamlara gelir.</p>
<p>Benim tarlam ne olabilir ? diyorum kendime&#8230;</p>
<p>Yarılacak toprak ve sürülecek tarlamla ne anlatılmak istenmiş olabilir&#8230;.</p>
<p>Toprak yarılmadan tohum ekilemez &#8230;</p>
<p>Tarla neden sürülür ürün almak için&#8230;.ürün içinse tohum gerekir&#8230;.</p>
<p>Duyu organlarımın görevi ne benim ? Beynime kendi algıladıkları frekans düzeyindeki bulguları iletmek&#8230; Bu bulguların ışığında bir tarlam var&#8230;bir toprağım&#8230;</p>
<p>Bu algıları yarmalıyım, toprağı sürmeliyim ki tohumun yeşereceği ortam hazırlanabilsin.Tamam tarlayı buldum da ne ile sürülecek bu tarla&#8230;Toprağın karnını yaracak,algıların zanların çalışma sistemini görebilecek derecede açacak şey ne?</p>
<p>Kazma yada bel&#8230;Salat yani şuur ile yönelme durumu hakikate besmelede b sırrına fatiha da iyyake nağbudu ve iyyake nestain sırrına sarılarak&#8230;</p>
<p>Aşık Veysel geliyor aklıma..</p>
<p>&#8220;Karnın yardım kazma ile bel ile<br />
Yüzün yırttım tırmık ile el ile<br />
Yine karşıladı beni deste gül ile<br />
Benim sadık yarim kara topraktır.&#8221;</p>
<p>O kadar güzel ki bu seyr&#8230; Benliği hakir görenin canına yanmak gerekir&#8230;Veysel nasıl seyretmiş ki, benliğe vurulan kazmaya, bele gül ile risalet nuru ile karşılık vereceğini görmüş Sünnetullah’ın&#8230;</p>
<p>&#8230;ve yine Ekberiyete yöneliş&#8230;&#8221;Allahu Ekber&#8221;,&#8221;Allahu Ekber&#8221;..</p>
<p>&#8220;La ilahe illallah&#8230;&#8221;</p>
<p>Müezzin kim peki?</p>
<p>İrsal olan Allah&#8230;</p>
<p>Rasul Allah&#8230; Hakikatimdeki Muhammedi şuur&#8230; Aklı evvel&#8230;seyr aleminde büründüğü algıya sesleniyor Ezanı Muhammedi ile&#8230;Haydi miraca, haydi terkibiyetten rububiyeti seyre, rububiyeti seyrden melikiyeti seyre,melikiyeti seyrden  vahidiyeti seyrile seyrin vuku bulduğu ferdiyeti yani nefsi seyre ve dahi vitriyeti seyr ile nefsi küll algısının  vucut kokusu almadığı şuura ve dahi kimbilir hangi gerçeklere çağırıyor ezan ile&#8230;</p>
<p>Vakit girdiğinde okunur ya ezan&#8230;vakit ne zaman bende ?</p>
<p>An&#8230;</p>
<p>Müezzin olan Rasulallah her ezandan sonra okunması gereken bir dua da öğretiyor ,ezanın ve salatın hakikatini açmak için&#8230;</p>
<p>&#8220;Allahümme Rabbe hazihi&#8217;d-daveti&#8217;t-tammeti vessalati&#8217;l-kaimeti âti Muhammedenil-vesilete ve&#8217;l-fazilete ve&#8217;d-derecete&#8217;r-refiate veb&#8217;ashü makamen Mahmudenillezi veadtehu. İnneke lâ tuhliful, mîad.&#8221;</p>
<p>Anlamı:</p>
<p>&#8220;Allah&#8217;ım! Ey bu tam davetin (mübarek ezanın) ve kılınmak üzere bulunan namazın mukaddes Rabbi! Peygamberimiz Hazret-i Muhammed&#8217;e vesileyi, fazileti ve yüksek dereceyi ihsan et. Onu, kendisine söz verdiğin &#8220;Makam-ı Mahmud&#8217;a&#8221; eriştir. Şüphesiz sen, sözünden caymazsın.&#8221;</p>
<p><em>Üstad Ahmed Hulusi</em> sormuştu cevabını kendimde bulabilmek adına cevaplanması gerekeceğini hissettirerek&#8230; Tam davet ve onun rabbi ne demek&#8230;</p>
<p>Bu eksiği olmayan tam davet yani ezan her insanda istisnasız var ve an üzere daim&#8230;Bu yüzden tam davet&#8230;ve bu davet rububiyet kemalatından geliyor&#8230;Kimi beşer bu tam davete yöneliyor kimi ise Maide 58 de anlatıldığı üzere bu daveti alay ve eğlence ediniyor&#8230;</p>
<p>Ekranda yazanlara odaklanmış fikir selinde tutabileceğim bir şeyler ararken başlıyor Tefenni ilçesinde adını bile bilmediğim şu köyün müezzininden hitap&#8230;</p>
<p>Allahu Ekber&#8230;.Allahu Ekber&#8230;<br />
Eşhedü en la ilahe illallah&#8230;.Eşhedü en la ilahe illallah&#8230;<br />
Eşhedü enne Muhammeden Rasulallah&#8230;.Eşşedüenne Muhammeden Rasulallah&#8230;</p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #000080;"><em><strong>Özgür Durmaz</strong></em><br />
<strong><em>keepingthefaith77@gmail.com</em></strong></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sufizm.gen.tr/ozgur-durmaz-tefekkur/gece-ve-tam-davet/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir&#8217;leştirilmesi Emrolunan</title>
		<link>http://www.sufizm.gen.tr/ozgur-durmaz-tefekkur/birlestirilmesi-emrolunan/</link>
		<comments>http://www.sufizm.gen.tr/ozgur-durmaz-tefekkur/birlestirilmesi-emrolunan/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Oct 2009 13:49:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Özgür Durmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Birlemek]]></category>
		<category><![CDATA[Manset]]></category>
		<category><![CDATA[tefekkür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sufizm.gen.tr/?p=1027</guid>
		<description><![CDATA[Güneşin batışını Konyaaltı plajının hemen üst kısmındaki bu parkın köşesinde oturup ayaklarımı falezlerden aşağıya sallarken, sessizce önümde uçsuz bucaksız uzanan gökyüzünün kırmızısında denizin üzerinde halden hale geçen birbiri içine karışıp kah kükreyip kah süzülen dalgaların kendi dillerinde ne kadar da çok şey anlatıyor olabileceklerini düşünüyorum. Tatlı bir rüzgar, denizden bana doğru eserken aklımdan geçenleri selamlıyor [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.tasavvuf.gen.tr/ozgur-durmaz.jpg" alt="" width="112" height="153" /> Güneşin batışını Konyaaltı plajının hemen üst kısmındaki bu parkın köşesinde oturup ayaklarımı falezlerden aşağıya sallarken, sessizce önümde uçsuz bucaksız uzanan gökyüzünün kırmızısında  denizin üzerinde halden hale geçen birbiri içine karışıp kah kükreyip kah süzülen dalgaların kendi dillerinde ne kadar da çok şey anlatıyor olabileceklerini düşünüyorum.</p>
<p>Tatlı bir rüzgar, denizden bana doğru  eserken aklımdan geçenleri selamlıyor gibi sanki&#8230; Bu şehir, ellerimi uzatsam notalarını bir bir yakalayabilip avuçlarımda tutabileceğim kadar yoğun bir arayışın senfonisi gibi &#8230; Fonda çalan bu epik melodinin, kendime uzanan yola bu noktadan açılan pencerede seyretmekte olduğum  bir siluet olduğunu düşünürken  gökyüzünde yavaş yavaş beliren bulutlar, güneşin son kızıllığına daha önce hiç görmediğim,başka türlü bir anlam yükleyerek yerleşiyorlar rüzgarların gökyüzünde kendileri için hazırladıkları sahneden bir diğerine  doğru akan ve  sürekli devinen ,değişen yolculuklarının güzergahına&#8230;<span id="more-1027"></span><br />
Akşam yemeğim, yarım ekmek arası tavuk döner. Herkese farklı farklı tadları sevdirmiş rabbim. Benim sevdiğimse tavuk dönerin ucuz ,yalın, kolay erişilebilir ,biraz ketçapla harikalar yaratabilir tadı&#8230;Tıpkı kendi öykümün akışında bulduğum gibi&#8230;Akşam yemeğimi bitirdikten sonra , geçenlerde okul dönüşü markete uğradığımda gözüme çarpan  ve şu an ki çay keyfimi birkaç bardak daha sürdürebilmeme olanak sağlayan bu küçük metal termosu iyi ki almışım diyorum kendime.</p>
<p>Rüzgar, gökyüzü, dağlar, manzara,ben,termos ve daha sayamadığım binlerce ayrıntıyı yılmadan algılayan ve yorumlayan beynimin ,son nefesimde kendinin ne kadarını aşikare çıkarmış olabileceğini  merak ederken son birkaç gündür beni epeyce meşgul eden  basit bir önermenin  ayrıntılarını gözden geçirerek, mantıksal bütünlüğünü sorgulamaya çalışıyorum.</p>
<p>Bu basit önerme, bir tasavvufi terim olan Aklı Evvel kavramının yine tasavvufi bir anlatım olan kesret (ayrı ayrı parçaların bir araya gelerek oluşturduğu çokluk) olarak nasıl yansıdığına dair bir çıkarımdan ibaret.</p>
<p>Anlayabildiğim kadarıyla Aklı Evvel anlatımının, kendimizi içinde bulduğumuz, sürekli genişlediğini ve sonsuz boyutu olduğunu teorik  fizikçilerden öğrenebildiğimiz Evren adı ile anlatılan gerçekliğin yine günümüz teorik fiziğinin anlatımıyla, bir noktanın patlaması sürecinde uzay ve zamanı var ederek açılmakta olduğu o noktanın  şuuru olduğuna kanaat getirdikten sonra yaptığım çıkarımdı bu.</p>
<p>Kendi yaşamım olarak nitelendirdiğim bu algılar bütünü, benim şuurumun dolayısı ile şuurumun bu beden içindeki yönetim mekanizması olan beynimin aynasıdır. Hayat adı ile işaret edilen mana  sanırım, şuurun, ikamet ettiği beynin kapasitesini kullanarak, kendi oluşunun bilgisini algılar aracılığı ile dillendirmek gibi düşünülebilirdi.</p>
<p>Aynanın işlevi nasıl yansıtmaksa kendisine yönelen görüntüyü, beynin işlevi de aynı şekilde kendinde var olan şuuru yansıtmaktı  &#8220;hayat &#8221; adı altında uzay zamana bürünerek&#8230;</p>
<p>Tavuk dönerimin son lokmasını bir yudum çayla yumuşatırken, düşünsel dünyamdaki keskin ve zorlu kavramları yumuşatarak hazmını kolaylaştırabileceğim bir bardak sıcak çay kıvamındaki o bakış açısına  nasıl  kavuşabileceğimi geçiriyorum aklımdan.</p>
<p>Hayatım ve dolayısı ile hayatımı oluşturduğunu düşündüğüm bütün ayrıntıların zamanla bileşkesi beynimin aynası&#8230;. Bu açıdan bakıldığında dün yolda yürürken selamlaştığım karşı komsumuz,hiç sevmediğim kokusuyla etrafı kirleten egzos dumanı,kuzenimin  uzun zamandır görmediğim ve şimdilerde yedi sekiz aylık olduğunu tahmin ettiğim oğlu Can, Kur&#8217;an-ı Mubiyn deki kıssalarda bahsi gecen Rasül ve Nebiler hep şuurumun beşeriyet  boyutunda büründüğü beyin  adlı suretinin zamandaki izdüşümleri yalnızca.Bedenimin dahi şuurumun bir yansıması olduğunu düşünürken biraz yürümeye karar veriyorum.</p>
<p>Falezlerin kenarından sahile doğru inen dar ve  yer yer tehlikeli bir hal alan  bu  patikadan küçük adımlarla ilerlerken aklımda hep M-teorisi (Ed Witten isimli teorik fizikçinin çalışmalarını daha kapsamlı incelemeliyim ! ) ve stringlerin anlatımının yapıldığı  <em>Evrenin Zerafeti</em> isimli belgeselde anlatıldığı hali ile stringlerin evreni olan ve her an devinen yapıyı imgeliyorum. Akdenizin rüzgar altındaki sularının yüzeyide aynı stringler gibi hareket halinde&#8230;</p>
<p>Tek bir şuur dilediği manayı, dilediği suret görüntüsü yada algısı altında dilediği boyutta ortaya koyuyor. Ve bu sistemin yapısı, doğası çekim alanından  kurtulmam imkansız olan bir mıknatıs gibi çekiyor beni kendine.</p>
<p>Sonunda sahile inebildim. Yukardaki kadar rüzgar yok sahilde. Bir çakıltaşı sonsuzluğunun ayaklarımın altında uzandığı bu sahil şeridi, her an bilinçaltımın algılamakta olduğu ancak bilincimin çok küçük bir miktarını kendi gerçekliği olarak seçmeyi tercih ettiği bir veri deposu gibi sanki, çakıltaşları da bu depoyu dolduran veriler. Attığım her  adım ,üzerine bastığım her taş, sinir hücrelerimi birinden diğerine doğru uzanarak bağ kurmaya iten bir seçim.</p>
<p>Tek bilincin dilediği boyutta dilediğince suretlenen seçimleri ,her an devinen ve tek bir andan ibaret olan.Tek bir anda zamanı tüm göreselliği ile kapsayan oluşlar bütünü&#8230;</p>
<p>Ali-İmran suresinde &#8221; birleştirilmesini emrettiğimiz şeyi ayırmayın &#8221; deniliyor&#8230;</p>
<p>Birleştirilmesi emrolunan şey ne olabilir derken, Üstadın &#8220;Yansımalar&#8221; isimli çalışmasında eşleriniz sözcüğü ile işaret edilenin Adem ve Havva değil de Adem işareti ile anlatılan şuur ve bu şuurun orataya çıkmayı dilediği sureti, yani bedeni &#8230;Anlatımına yöneliyorum&#8230;.</p>
<p>Önumde uzayıp giden çakıltaşı sonsuzluğundaki yolculuğumu sahilden falez Otelinin hemen yanındaki parkla bağlantıyı sağlayan köprü ile sonlandırıp parkın içine yöneliyorum.</p>
<p>Sevgili eşim bedenim, aslında evliliğin yapısına baktığımda da bunu görebiliyorum sanki. Eşler birbirlerinin bedenleri&#8230; Askı tanımlarken Üstad;</p>
<p>&#8220;Kendinde olan ancak ortaya çıkaramadığını ortaya çıktığı noktada bulduğunda ona kapılmandır.&#8221;</p>
<p>şeklinde ifade etmişti sevgi ise bu kapılışın bir devinim olarak akısı olarak ifade edilebilir belkide. Birbirinin hakikatinde olan manalara beden olan kadın ve erkek kendi özlerindekinin suretinde kendilerini beden olarak yaşamaktalar&#8230;.</p>
<p>Olum biyolojik beden ruh adı altında bir nari yapıya dönüşüyor ve içinde bulunacağı ortamın koşullarına göre oluşan bu es yine o ortamın bedeni&#8230; Sonrasında cennet hali için bir başka dönüşüm ve nurani ese, bedene kavuşma&#8230;</p>
<p>Birleştirilmesi emrolunan şey beden ve beden ile yaşanan boyutun algıları ile şuur ve şuurun bedende deneyimledikleri&#8230;</p>
<p>Güzel mi güzel bir gül bahçesi yapmışlar bu parkın içine, aralarında yürürken aklımdan geçenlerin bedeni olarak düşündüğüm bu ortam beden ve şuuru hakikat, hakk algısında birleştirebildiğimde hakiki gül olan Muhammedi şuuru koklayabileceğimi fısıldıyor tane tane&#8230;</p>
<p>Rasulallah&#8217;ın ömrünün sonuna dek namaza neden devam ettiği sorusuna veremediğim cevaba dair bir ipucu beliriyor sanki  birden. Birçok farklı uzantısı olan bu sorunun birçok farklı cevabı  da var diye düşünüyorum. Benim yakaladığımı düşündüğüm ipucu ise tamamen birleştirilmesi emrolunanla ilgili.</p>
<p>İnsan ve esi olan bedenin birleştiği en önemli zaman dilimi, üzerine defalarca vurgu yapılan salat sureci belki de. Salat halinde kendi hakikatine yönelen yapı bu yönelişi bedeni ile yapmak durumunda ve bedenin doğası ile şuurun doğası salat hali üzere bir araya gelip Uruç sözcüğü ile tanımlanan Miracı yaşıyor…Yani kendi zatının seyrini&#8230; ve salat her vakitten sonra bir sonraki vakte kadar selam ile sonlanıyor&#8230; Ve beden kendi evreninde şuursa kendi hakikatinde seyrine devam ediyor taa ki bir sonraki vakte kadar&#8230;</p>
<p>Günde beş vakit birleştirilmesi emrolunanı bir&#8217;leştirmek için yöneliyoruz kıbleye vakti geldiğinde&#8230;.</p>
<p>Salat, beşeri benliklerimizle akıyormuş gibi algıladığımız zamanı anda donduran ve tüm zamanları an hükmü ile seyri açan bir dönüştürücü sanki. Salatın hakikati  ise  zamanı an&#8217;dan seyri açmak gibi&#8230;An&#8217;daki sonuz sınırsız hali bilerek uzay zamanda var olamamak gibi.</p>
<p>Vakit kavramı oluşmadan   farz olmayan salat vakti geldiğinde yaşanılarak  vakit ve zaman kayıtlarını silip mekanda yani sınırlı bir sonsuzlukta sınırsız bir hakikati acıyor&#8230;</p>
<p>Işıklar caddesine vardım bile&#8230; Yanımdan hızla gecen tranvayın uğultusuyla birden irkilsemde çabucak toparlıyorum kendimi. Memurların isten çıkış saati çoktan gelmiş olmalı ki caddeler kalabalıklaşmış.</p>
<p>Sayamadığım kadar çok beden belki de derunlarındaki şuurlarının seslenişini duyamadan hızla ilerliyorlar hedeflerine doğru.</p>
<p>Bedenimin algıladığı ve yaşadığı evren her ne kadar şuuruma kıyasla bir kafes hükmündeyse de bu kafesin en onemli var oluş amacı evrensel şuura yani hakikati Muhammedi ye giden yolun yapıtası olması diye düşünüyorum tıpkı az once sahilde yürürken ayaklarımın altında kayan çakıltaşlarının yeryüzünde yürüme işlevimi yerine getirebilmem için orada olmalarının taşıdıgı anlam gibi.</p>
<p>Ve Rasulallah’a yöneliyorum kalbimle onun beşeri suretini beşeriyetini tefekkür etmeye çalışsamda suretsiz bir güzellikte durmayı yeğliyorum.</p>
<p>Hakikati Muhammedi bir şuur olsa da beşer boyutunda bir bedende de seyreylemiş kendini&#8230;ve bu seyirle tamamlamış belki de birleştirilmesi emrolanı &#8230;. Tıpkı Mehmet Doğramacı Bey&#8217;in anlatımı ile Besmelede bir hale getirilen Rahman ve Rahim sıfatlarının Allah&#8217;a teslimiyetinin hakikatini açması gibi.</p>
<p>Karanlık ve şehrin ışıkları&#8230;.Bu şehir karanlığımda beliren ışık hüzmelerine gebe yine &#8230;.</p>
<p>AllaHU Alem&#8230;.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sufizm.gen.tr/ozgur-durmaz-tefekkur/birlestirilmesi-emrolunan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uyanış</title>
		<link>http://www.sufizm.gen.tr/ozgur-durmaz-tefekkur/uyanis/</link>
		<comments>http://www.sufizm.gen.tr/ozgur-durmaz-tefekkur/uyanis/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Sep 2009 20:32:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Özgür Durmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Allahu Ekber]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Elhamdulillah]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[Manset]]></category>
		<category><![CDATA[Subhanallah]]></category>
		<category><![CDATA[sufizm]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[tefekkür]]></category>
		<category><![CDATA[Üç Ayna]]></category>
		<category><![CDATA[uyanış]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sufizm.gen.tr/?p=996</guid>
		<description><![CDATA[Az önce uyandım ama hala yatakta yatıyorum ve gözlerimi henüz açmadım. Zamanın büründüğü tanımlamalardan gecede miyim hala yoksa uzun süre uyudum ve bir sonraki günün sabahı oldu da haberim mi yok&#8230; Uyandığım andan itibaren kendimi içinde buldugum bu algı yığınının ötesine geçebilmem için bu halimi bir fırsat olarak değerlendirmeliyim çünkü algıların suretsizliği kendilerindeki manalara esir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.tasavvuf.gen.tr/ozgur-durmaz.jpg" alt="" width="106" height="145" />Az önce uyandım ama hala yatakta yatıyorum ve gözlerimi henüz açmadım. Zamanın büründüğü tanımlamalardan  gecede miyim  hala yoksa uzun süre uyudum ve bir sonraki  günün sabahı oldu da haberim mi yok&#8230;<br />
Uyandığım andan itibaren kendimi içinde buldugum bu algı yığınının ötesine geçebilmem için bu halimi bir fırsat olarak değerlendirmeliyim çünkü algıların suretsizliği kendilerindeki manalara esir etmek gibi edepsizce, fütursuzca tavırları söz konusu&#8230;</p>
<p>Tüm çabalarıma rağmen duyu organlarım tam da fıtratlarında olanı, hiç durmaksızın, bıkıp usanmaksızın topladıkları verilerle, yeni uyanmış olan bana, uyanıklığın temel prensibi olan algısal farkındalığı fısıldayıp duruyorlar&#8230; Bu fısıldayışlardan biri  yatağın üzerinde yastığımı iki elimle kucaklayıp sağ yanağımıda üzerine yaslamış bir halde yatıyor olduğumun resmini öyle güzel çiziyor ki aklımın duvarı gözlerime , gece yatakta farkında olmadan çokça hareket ettiğim için üstümdeki örtüye dolma gibi sarılıp ayaklarımı açıkta bıraktığımı ayak parmaklarımın ürpermesinden anlıyabiliyorum ancak&#8230;<br />
Odanın kokusu bana oda arkadaşım Mehmet’in  dün gece yine bikaç tane bira ile eve gelip “içince rahat uyuyorum “düşüncesi ile tüm kutuları bitirdikten sonra yatağında sızmış olabileceğini düşündürüyor. Her sabah uyanıp yataktan kalkarken karşılaştığım birbirinin kopyası olan manzaralardaki haliyle, gözleri yarı açık uyurken yüzünde beliren o huzursuz, yorgun ifadenin onu çepeçevre sardığını bilerek, bir önce ki akşam yapığımız uzun sohbetin ardından beraberce tuvalete döktüğümüz şaraplar gibi daha kaç tanesinde kendini aramaya devam edeceği düşüyor aklıma&#8230; Yorumsuz kalmaya çalışan zihnime eşlik etmek için öylece duran yüz kaslarımın gerginliğinde kocaman bir boşluk düşlüyorum, anlamsız, manasız, suretsiz, yargısız bir boşluk&#8230;<br />
&#8220;Uyku ölümün kardeşidir !&#8221;diyor ya Rasulallah&#8230; uyanışta ba&#8217;s’in kardeşi olsa gerek&#8230;</p>
<p>Her yeni sabahta yeni bir ba&#8217;s&#8230;</p>
<p>Neredeyse bir haftadır okula gitmiyor olduğumu düşününce gözümün önünde beliri veren analiz dersi  hocasının silületini, o tuhaf  tutumu ve konu anlatımındaki tüme varım yaklaşımına bürünüverince  matematikten büsbütün soğumaya başladığımı anlatıyor bana  ve ben matematikten soğumak istemedikçe bu daha da içinden çıkılmaz bir hal alıyor&#8230;.Neyse ki kimyagerler için fizik  dersine giren Suphi Bey&#8217;in &#8220;Kütle nedir?&#8221; sorusu imdadıma yetişiyor .Derin bir ohh çekerek kendimi hala bu okula bağlayabilecek nedenler bulabildiğime şükrediyorum.</p>
<p>Kalkmalıyım yataktan artık&#8230; Dün gece yağan yağmur hala devam ediyordur sanırım.</p>
<p>Antalya&#8217;da yağmur başladı mı bir sefer, günlerce aynı hızda sürer. Bugün bisikletime atlayıp Düden Şelalesinin denize döküldüğü yerdeki parka gideyim diye geçiriyorum içimden, sonrasını orada düşünürüm.</p>
<p>Hızlıca kalkıveriyorum yataktan, Mehmet tam da tahmin etiğim gibi gözleri yarı açık ve yüzünde hayat onu çok yıpratıyormus gibi bir ifade ile hala uyuyor. Banyoya doğru yürüyüp yüzümü yıkamak için lavabonun önüne geçtiğimde sakallı halime bi türlü alışamamama rağmen neden sakallarımı kesmediğimi düşünürken aklıma <em>Amak-ı Hayal</em>&#8216;deki <em>Aynalı Baba</em> geliyor birden&#8230; Aynalı Baba’nın elbisesindeki aynalarda yansıyan ayrı ayrı an’lar gibi bir sürü ayna ve onlarda yansıyanları kolaylıkla bulabileceğim bir yer düşlüyorum iki elimi de sakallarımın üzerinde tuhaf bir şaşkınlıkla gezdirirken ve “İşte !” diyorum.</p>
<p>“ Düden&#8217;den sonra hava kararırken eski otogarın arkasındaki mezarlığa giderim ve bu gece orada ararım nasibimdeki tefekkürü&#8230;”</p>
<p>Yağmur hafif çiseliyor. Emektar bisikletime atlamadan önce mp3 player&#8217;ımda bu aralar beni dinlerken çok keyiflendiren ve aynı zamanda bol bol düşünmemi sağlayan &#8220;<em>Requiem For A Dream</em> &#8221; filminin soundtrackini bulup repeat tusuna basarak düşüyorum yollara&#8230;</p>
<p>Mozart&#8217;ın Requiem&#8217;inin cover&#8217;ı olan bu soundtrack&#8217;i, <strong><em>Mozart</em></strong>&#8216;ın <em>Requiem</em>’i ölümüne çok az bi süre kala &#8220;<em>Ölümün tadını dudaklarımda hissediyorum</em>.&#8221; diyerek bestelediğini düşünerek ve her bir notada bu tadı almaya çalışarak dinlerken çeviriyorum pedalları&#8230;</p>
<p>Pedallar&#8230; Varoluş gayeleri dönüp durmak kendi etraflarında&#8230; Üzerlerine kuvvet uygulandığında&#8230; Ancak ne gariptir ki baskı ile oluşan  bu dönüş ait oldukları vucudu (bisikleti) bir noktadan diğerine taşıyan yegane itici kuvvet bir yandan da&#8230;</p>
<p>Zaman zaman kendi düşüncelerim etrafında dönüp duruyormusum gibi düşünsemde sanırım her tefekkür beni bir noktadan diğerine taşıyan bir kısayol aslında.</p>
<p>Evden Yat Limanı&#8217;na bağlanan trafiğe kapalı yola vardım bile &#8230;. İnsanlar gündelik hayatlarını yaratmakla meşgul baktığım her noktada tıpkı benim gibi , kendi telaşlarında ait oldukları manayı evrene oluş olarak yansıtmanın peşinde  koşturup duruyorlar. Yokuş aşağı gittiğim için biraz hızlanıyorum,her taraf yaya dolu.” Biraz yavaşlamalıyım yoksa birilerine istemeden de çarpma ihtimalim oldukça yüksek dememe kalmadan benim gibi bisikletli bir çocukla çarpışıyoruz. Düşer gibi sendelese de toparlıyor kendini hızla, bi elinde üzüm torbası, üzümlere bişey olmasın diye olağanüstü bir gayret sergileyerek amacına ulaşıyor&#8230;</p>
<p>&#8220;Abi naptın !&#8221; diyor bir hışımla &#8230;</p>
<p>&#8220;Yahu az dikkat etsene,kaç kere zil çaldım ama kulaklarını kapatmışsın duymuyosun ki !&#8230;&#8221; diyor koca bir adam edasıyla.</p>
<p>Ben de gülümseyerek, &#8220;Afedersin usta !&#8221; diyorum &#8230;</p>
<p>&#8220;Üzümlere zeval gelmedi ya ?&#8221;</p>
<p>&#8220;&#8230;Zeval de ne demek ?&#8221; dermiş gibi bakarken bana ,&#8221;Usta&#8221; diye seslenişimden değişik bir keyif aldığını fark ediyorum &#8230;Torbasını gösterip ,”Üzümler sağlam ,artık senin ellerin ve gözlerin olmak için pek de bi engelleri kalmadı heralde !!” diyerek gülümsüyorum.Sonra göz ucuyla bizim ustayı süzüp onda da bi sıkıntı olmadığını görünce, sağ elimi kalbimin üzerine koyup boyun keserek şaşkın bakışlarının durumu kendine tarif edecek kelimeler bulamayışının sessizliğinde , gözlerini büyük büyük bana bakarken ,”Selametle Usta !” diye bölüyorum an içinde zihninin bürünüverdiği halleri ve  yükleniyorum pedallara&#8230;</p>
<p>Rüzgarı hissedebilmek için ana caddeye çıkana kadar sabretmeliyim. Vitesi yavaş yavaş büyüterek var gücümle yükleniyorum pedallara ve işte ana caddedeyim artık &#8230;Rüzgar ve bedenimin aşkına şahit olmak,nede güzel okşuyor rahmetiyle hakkın varığımı&#8230;BU histe kaybolana kadar durmaksızın ceviriyorum pedalları&#8230;</p>
<p>Düden şelalesinin denize döküldüğü bu alan ayrı bir mana taşıyor benim için.Tonlarca su hızla düşüyor yüksekçe bir yerden ve bu düşüşün sonunda az önce çay yada ırmak yada dere  adı altında bir vucudun hali ile hallenmiş olduğunu düşünürken  az sonra deniz isimli bir başka vucuda ,yapıya ba&#8217;s oluyor&#8230;uyanıyor suyun kendini arayan yüzü&#8230;. Su hala aynı su ama akış yerini dinginliğe bırakıyor deniz adı ile anlatılır olduğunda&#8230;</p>
<p>İbrahim a.s.&#8217;ın yönelişi geliyor aklıma ve Rasulallah&#8217;ın salata yönelirken aynı cümlelerle fısıldadığı&#8230;.</p>
<p>-<em><strong>İnniy veccehtü vechiye lilleziy fetaresSemavati vel Arda Haniyfen ve ma ene minel müşrikiyn</strong></em></p>
<p>-“Muhakkak ki ben vechiymi (varlığımı), haniyf (Yani, göklerde ya da yerde “tapınılacak bir tanrı olmadığı” bilinci içinde!. Putları, tanrıları kabul edemeyecek bir idrâka ermiş olarak! Tüm varlığı, tüm evreni, tüm sistemi, tüm düzeni dilediği gibi ve hükmü her an geçerli bir şekilde var eden sınırsız ilmi ve gücü idrâk ettiğim için, ötede tapınılacak bir tanrı olmadığı bilincinde olarak!.)olarak, Semavat ve Arz’ın Fatırına tevcih ettim (teslim oldum)&#8230; Ve ben müşriklerden değilim (varlık kalmadı bende)”. (En’am/79)</p>
<p>Salat&#8217;ta bir uyanış aslında &#8230;Uyanmanın esas olduğunu görenlere uykunun ve uyuklamanın asla var olmadığını anlatan bir uyanış&#8230;(<em>Ayetel Kürsi : Allahu lâ ilâhe illâ hu, elhayyul kayyum, lâ te’huzûhu sinetün velâ nevm, lehu mâ fiys semâvâti ve mâ fiylard:ALLAH ki, Tanrı yoktur ancak O vardır, diridir ve kendi kendine kâimdir; ne uyuklaması ne de uyuması sözkonusudur; yerde ve göklerde ne varsa O’nun içindir</em>)&#8230;Hayat adı altında söylenenlerin uyuttuğu ninnilerden uyanış&#8230;Kendi hakikatine doğru uzanan bir uyanış&#8230;<br />
Gözümün nuru salat..üç ayrı boyutta seyrin anda bulunuşu ile uyanışı açıyor salat bana düşünürken kendi diliyle&#8230;Kıyam ,ruku ve secde&#8230;<br />
Kıyamda oldugu gerçeğine uyananlar biliyorlarki bir mevcut var ve bu mevcut her an yeni bir şende &#8230;o her an yeni bir şende olan mevcudun kendileri olduğunu görüyorlar&#8230;.Tüm halleri ve algıları ile&#8230;</p>
<p>Rüku&#8217;ya varanlar sabahları pencerelerinde kedileri olarak dillenen mevcudun hakikatinin bir sürü farklı nitelik olduğuna uyanıyorlar..Sıfat adı ile işaret edilen bir sürü özellik zaman adı altında farklı koşullarda çeşitli suretlere bürünerek kendilerini ifade ediyorken, bu ortaya çıkışı hep kendisi sanan kıyam hali ile hallenen,kıyam esnasında kendisine açılan Muhammedi hakikat ile kavrıyor ki kendi hakikati,kendim dediğinin dahi müdahil olamadığı ve ancak onlar kadar bir kendiliği olabilen  bir sıfatlar bütünü&#8230;</p>
<p>Rüku&#8217;ya yönelenler ,rükuya uyananlar görüyorlar ki Esma&#8217;ül Hüsna kendi hakikatleri&#8230;<br />
Bir bardak sıcak çay elimde bankın üzerine oturmuş hafif çiseleyen yağmurda ,gözlerimde bağııra çağıra yükseklerden, deniz olma sevdası ile koşar adım kendini boşluğa bırakan  bu su senfonisini izliyorum&#8230;<br />
Secde , kendi hakikatlerinin boyutsal derinliğinin esma-i ilahi oldugunu kavrayanların o esmalar adı ile varoluşta dillenenin zatına bırakmaları kendilerini&#8230;Zat&#8217;tan gayrısını men eden Allah ismi nuru ile atıyorlar kendilerini yeryüzünde bulundukları tepelerden aşağıya Allahu Ekber nidalarıyla&#8230;Kıyamda kendini vücut olarak bulanlar tıpkı Düden şelalesinde her an kendi hakikatlerine koşan bu su tanecikleri gibi secdeye, secdedeki zatın hiçliğine atıyorlar oluşlarını&#8230;ve bir kelime var dillerinde bu düşüşte Subhan-ı Rabbiyel A&#8217;la&#8230;(Esmâ&#8217;sıyla hakikatin olan Rabbinin âlâ oluşunu derûnundan yaşa) ! AH<br />
&#8220;Requiem for a dream&#8221; hala çalıyor kulaklarımda&#8230;bıkamıyorum bi türlü&#8230;Yağmur şiddetini arttırmaya başlayınca artık kalkmam gerektiğini anlıyorum.Gidecek çok yol var ve ben bu yolları bisikletimle aşmalıyım&#8230;Yağmur giderek hızlanıyor &#8230;pedalları çevirdikçe yüzüme yüzüme çarpan su zerreleri saçlarımı çoktan sırılsıklam etti bile&#8230;Gülümsüyorum kocaman kocaman&#8230;Şimdiki istikametim mezarlık &#8230;Babannem duysa çok kızar bana.Annemin, hastalığı süresince üstüme o kadar titremesinden sonra benim yağmurun altında böylesi çok kalışımdan  ıslanışımdan haberdar olsa süpürgeyle kovalar beni&#8230;Güzel yüzünü beyaz saçlarını ve bana uzun uzun bakışlarını hatırlıyorum&#8230;</p>
<p>Ve işte mezarlık&#8230;Ağaçlardan başka koruyacak bişey yok yağmurdan beni&#8230;Çok da önemli değil ki ,ölümün tadını notalarda bulamayan bir kaçığın toprakla bütünleşme çabası olan bu haleti ruhiyede korunacak bişeyler aramanın ne denli mantıksız oldugunu siz düşünün.Hava kararıyor hızla ,yağmur da arttırıyor hızını ve ben mezarlık bekçileriningörüpte rahatsız edemeyecekleri bir noktada gözüme kestirdiğim iki kabrin arasındaki o daracak boşluğa çamurun ortasına uzanıyorum&#8230;Adeta ne kadar zaman sonra olacağını bilemediğim ama geleceğini çok iyi bildiğim o sonsuz uzanışın bir provası gibi&#8230;Ürperiyorum önce karanlıktan, dahası karanlığa yüklediğim anlamdan&#8230;Karanlığın potansiyel olarak örttüğü ancak kendisinde var olabilecek tüm oluşlardan&#8230;</p>
<p>Toprağın üzerinden akan suların yavaş yavaş sweatshirtümü ele geçirdiklerini  hissediyorum artık.Korku hissime yöneliyorum bilincimdeki ve beynimde korteks adı ile işaret edilen yapının görevini büyük bir titizlikle yaptığına tanık olmakta olduğumu söylüyorum kendime.Korteksin kontrolündeki kollektif bilinçaltı öğelerimin fısıldayışlarında karanlık yine suretsizlikten korkuya bürünüyor ,olan yalnızca bu.</p>
<p>Suretsizliğe odaklanmaya çalıştıkça içimdeki ürperti kalp atışlarımı duyabilecğim kadar yakınlaşıyor sanki&#8230;Suretsizliğe odaklanmak neden bu kadar da zor ki&#8230;Düşünürken farkediyorum ki odaklanmaya çalışan yanımda oluşun özgürlüğüne bir müdaheleden ibaret yalnızca. Meryem suresi düşüyor gönlüme bir an, Hz Zekeriya’ya müjdelenen Hz. Yahya ‘nın geleceğinin alameti Zekeriya peygamberin üç günlük susma orucunun değil miydi?</p>
<p>Kur’an Hz. Yahya’yı Meryem sueresinde söyle anlat mıyor muydu?</p>
<p><span style="color: #ff0000;">Meryem 10-)</span> ( <em><strong>Zekeriyya</strong></em> ) dedi ki: &#8220;<em>Rabbim! Bana bir alâmet ver&#8230;&#8221; Dedi ki: &#8220;Senin işaretin, sorunun olmadığı hâlde, insanlarla üç gece süresince konuşmamandır.</em>&#8221;</p>
<p><span style="color: #ff0000;">Meryem 12-)</span> <em>&#8220;Ey Yahya!.. Hakikat Bilgisine sımsıkı sarıl!&#8221; ( <strong>Yahya&#8217;ya</strong> ) olayların oluş nedenlerini, sistemi OKUma özelliğini verdiğimizde, daha çocuktu!</em></p>
<p><span style="color: #ff0000;">Meryem 13-)</span> <em>Ve ledünnümüzden bir ruhanî hayat ve bir sâfiye (<strong>zekât</strong>) verdik&#8230; Korunma konusunda çok hassastı!</em></p>
<p><span style="color: #ff0000;">Meryem 14-)</span> <em>Ana-babasına iyi davranırdı, zorba ve âsi değildi.</em></p>
<p><span style="color: #ff0000;">Meryem 15-)</span> <em>Dünyaya geldiği, ölümü tattığı ve ölümsüz olarak bâ&#8217;s olduğunda, <strong><span style="text-decoration: underline;">Selâm üzerindeydi</span><span style="text-decoration: underline;">.</span></strong></em></p>
<p>Keza Hz  Meryem’e müjdelenen Hz.İsa da benzer durum sözkonusuydu. Hz. Meryemin susma orucu yaşaması sonrası Hz. İsa beşikte iken konuşmamış mıydı ?</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><em>Meryem 26-)</em><em> </em></span><em>&#8220;Artık ye, iç, gözün aydın olsun! Eğer beşerden birini görürsen; &#8216;Ben Rahman için bir oruç adadım; artık bugün kimseyle konuşmayacağım&#8217; de!&#8221;</em></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><em>Meryem 29-)</em></span><em> </em><em>Meryem oruçlu olduğundan konuşmayıp, çocuğu işaret etti </em><em>(<strong>ona sorun gibisinden</strong>)</em><em>&#8230; &#8220;Kundaktaki bebekle ne konuşabiliriz ki!&#8221; dediler.</em></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><em>Meryem 30-)</em></span><em> (<strong>Bebek İsa</strong>)</em><em> konuştu: &#8220;Kesinlikle Ben Allah kuluyum; bana Bilgi </em><em>(Kitap)</em><em> verdi ve beni Nebi olarak meydana getirdi.&#8221;</em></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><em>Meryem 31-)</em></span><em> </em><em>&#8220;Nerede olursam olayım beni bereketli kıldı&#8230; Salâtı </em><em>(<strong>sürekli Rabbime yönelik yaşamayı</strong>)</em><em> ve sâfiyeyi hükmetti, Hayy olduğum sürece!&#8221;</em></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><em>Mertyem 32-)</em></span><em> </em><em>&#8220;Anneme hayırlı kıldı; zorba mahrum kılmadı!&#8221;</em></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><em>Meryem 33-)</em></span><em> </em><em>&#8220;Dünyaya geldiğimde, ölümü tattığımda ve ölümsüz olarak bâ&#8217;s olduğumda</em><em>, <strong>Es Selâm</strong> </em><em>üzerimdedir.&#8221;</em></p>
<p>Suretsizliğ hakkını vererek susma halini yaşamak Hz Yahya gibi Hz İsa gibi Selam üzerine olmayı açıyordu.Ve susmak öylece mezara yatıp ,bir köşeye çekilip kımıldamamak değildi ..Azıcık açılmıstı sanki susmak suretler aleminde kuşanabilmekti suretsizliği…<em>Baktığında suretten once sirete yönelebilmekti(A.H)</em>…</p>
<p>Sanal mezarımı yalnız bırakmaya karar vererek yerden kalktığımda sırtım sırılsıklam olmuş ve üstüm başım çamura bulanmıştı ve son bir uyanışla anladım ki sanal mezarlar yalnızca çamura buluyordu bedeni ama mağfiret yalnızca ,algıyı yaşarken o algının kaydında olmamaktan geçiyordu.Beden Allah’ın hükmü üzere sonsuza dek varlığını sürdürecekti …Susmanın,suretsizliğin hakkı bu bedende verilecekti ,bu bedende ama şuur boyutunda…Aynı tek an’da …</p>
<p>Tir tir titrerken bisikletimin selesine oturmaktan vazgeçiyorum ve yol arkadaşım olan bedenimi oradan oraya taşıyan bu demirden (kan’da da demir var ve o da bir taşıyıcıdır !!!)  yapının ellerinden tutup  eve doğru yürürken bir gülümseme beliriveriyor dudaklarıma …</p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #000080;"><em><strong>Özgür Durmaz</strong></em><br />
<strong><em>keepingthefaith77@gmail.com</em></strong></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sufizm.gen.tr/ozgur-durmaz-tefekkur/uyanis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Üç Ayna</title>
		<link>http://www.sufizm.gen.tr/ozgur-durmaz-tefekkur/uc-ayna/</link>
		<comments>http://www.sufizm.gen.tr/ozgur-durmaz-tefekkur/uc-ayna/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Sep 2009 20:29:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Özgür Durmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Allahuekber]]></category>
		<category><![CDATA[Elhamdulillah]]></category>
		<category><![CDATA[Subhanallah]]></category>
		<category><![CDATA[tefekkür]]></category>
		<category><![CDATA[Üç Ayna]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sufizm.gen.tr/?p=994</guid>
		<description><![CDATA[Annemin rahatsızlığının yedinci yılı ve ben neredeyse on yedimi bitirmek üzereyim. Ne kadar da çabuk akıverdi zaman ve bu süreç ne de çabuk taşıdı beni yedi tepeli şehrimin çok çok uzaklarına Antalya’ya&#8230;Hiç tanımadığım bu şehre geliş amacım üç dört gün önce gelen sınav sonuc belgesi ile bundan böyle kimya öğreneceğimin ama bunu uzaklarda yapmak zorunda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.tasavvuf.gen.tr/ozgur-durmaz.jpg" alt="" width="81" height="111" />Annemin rahatsızlığının yedinci yılı ve ben neredeyse on yedimi bitirmek üzereyim. Ne kadar da çabuk akıverdi zaman ve bu süreç ne de çabuk taşıdı beni yedi tepeli şehrimin çok çok uzaklarına Antalya’ya&#8230;Hiç tanımadığım bu şehre geliş amacım üç dört gün önce gelen sınav sonuc belgesi ile bundan böyle kimya öğreneceğimin ama bunu  uzaklarda yapmak zorunda olduğumun haberini taşıdı bana levhi mahfuzumdan&#8230;</p>
<p><span id="more-994"></span></p>
<p>Küçük bir ev bir apart daire ve beş öğrenci öğrenmek için yeni yaşamlarına merhaba diyorlar&#8230;.Öğrenmek&#8230;.Kimya, tıp, muhasebe, biyoloji&#8230;Görünen hali ile sorgulamadan bakıldığında amaçlarımız bunlardan ibaretti&#8230;.Durduğumuz noktada tıpkı beşeriyetin algılama sınırları içerisinde kendini beden kabulu ekseninde yaşamakta olanların zihinlerinde akan düşünceler gibi düşüncelerimiz ,planlarımız ve duyu organlarımız ile algıladıklarımız cinsinden yayılıyordu evrene&#8230;.</p>
<p>Bu kaçıncı gece oldu  artık sayamaz oldum ama aynı caddelerde sokaklarda karanlığın içinde yüzüme yüzüme vuran, tokatlayan, okşayan yağmur tanelerinin altında adımlarımın beni taşıyacağı yerleri bilemeden, göremeden yürümeyi sever oldum&#8230;.Her nedense yasamım olarak bana yansıyanları cok sevsem de bir türlü ikna olamıyorum gerçeğimin uzak bir şehirde aile özlemi, ders kitapları ve beşeri güdüler ile şekillenişini&#8230;.Kimim ben ,neden? Gibi soruların tatlı tatlı üzerime üşüşüvermeleri sonrasında aynı bilinmezliğe yuvarlanıp, yuvarlandıkca bu bilinmezi tanımaya çalışmayı iyiden iyiye sevmeye başladım&#8230;Ben bir erkeğim herşeyden önce ,sıkı kurmalıyım hayatın içinde ayaklarımı yere sağlam basmalı ve kendim dışında taşıyabilmeliyim ihtiyacı olanları&#8230;Kimyager olacağım &#8230;Bilimsel bir vizyonla gördüklerimin ardına geçip maddenin hallerinde tasarruf edeceğim ilmimle&#8230;Anneme yıllardır süren rahatsızlığının yarattığı sıkıntılara bir nebze olsun su serpebilmek adına diplomamı hediye edeceğim&#8230;Hem komadan  ilk uyandığında ilk  fısıldadığı şey okullar açılmak üzeredir çocukların ihtiyaçlarını aldınız mı olmuştu&#8230;.Okumamı istedi annem hep &#8230;Bende iyi okumalıyım&#8230;Diplomamla da bunu ispatlayarak onu mutlu etmeliyim&#8230;.</p>
<p>Yok, yok hiçbiri olmadığımı içimden sürekli fısıldayan bu sesin çekiciliğinde tatlı bir serseriyim şimdi&#8230;Ne olmadığımı görüyorum zaman adı altında sıralanan bakış açıları bütününün sürekliliğinde&#8230;.</p>
<p>Yatsı sonrası babannemin öğrettiği üzere Rasulallah gibi parmaklarımı kullanarak tesbihe başlamadan önce Ayet&#8217;el Kürsi okuduktan hemen sonra aklıma takılıveriyor&#8230;Ve bu düşünce takılı vermenin ötesinde dakikalar içinde ciddi bir takıntı haline geliyor&#8230;.</p>
<p><img class="aligncenter" src="http://www.aktuelbakis.org/files.php?file=AynaBileBakmazYuzune01_881920840.jpg" alt="" width="363" height="235" /></p>
<p><em><span style="color: #ff0000;"><strong>Subhanallah&#8230;..</strong></span></em></p>
<p>Bu tesbih&#8230;. “ Allah’ı tenzih ederim”  demek demişti bir büyüğüm&#8230;” Tenzih “&#8230;Oldum olası Tanrı kelimesini sevmemiştim hiç ama tenzih tanrı kokuyor gibiydi hep ve ben Subhanallah derken hep boş gözlerle etrafa bakınırdım</p>
<p>camilerde, evde, odamda&#8230;Dilim Subhanallah derdi de aklım ve gönlüm eşlik edemezdi hiç&#8230;Ötede bir tanrının ne kadar mübarek olduğunu ona anlatmak için Subhanallah demeyi&#8230;.</p>
<p>Subhanallah</p>
<p>Allah bir tanrı değil düşüncesi hep kendimi bulduğum aklımın gönlümün rahat bir nefes aldığı bir düşünce olmuştu ve bu eksende bir Subhanallah fikri nasıl olabilirdi ki?</p>
<p>O Ahadüs Samed idi&#8230;.bu cümle O&#8217;ndan gayrısı gibi bir yaklaşımı o kadar net bişekilde silip atıyordu ki&#8230;.Subhanallah&#8230;.kendisinden gayrı olmayan Sübhandır&#8230;.Kendisinden gayrı olmayan tenzih eder&#8230;Kendisini&#8230;.Allah&#8230;</p>
<p>Birden aklıma geliveren şey bedenim oldu&#8230;Bedenim ve onda olup bitenleri en doğru kim değerlendirebilirdi&#8230;ben tabiki&#8230;ben yani beynim mi?Bu daha da da karmaşıklaşan bir yapıya bürünmeden cevaplar bulmalıyım sorularıma&#8230;</p>
<p>Hep inandığım bir gerçek vardır bir insan olayların ne kadar içinde ve üstündeyse o kadar sorumludur&#8230;.</p>
<p>Kendimde olayların içinde ve üstünde olan yapı ne?&#8230;.</p>
<p>Subhandır Allah ve bunu ancak kendisi bilebilir tıpkı benim bedenimi bilişim gibi&#8230;</p>
<p>Peki o zaman Kur&#8217;an neden Subhanallah olgusunu zihinlerimize taşıyor, neden Rasulallah bu tesbihatı her namazdan sonra okumayı tavsiye ediyor?</p>
<p>Bir sürü kavram sıralanıyor önümde&#8230;.Rasul&#8230;Namaz(salat)&#8230;Tesbih&#8230;Zikir&#8230;Kur&#8217;an&#8230;.</p>
<p>Hiçbir şekilde dolaylı yollara sapmadan düz mantıkla baktığımda içimden bi ses aklıma O&#8217;ndan gayrı muhal ise O adı her ne olursa olsun nasıl algılanırsa algılansın her oluşta,durumda,algıda,algılananda,algılayanda O olmaya devam eder&#8230;cümlesini fısıldıyor.</p>
<p>O, şeyin kendisi olarak eşyayı kuşatır &#8230;Ve birden esmaları geliyor Allah&#8217;ın aklıma&#8230;ve biri de Muhit değil miydi?</p>
<p>Subhanallah&#8230;.</p>
<p>Herşeyin kendisi olarak kendini bilense kendisini tenzihi de kendisini o şey cinsinden seyrini tenzih olabilir  mi?</p>
<p>Yani kendisini seyrettiği ve bildiği algı ile kayıt altında olmadığının kendisince bilinişi&#8230;.</p>
<p>Benden Subhanallah diye tesbihi Rasulallah&#8217;ın dilinden isteyen o ise bende kendini tenzih eden o &#8230;Benim algımla benim nefesimle benim yürüyüşümle benim yaşamımla tanımlanan her ne ise hem O hem de O&#8217;nunla kayıtlanmaktan münezzeh&#8230;.</p>
<p>&#8230;Bu noktada uluhiyyet ve zat kelimelerini iyi tefekkür etmeliyim diyorum kendime&#8230;.</p>
<p>ve bir de Kelime-i Şehadeti&#8230;</p>
<p>Peki algılananla ifade edilmekten münezzeh olan, zaman adı ile işaret edilen bir biçimde algılarımızda her an yeni bir şen&#8217;de olarak yeni oluşlarda da kendini seyretmiyor mu?</p>
<p>Yalnızca insanda mı böyle? Evren dalgalardan ve dalgalar dahi stringlerden olusuyorsa sürekli devinen bu titreşimler yeni yeni manalara suret giydirecek olan algılama araçlarının kendi boyutlarındaki şimdi&#8217;lerini ve gerçeklerini yaratmıyor mu?</p>
<p>Subhan olan kendini Subhan aynasında tenzihle yani kayıt altına alınamayışı ile seyrediyor diyebiliriz sanırım&#8230;.Her alemde diye bir ses fısıldasa da içimden anlıyorum ki bi sürü ayrı ayrı tek görmeye ve algılamaya devam ederken zihnim bunun ekseninde cümlelerle tefekkürüme müdahele etse de kendini bilenin kendi som tekilliğinden gayrısı yok diye son noktayı koyuyorum&#8230;</p>
<p>Bunca düşünce içinde tesbihi bi kenara koymus sırtımı da caminin iç duvarına yaslamıs haldeyken buluveriyorum kendimi birden ve duayı çoktan bitirmiş  cemaat dağılırken bir dedenin &#8216;Selamun Aleykum&#8217; diyerek önümden geçişi ile tesbihe uzanıp fısıldıyorum&#8230;.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Elhamdulillah&#8230;.</strong></span></p>
<p>&#8220;Tesekür ederim&#8221; demektir Allah&#8217;ın verdiği nimetlere&#8230;cümlesi otomatik olarak dökülüyor zihnime veri tabanımın biçırpıda haykırışı ile&#8230;</p>
<p>Koca bir gülümseme dudaklarımda &#8220;amma da seviyormuşum kendimi yahu&#8221; diye geçiriyorum aklımdan nimeti görebilecek kadar sağduyulu ve teşekkür edecek kadar da naziğim ya tutmayın beni&#8230;.Subhan olan Allah kendini seyretmeyi dilemesi ile dehr adı ile işaret edilen o tek anda bu seyri yaşadıysa bu seyrin sınırsızlığını ve sonsuzluğunu  doğru anlatabilmek için boyutlara ihtiyacımız var&#8230;Yani ben şimdi şu camiin kapısından dışarı baktığım o ilk anda (tek karelik bir resimde) iç içe binlerce milyonlarca ayrıntıyı alır gözbebeğim vasıtası ile bilinçaltım ama bilincim her ayrıntıya tek tek ayrı ayrı odaklanarak  o ayrıntıları  tanımlayabilir.</p>
<p>Uzun yıllar sonra ben otuzlu yaslarıma geldiğimde bir yazısında &#8220;Çok boyutlu tek kare resim&#8221; şeklinde enfes bir anlatımla kendi hakikatini dillendirecek olanın bu anlatımınıda düşüncelerimin merkezine yerleştirebilirsem&#8230;hah şimdi şöyle oldu sanki&#8230;.Subhan olusu ,çok boyutlu tek kare resmin ayrı ayrı boyutlarında kendini seyrinde kendinin o boyutla kayıtlanamayacağını bilişi&#8230;.</p>
<p>Elhamdülillah ise o boyutların her birinde var olan düzenin ve o düzenin içindeki yapıların yani çokluğun yani kesretin o boyuttaki mutlak tek&#8217;in açılımı olduğunun bilgisinin ve değerlendirmesinin yalnızca Allah tarafından mümkün olduğunu anlatıyor olmasın&#8230;Yani kesretteki ,çokluktaki her ayrıntı som olan mutlak tek&#8217;in kendini bilişiyle hakikati olan teki değerlendirebilir&#8230;şöyle ki çokluğu oluşturan her şey toplamda bir amaca hizmet ediyorsa o amacı var eden o çokluğun çokluk olarak var olusunun manasını değerlendirir çünkü yalnızca o amacı dileyen amacı var eden araçları da seyreder&#8230;</p>
<p>Basit bir örnekle &#8230;Bu camiye gelirken bisikletime atlayıp şarampol caddesinden Kaleiçine inen o yokuş boyunca pek çok manevra yaptım, hızım bir attı bir azaldı etraftaki insanların yürüyüş hızlarına göre&#8230;Ve camiye vardığımda bisikletimi kilitleyip abdest aldım&#8230;Bu sürecin en başında tüm bu süreci yaşamayı dileyerek namaza durmayı istedim ve süreç yaşanmadan önce, yaşanırken ve sonrasında hep o sürecin hakikatini en doğru şekilde bilen ben oldum çünkü zamanı o süreç olarak yaşamayı istedim&#8230;</p>
<p>Allah her alemi seyrinde alemlerin aktığı mutlak manayı değerlendiren tektir&#8230;Ve salat sanırım bu alem içre alemlerde o alemleri seyri değerlendiren o tekin şuuruna yöneliştir belkide &#8230;. Elhamdülillah&#8230;.</p>
<p>Bu küçük cami her nedense kendimi çok güvende hissetmemi sağlıyor&#8230;Sanki bu camide düşünmek beni gerçeğe tasıyor&#8230;.</p>
<p>Camiler cami diye adlandırılmadan evvel Rasulallah döneminde mescit derlermiş&#8230;Mescit &#8230;secde edien yer&#8230;.bu cami benim mescidim&#8230;benim mescidim bu camide kendini güvende hisseden şuurum&#8230;</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Allahuekber&#8230;.</strong></span></p>
<p>Son otuzüç tesbih tanesini de hızla parmaklarımda hissedip duruyorum&#8230;Allahuekber&#8230;aynı düşünme metodu ile yürürsem bu yolu sanırım bir yerlere varabileceğim&#8230;Ben yaşamım içindeki bir süreci çekip çıkardığımda bilirim ki bu süreçteki her ayrıntıda ben ben olarak varım ve yine bilirim ki ben bu sürecin tümünü kapsayan ve bu süreci değerlendirebilecek tek mutlak şuurum o süreci yaşayan olarak&#8230;.ama başta da dediğim gibi bu süreç benim yaşamımdan bir kesit yalnızca ve bu kesit benim hayatımın bir bölümü de olsa tamamı da olsa bende evrende akan döngüde hayatımla bir kesitim yalnızca ve ben kendi  hayatımdan ibaret yaşanmışlık deneyimim ve şuurumla asla hayatı yada yasamı yada tüm boyutları ile evreni kuşatamam ki&#8230;bu evreni kuşatan o evrenin şuurudur..ve diğer evrenleri kuşatan diğer boyutsal şuurlar ve en sonunda kendini bu evrenlerde seyreden o tek şuur&#8230;O tek şuuru yani uluhiyyeti seyreylediği aynanın yapıtaşları ile anlayabilmek mümkün değildir ki&#8230;Tıpkı denizde yüzen bir balığın kendini kuşatan suyun ötesindeki dünyayı  ve o dünyayı kuşatan atmosferi ve o atmosferde dahil dünyayı içine alan güneş sistemini ve dahasını bir balığa ait ilimle balıklık için gereken bilgi ile bilemeyecek olusu gibi&#8230;</p>
<p>Allahuekber&#8230;.Allah&#8217;ın kulda tecelli ettiğini bilip kulun ilminin Allah&#8217;ı asla kuşatamayacağının anlatımı sanırım&#8230;</p>
<p>Mutlak tek olan Allah kendini seyretmeyi diledi ve ol hükmü ile dehr olarak bu seyr gerçekleşti&#8230;bu seyrin şuuru asla bu seyrin uluhiyyetini kapsayamaz&#8230;Allah “ ekber” ‘dir&#8230;ilmi seyredilenin ilmi ile kuşatılamaz&#8230;.</p>
<p>Cami kapısını örten kalın deri örtüyü kaldırdığımda ilk gördüğüm şey musalla taşı oldu ve gayb sözcüğünü simgeleyen bilinmezliği düşündüm.</p>
<p>Musalla tası aynası oldu gaybın gözümde ve üç aynada seyrettiğimi düşündüm kendimce Allah&#8217;ı&#8230;</p>
<p>Üç aynada yansımıştı bir namazın sonunda&#8230;</p>
<p>Sübhanallah,Elhamdülillah ve Allahuekber&#8230;.</p>
<p style="text-align: right;"><strong><em><span style="color: #003366;">Özgür Durmaz<br />
keepingthefaith77@gmail.com</span></em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sufizm.gen.tr/ozgur-durmaz-tefekkur/uc-ayna/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

